hh.jpg

Etkinlik Takvimi

27 Ağu 2019;
04:00PM - 05:00PM
Şiir bilmeyen şarkı söyleyemez

Kimler Sitede

494 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 23

Dün 125

Haftalık 829

Aylık 3286

Tüm Zamanlar 315008

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Salı, 28 Mayıs 2019 11:39

Nerede o eski esnaflar?

Yazan

Zor günlerden geçiyoruz. Toplumun hemen her katmanında ciddi sıkıntılar görülmeye başlandı. Üniversitelerden belediyelere, küçük esnaftan büyük sanayicilere, işçilerden memurlara din, mezhep, meşrep, memleket fark etmeksizin hepimizde küçük ama derin hasarlar bırakacak hastalıklar görülmeye başladı, ahlakımız sorgulanır oldu. Bir virüs gibi vücudumuza giren bu hastalıklara zamanında müdahale etmezsek maazallah kansere dönüşerek hepimizi yok edecek. Söylemek istediklerimi küçük iki örnek üzerinden açıklamaya çalışayım.

Malum Ramazandayız ve iftardan önce baklava almaya gittim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 20 Mayıs 2019 09:59

Geleceğin lisesini inşa etmek

Yazan

Milli Eğitim Bakanımız 18 Mayıs 2019 Cumartesi günü düzenlediği basın toplantısıyla Ortaöğretim Tasarımı Tanıtım Toplantısı’nda yapmak istediklerini güzel bir sunumla anlattı. Lise eğitiminin çok önemli olduğuna inanan biri olarak dikkatle dinledim. Heyecan verici ve etkileyici sunumdan anladıklarımı konu başlıklarına göre detaya girmeden başlıklar halinde sıralayayım. Daha sonra da değişiklikler hakkındaki düşüncelerimi paylaşayım.

Devamını okumak için tıklayınız.

En sık karşılaştığım sorulardan biri de isimler ve anlamlarıdır. Daha çocuk anne karnına düşer düşmez ebeveynde başlar bu heyecan. Ve de çocuklara isim koymak sanıldığı kadar kolay bir şey değil. Hele çocuğumuz ilk ise isim koyma konusunda oldukça endişeleniyoruz. Annelerin bu konuda babalara göre daha titiz olduğunu söyleyebiliriz.

İlk duyduğumuzda şaşırdığımız isimler de var. Kimi hatırlamadığı için, kimi yanlış anlaşıldığı için, kimi memurun yanlış yazdığı için garip iken bir kısmı da ebeveynin tercihi ile konulmuş. Artık olmasın diye konular Yeter, İmdat, ölmesin diye Satılmış isimleri konulduğu gibi ilk defa gördüğü bir ismi anlamına ve isim olup olmadığına bakılmaksızın konulanlar da var.

Devamını okumak için tıklayınız.

Yine bir mübarek ramazan ayı içindeyiz. Yenilenme ve muhasebe ayı. Kişinin kendini mercek altına aldığı ve düzeltmeye çalıştığı ay. Kötü alışkanlıkları olduğunu düşünenler bırakmaya çalışacaklar. İbadetlerini gereğince yerine getiremediklerini düşünenler bundan sonra daha düzenli yapmak için kendilerine söz verecekler. Dindar olduğunu düşünenler de daha zahidane yaşamaya çalışacaklar, daha çok nafile ibadet yapacaklar.

“Peki sen ne yapıyorsun ramazanda?” diye bir soru gelebilir aklınıza. Ben de bu sorunuza tüm içtenliğimle cevap vereyim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Salı, 07 Mayıs 2019 11:21

Kaç türlü oruç vardır?

Yazan

Bu yıl da Ramazan geldi. Bizleri ona kavuşturan Allah'a hamdolsun. Ramazanla birlikte televizyonlarda ve gazetelerde uzmanların görüşlerini dinleyeceğiz, okuyacağız. Bizi tok tutacak yiyeceklerin neler olduğunu söyleyecekler, hangi meşrubatın bizi susatmayacağını anlatacaklar. Bir kısım insanlar uzmanların bu tavsiyelerine uymaya çalışacak, gün boyunca kendilerini tok tutacak yiyecekleri sahur sofralarına koymakla meşgul olacaklar. Oruçlu iken susuzluk çekmemek için neler yapılması gerekiyorsa onları yapacaklar. Böylece açlık ve susuzluk hissetmeden oruçlarını tutmuş olacaklar. Allah oruçlarını kabul etsin.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cumartesi, 04 Mayıs 2019 15:49

Kazan kazan ne demek?

Yazan

 birçok ulusal ve uluslararası meseleleri müzakere ederken kazan-kazan (win-win) yaklaşımını benimsediğini ifade eder. İngilizceden dilimize aktarılan , özellikle anlaşmazlıkların çözümünde veya taleplerin çatışması durumunda sorunu her iki tarafın menfaatlerine zarar vermeden kazanacağı yaklaşımı özetleyen ve dilimize geçmiş bir ikileme. İktisatta alışveriş yapan tarafların hepsinin kazandığı ticareti ifade için kullanılan bir yöntem. Günümüzde hukukçular bile kullanmaya başladı bu yaklaşımı.

Kazan kazan deyince aklımıza aşağı yukarı bunlar geliyor. Peki biz kazan kazandan ne anlıyoruz? Bizim geleneğimizde de kazan kazan formülü var mıydı?

Hemen cevap vereyim, vardı. Hem de âlâsı var. Nasıl mı? Açıklamaya çalışayım.

Devamını okumak için tıklayınız.

Salı, 30 Nisan 2019 16:25

Semerkand: Yeryüzünün süsü

Yazan

Semerkant ismini duymayanımız yoktur ama görmeyenimiz çoktur. Geçen haftaya kadar ben de görmemiştim.

İslam coğrafyacılarına ve seyyahların yazdıklarına göre akarsuları, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla sıhhatli bir yaşama son derece müsait cennete benzeyen bir şehirmiş eskiden. Şair;

Buhârâ kubbatü'l-İslâm medinest,
Semerkand saykal-i rûy-i zeminest

Buhara İslam'ın kubbesi olan şehirdir, Semerkant ise yeryüzünün süsü ve cilasıdır.

Demekle yerden göğe kadar haklı imiş.

Devamını okumak için tıklayınız.

Öyküsü olan kitapları daha sahici bulurum. Bu kitabın da bir öyküsü var. Sayar Hoca'nın Fatih'teki evlerinin bir arka sokağının adı Bedreddin Simavi Sokağı ve bu sokaktan yıllarca sokağa ismini veren zatı düşünmeden geçmiş. Kendisine Varidat şerhini bizzat belirterek miras bırakan dedesi ve mensubu bulunduğu muhit için oldukça önemli ve değerli olan Şeyh'in nasıl biri olduğunu anlaması ise çok sonraki yıllarda olacaktır. Dedesinden sadece kitap tevarüs etmemiş, Bedreddin'e karşı muhabbeti de geçmiş. Bu kitap bu haliyle müşfik ve hoca bir dedeye karşı yerine geç de olsa getirilen bir teşekkür. Çocukluğundan kalan hatıraların onu olgun yaşlarında çıkacağı yolculukta arkadaşlık ve rehberlik yaptığını görüyoruz. Hoca'nın Şeyh Bedreddin ile arasında bir duygusal bağ olduğunu görmek ve söylemek de mümkün. Bu bağ kimi yorumlarında Hoca'yı öznel davranmaya sevk etmiş olabileceğini düşünmedim değil.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 19 Nisan 2019 15:43

Ortaçağın Gökdelenleri: Katedraller

Yazan

Birkaç günden beri dünya 'teki Notre-Dame Katedrali'ni konuşuyor. Çatısında çıkan  binanın üst kısmını ortadan kaldırdı. Çok şükür ki yangın iç kısımlara sıçramadan kontrol altına alınabildi ve artık kaç yıl süreceğini bilemediğimiz bir tamir ve tadilat sürecine girecek.

Murat Bardakçı yazınca öğrendik: Meğer 'in  hayâli "Notre-Dame'ın kulelerine sancak dikmek"miş. Otranto seferinden dolayı 'yı duyar, bilirdik ama 'i ilk defa duymuş olduk.

Fatih'in, kulelerine sancak dikmek istediği Notre-Dame Katedrali hakkındaki bilgileri kısa bir sorgulama ile internetten öğrenebilirsiniz. Merak edip de birçok örneğini gezdiğim katedraller hakkındaki izlenimlerimi anladığım ve gördüğüm kadarı ile anlatayım:

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 15 Nisan 2019 18:36

Hem zengin hem dindar olmak mümkün müdür?

Yazan

Özellikle sosyal medyada, dindar olduğu bilinen veya düşünülen kimselerin zenginliklerini gösteren bir fotoğraf yayınlayıp eleştirmek moda oldu. Ellerine fırsat geçse benzerlerini yapacak olanların çoğu kere kıskandıkları veya ideolojik saplantılarından dolayı Müslümanları eleştirmek ve düşmanlılarını kusmak için fırsat kollayanların yaptıkları bu eleştiriler kısa sürede yayılıyor ve tüm Müslümanları töhmet altına alacak bir şekle bürünüyor.

Bu cümleler ile dindar zenginlerin şımarıkça hareketlerini tasvip ettiğimin anlaşılmasını istemem. Bunu kastetmediğimi hemen anlamış olmalısınız. Aslında bu dindar olup olmamaktan daha çok görgüsüzlük ve sonradan görme ile ilgili bir durum. Böyle olmakla birlikte bu tür insanların dindarlıklarıyla görünür olma çabalarını kınadığımı da ifade etmesem eksik olur söyleyeceklerim.

Devamını okumak için tıklayınız.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç