4.jpg

Etkinlik Takvimi

28 Oca 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

108 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 137

Dün 76

Haftalık 416

Aylık 2152

Tüm Zamanlar 332945

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazartesi, 15 Temmuz 2019 11:31

Şevket Abinin ardından

Yazan

Ben Şevket abiyi Enderun’da tanıdım. Mesleği nedir sorusuna hemen cevap vermek mümkün değil. Ne mezun olduğu okul, ne yaptığı işler tam olarak onun mesleğini tanımlamıyor. Gazete sahibi ama diğer gazete sahipleri gibi değil, gazeteci ama diğer gazeteciler gibi değil, yayıncı ama diğer yayıncılar gibi değildi. Ömrü inandığı dava uğrunda say u gayret ile geçti. Bunun için de ne yapması gerektiğne inanıyorsa onu yaptı.

Bugün gazetesini kurdu, uzun yıllar çıkardı. Kapatıldığında tirajı 70 bindi. Borç harç kağıt alınır, gelecek para ile ödenerek çıkarılırdı. Almanya’ya gitmek zorunda kaldığında da güvendiği insanlara teslim etmişti ve gazete çıkmaya devam etmişti. Sabah namazında Sultanahmet’te binlerce kişiyi toplayacak kadar tesirli idi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 12 Temmuz 2019 12:10

Kesriye yahut Kastoria

Yazan

Aynı adla anılan gölün kenarında kurulmuş güzel ve şirin bir kasaba Kesriye. Şehre girerken gördüğümüz manzaradan etkilendiğimizi söylersem sanırım güzelliği hakkında sizde kanaat oluşmasına yardımcı olurum.

Selanik’in yaklaşık 200 km batısında olan bu kasaba adını Yunanca “Kunduzların yaşadığı yer” anlamına gelen Kastoria’dan almış. Osmanlılar döneminde de şehir kürk ticaretinin merkezi imiş. O yüzden zengin kürk tacirlerinin yaptırdıkları muhteşem konakları var. Bir kale, kışla, camiler, medrese ve tekkelerin olduğu bu kasaba Yunan Ortodoks kültürü için de önemli bir yer imiş. 16. asırda irili ufaklı 72 kilise bulunuyormuş ve bir kısmında sanat değeri taşıyan freskler mevcutmuş. Beş yüz sene şehri yöneten Türklerin 72 kiliseden hiçbirine dokunmamaları ve günümüze kadar gelmesi sanırım anlayanlar için çok derin şeyler söyler ve ne kadar büyük bir millet olduğumuzun bir başka sağlam delilidir.

Cuma, 12 Temmuz 2019 11:05

50 yıl sonra FETÖ ne olacak?

Yazan

Yine bir 15 Temmuz sene-i devriyesindeyiz. O meşum günü anlatan paneller yapılıyor, kitaplar, makaleler yayınlanıyor. Yeni 15 Temmuzların bir daha yaşanmaması için hatırlamak, unutmamak çok önemli. Ama hayat devam ediyor ve işin güvenlik dışında başka boyutları da var. Fetöye inanan ve tabanı oluşturan kitlenin sosyolojik ve itikadi sorunları meselesi var ve bu mesele bence geleceğimizi etkilemesi bakımından en az güvenlik kadar önemli.

Yazımıza bir başka soru ile devam edelim: FETÖ tümüyle ortadan kalkar mı, yok olur mu? 15 Temmuzdan sonraki gelişmelere bakacak olursak bu soruya kolayca evet denileceğini düşünenlerden değilim. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 12 Temmuz 2019 09:08

Sinan Bey'in şehri: Karaferye

Yazan

 

Rivayete göre şehir ismini fatihlerinden almış. Gazi Evrenos Bey tarafından 1373’te fethedilen şehrin yönetimi ve korunması Karaferye Gazi’ye verildiğinden ismi ile anılır olmuş derler ama bana makul gelen diğer rivayet. Şehrin Yunanca adı Veria, eski Makedon krallarından Veres’in kızının ismine nispetle konulmuş. Kara sıfatı ise şehrin üç tarafını kuşatan kara ormanlardan gelirmiş. Ayrıca Türklerde renk isimlerinin aynı zamanda yön bildiren birer sıfat olduğunu düşününce ismin Rumca ismin önüne onu niteleyen bir ek ile oluştuğunu söyleyebiliriz. Karaveria’yı Türkler Karaferye olarak Türkçeleştirmişler.

Salı, 09 Temmuz 2019 15:13

Gazi Evrenos Bey Türbesi

Yazan

Yenice-i Vardar (Giannitsa)

Yunanistan’da adı Yenice olan iki belde var. Biri günümüzde Giannitsa olarak bilinen Vardar Yenicesi veya Yenice-i Vardar, diğeri de Karasu Yenicesi, İskeçe’de. İkisinin iki ortak özelliği var, biri ilk kurulduklarında merkez olmaları. Diğeri, tanımlayan isimlerini yanlarına kuruldukları ırmaktan alıyor oluşları. Bu durum tesadüf olmasa gerek.

Sizlere anlatmaya çalıştığım Vardar Yenice’si Selanik’in yaklaşık 50 km kuzeybatısında. İsminden de anlaşılacağı gibi burası ilk defa Türkler tarafından kurulmuş bir şehir. Kuran da Rumeli’nin fethedilmesinde ve Türkleşmesinde büyük emekleri olan Batı Trakya fatihi Gazi Evranos Bey. Her ne kadar çoğu günümüze kadar ulaşmamışsa da Gazi Evrenos Bey şehrin üst tarafına cami, kervansaray, imaret, medrese gibi her Türk beldesine olan binaları inşa ettirmiş, halkın ihtiyacı olan suyu da 10 kilometre uzaklıktaki dağdan yer altından ve kemerlerle şehre akıtıp hamamlar ve çeşmeler yaptırmış.

Pazartesi, 08 Temmuz 2019 14:33

Cüppe giymenin de bir adabı var

Yazan

Haziran ayı mezuniyet ayı. Özellikle 15’ne kadar ilk, orta ve liseler, 15’inden sonra da üniversitelerin mezuniyet törenleri oluyor ve mezunlar ile aileleri de bu güzel ve mutlu günlerinde çektirdikleri fotoğrafları sosyal medyada bol bol paylaşıyorlar.

Paylaşmalarında bir sorun yok, mezun olan öğrencilerin buna hakkı var. Normal olmayan ise bu işin iyice amiyane tabir ile cılkının çıkması, neredeyse belediyenin düzenlediği kurslar için bile mezuniyet törenlerinin düzenlenmesi ve cüppe giyilmesi.

Bazı törenlerde cüppe giyildiğini görünce gülüp geçiyoruz ama üniversitelerde de garip ve tuhaf mezuniyet törenleri ve cüppe giyip kep fırlatma törenleri düzenlendiğini görünce ister istemez sadece gülmüyor, aynı zamanda üzülüyoruz. 

Yazının devamı için tıklayınız.

İki dillilik (bilingualism) son yıllarda daha sık duymaya başladığımız bir kavram. Kabaca bir tanımla resmi dilin ana dil olmadığı ailelerde yetişen çocuklara iki dilli diyoruz.

İki dilli çocuklar ülkeler için bir zenginlik. Çocukların öğrenme kapasitesi yetişkinlere göre kat kat fazla. Uzmanların söylediklerine göre bir çocuk yaşadığı ortamda kaç dil konuşuluyorsa o dillerin hepsini öğrenebilir. ABD’de yaşayan ve bir Alman ile evli olan arkadaşımın iki çocuğunun ikisi de Almanca ve Türkçenin yanı sıra İngilizceyi ana dili imiş gibi konuşuyordu. Lisede bir dil, üniversitede bir başka dil öğrendiğinde en az beş dili bilen biri olacak. Ne büyük bir şans ve zenginlik o ülke için. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 03 Temmuz 2019 08:47

Asker oldum piyade

Yazan

Malumunuz, geçen hafta yeni askerlik kanunu Cumhurbaşkanı’nın imzalamasıyla resmen yürürlüğe girdi. Artık yeni bir dönem başlıyor. Yeni askerlik sistemi ne getirecek ne götürecek bilmiyorum, ülkemizin güzide güvenlik uzmanları tartışadursun. Ben yine meselenin başka tarafındayım. Askerlik kısalıp bedelli kanunlaşınca aklıma askerlik günlerim geldi. Korkmayın lütfen, burada size uzun uzun askerlik anılarımı anlatmayacağım elbette. Haberi okuyunca aklıma gelen bir mektuptan bahsedeceğim.

Bu arada mektuplardan bahsedince yaşlandığımı ve geçen asırda kaldığımı hissettim birden. Neyse, bu konuyu daha fazla deşmeyeyim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 01 Temmuz 2019 07:32

Bir devre adını veren çiçek: Lâle

Yazan

Bugün, kime sorsanız hakkında bir şeyler söyleyeceği bir dönemin adıdır Lâle Devri. Ve devrin padişahı III. Ahmed’i unutturacak kadar meşhurdur; Nevşehirli Damat İbrahim Paşa. Kitaplarda hep olumsuz olarak anlatılan bu devir sadece ismini değil, ömrünü de lâleden almış olmalı ki on iki yıl gibi (1718-1730) kısa bir süre devam etmiştir.

Lâle Devri gerçekten anlatıldığı gibi çok mu başarısız ve kötü idi? Bu soruya tarihçiler cevap versinler ama benim bildiğim bir şey var. Tarihte hiçbir devir veya kişi mutlak iyi veya kötü değildir. İyi tarafları da vardır, kötü tarafları da.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 28 Haziran 2019 16:24

Maraş açılıyor, sıra Lefkoşa’da

Yazan

Birkaç hafta önce gazetelerde yer alan bir habere göre KKTC hükümeti yıllardır kapalı olan "Maraş'ı açma kararı aldı. 15 Ağustos 1974’den beri kapalı tutulan Maraş’ın açılacağına dair haberler ülkede ve dünyada heyecan yaratmadı değil. Etkisini, sonuçlarını, nedenlerini siyasetbilimciler ile uluslararası ilişkiciler tartışadursun, benim derdim başka.

Açılacağı söylenen Kapalı Maraş bölgesine Hayalet Şehir de diyorlar. Hayalet denmesinin nedeni orada hiç kimsenin yaşamaması. Terk edilmiş evleri ve iş yerleri, boşaltılmış binaları ve hâlâ sallanan veya duran renkleri solmuş tabelalarıyla filmlerde gördüğümüz hayalet bir kenti andırıyor adeta. 

Devamını okumak için tıklayınız.

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç