Neşet Ertaş bir ozandır ve şiir yazar, okur

Böyle bir soru olur mu, dediğinizi duyar gibiyim. Sorunun biraz anlamsız olduğunun ben de farkındayım. Ancak sosyal medyada süregelen bir tartışmadan haberdar olunca bir şeyler yazmak istedim ve dikkatinizi çekmek için de yazıya böyle bir soru ile başladım.

Şair kimdir?

Şair, kısaca "şiir söyleyen kişi", biraz daha genişçe ise "Yaratılışında güzellikleri görme, sırlı mânâlara erme ve geniş hayal kurma yeteneği olan kimse" şeklinde tarif edilir. Bizde şairlik ölçüsü, kime ait olduğunu bilmediğimiz şu mısrada da ifade edildiği gibi;

Bilirler şâirin bir mısra-ı bercesteden kadrin

Mesnevi Dersleri 4. Beyit: Her kesî kû dûr mând ez asl-i hîş

Bu beyit de neyi ve neyin derdini anlatıyor. "Dinle neyden" demişti ya Mevlana, o anlatmaya biz de dinlemeye devam ediyoruz. Neyin ağzından neyin hâlini dinliyoruz.

Önce beyitte dikkatimizi çeken iki kavramın üzerinde duralım. Asıl ve rüzgâr. Onları açıklayalım, sonra beytin tamamına bakarız.

Asıl: Neyin aslı sazlık, insanın aslı ehadiyyet mertebesidir. Daha önce anlatmıştık. Asil ve asalet de aslı belli olan kimse için söylenir. Bizim toplumda asalet denilince kişinin aslı gelir akla. Asıl azmaz, azsa da tezmez sözü de bunu söyler. Anası, babası belli ise, sülalesinde hırsız, arsız uğursuz kimselerin sayısı çok az veya hiç yoksa o aileye asil aile denir.

Rüzgâr: Zaman manasınadır. Araplara göre zaman, atlas feleğinin hareketi ile güneş ve ayın dönmesi ile ortaya çıkan gece ve gündüzden ibarettir.

Zamanın hakikati tüm zamanlar ve devirlere yayılan taksim edilmesi mümkün olmayan andır.

            

Başımdan Geçmeyen Hikâyeler

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Mesnevi Dersleri 4. Beyit: Her kesî kû dûr mând ez asl-i hîş

Bu beyit de neyi ve neyin derdini anlatıyor. "Dinle neyden" demişti ya Mevlana, o anlatmaya biz de dinlemeye devam ediyoruz. Neyin ağzından neyin hâlini dinliyoruz.

Önce beyitte dikkatimizi çeken iki kavramın üzerinde duralım. Asıl ve rüzgâr. Onları açıklayalım, sonra beytin tamamına bakarız.

Asıl: Neyin aslı sazlık, insanın aslı ehadiyyet mertebesidir. Daha önce anlatmıştık. Asil ve asalet de aslı belli olan kimse için söylenir. Bizim toplumda asalet denilince kişinin aslı gelir akla. Asıl azmaz, azsa da tezmez sözü de bunu söyler. Anası, babası belli ise, sülalesinde hırsız, arsız uğursuz kimselerin sayısı çok az veya hiç yoksa o aileye asil aile denir.

Rüzgâr: Zaman manasınadır. Araplara göre zaman, atlas feleğinin hareketi ile güneş ve ayın dönmesi ile ortaya çıkan gece ve gündüzden ibarettir.

Zamanın hakikati tüm zamanlar ve devirlere yayılan taksim edilmesi mümkün olmayan andır.

Mesnevi Dersleri 3. Beyit: Sine hahem şarha şarha ez firak

İştiyak derdinin ne olduğunu ve başımdan neler geçtiğini anlatmak için ayrılık acısı ve elemleriyle parça parça ve delik deşik olmuş, aşk ve şevk arzusuyla dolmuş bir sine ve gönül isterim. Çünkü benim derdimi ancak böyle bir sine ve gönül sahibi anlayabilir. Bunların dışındakiler benim için yabancıdırlar.

Bu sözler hemdert olmayana hali anlatmak abes ve sırları açıklamak haram olduğuna işâret etmektedir. Özetle, âşinaların hallerini yabancılara anlatmak yasaktır.

Âlem-i ervâhdan ayrıldığını bilen ve onun derdiyle münşerih olmuş kimsedir sinesi şerha şerha olmuş kişi.

Sırları paylaşabilmek için yâr-ı hakikiden ayrılıktan dolayı sînesi pârelenmiş bir kimse arıyor Mevlana hazretleri.

Güncel Yazılar

Neşet Ertaş bir ozandır ve şiir yazar, okur

Böyle bir soru olur mu, dediğinizi duyar gibiyim. Sorunun biraz anlamsız olduğunun ben de farkındayım. Ancak sosyal medyada süregelen bir tartışmadan haberdar olunca bir şeyler yazmak istedim ve dikkatinizi çekmek için de yazıya böyle bir soru ile başladım.

Şair kimdir?

Şair, kısaca "şiir söyleyen kişi", biraz daha genişçe ise "Yaratılışında güzellikleri görme, sırlı mânâlara erme ve geniş hayal kurma yeteneği olan kimse" şeklinde tarif edilir. Bizde şairlik ölçüsü, kime ait olduğunu bilmediğimiz şu mısrada da ifade edildiği gibi;

Bilirler şâirin bir mısra-ı bercesteden kadrin

Kayseri, Kays’tan gelmesin!

Bir dağ eteğindeki köyde veya kasabada doğup büyüyen veya yaşayan herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm, Muhit Kitap tarafından yayımlanan Benim Dağlarım'da Dursun Çiçek, başta Erciyes olmak üzere İç Anadolu bölgesini çevreleyen dağları, çiçekleri, yaylaları, insanları, efsaneleri, türbeleri ve özellikleriyle anlatır. Dağa tırmanmayı, orada gecelemeyi ve yürümeyi seven Dursun Çiçek, yolculuğunu hatıralarıyla, türkülerle ve efsanelerle süsleyerek bizimle paylaşıyor.

Dursun Çiçek'in kitabında sadece dağlar anlatılmıyor, dağlarla birlikte dağ gibi olanlar, dağlananlar da anlatılıyor. Dağ ile insan olmak arasında kurulan benzerliği bize apaçık şekilde gösteriyor.

Dursun Çiçek'in bir solukta okunan kitabının, Ali Dağı'nı anlattığı bölümde Evliya Çelebi'nin Cahiliye döneminin şairlerinden İmrü'l-Kays'ın mezarının burada olduğunu söyler ve ilâve eder:

Kitaplar

Üniversiteye Dair Muhtelif Yazılar. İstanbul: Pati Kitap, 2020.

Üniversiteye öğrenci olarak ilk adım attığım tarih 1989’un Eylül’ü idi. O günden beri üniversitedeyim ve üniversite ile iç içeyim. Öğrenciliğimde Enderun Kitatevi’nde çalıştım ve müşterilerimizin büyük bir kısmı üniversite çevresindendi. Dolayısı ile üniversite ile irtibatım sadece öğrencisi olmaktan ibaret değildi ve hep üniversitenin çevresindeydim. Mezun olduktan iki sene sonra da araştırma görevlisi olarak üniversiteye intisap edince bu sefer içine de girmiş oldum.

1996 yılında İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak ...

Şiir, Şair ve Peygamber’e Dair, İstanbul: Ötüken Yayınları, 2018.

Arap edebiyatı tarihçileri Arap şiirini câhiliye, erken dönem İslâm (Hz. Peygamber ve Hulefa-i Raşidîn), Emeviler, Abbasiler, Türk dönemi ve çağdaş dönem olmak üzere altı ayrı devrede ele alırlar. Bu kitabın konusu ise erken dönem İslâm’ın Hz. Peygamber’in yaşadığı dönem ile sınırlı olan kısmıdır. Şiir, Hz. Peygamber’e vazifesinin tebliğ edilmesinden vefatına kadar geçen 22 yıllık sürenin üç farklı döneminde üç farklı şekilde değerlendirilmiştir. İlki vahyin başladığı ...

ismailgulec.net