2.jpg

Etkinlik Takvimi

13 Ara 2018;
02:00PM - 03:00PM
Şiir, Şair ve Peygamber'e Dair Konuşmaları

Kimler Sitede

219 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 2

Dün 142

Haftalık 2

Aylık 1506

Tüm Zamanlar 281121

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cuma, 27 Temmuz 2018 11:17

Karalar Köyünün Hızır Baba'sı

Yazan

Bulgaristan’da Hızır Baba adıyla birkaç tane türbe var. Burada anlatılan Karalar (Gorna Krepost) köyündeki Hızır Baba.

Köye vardığımızda kahvedekiler sorduk Hızır Baba’nın yerini. Yerini gösterdiler ve kilitli olduğunu, anahtarının Veysal Aga’da olduğunu söyleyince biz de doğruca tarif edilen eve gittik. Köylülerin Veysal Aga’sı, bizim Veysel amcamız 91 yaşında bir yiğit. Onu evinden alıp türbeye gittik ve bize türbeyi gezdirdi.

Etrafı dağlarla çevrili köyün çevreye hâkim ve manzarası güzel bir tepesinde türbe. Türbenin bulunduğu alan çevrilmiş ve içinde türbeden başka iki katlı bir bina ve topluca yemek yenilmesine imkân sağlayacak uzun bir kameriye ile aynı anda birçok kazanın kaynatılabileceği uzun bir ocak var. İki katlı bina üst kat misafirler için hazırlanmış birkaç oda, alt kat mutfak ve meydana ayrılmış. Köyde cemler burada yapılıyor. Her sene kırk kazan kaynatırlarmış ve otuza yakın kurban adanırmış.

Türbe altıgen planlı, altı yamaçlı kiremitli çatısı var ve küçük bir girişten geçilerek giriliyor. Girişde 1939 tarihinin altında mermer üzerine şunlar yazılı:

Salı, 24 Temmuz 2018 19:15

Kıdemli yahut Kademli Baba

Yazan

Yolculuğumuzda bazen erenlerin himmeti mi, bizim şansımız mı nedir, işimiz çok rast gitti. Tersi olduğu durumlar da olmadı değil ama şansımızın yaver gittiği durumlar daha çok oldu. Kıdemli Baba türbesini nasıl bulduğumuzu anlatırsam söylemeye çalıştığım şey daha iyi anlaşılacak.

Ona geçmeden önce ismi üzerinde durmak isterim. Kademli mi, Kıdemli mi? Her ikisi de geçiyor. Kademli ayağı uğurlu, bereketli anlamlarına gelebilir ama hakkında buna dair bir menkıbe bilmiyoruz. Kıdemli ise daha özellikle tarikatlerde beyat tarihine göredir. Akyazılı Sultan, Hacı Baba ve Demir Baba’nın kendisini ziyaret etmesi ve çağırmesi üzerine gelmesine bakara onlardan daha kıdemli olduğunu, bölgedeki en kıdemli şeyh olmasından dolayı da Kıdemli Baba olarak bilindiğini düşünebiliriz. Bizimki sadece yorum. Doğrusunu Allah bilir diyelim ve konumuza dönelim.

Salı, 24 Temmuz 2018 08:19

Hüseyin Baba

Yazan

Adaköy (Ostrovo) yakınlarında harika bir ulusal park var. Voden Milli Parkı. Park o kadar büyük ki içinde vahşi hayvanlar da yaşarmış. Üst düzey yöneticilerin konaklamaları ve avlanmaları için tahsis edilmiş parkın büyüklüğü ve güzelliği gerçekten çok etkileyici. Hüseyin Baba’nın türbesi bu parkın içinde.

Parka geldik, bekçi bizi durdurdu, ne için girmek istediğimizi sordu. Biz de Hüseyin Baba türbesini ziyaret etmek istediğimizi söyledik. Amirini aradı, izin aldıktan sonra bizim içeri girmemize izin verdi.

İçeri girdikten sonra delik deşik olmuş bir yolda dört kilometre gittikten sonra hemen sağ tarafta karşımıza çıktı türbe. Yollar delik deşik ama yolun her iki tarafındaki muazzam ağaçların verdiği resim olağanüstü güzellikte idi. Buraları kışın kar altında tehayyül ettim birden. Kim bilir ne kadar etkileyici bir manzara olur.

Arabayla türbenin yakınlarına kadar geldik, park ettikten sonra sanki çim biçme makinesiyle kesilmiş gibi düzgün çimlerin üzerinden yürüyerek türbeye vardık.

Pazartesi, 23 Temmuz 2018 12:47

Demir Baba

Yazan

Pehlivanları ve yiğitleriyle meşhur Deliorman’ın ağaç denizleri de denilen ormanlarının birinin içinde, büyük taş kütlelerine sırtına vermiş derin bir vadide, dere kenarında kurulmuş bir tekke var: Demir Baba Tekkesi. Hasan Demir Baba, Deli Orman Bektaşi Tekkesi, Timur Baba Tekkesi, Pehlivan Baba Tekkesi olarak da bilinen bu tekke Razgrad ilinin eski adıyla Kemallar yeni adıyla İsperih’in altı kilometre batısındaki Mumcular (Sveştari) köyü yakınlarında ve ulaşımı ve bulunması çok kolay oldu. Ancak türbeye inme o kadar kolay olmadı.

Enihan Baba türbesindeki o uzun tırmanışın yerini bu sefer uzun iniş aldı. Yüzlerce basamaktan oluşan merdivenlerden indikçe yukarı nasıl çıkacağımı düşünmeye başladım. Ağaçlar arasından, zaman zaman trabzanlardan tutunarak ve dinlenerek indim ve ilk görüşte insanı etkileyen muhteşem manzara ile karşılaştım: Etrafı taş vuvarla çevrili avlu içinde üç koca taşın kesilmesiyle yapılan ve etrafı yeşile boyanmış kuşakla belirlenmiş giriş, klasik ahşap bir ev ve art arada iki taş binadan oluşan türbe. Büyük bir uçurumun hemen dibinde bir su başında ve orman içindeki bu mevki insanın içini ürpertecek kadar serin, muhkemliğiyle güven verirken yalnızlığıyla korkutucu.

Buranın ziyaretçisinin çok olduğunu merdivenlerden inerken sağlı sollu ağaçlara bağlanan çaputların sayısından anlıyoruz. Merdivenlerin özellikle aşağ taraflarında eski mezar taşlarını da görüyoruz. Burası tekkenin mezarlığı imiş bir zamanlar.

Yolculuğumuz esnasında en kolay bulduğumuz yer Akyazılı Sultan Türbesi oldu. Kimseye sormadan bulduğumuz türbeyi daha uzaklarda iken farketmiştik, Tekkeköy’e (Obrocşite) girerken köprüyü geçer geçmez karşımıza çıktı. Müzeye çevrilen türbe ve imaret veya meydanevi onca savaş ve badireden sonra ayakta kalmayı başarmış çok önemli bir merkez. Bir külliye içinde olan türbenin konumu merkezi ve yol üzerinde olduğu için bulunması ve ulaşımı çok kolay olması avantaj ama çevrede Türk nüfusun kalmaması ve sahip çıkılmaması, senede bir gün ziyaretlerle çok uzun süre bu haliyle kalacağına dair ümitlerimi azaltıyor.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Hafız Halil Baba adına inşa edilmiş olduğu teftiş için görevlendirmeye dair bir belgeden anlaşılan ve günümüze kadar kısmen korunarak gelen, iç ve dış mimarisiyle dikkatimizi çeken Akyazılı Sultan Tekkesi çok bakımlı ve temiz bir bahçe içinde yer alıyor. Evliya Çelebi de gül bahçesi içinde olduğunu yazıyor. Bahçedeki sekiz sutun üzerine yapılmış şadırvan da oldukça etkileyici. Ancak bir zamanlar kubbesi olduğunu düşündüğüm bu yapının bugün üzeri açık. Bu haliyle de uzaktan şadırvan olduğu hemen anlaşılmıyor.

Bir zamanlar büyük bir merkez olduğu her halinden belli olan külliye bugün müze olarak hizmet veriyor. İki bölüm var para verilerek girilen. Biri eskiden imaret ve meydan olarak kullanılan ve müzeye çevrilen ana bina, diğeri Bulgaristan’da gördüğüm en büyük ve en yüksek yapı olan türbe.

Cumartesi, 21 Temmuz 2018 19:25

Deniz Ali Baba Türbesi

Yazan

Tutrakan’ın köylerinden birinde, eski adıyla Denizler şimdiki adıyla Varnentsi köyünde Deniz Baba’nın türbesi. Köye geldikten sonra bir iki kişiye sorup türbeyi bulduk.

Türbe köyün azıcık dışında ama yürüme mesafesinde, on dakikade gidilebilir. Çok geniş bir bahçe içinde etrafı çevrili bir alan içinde bulunuyor türbe. Meydanda türbenin yakınlarında eski mezar taşları da var ama yeni gömülmüş bir mezar göremedik. Temiz ve çimleri düzgün meydanda içinde kutlamalar ve toplu ziyaretlerde yararlanmak için yemek pişirmek ve ikram etmek için mekanlar hazırlanmış.

Bahçe içindeki etrafı çevrili alanın kapısı var ve yan yana döşenen üç sıra taş genişliğinde on metrelik bir yoldan geçilerek türbeye gidiliyor. Yolun kenarı tellerle çevrili, üzerine taklar yapılmış ve asmalar dikilmiş. Güzel bir hava verilmiş yola. Doğal olarak asmalardan önce çaputlar bağlanmış.

Cuma, 20 Temmuz 2018 18:39

Kapı ve eşik

Yazan

Seyahatlerde çok sık olmasa da insanı heyecanlandıran ve büyüleyen manzaralar çıkabiliyor karşımıza. Bunları bazen güzel bir resim olarak görüyor ve bayılıyoruz, bazen de çağrıştırdığı anlamları düşünüyor, kendimizi kaybediyoruz. Beni en çok heyecanlandıran da bu tür manzaralar.

Ne demek istediğimi veya neyi kastettiğimi bir örnek üzerinden göstermeye çalışayım.

Yukarıdaki fotoğrafı görüyorsunuz. Fotoğraf resim olarak güzel, simetrik kapı, merdivenler, mühürler, beyaz zemin üzerinde koyu yeşil kapı ve önünde dört sıra taştan merdiven. Kompozisyon olarak fevkalade.

Acaba gördüklerimizin hepsi bu kadar mı? Ne düşündünüz bilmiyorum ama ben bu işlerden anlayan birine sordum ve öğrendiklerimi sizinle paylaşmak üzere bu satırları yazıyorum.

Burası bir tekkenin girişi. Gördüğümüz her nesnenin her birinin bir anlamı var ve bir şeyleri sembolize ediyor. Tekkenin önü dünya hayatı, şuursuzca ve mevcudun farkında olmadan yaşadığımız yerler, yaptığımız işler, geçirdiğimiz vakitler.

Cuma, 20 Temmuz 2018 10:38

Sinan Köyü (Pomen) Erenleri

Yazan

Eski adıyla Sinan, yeni adıyla Pomen Köyü Rusçuk’a bağlı az da olsa Bulgarların da olduğu bir Türk köyü. Razgrad’a daha yakın olmasına rağmen biz daha önce hazırladığımız güzergaha uygun olarak Silistre üzerinden gittik

Sinan (Pomen) köyü erenleri: Masul Baba, Sinan Baba, Veli Baba

Buraya gelirken baktığımız kaynaklarda üç türbeden bahsediliyordu. Mustafa, Sinan ve Hızır Babalar. Burada ise sadece Sinan Baba türbesi vardı. Diğer ikisi farklı idi. Masul ve Veli Baba. Muhtemelen isimler farklı kaydedildi ve karıştırıldı. Çünkü bölgede bu isimlerde çok sayıda baba türbesi var. Bize mihmandarlık yapan teyze de üçü dışında başka türbe olmadığını ısrarla söyleyince ben karıştırılma ihtimalinin daha kuvvetli olduğunu düşündüm.

Yağmurlu bir günde ve ikindi vakti vardığımız köyde, daha önce birçok köyde gördüğümüz gibi evlerin bahçe duvarlarının önündeki banklarda oturanlar vardı. Köylüler vakti gelince, işlerini bitirince kapılarının önüne çıkıyor, bu banklara oturuyor ve artık o gün gündemlerinde ne varsa onu konuşuyorlar. Gelirken de yanlarında yiyeceklerini ve içeceklerini de getiriyorlar. Genellikle kahve içtiklerini gördüm.

Perşembe, 19 Temmuz 2018 07:48

Niğbolu'da bir eren: Ali Koç Baba

Yazan

Osmanlılar döneminde önemli bir merkez olan Niğbolu Tuna kıyısında güzel, küçük ve şirin bir şehir.  Şehre tepelerin arasından kıvrılarak inen bir yolla giriliyor. Nüfusun büyük bir kısmı Türk. Tuna’ya hâkim tepelerde kurulmuş mahalleler tam da Türklere mahsus yerleşme biçiminde.

Türbesini ziyaret etmek ve görmek için geldiğimiz Ali Koç Baba da böyle bir tepe üzerinde. Tekke Deresi adında bir derenin üzerine yapılan köprüden geçip kıvrılarak çıkılan çok fazla yüksek olmayan bir tepenin üzerinde. Tepeler arasında kıvrılan yollardan geçerek geldiğimiz Niğbolu’nun girişinin sağında kalıyor ve bir köprüden geçilerek gidiliyor Ali Koç Baba Türbesine.

Burası, eskiden mezarlıkmış ve bir zaviye varmış. Niğboluların himmetiyle yapılan ve yenilenen türbenin hizmetlerini Gürsel Hoca yapıyor, bakımını yapıyor ve ziyaretçilerle ilgileniyor. Gürsel Hoca bu işe gönül vermiş ve büyük bir zevkle yapıyor bu işi. Biz ilk gittiğimizde kapı kapalıydı ve içeri girememiştik. Karşı tepelerdeki evinden bizi görmüş ve tam biz ayrılmak üzere iken gelip kapıyı açarak bize ziyaret etme imkânı verdi.

Pazar, 15 Temmuz 2018 14:08

Sofyalı Bâlî Efendi ve Türbesi

Yazan

En kolay bulduğumuz türbelerden biri Bâlî Efendi türbesi idi. Navigasyona yazdık ve elimizle koymuş gibi bulduk. Ancak Bâlî Efendi olarak yazarsanız bulamazsınız, Hram Sveti Prorok İliya yazacaksınız. Çünkü kiliseyi türbenin bahçesine inşa etmişler.  Ve türbe yoldan görünmüyor. Kiliseye gider gibi bahçesine gireceksiniz, sağa dönüp kilisenin yanından arka tarafa geçeceksiniz, solda sevimli öksüz ve yetim bir çocuk gibi yalnız duran türbeyi sizi bekliyormuş gibi görürsünüz.

Türbenin bulunduğu semtin adı olan Salahiye’nin ilginç bir öyküsü var. Salahiye denmesinin nedeni bir rivayete göre bölgeye bir camii inşa ettiren Kadı Yusuf Salahaddin’den geliyormuş. Bâlî Efendi’nin türbesinin ardından burası Bali Efendi olarak bilinmeye başlamış. Bulgarlar başa geçince de ismi Bulgarlaştırmışlar, Balcı Köy manasına Medeno Selo adını vermişler. Derken Bulgarların başına geçen Alman prens, Vitoş dağının eteklerindeki bu köyü çok beğenmiş ve adı bu sefer Kralın Mekanı anlamında Kniajevo olmuş. O günden beri de bu isimle anılıyor.

Bâlî Efendi kimdir?

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç