Fenerbahçe Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi olur mu?

Geçtiğimiz Pazar günü Fenerbahçe Spor Kulübünün çok konuşulan ve tartışmalı geçen mali kongresi yapıldı. Tartışılan konulardan biri de Fenerbahçe Üniversitesi’nin bir gruba cüz’î sayılabilecek bir bedelle kiralanması idi. Bu durumu kabul edilemez bulan başkan Aziz Yıldırım konuşmasında kiralayanları eleştirdi.

Sosyal medyada ve basında çıkan haberlere göre kulup başkanı Aziz Yıldırım, kendisine niçin üniversite kurmak istediğini soran Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Camia istiyor, ben istemiyorum. Karşı tarafların okulu var, şusu var, busu var; bizim niye yok meselesi.” diye cevap vermiş.

Acaba başkanın ileri sürdüğü gerekçe bir üniversite kurmak için yeterli bir sebep midir? Daha da önemli soru karşı tarafın gerçekten bir üniversitesi var mı?

Her iki soruya verilecek cevap “hayır”dır. Her ne kadar kötü komşu ev sahibi yapar, diye bir sözümüz olsa da burada mesele ev veya futbol dünyası için düşündüğümüzde iyi futbolcu satın almaya benzemez. Biri alınır-satılır, üniversite ise kurulur ve yaşatılır. Dolayısıyla sadece birinin üniversitesi var, bizim de olsun gerekçesiyle üniversite kurulmaz, kurulmamalıdır. Daha ulvî ve makul bir gerekçesi olmalıdır.

İkinci sorunun cevabına gelecek olursak, Galatasaray Üniversitesi kulubün değildir, devletindir. Yönetiminde ve karar alma mekanizmalarında Galatasaray Kulubünün hiçbir dahli ve sorumluluğu yoktur. Üniversite hocaları ve öğrencilerinin bir kısmı Galatasaray liseli çıkışlı olması ve onların da kulübün doğal üyesi olması dolayısıyla bir ilişki kurulabilir. Ancak bu ilişki sahiplik ilişkisi değildir. Kulup ile üniversite arasında gönül bağı vardır. Ancak bu bağ lise ile kulup arasındaki bağ kadar hiçbir zaman olmadı ve olmayacak gibi görünüyor. Mevcut Fenerbahçe Üniversitesi ise bir vakıf üniversitesidir ve kiralanmadan veya satılmadan önce doğrudan kulüp tarafından atanan yöneticiler tarafından yönetilmekteydi. Her iki üniversitenin yapısı birbirinden mukayese edilemeyecek derecede farklıdır.

Neden olmayacağının bir diğer gerekçesi Galatasaray Kulubünün lise öğrencileri tarafından kurulmuş olması ve kulubün yönetimin liselilerin ağırılıkta olduğu yönetim kurullarının elinde olmasıdır. Fenerbahçe Üniversitesi ise kulüp tarafından kurulmuş olup arkasında böyle homojen bir topluluk veya grup yoktur. Dolayısıyla birinde aidiyet liseden kaynaklanırken diğerinde kulupten kaynaklanır. Bu iki farklı sosyoloji arasında da çok ciddi fark vardır. Dolayısıyla bu durum üniversiteleri de birbirinden çok farklı yapar.

Fenerbahçe Üniversitesi’nin Galatasaray Üniversitesi olamayacağının bir diğer gerekçesi tarihleridir. Galatasaray mektebinin tarihi 1481’e kadar götürülür. Ancak resmen Galatasaray Lisesi dönemin siyasi ve ekonomik iklimi içinde 1868’de kurulur. Amacı devletin ihtiyacı olan bürokratları yetiştirmek, gayrimüslim çocukların müslüman çocuklarla birlikte Fransa eğitim sistemine uygun eğitim vermektir. Mekteb-i Sultanî adıyla kurulan okula bulunduğu yerden dolayısıyla Galata Sarayı Mekteb-i Sultanîsi adı verildi. Liseliler kendilerinden hâlâ Mekteb-i Sultanî öğrencisi olarak bahsederler. Bunu bir imtiyaz vesilesi olarak görürler. Altı sene sonra lisenin uzantısı olarak Dârü’l-Fünûn-ı Sultanî adıyla üniversite kurulur. Ancak 1881’de kapanır, lise devam ederken üniversite devam etmez. 1868’den günümüze kesintisiz devam eden bir eğitim geleneği söz konusudur. Fenerbahçe, bir zaman makinesi icat edip o tarihe gidemeyeceğine göre bu konuda yapacak bir şeyi yoktur. Dolayısıyla Galatarasay Lisesi Devlet üniversitesi olmasının yanı sıra tarihimizin de bir parçasıdır. Fenerbahçe Üniversitesi’nin böyle bir imkanı hiçbir zaman olamayacaktır.

Bir diğer fark Mekteb-i Sultanî mezunları arasında çok sayıda Fenerbahçe taraftarı olması ve Mekteb-i Sultanî’nin sadece Galatasaray kulubü taraftarlararının değil tüm Türkiye’nin lisesi olmasıdır.

Mevcut iki üniversitenin öğrenci alım şartlarına baktığımızda Galatasaray Üniversitesi tüm programlarda Türkiye’nin en başarılı öğrencilerini alırken, birçok programına ilk bine girenler bile giremez iken sınava girip tercihte bulunan herkesin girdiği bir üniversiteyi mukayese etmek her ikisine de büyük haksızlık olur. Ve bu durum hiçbir Fenerbahçelinin gurur duyacağı bir şey olmasa gerektir.

Galatasaray Üniversitesi devlet üniversitesi olduğu için para kazanmak gibi bir derdi yoktur. Oysa Fenerbahçe Üniversitesi her ne kadar vakıf üniversitesi de olsa giderlerini karşılamak zorundadır. Bu da üniversite üzerinde ciddi bir baskı oluşturur. Üniversiteden para kazanmak içinde bulunduğumuz şartları ve diğer vakıf üniversitelerini düşündüğümüzde günümüzde pek mümkün görünmemektedir. Fenerbahçe’nin üniversiteden beklentisi para değil, prestij olmalıdır ve bunu tesis etmek ise uzun yılları alır ve kolay bir şey değildir. Fenerbahçe’nin taraftarlarının sabır eşiğini düşündüğümüzde ise bu bekleyişin çok sancılı geçeceğini tahmin etmemiz hiç de zor değil.

Yazıyı buraya kadar okuduysanız Fenerbahçe’nin hiçbir zaman Galatasaray Üniversitesi gibi bir üniversite kuramayacağını anlamış olmalısınız. Ancak bu durum Fenerbahçe kulübünün iyi bir üniversite kuramayacağı anlamına gelmez.

Nasıl bir üniversite?

Fenerbahçe kulubü önce bölge ülkeleri daha sonra da dünyada saygın bir üniversite kurabilir. Bunu yapabilecek her türlü imkana sahip. Milyonlarca taraftarı olan bir kulübün dünyada parmakla gösterilecek bir üniversite kurması ise güçlü ve ne yaptığını bilen yönetimlerle mümkündür.

Her şeyden önce üniversite Galatasaray Üniversitesi’nin taklidi ve benzeri olmamalı, kendine has ve özgün bir üniversite kurulmalıdır. Fenerbahçe geleneği ve ruhuna uygun olmalıdır. Kanaatimce en uygun model spor bilimleri ağırlıklı bir üniversite olacaktır.

Fenerbahçe Spor Bilimleri Üniversitesi adıyla kurulacak üniversite Fenerbahçe Kulubünün malı olacağı için Fenerbahçe’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş ve beyin gücünü yetiştirmek üzere tasarlanmalıdır. Tam sayıyı bilmiyorum ancak 15 bin üzerinde sporcusu olan bir kulüp, sporcularının ve çalışanların dörtte birini öğrenci olsa çok başarılı bir üniversite örneği olabilir. Sporun muhtelif branşlarıyla ilgilenmek isteyen milyonlarca genç için ayrı bir heyecan kaynağı olacağını da düşünürsek oluşacak havayı tahmin edebiliriz.

Öncelik Fenerbahçe Kulubün ihtiyacı olan sporcu ve sporla ilgili ihtiyaç duyulan alanda her düzeyde nitelikli personel yetiştirmekle başlayan süreç İstanbul’un, bölgenin ve Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gelişecek, birgün dünyaya da hizmet vermeye başlayacaktır. Bundan 50 sene sonra dünyada bilinen meşhur üniversitelerden biri olması sadece Fenerbahçelilerin değil Türkiye’nin de gurur kaynağı olacaktır.

Bir spor bilimleri üniversitesi, sporun yalnızca performans boyutunu değil; sağlık, eğitim, yönetim ve teknoloji boyutlarını da kapsamalıdır. Amatör branşlardaki başarısı ve sporcu kadrosu düşünüldüğünde Fenerbahçe’nin bu ülkede spor üniversitesi kurabilecek birkaç kulüpten biri hatta birincisi olduğu söylenebilir.

Fenerbahçe, böyle bir üniversitenin ihtiyacı olan altyapıyı sağlayacak imkanlara ve güce sahiptir. Havuz, salon, pist, biyomekanik, fizyoloji ve psikoloji laboratuvarları, başta Fenerbahçe olmak üzere uygulama kulüpleri ve yerel spor kulüpleriyle staj protokolleri, uluslararası federasyonlarla (FIFA, FIBA, IOC gibi) sertifika programları düzenleyecek organizasyonları kulüp yapabilecek kapasitedir.

Bu üniversitede şu fakülteler ve programlar olmalıdır.

1. Spor Bilimleri Fakültesi (çekirdek fakülte, öğrenciler özel yetenek sınacı ile alınacak)
• Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği
• Antrenörlük Eğitimi (futbol, basketbol, yüzme, atletizm vb. branş bazlı)
• Spor Yöneticiliği
• Rekreasyon ve Aktif Yaşam
• Engellilerde Spor ve Adaptif Fiziksel Aktivite (Hareket ve Antrenman Bilimleri)
• Hareket ve Antrenman Bilimleri

2. Sağlık Bilimleri ve Sporcu Sağlığı Fakültesi

• Fizyoterapi ve Rehabilitasyon
• Spor Beslenmesi ve Diyetetik
• Ergoterapi
• Acil Yardım ve Afet Yönetimi (sahada ilk müdahale için)

3. Spor Teknolojileri ve Mühendisliği Fakültesi

• Biyomedikal Mühendisliği (giyilebilir sensörler, protezler)
• Spor Teknolojileri ve Giyilebilir Teknolojiler (ekipman, ayakkabı, giysi tasarımı)
• Spor Yazılımı ve Veri Analitiği
• Biyomekanik ve Hareket Analizi

4. Spor Yönetimi, Ekonomi ve İletişim Fakültesi

• Spor Yönetciliği (Kulüp, federasyon vs)
• Spor Hukuku (lisansüstü veya hukuk fakültesiyle ortak)
• Spor Psikolojisi ve Sosyolojisi
• Spor Medyası ve İletişim (Dijital Spor Yayıncılığı ve Prodüksiyonu, Spor Muhabirliği ve Kurumsal İletişim)
• Spor Ekonomisi ve Girişimcilik Bölümü

5. Geleneksel ve Kültürel Sporlar Enstitüsü / Fakültesi

• Geleneksel Türk Sporları (Okçuluk, Güreş, Atlı Cirit vb.)
• Etnospor Tarihi ve Felsefesi,
• Olimpik Tarih ve Kültürel Miras.

Meslek yüksekokulu düzeyi (ön lisans)

• Spor Yönetimi
• Sporcu Beslenmesi ve Spor Masajı
• Fitness ve Kondisyon Eğitmenliği
• Doğa Sporları ve Outdoor Rehberliği
• Hakemlik ve Spor Organizasyonu

Lisansüstü ve araştırma birimleri

• Spor Bilimleri Enstitüsü: Egzersiz fizyolojisi, spor psikolojisi, antrenman bilimi, spor yönetimi alanlarında yüksek lisans ve doktora
• Performans ve Araştırma Merkezi: Laktat testi, VO₂max, hareket analizi, kuvvet ölçümü gibi olanaklarla hem araştırma hem sporculara hizmet
• Sporcu Sağlığı ve Rehabilitasyon Merkezi
• Spor Etiği, Doping ve Kontrolü Birimi
• Spor hukuku (ortak program)

Fakülte ve program sayısı değişebilir, isimler değiştirilebilir, bizim yaptığımızın bir öneri olduğunu söylemeliyim.

Böyle bir üniversiteye Türkiye’nin çok ihtiyacı var. Fenerbahçe böyle bir üniversite kurarsa hem Fenerbahçelilerin hem de tüm Türkiye’nin gurur duyacakları bir üniversite olur.

Kanaatimce böyle bir üniversiteye sahip olan Fenerbahçelilerin aklına Galatasaray Üniversitesi ile rekabet etmek gibi bir düşünce gelmeyecektir.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Taberî tefsiri neden önemlidir?

Taberî’yi özel kılan şey nedir?
Taberi dinî ilimler çalışanlar için neden önemli bir isimdir?
Taberî'nin yetiştiği ortam
Taberî’nin birçok hacimli eser hazırlamasının sebebi
Taberî Tefsirî neden önemli?
Onun tefsirini diğer tefsirlerden ayıran özelliği nedir?
“Bir de tarih kitabı var, Tarikh al-Rusul wa al-Muluk. Bu eser bize nasıl bir dünya sunuyor?
Taberi’nin görüşleri genel olarak kabulü mü yoksa eleştirildi mi?
Tabarî’yi yaşadığı dönemde nasıl karşılıyorlardı?
Bugün Taberi’nin eserleri hâlâ okunuyor mu? Kimler okuyor?
Tefsir okumak isteyen birinin Taberi’den başlaması doğru mudur?
Kimler tefsir okuyabilir? Tefsir okumaya nereden başlamak lazım?
Taberi hakkında yanlış bilinen şeyler var mı?
Bu alana ilgi duyan izleyicilere nereden başlamalarını önerirsiniz?

Öğretilmesi ihmal edilmemesi gereken konular

Çocuklara felsefe ve düşüncenin aktarılması neden önemli?
Bir çocuk kaç yaşında felsefe ile karşılaşmalı?
Çocuklara yönelik yazmak ile yetişkinlere yazmak arasındaki fark
Çocuklar için düşünce yolculukları fikri nasıl doğdu?
Çocuklara mahsus bir dil oluşturulmalı mı?
Felsefe ve düşünceyi çocuklara anlatmayı başarmak için nelere dikkat edilmeli?
Çocuklara felsefe anlatırken en çok zorlanılan konu
Yazar bir hikâye anlatıcısı mıdır, eğitici midir ya da rehber mi?
“Düşündürmek” ile “bilgi vermek” arasındaki denge
Bilgiyi hikâye etmenin zorlukları
Çocuklar en çok hangi düşünmeye ihtiyaç duydukları konular

ismailgulec.net