3.jpg

Etkinlik Takvimi

14 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

320 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 20

Dün 97

Haftalık 352

Aylık 792

Tüm Zamanlar 344885

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Çarşamba, 19 Şubat 2020 10:10

Ne kalpsiz olur ne yüreksiz

Yazan

Bir arkadaşımın sosyal medya sayfasında gördüğüm bir paylaşımı izninizle ben de burada paylaşayım:

Neden Neden Neden

Neden "kalp" yürek sözü varken?

Neden "nefes, nefes almak" soluk, soluk almak sözleri varken?

Neden "dost" arkadaş sözü varken?

Neden "fazla" çok ile aşırı sözleri varken?

Neden "his" duygu sözü varken?

Neden "sebep, bu sebeple" neden, bu nedenle sözleri varken?

Neden "fakir" yoksul sözü varken

Neden "zengin" varsıl sözü varken?

Neden "adam" kişi sözü varken?

Neden "istasyon" durak sözü varken?

Bu "neden?"lerin sayısı binlercedir, binlerce sözün Türkçeleri varken, biz sürekli olarak Türkçe sözleri bir yana iterek onların yabancı olanlarını kullanıyoruz!

Arkadaşımızın soruduğu sorulardan sadece ilkine cevap vereceğim, ama arkadaşımız gibi soru sorarak cevap vereceğim?

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 16 Şubat 2020 12:04

Dergahlar ve Cemevleri ibadethane midir?

Yazan

Ülkemizde son günlerde tartışılan ve önümüzdeki günlerde de uzun süre tartışılacağını düşündüğüm konulardan biri dergahlar ve cemevleri meselesi. Yasalara göre dergahların ve cemevlerinin statüsünü tartışmayacağım. O konuyu hukukçular, siyasetçiler ve siyasetbilimciler tartışsın.

İbadethaneler bir dinin tüm mensuplarının toplu olarak veya tek başlarına ibadet etmeleri için yapılmış özel mekânlardır. Dergah ve cemevleri ise dinin içinde belli bir grubun dinin genel kurallarına ilaveten kendilerini, hayatı ve dünyayı anlamak için çıktıkları yolculukta mensubu bulundukları tarikata has merasim ve nafile ibadetlerin yapıldığı özel mekanlardır. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 13 Şubat 2020 10:34

İbadethane nedir?

Yazan

Mabet, ibadethane ve tapınak. Hepsi aynı anlama gelen biri Arapça, biri Arapça-Farsça ve biri de Türkçe üç kelime. Mabedin dilimizde biri sözlük biri de terim olmak üzere iki anlamı var. Sözlük anlamı ibadet edilen yer demek. Terim anlamı ise “Bir dine bağlı olanların belli zamanlarda toplu olarak veya tek başlarına ibadet etmeleri için yapılmış özel mekân” Bir de mecaz anlamı var: Büyük bir sevgi ve saygı ile bağlanılan yeri ifade için tamlamalarda tamlanan olarak kullanılıyor, meşhur ve büyük bir tiyatro salonu için tiyatronun mabedi, denilmesi gibi.

Bizim konumuz olan tarife dikkat ettiyseniz bir yerin ibadethane olması için;

1. Bir dine bağlı olması,                

2. Takvime ve zamana kayıtlı olarak muayyen vakitlerde toplanılması,

3. Topluca ibadet edebilecek olması gibi üç şartı taşıması gerekiyor.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 09 Şubat 2020 21:11

Ne Mustafa ne akıncı

Yazan

Kıbrıs’ın İslam’la tanışmasının tarihi 649, Türklerle tanışmasının tarihi 1571 yılına kadar gider. İslam’ın kalıcı olması ise Türklerin adayı 1571’de fethetmesiyle mümkün olur. 1964-1974 arasında Kıbrıs Türkleri adanın Türk ve Müslüman olarak kalması için bir kez daha canlarını feda ettiler ve 1571’den beri adanın Müslüman ve Türk kalmasını sağladılar. Ada Türkleri onca baskıya rağmen adada dimdik ayakta duruyor ve durmaya da devam edecek.

Kıbrıs Türkü Türkiye’de layıkı vechile pek bilinmez. Kıbrıs’ı da pek bilmeyiz aslında. Öyle birkaç gün geçirmekle bilinecek bir yer değildir. Kıbrıs Türkü Batı Trakya ve Doğu Rumeli Türklerinin kardeş çocuklarıdır. 14. Asırda Balkanlara akan Türkmen obaları 1571 fethinden sonra da bu sefer Kıbrıs’a geldiler. O tarihten beri de oradalar ve kıyamete kadar orada duracaklar.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cumartesi, 08 Şubat 2020 17:09

Akrep yapmaz akrabanın akrabaya yaptığını

Yazan

Klasik şiirimizin 19. asırdaki son temsilcilerinden Keçecizâde İzzet Molla’nın (ö. 1829) dillere pelesenk olan bir beyt-i bercestesi vardır.

Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihân harâb
Eyler ânı müdâhene-i âlimân harâb.

Molla, düzenin fısk u fücur ile yıkılamayacağını, çünkü bunların bertaraf edilebileceğini, ancak ondan daha tehlikeli olan alimlerin hakikatleri farklı nedenlerle söylemekten kaçınmasının düzeni yıkacağını söyler. Bu beyti son günlerde ülkemizin üstünde dolaşan kara bulutlarla bozulan moralleri düzeltmek, üzüntümüzü hafifletmek ve daha önemli bir konuya dikkat çekmek için birazcık değiştirelim:

Meşhûrdur ki âfetle olmaz cihân harâb
Eyler ânı muhannesân dûstan harâb

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 06 Şubat 2020 10:20

Kaza gelince gözün önüne perde iner

Yazan

Bugünlerde ülkemizin üstünde kara bulutlar dolaşıyor adeta. Neredeyse her gün bir başka felaket veya kaza haberi ile uyanıyoruz. Önce deprem haberleriyle perişan olduk, İdlib haberleri ile sarsıldık, Van’da hep birlikte çığ altında havasız kaldık ve büyük bir uçak kazası ile tersyüz olduk.

En son uçak kazası haberini aldık ve uzmanlar tvlerde uzun uzun nedenlerini açıklıyor. Kazaların tek bir nedeni yok. Hava şartları, uçak, pilot ve havaalanından kaynaklanıyor olabilir. Hatta bunlardan birden fazlası bir araya gelerek kazaya neden olabiliyor. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Okuyanların hatırlayacağı üzere bir önceki yazıda Alevilerin klasik dönem metinlerinde namaz meselesini ele almış ve bir sonraki yazıda günümüz Aleviliğindeki uygulamalara değinmeye çalışacağımı söylemiştim.

Konuya girmeden önce günümüzde Aleviliğin kabaca geleneksel ve modern olarak iki farklı başlık altında incelememiz gerektiğini hatırlatmış olayım. Bu ayrımı tarihî ve çağdaş olarak da yapabiliriz hiç kuşkusuz. Ancak bana, geleneksel ve modern olarak tasnif etmek daha doğru geliyor. Çünkü günümüzde birbirinden çok farklı hem sayıları her geçen gün daha da azalan geleneksel Alevilik hem de şehirleşme ile yeniden inşa edilen modern Alevilik bulunuyor. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 30 Ocak 2020 17:39

Alevi kaynaklarında namaz var mı?

Yazan

Okuyanların hatırlayacağı üzere bir önceki yazıda Bektaşilikte namaz meselesini ele almıştım. Bu sefer aynı soruyu Aleviler için soracağım ve cevabını aramaya çalışacağım.

Yazı iki bölümden oluşacak. İlk bölümde Aleviliğin yazılı kaynaklarında namaz ile ilgili görüşleri aktarmaya çalışacağım. İkinci bölümde ise ki bir sonraki yazı olacak, günümüz Alevilerindeki uygulamalara değinmeye çalışacağım.

Alevilik üzerine çalışmanın doğasından kaynaklanan birtakım zorluklar var.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 27 Ocak 2020 10:53

Akademik teşvik puanın kadar konuş

Yazan

Bugünlerde üniversitelerde hocaların birbirlerine en sık sorduğu soru şu: Akademik teşvik puanın kaç?

Hocalar bugünlerde akademik teşvik formlarını doldurmak ile meşguller. Öte yandan geçen sene yapılan faaliyetlerin bu sene başı çıkarılan yeni yönetmelikle değerlendirilmesinden ve kimi değişikliklerden genel bir memnuniyetsizlik olduğu belli oluyor. Birtakım değişiklikleri görünce şaşırdım ve anlamaya çalıştım. İğneyi önce yönetmeliğe batıralım, çuvaldızı sonra kendimize batırırız.

Yönetmeliği hazırlayanların iki kaygısı olduğunu düşündüm. Mümkün olan en az parayı vermek, çünkü bir kişinin tam puan alması mümkün görünmüyor, hele bir de sosyal bilimci iseniz yarısını aşarsanız büyük başarı.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 26 Ocak 2020 08:42

Klavye kahramanlığı

Yazan

Karanlığın aydınlıktan daha uzun sürdüğü, gecelerin erken başladığı bu günlerde, milletin adeta akşam olsa da gitsek der gibi doluştuğu kafelerin birinde birkaç samimi arkadaş bir araya gelmiş, laflıyorduk.

Ne mi konuşuyorduk? Ne konuşacağız, birkaç samimi arkadaş bir araya gelince ne konuşursa onları konuşuyorduk. Biraz iş güç, biraz çocuklar, biraz futbol, biraz din diyanet işleri ve çokça da siyaset.

Bir ara söz döndü dolaştı içinde iyilik geçen ve iyilerin anlatıldığı çok seyredilen filmlere geldi. İnsanların duygu dünyasına hitap eden bu filmlerde genellikle bir mazlum olur, bir de zalim. Bazen zalimden bazen de kaderden kahramanımızın hem mazlum hem de mağdur olur.

Devamını okumak için tıklayınız.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç