is.jpg

Etkinlik Takvimi

26 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
18 Ara 2017;
02:00PM - 03:00PM
Ney nedir, ne der?
12 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
11 Ara 2017;
05:00PM - 06:30PM
Tarihçiler için edebiyat
29 Kas 2017;
06:00PM - 07:30PM
Gazel İncelemeleri

Kimler Sitede

58 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 28

Dün 37

Haftalık 28

Aylık 619

Tüm Zamanlar 243711

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazar, 03 Temmuz 2016 16:30

Müftü Aziz Efendi Türbesi ve Tekkesi

Yazan

Lefkoşa’da ziyaret edilecek mekanlardan biri de Aziz Efendi Türbesi ve Tekkesi. Biraz köşede, kuytuda. Bileni de çok az. O yüzden bulması biraz güç. Ararken Aziz Efendi türbesi olarak değil de Belediye Hali olarak sorun, bilen daha çok çıkacaktır. Çünkü türbe halin içinde. Hali bulduktan sonra gerisi kolay demeyin esnafa sorun, çıraklara veya müşterilere değil.

Belediye Hali içinde, güney doğu köşesinde olan tekke bugün küçük bir mescid ile türbeden oluşuyor. Osmanlı arşiv vesikalarında ismi Şeyh Abdülaziz Zaviyesi olarak geçen tekkenin adına bir de vakıf kurulmuş: Aziz Efendi Tekkesi Vakfı.

Bir zamanlar Lefkoşa’nın en çok ziyaret edilen türbelerinden olan tekke günümüzde unutulmuşluk girdabına düşmüş maalesef. Sadece çok az sayıda kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Salı, 28 Haziran 2016 06:41

Kurt Baba yahut Üçler Türbesi

Yazan

Lefkoşa’nın herhangi bir sokağında dolaşırken bir köşede karşınıza bir türbe veya adak yeri çıkarsa hiç şaşırmayın. Unutulanların ve kaybolanların yanı sıra hâlâ ayakta kalabilenlerin yekûnu bile oldukça fazla. Asmaaltı Sokak ile Kurt Baba sokaklarının kesiştiği köşede Kumarcılar Hanı’nın ön yüzünün karşısındaki sokağın batı tarafında bulunan tek hücreli bir yapı da böyle bir yer.

Bu küçük yapı çok yakın bir zamana kadar “Üçler Türbesi” veya “Kutup Baba” olarak bilinirken daha sonra nasıl olduysa “Kurt Baba” adıyla bilinmeye başlamış. Bu konuda yazanlar Kutup kelimesinin zamanla halk arasında Kurt’a dönüştüğünü söylüyorlar. Ben bunu zayıf bir ihtimal olarak görüyorum. Anadolu'da da bilinen ve birkaç yerde türbesi/makamı olan Horasan erenlerinden Kurt Baba isminin yakıştırıldığını düşünüyorum.

Üçler Türbesi denmesinin nedeni türbede üç mezarın bulunması. Bu mezarların da Lefkoşa’daki bir çok türbe veya adak yeri gibi fetih esnasında şehit düşen Türk askerlerine ait olduğu sanılıyor. Bir rivayete göre şehit düşen bu üç asker Kutup Baba veya Kurt Baba adında bir Bektaşî şeyhi ile iki müridine ait. Sefere ve fethe katılan bu yeniçeri ve iki adamı şehit oldukları yere defnedilmişler ve mezarları da ziyaretgâh olmuş.

Cuma, 24 Haziran 2016 11:59

İttik Dede

Yazan

Kimi ittik, kim itmiş, neden itmiş gibi sorularınızı duyar gibi oluyorum. İten, itilen kimse yok, itmekle ilgisi yok ismin. Yitik kelimesinin Kıbrıs lehçesiyle sesletiminden başka bir şey değil.

Peki neden yitik diyorlar? Cevabı şu. Lefkoşa elli bir gün süren kuşatmanın ardından fethedildikten ve surlar geçildikten sonra savaş sokak aralarında da gün boyu devam etmiş ve bir çok kahraman askerimiz bir günü bulmayan bu çatışmalarda şehit olmuş. Kim olduğu bilinmeyen şehitlerimizin mezarları daha sonra bulununca hemen bir sanduka konulmuş ve etrafı çevrilmiş. Veya şehit düştüğü mahallin bilinip tam olarak yerin bilinmediği mezar için kaybolmuş manasına Yitik Dede adı verilmiş.

Bir başka rivayete göre ise savaşın ardından ne sağ ne de ölü olarak bulunamayan, gaiplere karışan ve eren olduğuna inanılan bir askerin kaybolduğu yermiş.

Pazar, 12 Haziran 2016 18:45

Kutup Osman

Yazan

yâhut

Atpazarlı Osman Fazlı İlâhî

Kıbrıs’ın en doğusunda, Mağusa’da Türkiye’den gelen misafirlerimizi götürdüğümüz önemli bir kaç yerden biri olan büyük bir mutasavvıfın türbesi var. Kıbrıs’ta daha çok “Kutup Osman” olarak bilinen Atpazarlı Osman Fazlı İlâhî’nin türbesi.

Mağusa’yı çok iyi bilmediğim için ilk gittiğimde bulamamış ve yoldan geçmekte olan bir kuryeye sormuştum nerede olduğunu. Kurye bilemedi, yanına geldiği esnafa sordum, o da bilemedi. Bu sefer Namık Kemal Lisesi’nin bitişiğinde olduğunu hatırladım ve okulu sordum, hemen şu bina dediler. Meğer Kutup Osman’ın türbesinin önünde duruyormuşum da haberim yokmuş. Üzücü olan şey vefat ettiğinde tüm Mağusalıların cenazesine katıldığı ve bir zamanlar herkesin bildiği meşhur bir ismi motoruyla her adrese giden bir motokurye ile aynı caddede dükkanı olan bir esnafın bilememesi, daha da üzücü olanı Kutup Osman ismini ilk defa benden duymuş olmalarıydı.

Pazartesi, 30 Mayıs 2016 02:17

Marunilerin köyü: Koruçam

Yazan

Kıbrıs’ta görülmesi gereken yerlerden biri de Marunilerin yaşadıkları ve Kuzey’de Rumca konuşulan tek köy olan yeni adıyla Koruçam, orijinal adıyla Kormakitis olan Lapta belediyesi sınırları içinde bulunan köy.

Kıbrıs Marunileri yedinci asırda dini ve siyasi çatışmalar sebebiyle Kıbrıs’a yerleşen Marunilerin torunları. 5. Asırda toplanan Konsil’de alınan kararları tanıdığı için bölgedeki diğer cemaatler tarafından dışlanan Marunilerin lideri Aziz Marun. Maruniler Doğu’da olup Katolik itikadını benimseyen tek cemaat. Bu yüzden diğer Hristiyan cemaatlerden baskı görmüş, bu baskı sonucunda Lübnan dağlarına çıkmışlar, bir kısmı da muhtelif yerlere hicret etmiş. Küçük bir grup da Kıbrıs’a gelmiş ve buraya yerleşmişler.

Cumartesi, 28 Mayıs 2016 19:15

Yediler Tekkesi

Yazan

 

Lefkoşa sokaklarında dolaştığım bir vakit ara sokaklarda kaybolduğumu düşünürken gözüme Yediler Tekkesi levhası ilişmişti. Tekke yazısını görür görmez yaklaştım ama içeri giremedim, çünkü kapalı idi. Sadece pencereden gördüm. Bulunduğu sokağa da adını veren Yediler Tekkesi maalesef dikkat edilmezse görülmeyecek bir şekilde öylece duruyor.Önceleri böyle değilmiş, oldukça geniş sayılabilecek bir arazinin ortasında bir tekke imiş burası. Şimdi geriye kala kala küçük bir ön avlu ve yedi mezarın bulunduğu küçük bir hücre kalmış. Kuzey kapısındaki avlu girişine sıra sıra dükkan yapılıp kiralandığı için tekkenin bütünlüğü iyice bozulmuş, tekkeye benzer bir şey kalmamış ortada. Ancak yakınına gelince fark edilen içinde yedi sandukanın bulunduğu tek odalı bir hücre var. Buna da şükür.

Salı, 17 Mayıs 2016 19:37

Kırklar Tekkesi veya Türbesi

Yazan

Ercan Havaalanına giderken hemen girişteki kavşakta bir tabela görürsünüz: Kırklar Tekkesi. Havaalanından çıkarken görme imkanınız olmayan bu tabelayı tekkeyi veya türbeyi eğer bilen biri size söylemediyse veya götürmediyse ancak havaalanına giderken görebilirsiniz ve de ziyaret etmeniz bir sonraki sefere kalır.Arşiv kayıtlarında Değirmenlik’te kain Kırklar Tekkesi olarak geçen bu tekke için Kırklar Tekye-i Şerifi Vakfı adında bir vakıf bile kurulmuş. Dolayısıyla burası daha çok tekke olarak biliniyor. Ama bunun yanında burada kırk sahabe kabri olduğuna inanıldığı için türbe olarak da bilinir.
Çevresinde herhangi bir yapının bulunmadığı Kırklar Tekkesi, oldukça geniş bir arazi ortasında minaresiz ve kubbesiz bir mescit ve mesicidin içinden geçilerek girilen bir türbeden oluşuyor. Hasır serili ahşap tavanlı bu mescidin mihrabı ve minberi var ve minber tarafından alçak tavanlı girişten baş eğilerek mezarların olduğu bölüme giriliyor.

Pazar, 01 Mayıs 2016 16:57

Arap Ahmet Paşa Camii ve Mahallesi

Yazan

 

Lefkoşa’da boş vakitlerimde yaptığım işlerden biri de Suriçi’nde amaçsız bir şekilde dolaşmaktır. Her seferinde neyle karşılaşacağımı bilmeden ilk defa dikkatimi çekecek bir ayrıntı ile karşılaşma ihtimali heyecanlandırıyor beni. Dolaşmaktan keyif aldığım mahallelerden biri de Arapahmet. Bu mahallenin en önemli yapısı ise özellikle Türkiye’den gelenlere pek aşina gelen Kıbrıs’ın fethine katılan ve Kıbrıs beylerbeyi Ahmet Paşa’nın (1584-1588) bir rivayete göre yaptırdığı bir başka rivayete göre onun adına inşa edilmiş olan Arap Ahmet Paşa Cami.Osmanlılar döneminde idarecilerin ve varlıklı insanların ikamet ettiği döneminin en güzel mahallesinde bulunan Arap Ahmet Paşa

Camiin önemli bir özelliği Lefkoşa’nın Anadolu camilerin geleneksel planına sahip yegane camii olması. Eğer mevsiminde gitmişseniz sizi kapının girişinde, saçaklardan sarkan Kıbrıs’a has bir çiçek olan cemile karşılıyor ilk önce. İçeri adımınızı atar atmaz sağ tarafınızda Bursa camilerindekileri hatırlatan güzel bir şadırvanın içinde bulunduğu ve girenlere huzur veren bir avluyla karşılaşırsınız. Soldan devam edince sıcak Kıbrıs günlerinde bir ilaç gibi gelen namaz kılanları rahatlatan doğal klimalı havasıyla çok da büyük olmayan bu  camiin içinde bulursunuz kendinizi.

Pazartesi, 11 Nisan 2016 19:25

Hz. Ömer ama halife olan değil

Yazan

Hz. Ömer Türbesi/Tekkesi

Kıbrıs’ta türbe ve mezar ziyaretleri önemli gelenekler arasındadır. Dinin pratik hayatı neredeyse bunun üzerine kurulmuştur, dersek sanırım abartmış olmayız. Halk manevi değeri yüksek olduğuna inandıkları kimselerin mezarlarını özellikle mübarek gün ve gecelerde ziyaret eder, adaklar adarlar, mevlitler okuturlar. Ayrıca ihtiyaç sahipleri, derdi olanlar, bir şeyler isteyenler de ihtiyaçlarının karşılanması, dertlerine deva bulunması niyetiyle bu tür yerleri ziyaret ederler. Muratları hasıl olanlar da bu tür yerlerde adaklarını kesip mumlar yakarak bir nevi teşekkür ederler. Hz. Ömer Türbesi de Girne ve civarının manevi dünyasında önemli bir yer işgal eder.
Kıbrıs’ın en sık ziyaret edilen yerlerinden biri olan Hz. Ömer Türbesi, Serdar Ömer ve arkadaşlarının şehit oldukları mağara ve üzerine yapılan makamlardır. Hala Sultan’dan sonra gelen en mukaddes ziyaret yerlerinden biri kabul edilen Hz. Ömer Türbesi Girne’nin 4-5 km doğusunda deniz kenarında, kayalıkların üzerindedir.
Hakkında bilgi veren kaynaklar aşağı yukarı aynı şeyleri söyler. Muhtemelen her biri bir önceki kaynağı kullanmış, böylece aynı bilgiler tekrar edile edile bugüne kadar gelmiştir. Ancak bazı bilgiler diğerleriyle çelişir.

Pazar, 27 Mart 2016 22:48

Rüzgara Meydan Okuyan Kale: Buffavento

Yazan

Buffavento İtalyanca bir kelime ve ‘rüzgara karşı direnen’ anlamına geliyormuş. İsminin Rüzgarlı Tepe anlamına geldiğini söyleyenler de var. Güzel bir pazar günü sabahı, pek de erken olmayan bir saatte gittim Buffavento Kalesi’ne. Kale, Beşparmak dağları üzerinde 3131 ayak yani 950 metre yükseklikte, çevresinde daha yüksek bir yer olmayan kayalıklar üzerine inşa edilmiş. Taşlar arasında kıvrılan bir patika yoldan çıkılıyor yukarı. Arabayla bir noktaya kadar gidilebiliyor. Park yerinden yaklaşık yarım saatlik bir tırmanmanın ardından kaleye vardım. 20 dakikada çıkanlar da varmış ama acelem olmadığı için yavaş yavaş çıktım. Keşke daha erken çıksaydım dedim. Sabahın serinliğinde tırmanmak çok daha rahat olurdu bu yokuşu.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2017 İsmail Güleç