2.jpg

Etkinlik Takvimi

26 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
18 Ara 2017;
02:00PM - 03:00PM
Ney nedir, ne der?
12 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
11 Ara 2017;
05:00PM - 06:30PM
Tarihçiler için edebiyat
29 Kas 2017;
06:00PM - 07:30PM
Gazel İncelemeleri

Kimler Sitede

54 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 28

Dün 37

Haftalık 28

Aylık 619

Tüm Zamanlar 243711

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cumartesi, 29 Nisan 2017 10:45

Nefsiyle kavga etmeyen başkalarıyla kavga eder

Yazan


Geçtiğimiz hafta içinde gazetelerde bir haber yayınlandı. Haber şöyle:

...... tarikatına mensup grup ile ...... cemaati mensupları Umre için gittikleri Mekke'de kavga e

ttikleri iddia edildi. Kavganın 25 Nisan akşamı, Kabe’ye bir km uzaklıktaki otel önünde gerçekleştiği belirtiliyor. Sözlü sataşmayla başlayan kavga nedeniyle çok sayıda kişinin yaralandığı, yaralıların hastaneye kaldırıldıkları açıklandı.

Haberi okuyunca önce hafif tebessüm ettim sonra güldüm. Daha sonra da ağlamamak için kendimi zor tuttum. Yunus’un sözleri geldi aklıma:

Dervişlik olaydı taç ile hırka
Biz dahi alırdık otuza kırka.

Pazar, 16 Nisan 2017 11:36

Gani Müjdegillerin pisikleti

Yazan

İyisiyle kötüsüyle, kavgasıyla gürültüsüyle bir referandum sürecini daha geride bıraktık. Herkes görüşlerini söyledi, açıkladı. Eveti savunanlar da hayırı savunanlar da gerekçelerini televizyonlarda, meydanlarda, gazete köşelerinde aylarca savundular, anlattılar. Buraya kadar her şey normal ve doğal. Olması gerektiği gibi.

Ancak normal olmayan iki durum var. İlki meselenin göz göre göre çarpıtılması ve yalan söylenmesi. İkincisi ise tarafların meselenin referandum boyutundan çıkarılarak dini ve milli referanslarla kendi görüşlerinde olmayanları haketmedikleri yaftalarla suçlamaları, hakaret etmeleri ve aşağılamaları. Özellikle ta gezi olaylarından itibaren yükselen karşısındakini aşağılama, hakaret etme, küçük görme ve dalga geçme hastalığı. Bu adamlara göre kendileri gibi oy vermeyen  ya cahil oldukları için, hakikati bilmedikleri için, yeterince aydınlatılmadıkları için oy veriyorlar, ya da hain oldukları için. Sevr, Damat İbrahim, Vahdettin göndermeleri hep onlara göre hain olduklarını işaret etmek için kullanılan birer sembol.

Cuma, 14 Nisan 2017 08:45

Abdi Çavuş Şehidası

Yazan

 

Lefkoşa’nın özelliklerinden biri de her sokağında bir şehit mezarının bulunmasıdır. Özellikle Lefkoşa’nın fethi esnasında surlar aşılıp şehre girildikten sonra sokaklarda çatışmalar bir iki gün devam etmiş ve bu esnada birçok yeniçeri şehit düşmüştür. Bunların mezarları şehit düştükleri yere defnedilmiş. İlk defnedildikleri zamanlarda sadece bir mezar iken kiminin izleri zamanla silinmiş, mezarları kaybolmuş.

Kaybolan mezarların bir kısmı üzerine yapılan evlerde oturanlar veya oradan geçen bir derviş tarafından tespit edilerek yeniden düzenlenip adeta özür dilercesine bu defa bir mezardan daha fazlasına, adak yerine dönüştürülmüş.

Böyle bir adak yeri Abdiçavuş Mahallesinde de var. Kumarcılar Han’ın arkasında kalan bölgede bulunuyor Abdiçavuş Mahallesi. Abdiçavuş mahallesi 1831 tarihinde yapılan sayıma göre gayrımüslimlerin olmadığı, sadece Türklerin yaşadığı bir mahalle. Mahallede vakfedilen birçok eser varmış. Hem Osmanlı, hem İngiliz döneminde, hatta 1960lar, 70lerde bile özellikle ömrünün son demlerinde hacdan gelen dindar Türkler tarafından, evler, dükkanlar ve bahçeler vakfedilmiş. Bugün nisbeten bakımsız evleri ve çok temiz ve düzgün olmayan sokakları olan bu mahalle Lefkoşa’nın geleneksel yönünü göstermesi bakımından oldukça önemli. Lefkoşa’nın hangi mahallesi önemli değil ki dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız.

Pazar, 09 Nisan 2017 12:56

Kavaklı Dede Türbesi

Yazan

Kıbrıs’taki türbe ve yatır gezilerine devam ediyorum ve meraklıları için de tanıtmaya çalışıyorum. Her gittiğim ve ziyaret ettiğim türbenin diğer türbelerle benzerliği olmasının yanı sıra aynı isimli bir türbenin Türkiye’de de olması dikkatimi çekiyor. Kavaklı Dede de bunlardan biri ve iki benzerlik bu türbede de var.

Özellikle Dalaman, Afyon ve Isparta’da isminde kavak olan yatırların bulunması Türkiye ile Kıbrıs arasında özel bir ilişki olduğunu bize gösteriyor. Bu ayrı bir yazının konusu olduğu için üzerinde durmadan türbeyi size tanıtmaya çalışayım.

Kavaklı Dede türbesi Yukarı Girne mahallesinde Yazıcızade Camiin bulunduğu sokakta, Cemal Gürsel ile Namık Kemal sokaklarının kesiştiği köşede bulunuyor.

Pazar, 02 Nisan 2017 19:51

Zeytinlik Köyünün Garip Dede’si

Yazan

Anadolu’da birçok yerde türbesi ve makamı olan Garip Dede’yle Kıbrıs’ta da karşılaştım. Hem de iki yerde. İlki Mağusa’da idi ve onu sizlerla daha önce paylaşmıştım. Kıbrıs’ta Garip Dede denilince akla geleni ise Girne’de, Zeytinlik Köyünde olanı. Köy merkezinde, camiin hemen alt tarafında, yol üzerinde, etrafı yeşile boyanmış demir parmaklıklarla çevrili ve kendisinden başka bir türbenin olmadığı yalnız başına kalmış, adı gibi garip bir türbede bulunan Garip Dede’yi sizlere anlatmaya çalışayım.

Garip Dede'yle buluşmamız da biraz garip oldu. Zeytinlik ve Girne hiç bilmediğim yerler değil. Haliyle sorduk bulmak için. Bilen bir Allah kuluna rastlamadık. Anladım ki Zeytinlik'te artık Zeytinlikliler oturmuyor. Zeytinlik sokaklarında dolaşırken birden karşımıza çıktı Garip Dede ve bizleri sevindirdi.

Zeytinlik bir Türk köyü. Eskiden muhtemelen çok güzel geleneksel bir Kıbrıs köyü idi. Şimdi ise Girne ile bütünleşmiş, şehrin bir mahallesi olmuş artık.

Garip Dede hakkında farklı iki rivayet var. Bana en makul geleninden başlayayım.

Pazartesi, 27 Mart 2017 10:53

Karga ile leylek/keklik arkadaş olur mu?

Yazan

Hayatım boyunca o kadar çok şaşırdım ki şaşırmamayı öğrendim. Öyle olaylara şahit oldum ki aklım havsalam almaz, nasıl olur diye sorar dururdum kendime. Bu olaylarda bir hikmet arardım bazen. Bazen anlamaya çalışırdım neden diye.

Beni önceleri şaşırtan, şimdilerde ise hakikatini anlamaya, görünene değil, ardına bakmaya ve görünmeyen kısmı görmeye sevkeden durumların biri hayatta birbirileriyle arkadaş olamayacağını, bir araya gelemeyeceğini düşündüğüm insanların evlenmesi veya iş yapması olmuştur. Meseleyi anlamamı ise yıllar önce bir kitapta okuduğum karga ile leylek hikayesi sağladı. Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için hikayeyi aktarayım önce.

Çölde bir kargayı bir leylekle arkadaşlık yaparken gördüm. Çok şaşırdım, bir leylek neden bir karga ile arkadaşlık yapsın ki, diye düşündüm, durdum. Daha yakından görmek için yanlarına yaklaştım. Hayretler içinde yanlarına yaklaşınca ikisinin de topal olduğunu gördüm. O an anladım ki yükseklerde uçan ak pak olan leylek, kap kara bir karga ile bir zaafından dolayı arkadaşlık yapıyormuş.

Hikaye açık ama biraz daha açmaya çalışayım.

Pazar, 19 Mart 2017 23:15

Pirî Paşa Camii ve Türbesi

Yazan

Yine bir pazar günü, üstelik hava da güneşli. Evde oturacak halimiz yok ya. Aldım tayfayı çıktık yola. Ver elini Lefke.

Lefke’yi çok severim. Zaman zaman giderim. Sessiz, sakin, yeşil ve huzur verici bir yer. Tarih Lefke’de evler, konaklar, camiler ve resmi binalar ile dimdik ayakta. Macunları, meşhur Yafa portakalı ve pekan cevizi ile hurması bütün tadlarıyla bizi selamlıyor. Lefke’yi dünyaya tanıtan bir diğer isim ise Şeyh Nazım Kıbrısî. Lefke’yi uluslarasılaştıran cami ve türbe adetâ birleşmiş milletler. Her milletten insan var ve İngilizce neredeyse Türkçe kadar konuşulan bir dil. Şeyh Efendi bile sohbetini hem Türkçe hem de İngilizce yapıyor.

Lefke’de üç camii var. Mahkemeler Camii, Şeyh Nazım Camii ve Pir Mehmet Paşa Camii. Bir diğer söyleyişle, Aşağı Cami, Orta Camii ve Yukarı Camii. En eskisi ise en sonuncusu ve ben sizlere sonuncusunu tanıtmaya çalışacağım.

Cuma, 17 Mart 2017 17:58

Kör ile kötürümün ortaklığı

Yazan

Sibel Eraslan’ın Siret-i Meryem’inde geçen Hz. İsa’nın çocukken Mısır’a kaçtıkları vakit himayelerinde bulundukları kuyumcunun başından geçen hikaye çok hoşuma gitmiş ve beni düşündürmüştü. Üşenmedim, düşündüklerimi kaleme aldım. Kitabı okumayanlar için önce hikayeyi anlatayım.

Kuyumcu Hz. Meryem ve oğluna kol kanat gerip evini açan hayırsever bir insan. Birgün içinde altınları sakladığı sandık kaybolur. Ne yaparlarsa sandığı kimin çaldığını bulamazlar. En ufak bir delil yoktur sandığı kimin çaldığına dair. Hz. İsa’nın ise gizli şeylerin yerini bilme konusunda meşhur olmuştur. Annesi de yasaklar Hz. İsa’ya söylemesini. Çünkü başına bir şey gelmesinden korkar. İyiliklerini gördüğü kuyumcunun sandığının bulunması için İsa’ya izin verir.

İsa kuyumcuya tüm adamlarını toplamasını ister. Hepsiyle teker teker görüşür ama geriye iki kişi kalmıştır. Biri kör, diğeri kötürüm olan bu iki kişiden kimse şüphelenmez doğal olarak.

Pazar, 05 Mart 2017 20:40

Kantara Kalesi

Yazan

Adanın doğusundaki bekçi

Kıbrıs’ın kuzey sıradağları üzerinde adaya gelen dost ve düşman gemileri gözetlemek üzere doğusundan batısına doğru dizilmiş üç kale var. En küçüklerini ortalarına almış üç kızkardeşe benzettiğim bu kalelerden ilk olarak ortasındaki Buffavento Kalesini yazmıştım, daha sonra da St Hilerion’u. Sıra adanın en doğusunda yer alan Kantara Kalesinde. Sizlere bu sefer bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Yine güneşli bir pazar günü, havanın henüz tam manasıyla ısınmadığı, terletmeyecek kadar serin, üşütmeyecek kadar sıcak bir bahar günü gezdim bu kaleyi. Denizden yaklaşık 700 metre yükseklikte bir noktada inşa edilen kale konum itibarıyla öyle bir yere kondurulmuş ki hem adanın kuzeyindeki denize, hem doğusundaki denize, hem Dipkarpaz’a kadar uzanan o çıkıntı yarımadaya, hem de Maserya ovasına hakim. Dolayısıyla kuş adaya kuzeydoğu ve doğudan gelecek her türlü gemiyi görmek mümkün.

Çarşamba, 01 Mart 2017 12:07

Derviş ve Sultan

Yazan

Yahut

Dervişler ve Sufi Çevreler Üzerine

Geçtiğimiz günlerde Haşim Şahin’in oldukça önemli bulduğum bir kitabı yayınlandı. Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan bu kitapta yazarın daha önce muhtelif dergilerde ve kitaplarda yayınlanmış erken dönem Osmanlı toplumunun ruh ve zihin dünyasının şekillenmesinde müessir olmuş zevatın biyografilerini mihverine alan makalelerinden oluşuyor. Kitabın ismi kitabın ikinci bölümünü aynı zamanda; Dervişler ve Sufi Çevreler. Bu kitabı ben hazırlamış olsaydım Sultan ve Derviş adını verirdim. İçinde Gelibolulu’da Dini Hayat ve Klasik Çağ’da İstanbul’da Nakşıbendilik gibi yazıları dışarıda bırakır, bunların yerine yazarın Taptuk Emre ve Karaca Ahmed gibi aynı dönemde yaşamış mühim şahısları konu edinen makaleleri ilave ederdim ve Osmanlıların ilk iki asrının tarihini padişahlar ve dervişler üzerinden anlatmaya çalışırdım. Bu haliyle de konuyu bütünleştirmiş olurdum.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2017 İsmail Güleç