Medyatik Hafıza veya Hafızasız Bireyler

Batı edebiyatında işlenen konuların başında korku ve şiddet gelir. İnsanın en temel duygularından biri olan korkuyu işleyerek okuru gerilimli, rahatsız edici ya da ürkütücü bir atmosfere sürükleyen korku, Batı edebiyatının kaynaklarından biri olan Ahd-i Atik’ten itibaren başlar, mitolojik çağda devam eder, Hristiyanlık ile cehennem korkusuna dönüşerek kilisenin elinde yeni bir boyut kazanır. Modernizm ile başlayan uluslaşmanın bir sahası olarak derlenen masallar özellikle Grim kardeşler masallarında korku ve şiddet çocuklar için kabul edilemez bulunmuş olmasına rağmen devam eder. 18. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan Gotik edebiyatın temel özelliği korkudur. Teknolojik gelişmelerle birlikte şiddet ve korku bu sefer oyunlara, animelere ve sinemaya geçer, böylece Avrupa’dan dünyanın diğer ülkelerine transfer edilmiş olur. Sosyal medya bu transferi hem hızlandırdı hem de alanını genişletti. Asırlardan beri kendi içinde olan bu hastalığa karşı Avrupa kısmen de olsa bir panzehir geliştirirken bulaştırdığı toplumlar ağır hasar aldılar ve bedeller ödemeye başladılar. Maalesef bu zehre ve tehlikeye maruz kalan ve şimdiden bedel ödemeye başlayan toplumlardan biri de biziz.

Eski Edebiyat Hocalarının En Çok Beğendiği Beyitler

Geçtiğimiz günlerde ilgi çekici bir kitap yayımlandı. Bilge Karga Göllü ve Şeyda Seyhanlı’nın hazırladıkları Üstatların Seçtikleri -Beyitler Antolojisi- başlıklı kitap (İstanbul: DBY, 2026) Türkiye üniversitelerinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin Eski Türk Edebiyat anabilim dallarında çalışan ve bu kürsülerden emekli olmuş profesörlere sorulan bir soruya verilen cevaplardan oluşuyor. Araştırmacılar hocalara en çok beğendikleri üç beytin ne olduğunu ve neden o beyitleri seçtiklerini sormuş. Hocaların verdikleri cevapları tasnif ederek değerlendirmişler ve ortaya bir kitap çıkmış.

Çalışmayı yürüten Göllü ve Seyhanlı’nın sorusuna, ulaşabildikleri 143 Eski Türk Edebiyatı profesöründen 119’u cevap vermiş. 21 emekli öğretim üyesi ile birlikte 142 öğretim üyesi, divan şairlerinin şiirlerinden en çok beğendikleri üç beyti ve niçin beğendiklerini araştırmacılara açıklamışlar.

Muhammediyye - Yazıcıoğlu Mehmed Efendi, Murat Ali Karavelioğlu, İsmail Güleç | DBY Yayınları

Anonim Halk Edebiyatı - İstanbul: Pati Yayınları, 2014, 159 s.

Annemden Duyduklarım: Kutluca Köyü Atasözleri ve Deyimleri, İstanbul: Pan Yayıncılık, 2006, 112 s.

Bizde Üniversite Böyle Olur Çelebi (Üniversiteye İçeriden Eleştirel Bir Bakış)

Kosova Tekke ve Türbeleri

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Ağaç Yaş İken Eğilir yahut İnsan Yetiştirme Sanatı

Öğretmen ile mürebbi arasındaki farkın konuşulduğu programda eğitimin bilgi ve beceri kazandırmaktan öte insan yetiştirmek. Eğitim-öğretim ile insan yetiştirmek arasında bir fark var. Bir mürebbi dışarıya yönelmeden önce kendi iç dünyasını imar etmelidir. Bu bir karakter meselesi. Niyet ise önemli olan bir diğer kavram. Diğeri ise muhabbet. Çünkü “kalbe girmeden zihne girilemez”.

Türkiye'nin İstikamet Arayışı

Vahdettin Işık, bu sohbetinde bize Türkiye'nin İslamcılıktan Türkçülüğe evrilen istikamet arayışını gerekçeleriyle aktarıyor ve isimlendirme konusunda bir öneride bulunuyor. Konuyu merak edenlerin ilgi ile dinleyecekleri bir sohbet olduğunu söylemeliyim.

Güncel Yazılar

Medyatik Hafıza veya Hafızasız Bireyler

Batı edebiyatında işlenen konuların başında korku ve şiddet gelir. İnsanın en temel duygularından biri olan korkuyu işleyerek okuru gerilimli, rahatsız edici ya da ürkütücü bir atmosfere sürükleyen korku, Batı edebiyatının kaynaklarından biri olan Ahd-i Atik’ten itibaren başlar, mitolojik çağda devam eder, Hristiyanlık ile cehennem korkusuna dönüşerek kilisenin elinde yeni bir boyut kazanır. Modernizm ile başlayan uluslaşmanın bir sahası olarak derlenen masallar özellikle Grim kardeşler masallarında korku ve şiddet çocuklar için kabul edilemez bulunmuş olmasına rağmen devam eder. 18. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan Gotik edebiyatın temel özelliği korkudur. Teknolojik gelişmelerle birlikte şiddet ve korku bu sefer oyunlara, animelere ve sinemaya geçer, böylece Avrupa’dan dünyanın diğer ülkelerine transfer edilmiş olur. Sosyal medya bu transferi hem hızlandırdı hem de alanını genişletti. Asırlardan beri kendi içinde olan bu hastalığa karşı Avrupa kısmen de olsa bir panzehir geliştirirken bulaştırdığı toplumlar ağır hasar aldılar ve bedeller ödemeye başladılar. Maalesef bu zehre ve tehlikeye maruz kalan ve şimdiden bedel ödemeye başlayan toplumlardan biri de biziz.

Eski Edebiyat Hocalarının En Çok Beğendiği Beyitler

Geçtiğimiz günlerde ilgi çekici bir kitap yayımlandı. Bilge Karga Göllü ve Şeyda Seyhanlı’nın hazırladıkları Üstatların Seçtikleri -Beyitler Antolojisi- başlıklı kitap (İstanbul: DBY, 2026) Türkiye üniversitelerinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin Eski Türk Edebiyat anabilim dallarında çalışan ve bu kürsülerden emekli olmuş profesörlere sorulan bir soruya verilen cevaplardan oluşuyor. Araştırmacılar hocalara en çok beğendikleri üç beytin ne olduğunu ve neden o beyitleri seçtiklerini sormuş. Hocaların verdikleri cevapları tasnif ederek değerlendirmişler ve ortaya bir kitap çıkmış.

Çalışmayı yürüten Göllü ve Seyhanlı’nın sorusuna, ulaşabildikleri 143 Eski Türk Edebiyatı profesöründen 119’u cevap vermiş. 21 emekli öğretim üyesi ile birlikte 142 öğretim üyesi, divan şairlerinin şiirlerinden en çok beğendikleri üç beyti ve niçin beğendiklerini araştırmacılara açıklamışlar.

Kitaplar

ismailgulec.net