Mecnûn’um Leylâ’mı gördüm
Âşık Veysel’in Âşık Ali İzzet’e ait olduğunu söylediği ancak İğdecikli Âşık Veli’ye ve birkaç aşığa da ait olduğu söylenen, Süleyman Şenel'in ise anonim olduğunu söylediği çok güzel bir türkü var. Âşık Veysel’in sesinden dinlediğimiz için onunla özdeşleşen türkü başından sonuna bir âşığın nasıl âşık olduğunu ve bu aşkın neticesinde hissettiklerini ve yaşadıklarını anlatır.
Türkünün sözlerini hatırlatayım:
Mecnun'um Leyla’mı gördüm
Bir kerecik baktı geçti
Ne sordum ne de söyledi
Kaşlarını yıktı geçti
Beş Nur veya Nûr-ı Muhammedî
Süleyman Çelebi’nin Mevlid’inde mevlithanların eskisi kadar pek iltifat edip okumadıkları bir bahir var.
Hak Teala çün yaratdı Âdem’i
Kıldı Âdem’le müzeyyen âlemi
beytiyle başlayan bahrin adını, Hz. Âdem yaratıldıktan sonra meleklerin ona secde etmeleri ve Allah’ın Âdem’in habibinin nurunu koyup “Bil habîbim nûrudur bu nûr dedi” mısraında geçen ‘nur’dan alır.
Süleyman Çelebi bu nurun Hz. Âdem’den önce Havva’nın alnına, daha sonra Şit, İbrahim ve İsmail’e geçtiğini ifade ettikten sonra sözü uzatmamak için Hz. Peygamber’in babasına ve annesine, onlardan da Hz. Peygamber’e kadar ulaştığını söyler ve
Geldi çün ol rahmeten li’l-âlemîn
Vardı nur anda karar etti hemîn
Andan artık kimseye nakl etmedi
Çünkü yârin buldu ayruk gitmedi
Diyerek bahri bitirir.