2.jpg

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

490 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 53

Dün 144

Haftalık 197

Aylık 1884

Tüm Zamanlar 321991

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Salı, 30 Nisan 2019 16:25

Semerkand: Yeryüzünün süsü

Yazan

Semerkant ismini duymayanımız yoktur ama görmeyenimiz çoktur. Geçen haftaya kadar ben de görmemiştim.

İslam coğrafyacılarına ve seyyahların yazdıklarına göre akarsuları, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla sıhhatli bir yaşama son derece müsait cennete benzeyen bir şehirmiş eskiden. Şair;

Buhârâ kubbatü'l-İslâm medinest,
Semerkand saykal-i rûy-i zeminest

Buhara İslam'ın kubbesi olan şehirdir, Semerkant ise yeryüzünün süsü ve cilasıdır.

Demekle yerden göğe kadar haklı imiş.

Devamını okumak için tıklayınız.

Öyküsü olan kitapları daha sahici bulurum. Bu kitabın da bir öyküsü var. Sayar Hoca'nın Fatih'teki evlerinin bir arka sokağının adı Bedreddin Simavi Sokağı ve bu sokaktan yıllarca sokağa ismini veren zatı düşünmeden geçmiş. Kendisine Varidat şerhini bizzat belirterek miras bırakan dedesi ve mensubu bulunduğu muhit için oldukça önemli ve değerli olan Şeyh'in nasıl biri olduğunu anlaması ise çok sonraki yıllarda olacaktır. Dedesinden sadece kitap tevarüs etmemiş, Bedreddin'e karşı muhabbeti de geçmiş. Bu kitap bu haliyle müşfik ve hoca bir dedeye karşı yerine geç de olsa getirilen bir teşekkür. Çocukluğundan kalan hatıraların onu olgun yaşlarında çıkacağı yolculukta arkadaşlık ve rehberlik yaptığını görüyoruz. Hoca'nın Şeyh Bedreddin ile arasında bir duygusal bağ olduğunu görmek ve söylemek de mümkün. Bu bağ kimi yorumlarında Hoca'yı öznel davranmaya sevk etmiş olabileceğini düşünmedim değil.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 19 Nisan 2019 15:43

Ortaçağın Gökdelenleri: Katedraller

Yazan

Birkaç günden beri dünya 'teki Notre-Dame Katedrali'ni konuşuyor. Çatısında çıkan  binanın üst kısmını ortadan kaldırdı. Çok şükür ki yangın iç kısımlara sıçramadan kontrol altına alınabildi ve artık kaç yıl süreceğini bilemediğimiz bir tamir ve tadilat sürecine girecek.

Murat Bardakçı yazınca öğrendik: Meğer 'in  hayâli "Notre-Dame'ın kulelerine sancak dikmek"miş. Otranto seferinden dolayı 'yı duyar, bilirdik ama 'i ilk defa duymuş olduk.

Fatih'in, kulelerine sancak dikmek istediği Notre-Dame Katedrali hakkındaki bilgileri kısa bir sorgulama ile internetten öğrenebilirsiniz. Merak edip de birçok örneğini gezdiğim katedraller hakkındaki izlenimlerimi anladığım ve gördüğüm kadarı ile anlatayım:

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 15 Nisan 2019 18:36

Hem zengin hem dindar olmak mümkün müdür?

Yazan

Özellikle sosyal medyada, dindar olduğu bilinen veya düşünülen kimselerin zenginliklerini gösteren bir fotoğraf yayınlayıp eleştirmek moda oldu. Ellerine fırsat geçse benzerlerini yapacak olanların çoğu kere kıskandıkları veya ideolojik saplantılarından dolayı Müslümanları eleştirmek ve düşmanlılarını kusmak için fırsat kollayanların yaptıkları bu eleştiriler kısa sürede yayılıyor ve tüm Müslümanları töhmet altına alacak bir şekle bürünüyor.

Bu cümleler ile dindar zenginlerin şımarıkça hareketlerini tasvip ettiğimin anlaşılmasını istemem. Bunu kastetmediğimi hemen anlamış olmalısınız. Aslında bu dindar olup olmamaktan daha çok görgüsüzlük ve sonradan görme ile ilgili bir durum. Böyle olmakla birlikte bu tür insanların dindarlıklarıyla görünür olma çabalarını kınadığımı da ifade etmesem eksik olur söyleyeceklerim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 07 Nisan 2019 11:28

Yeşil Kitap filmi üzerine

Yazan

Geçen senenin en çok konuşulan filmlerinden biri Amerika’daki ırkçılığı anlatan Green Book (Yeşil Kitap) idi. Film adını 1937-1962 yılları arasında her yıl güncellenerek yayınlanan The Negro Motorist Green Book (Zenci Şoförler için Amerika'da Güvenli Seyahat Rehberi) isimli kitaptan alıyor. Yeşil Kitap denmesinin nedeni ise hem yayıncısının soyadının Green olması hem de kitabın kapağının yeşil olması.

Film senaristlerden birinin babasından dinledikleri üzerine kurgulanmış. Babasının soyadı ile ilgili yaşadığı sıkıntıları da araya sıkıştırıvermiş. Yaşanmış bir olaydan yola çıkınca gerçeklerle ne kadar örtüştüğü üzerine bir hayli tartışmalar olmuş. Dr Shirley’in ailesinden yeterince bilgi alınmadığı, gerçekleri çarpıttığı konularında eleştirilmiş ve basit bulunmuş ama orası bizi pek ilgilendirmediği için üzerinde durmayacağım... Belki de güzelliği basitliğinde. İki saatin nasıl geçtiğini anlamadım ve gözümü kırpmadan seyrettim. Zaman zaman güldüm, zaman zaman düşündüm, zaman zaman da gözlerim doldu, boğazıma bir şeyler takıldı. İzleyici avucunun eline alıp hamur gibi oynamış yönetmen. Bu yönüyle de çok başarılı bence.

Cuma, 05 Nisan 2019 10:38

Kifayetsiz muhteris

Yazan

Zaman zaman ortalıkta bir 'kifayetsiz muhteris' lafı dolaşıp durur. Ne anlama geldiğini anladığım kadarı ile açıklamaya çalışayım. Kifâyetin, sözlüklerdeki anlamı şu; yeter miktarda olma, yetişme, elverme, kâfi olma ve bir işi yapma husûsunda başkasına ihtiyaç göstermeyecek güçte olma, yeterlik, iktidar. Muhteris ise şu anlamda: Çok istekli, çok arzulu, coşkulu, ateşli kimse ve doymak bilmeyen, kanâat etmeyen, hırslı (kimse), haris. Bu durumda kifayetsiz muhterisi, bir işi yapabilmek için gereken bilgi, beceri ve tecrübeden mahrum olduğu halde yetersizliğine bakmadan o işi yapma konusunda aşırı istekli olan ve bu uğurda her şeyi yapabilen kişi olarak tanımlayabiliriz. Devamı için tıklayınız.

Cuma, 29 Mart 2019 09:45

Her şey okulda öğretilemez

Yazan

Günümüzde okula yapabileceğinden çok daha fazla yük bindiriliyor. Okul, hem bilgi hem görgü hem ahlak hem davranış hem hikmet hasılı hayata dair her şeyi okuldan bekliyoruz.

Acaba bu mümkün müdür? Bence mümkün değil, okul çok önemli ama tek başına yetmez. Aile, mahalle, iş yerleri ve burada ismini sayamadığım birçok mahfil vardı ve buralarda halk için yazılan kitaplar kıraat edilir, bilgi aktarımının yanı sıra oturmasını, kalkmasını da öğrenirdi. Kabiliyeti varsa hikmet ve irfan sahibi de olurdu ve bu irfan ancak meclislerde kazanılırdı.

Günlük hayatımızda zaman zaman öyle derin ve içli sözlerle karşılaşırız ki ilave bir söz söylemek mümkün olmaz. Yerinde ve zamanında söylenen bu tip sözlerin büyüsü ve etkisi bizi öyle kuşatır ki, artık ne bizde bir söz söylemeye mecal ne de söz söylemeye ihtiyaç kalır. Ne demek istediğimi size üç örnek ile açıklamaya çalışayım.

Devamını okumak için tıklayınız.

Salı, 26 Mart 2019 07:36

Erdem vergisi

Yazan

"Akıllı olmak yetmez, erdemli olmak da lâzım" başlıklı yazımın ardından okurlardan gelen birkaç e-posta, erdemden ne anladığımı, erdemli insan ile neyi kastettiğimi açıklamam gerektiğini düşünmeye sevk etti beni. Açıklamadan önce kısa bir açıklama daha yapayım; başlık, bir arkadaşımla "erdemli şehrin insanları" üzerine konuşurken zikrettiği "erdem vergisi" deyişinden ilhamla orada duruyor. Kavram hoşuma gitti. Yazacaklarımı bu kadar az sözle bu kadar öz ve güzel ifade edecek başka bir tamlama bulamazdım. Baş tacı yapıp kendisinin de izniyle başlık olarak kullanıyorum.

Devamını okumak için tıklayınız.

Malum, seçimlere az bir süre kaldı ve adaylar şehirlerle ilgili düşüncelerini kamuoyu ile paylaşıyorlar. Genellikle sorunlar üzerinden giden tartışmalarda şehre rengini veren ruhu pek konuşmuyoruz. Oysa günümüzde şehircilik anlayışı hızla değişiyor. Yeni şehirlerde daha önce görmediğimiz ve bilmediğimiz meslekler ve sektörler ortaya çıkmaya başladı, bildiklerimizin bir kısmı da usüllerini değiştirir oldular.

Dünyada akıllı şehirler gündemde ve harıl harıl üzerinde çalışılıyor. İdeal şehirlerin nasıl olması gerektiğini yazan Eflatun'un, Devlet'i, Thomas Moore'un Ütopya'sı, Compenalla'nın, Güneş Ülkesi ve Farabi'nin Medinetü'l-Fazıla'sı devrini tamamladı mı acaba? Bu kitaplara ihtiyacımız kalmadı mı? Bu sorunun cevabını yazının sonuna saklayalım ve geleceğin şehirlerine devam edelim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Salı, 19 Mart 2019 10:34

Hikaye okumayan başkan istemiyoruz

Yazan

Malum mahalli yöneticilerimizi belirleyeceğimiz seçimlere kısa bir süre kaldı. Adaylar hummalı bir çalışma içinde, seçilmek için gayret ediyorlar. Peki hiç beş yıl boyunca yaşadığımız kasabayı yönetecek belediye başkanının nasıl olması gerektiğini düşündünüz mü?

Eskiler düşünmüşler ve düşündüklerini de kitaplaştırmışlar.  türü böyle bir ihtiyaçtan doğmuş. Bir ülkeyi, bir şehri, bir beldeyi yönetmeye talip olanları uyaran kitaplar yazmışlar ve adına da siyasetname demişler. 

Devamını okumak için tıklayınız.

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç