Yağmur Duası üzerine araştırma yapılmaz mı?

Sosyal medyada birkaç günden beri Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Öznur Özdemir’in TUBİTAK tarafından desteklenen projesi tartışılıyor. Söylenenler, yazılanlar bir tartışmadan daha çok yağmur duası ile bilimsel araştırma kavramlarını bir arada kullanılmasını anlamakta güçlük çekenlerin hakaretlerden oluşuyor. Mesele hükümete muhalefet etmekten başlayıp dine özellikle İslam’a saldırıya ve hakarete kadar uzanıp gidiyor.

Dr. Öznur Özdemir’in yürütücülüğünde hazırlanan projede, Sakarya Üniversitesi’nden Dr. Mahmut Cihat İzgi, Şeyh Edebali Üniversitesi’nden Dr. Enes Ensar Erbay ve Trabzon Üniversitesi’nden Dr. Samet Şenel de yer alıyor. TUBİTAK proje desteklerini, projenin mahiyetine göre numarandırıyor ve projenin önemi ve büyüklüğüne göre bir destek limiti belirliyor. Dr. Özdemir ve arkadaşlarının projesi 2515 - COST Aksiyonu Destekleme Programı kapsamında ve en fazla üç milyon TL desteklenen bir proje olduğunu hatırlattıktan sonra üzerinde fırtınalar kopartılan projeyi sizlere kısaca anlatmaya çalışayım.

2515 - COST Aksiyonu Destekleme Programı

Ülkemizin de kurucuları arasında bulunduğu COST Association’ın açık adı, “Bilim ve Teknolojide Avrupa İşbirliği (European Cooperation in Science and Technology – COST Association)”. Kuruluş amacı ülkeler arasında bilimsel ağ kurmak ve geliştirmek olan COST araştırma desteği veren bir kuruluş değil. Sadece aynı konuda çalışma yapmak isteyen bilimadamlarını bir araya getirmeye ve buluşturmaya çalışıyor. Disiplinler arası çalışmaları teşvik eden COST Association’un yönetim ve başvuru süreçlerini Türkiye’de TUBİTAK yönetiyor. Dolayısıyla COST ile TUBİTAK arasında doğrudan ve zorunlu bir ilişki var. Dolayısıyla proje her iki kurum tarafın onayıyla gerçekleşmiş oluyor.

Kurul üyesi ülkelerin vatandaşı olan bilimadamlarının önerdiği ve kabul edilen aksiyonlara farklı ülkelerden bilimadamları da başvuruyor. Kabul edilen projeler de kurumun resmi sitesinde ilan ediliyor. Araştırmacılar kendi araştırmaları ile uyumlu bir proje bulup müracaat ediyorlar. Askiyon sahiplerinin uygun bulması durumunda projenin bir parçası ve ortağı oluyorlar. Proje, bir yanıyla araştırmacının ülkesinde müstakil bir araştırma iken diğer yanıyla Avrupa ülkelerinde yürütülen büyük projenin bir ayağı oluyor.

Toplu katılımlı dua ve ibadetler

Dr. Özdemir ve arkadaşları tarafından hazırlanan ERC projesi, COST lideri Prof. Anna Dlabacova tarafından yürütülen “Dua Risaleleri: Orta Çağ Sonlarında Aşağı Ülkelerde (Hollanda, Belçika, Lüksemburg) Yerel Dilde Yazılmış Dua Kitaplarının Eko-sistemi, yaklaşık 1380-1550 arası (Pages of Prayer: The Ecosystem of Vernacular Prayer Books in the Late Medieval Low Countries, c. 1380-1550)" başlıklı projenin Türkiye ayağını oluşturuyor. Avrupa Birliği tarafından desteklenen 15-16. asırlarda yazılmış dua kitaplarını ve toplum üzerindeki tesirini araştıran bütçenin projesi 1.5 Milyon Euro. Dr. Özdemir ve arkadaşlarına düşen pay ise 50 bin Euro’nun biraz üzerinde.

Bu PRAYER projesinin kapsamı Orta Çağ’da Aşağı Ülkeler denilen coğrafyada (Hollanda ve yakın çevresi) yerel dillerde (Felemenkçe) yazılmış dua kitaplarının bir dini grup tarafından nasıl yaygınlaştırıldığı ve ağ ilişkileri ile toplum üzerindeki tesirini, modern çağa geçerken üstlendiği bir rol olup olmadığını araştırmak. O dönemlerde en çok okunan kitaplar arasında bulunan dua risalelerinin öncüsü kabul edilen, dini "kilise duvarlarının dışına" çıkarıp "insanların evine ve kalbine" girmesini sağlayan bir köprü”ye dönüştüren Modern dindarlık akımının kurucusu Geert Grote’nin (1340–1384) Hollanda edebiyatının ve maneviyatının en temel taşlarından biri olarak kabul edilen Saat Kitabı (Getijdenboek) başlıklı eserinin 850 el yazması ve 30 ayrı baskısı olduğu düşünüldüğünde tesirinin büyüklüğü anlaşılır. Kitabın bir diğer özelliği okuma yazma oranının hâlâ düşük olduğu 15. asırda, sıradan insanların kendi başlarına dua etmelerine imkan sağlaması ve okuma yazma oranının artmasına katkı sağlamasıdır. Projede ağ filolojisi adı verilen yeni bir yaklaşımla dua kitaplarının tüm yönleri karşılıklı ilişki ve etkileri içinde nicel ağ analizi ve gelişmiş nitel analiz yöntemlerinin birlikte kullanılması ile el yazmaları, basılı kitaplar, metinler, görseller, hattatlar ve müstensihler, sahipler, bağışçılar, okunduğu ve muhafaza edildiği mekanlar, ibadetler ve tüm bu unsurlar arasındaki ilişkileri ortaya çıkarılmaya çalışılacak. En sonunda ise Hollandaca yazılan dua kitaplarının tüm ekosistemi haritalandırılmış olacak. Disiplinler arası çalışma Orta Çağ Tarihçileri ile dinî ilimler uzmanları tarafından yürütülüyor. Çok heyecan verici bu çalışmanın benzeri keşke ülkemizdeki halk arasında çok okunan dua ve salavat kitapları içinde yapılsa demeden duramıyoruz.

Dr. Özdemir ve arkadaşları ise sadece yağmur duaları üzerine odaklanarak konunun toplum ve çevre ilişkisi üzerindeki tesirini araştıracak. Konu Orta Çağ tarihçileri ile Dinî ilimler alanı uzmanları tarafından müşterek yürütülen bir çalışma. Bu açıdan baktığımızda Dr. Özdemir’in projesinde halkbilim, sosyolog ve kelam hatta fıkıh ve hadis alanlarında uzman olmaması bir eksiklik olarak görülebilir. İklim ve coğrafya ilişkisi üzerinde durulacağı için bir coğrafyacı da olabilirdi.

Dr. Özdemir’in Projesi

Tam başlığı “İslam Tarihinde Katılımlı Dua Örneği Olarak Yağmur Dualarının Eko-Teolojik Analizi (VII-XI. Yüzyıllar)” başlıklı projesi yukarıda izah ettiğimiz proje ile ilgili olarak yapılan başvuru sonucu kabul edilmiş uluslararası akademik standartlara haiz disiplinlerarası bir çalışma olduğunu bir kez daha hatırlatayım.

Dr. Özdemir’den öğrendiğime göre projenin hikayesi Prof. Youri Desplenter (Ghent University) ve Dr. Anna Dlabacova’nın (Universiteit Leiden) liderlik ettiği 2023 yılında başlayıp 2029 yılında tamamlanması planlanan ve yukarıda kısaca özetlediğimiz projeye araştırmacı olarak dahil olmasıyla başlıyor. Dr. Özdemir, Dr. Dlabacova ile yapılan bir çevrimiçi toplantıda projenin içeriğini sunar. Dr. Dlabacova projenin Cost aksiyonlarına tam uyumlu olduğunu ve konusunun oldukça ilgi çekici olduğunu belirtir ve Dr. Eleonora Lombardo (Università degli Studi di Padova) ve Ms. Marlene Schilling’in (University of Oxford) liderlik ettiği Working Group 2 kapsamında başvurmasını tavsiye eder. Başvurunun COST tarafından onaylanmasının ardından 2515-COST Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programına başvurur ve kabul edilir.

Proje, 38 ülkeden 291 katılımcının bulunduğu Prof. Youri Desplenter (Ghent University) ve Dr. Anna Dlabacova (Universiteit Leiden) yönetimindeki CA23143 – “Participation through Prayer in the Late Medieval and Early Modern World (PRAYTICIPATE)” başlıklı COST Aksiyonu ile entegre bir şekilde yürütülüyor. COST aksiyonu "WG2 Social realities and networks of prayer” çalışma grubuna İslam Tarihi verileri ve verilerin analizi ile destek verilmesi düşüncesiyle kabul edilen projede 2 doktora ve 1 yüksek lisans bursiyeri de yer alıyor.

Projenin konusu

Dr. Özdemir ve arkadaşları, VII. ve XI. yüzyıllar arasında, İslam coğrafyasında özellikle Arap yarımadası ve kuzeyindeki toplumlarda teşekkül eden yağmur duası literatürünü, bir dini metin olmaktan ziyade dönemin iklimsel verileri, kuraklık krizleri ve toplumsal tepkileri ve yağmur duasından yola çıkılarak insanın doğa ile kurduğu ilişkiyi MaxQDA içerik analizi yöntemi ile ele almayı amaçlıyor. Yağmur dualarından yola çıkılarak iklim değişikliğinin tarihsel kökenlerini “Eko-Teolojik” bir perspektifle incelenmesi de projenin amaçlarından.

Malum dünya bir iklim krizi ile karşı karşıya. Projenin amaçlarından biri de kriz dönemlerinde toplumların geliştirdiği veya geliştirmesi gereken “katılımcı dayanışma modellerini” dua üzerinden ortaya koymaya çalışmak.

Modern sosyal bilimlerin en güncel konularından biri olan Çevresel Beşerî Bilimler (Environmental Humanities) ile doğrudan örtüşen bir konuda sırf “İslam” veya “dua” gibi kavramlar geçiyor diye bilimsel olmadığını düşünmek doğrudan önyargı ve düşmanlıkla ilgili olsa gerek. Avrupa’nın en saygın üniversitelerinde milyonlarca euro bütçe ile “dua”, “büyü”, “ritüel” ve “inanç sistemleri” çalışılırken; Türkiye’deki benzer çalışmaları küçümsemek, akademik sığlığın ve küresel literatürden kopukluğun bir göstergesi ile açıklanabilir ancak ben bunun değiştirilmesi asla mümkün olmayan ideolojik ön yargılarla ve düşmanlıkla ilgili olduğunu düşünüyorum.

Vaktim olsa Prof. Youri Desplenter ve Dr. Anna Dlabacova için ülkelerinde böyle hakaretler edilip çalışmaları küçümsenmiş ve değersizleştirilmiş midir?

Yazıyı buraya kadar okuduysanız sizden iki küçük ricada bulunacağım. Yazıyı okuduktan sonra projeye yapılan eleştirilere birkez daha bakmanız. Kirlenen ve yorulan zihninizi temizlemek ve dinlendirmek için de Üstad Sezai Karakoç’un Yağmur Duası şiirini okumanız. Ben teberrüken son iki dörtlüğünü şuracığa bırakıyorum.

Yağmur duasına çıksaydık dostlar
Bulutlar yarılır gökler açardı
Şimdi ne ihtimal ne imkan var
Göğe hükmetmekten kolay ne vardı
Yağmur duasına çıksaydık dostlar

Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şey bekler
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Osmanlı toplumunu ne kadar biliyoruz?

Osmanlı toplum yapısını anlamamız mümkün müdür?
Osmanlı toplumunu anlamak neden bugün hâlâ önemli?
“Osmanlı toplumu” derken nasıl bir yapıdan bahsediyoruz?
Osmanlı toplumunda bugünkü anlamıyla bir “sınıf”tan bahsedilebilir mi?
Devşirme sisteminin toplum yapısına katkısı oldu mu?
Toplumda sosyal hareketlilik mümkün müydü?
Osmanlı iktisadi görüşü nasıldı ve kapitalist olmaları mümkün müydü?
Toplumda aile yapısı ve mahalle kültürü ne kadar belirleyiciydi?
Kadınların toplum içindeki yeri hakkında yaygın kanaatler ne kadar doğru?
Kadınların hayatı gerçekten hep ev içinde mi geçiyordu?
Osmanlı eğitim sistemi nasıldı?
Medreselerde sadece dinî eğitim mi verilirdi?
Osmanlı’da farklı din ve milletler nasıl bir arada yaşıyordu?
“Millet sistemi” nedir ve nasıl işliyordu?

İbn Meşiş ve Salâtu’l-Meşîşiyye’si

İbn Meşîş kimdir? Tasavvuf tarihindeki yeri nedir?
Kutbu’l-Mağrip olarak anılmasının sebebi nedir?
Salavat niçin önemlidir? Kimler, neden salavat getirmelidir?
Salâtü’l-Meşîşiyye nedir?
Diğer salavât metinlerinden hangi yönleriyle ayrılır?
Bu metnin ortaya çıktığı tarihsel ve kültürel bağlam
Bu salavâtın özellikle Kuzey Afrika ve tasavvuf geleneğindeki etkisi
Osmanlı coğrafyasında rağbet görmesinin sebebi
Kısa olmasına rağmen neden defalarca şerh edilmesinin sebebi

ismailgulec.net