Bu yaz çocuklarımız kuran kursuna gidebilecek mi?

Bu sene okullar çok erken kapandı ve görünen o ki eylülden önce de açılmayacak. Öte yandan haziran ayından itibaren yeni normal denilen yaşam tarzına da alışmaya çalışacağız.

Eve kapandığımız günlerde uzaktan eğitim hayatımıza bir daha hiç çıkmayacakmış gibi girdi. Eğitim sınıfta yapılırken de teknolojiden yararlanılıyordu ama uzaktan eğitim ile mesele bir başka boyuta taşındı.

Uzaktan eğitim alt yapısını zamanında güçlendiren ve bu konuda yatırım yapan birkaç üniversite ile MEB bu yeni döneme en hazırlıklı olan kurum oldular. EBA sanki bugünlerin geleceği biliniyormuş gibi yenilendi ve bazı okullar MEB’in hazırladığı platformlarda açtıkları sanal sınıflarda öğretmenler ile öğretmenleri buluşturdu. Peki yaz Kuran kursları nasıl olacak?

Yaz Kuran Kursları

Bu ülkede Kuran-ı Kerim okumasını ve namaz dualarını bilenler arasında bir araştırma yapılsa eminim büyük çoğunluğu yazları camilerde açılan Kuran kursları diyeceklerdir.

Diyanet İşleri Başkanlığının muhtemelen bu konuda hazırlıkları vardır. Bilmediğim için bir şey söyleyemeyeceğim. Ancak hepimizin bildiği bir şey var, bu yaz geçtiğimiz yazlar gibi olmayacak, çocuklara camilerin avlusunda kurs düzenlemek başta olmak üzerei birçok alternatif düşünülüyordur muhtemelen. Ayrıca kimi aileler endişelendikleri gönderme konusundan tereddüt edebilirler. Bu durumda ne yapacağız? Çocuklarımız bu yaz Kuran öğrenmeyecekler mi?

Örnek bir çalışma

Avrupa’da yaygın ve güçlü bir sivil toplum örgütü, sanki bu günlerin geleceğini biliyormuş gibi Kuran-ı Kerim öğreten kitaplarını, Elifba cüzlerini digital ortama aktarma projesi başlattılar ve bugünlerde bu proje tamamlandı. Şimdi Temel Dini Bilgiler ile Türkçe kitaplarını da interaktif yazılımlı hale getiriyorlar ve önümüzdeki döneme yetiştirmek için çalışmalarına başladılar.

Çocuklarını camie göndermekten çekinen aileler veya çevresinde kurs bulunmayanlar birkaç çocuğu bir araya getirip bu kitap yardımı ile Kuran’ı zevkli ve eğlenceli bir şekilde öğretebilir. Bu haliyle alandaki büyük bir ihtiyacı karşılayacağına şüphe yok.

56 sayfalık Elifba cüzünde Kur’an öğretmeye yönelik Arapça alfabe, tecvid kuralları ve namaz sureleri bulunuyor. Türkiye’den bir akademisyen arkadaşımızın başında olduğu ekip üç ayda 320 saat çalışarak 56 sayfalık matbu kitabı Z-kitaba dönüştürdü ve uzaktan eğitimde ve etkileşimli bir şekilde kullanılacak hale getirdi. Bu sürede 1263 ses dosyası kurgulandı ve kitapta tüm harfler ve kelimeler seslendirilmiş oldu. Önemli ve farklı kısmı ise öğrencilerin öğrenme süreçlerini pekiştirmek için kullanılan 4 farklı etkinlik modeli (Doğru/yanlış- eşleştirme puzzle - eşleştirme ip vb.) olması. Böylece tüm sayfalardaki kazanımlara yönelik bir değerlendirme yapmak da mümkün oldu. Kitap için hazırlanan programda 1389 adet etkinlik yerleştirildi.

Kitabı hazırlayan hoca arkadaşımız günümüz çocuklarının digital oyun meraklısı olmasından hareketle ve yaş grupları da düşünülerek toplam üç farklı oyun modülü eklemişler. Böylece çocuklara bazı kazanımları oyunlarla öğretilmesinin imkanı da sağlanmış oldu. Başka bir deyişle kitap çağımız çocuğunun ilgi ve beklentilerini karşılayan bir yapıya büründürüldü.

Hiç şüphesiz bu kitabın da eksikleri olacaktır ve bu eksikler uygulamalarda, hocalardan ve öğrencilerden gelen uyarılarla tamamlanacak.

Bu çalışmayı bir devlet üniversitesinde çalışan iki kişi başlattı ve tamamladı. Bu öğretim üyeleri bu iş için beş kuruş para almadılar. Tek dertleri ‘Avrupa’da yaşayan Türk çocuklarını dinlerini ve dillerini öğrenmekten geri kalmasınlar’ olan bu öğretim üyelerinin başlarına geleni burada yazsam destan olur. Halık için yaptıkları iyilikleri denize atan bu arkadaşların iftiraya uğramaktan soruşturmaya kadar başlarına gelmeyen kalmadı. Yapmadıkları işlerle suçlandılar. Ağızlarını açtıklarında din-iman, vatan-millet edebiyatı yapan ama bu tür faaliyetleri hiç desteklemedikleri gibi yapmak isteyenlere türlü eziyet eden ve işgal ettikleri makamları sonsuza kadar muhafaza edeceklerini sanan bu tip yöneticileri Ziya Paşa ne güzel tarif eder:

Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde

Maruz kaldıkları zulüm karşısında metanetlerini koruyan bu akademisyenler;

Kazârâ bir sapan taşı bir altın kâseye değse
Ne taşın kıymeti artar ne kıymetten düşer kâse

Diyerek proejelerine devam ediyorlar. Ziya Paşa “Bilmez insan kıymetin insan olmayan” derken herhalde boş lakırdı etmiyordu. Daha güzelini söyleyemeyeceğime göre son sözü Nabi merhuma bırakalım:

Kadrin anlar yok, bilir yok, her dür-i sencîdenin
Çârsû-yı kâbiliyyetde terâzû kalmamış

İnşallah bu yaz çocuklarımız Kuran okumaktan ve öğrenmekten geri durmazlar.

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Baba bu kitabı niye yazdın?

Ömer Melih Güleç sordu, ben de anlattım.

Nasreddin Hoca fıkraları, kültürümüzün en önemli metinlerinden. "Bu milletin çocuğu olmak" demek, biraz da Nasreddin Hoca'yı tanımak demek.

Bu kitapta, Nasreddin Hoca fıkralarının kişisel eğitim ve gelişim açısından nasıl kullanıldığına dair örnekler yer alıyor.

Kitaba kaynaklık eden üç metin var: Seyyid Burhaneddin'in, "Letaif-i Nasreddin"i, İsmail Emre'nin eserleri ve Lütfi Filiz'in, "Noktanın Sonsuzluğu".

Enderun Usülü Teravih Namazı

Enderun usulü teravihin ilk kez 1831 ramazanında, II. Mahmud döneminde (1808-1839) saray baş imamı Zeynelabidin Efendi tarafından kıldırıldığı söylenir. Sarayın müezzinbaşı ise Türk musikisinin dahi isimlerinden Hammamîzâde İsmail Dede Efendi’dir (ö. 1846).

Dr. Abdullah Uysal'ı misafir ettiğimiz Vavradyo’daki "Enderun Sohbetleri" programında, bu namazın nasıl kılındığını örneklerle dinlemiştik. İki saatin, iki dakika gibi geldiği sohbette tuttuğum notları paylaşayım.

ismailgulec.net