hh.jpg

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

108 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 38

Dün 100

Haftalık 329

Aylık 2846

Tüm Zamanlar 264814

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cumartesi, 06 Nisan 2013 00:13

Selam filmi üzerine

Yazan

 

Son yıllarda Türk sineması harikalar yaratıyor ve bir biri ardına başında ‘ilk defa’ kelimesi geçen filmler çekmeye başladılar. Bunlardan biri de ilk defa üç farklı kıtada çekilenSelam isimli film. Yurt dışındaki Türk okullarının hikayesi olan film ‘Üç umut, üç gaye ve tek ideal’ üst başlığı altında sunuluyor ve tamamen yaşanmış olaylardan yola çıkılarak hazırlanmış ve filmden anladığım kadarı ile de pek fazla değiştirilmemiş.

Çarşamba, 13 Mart 2013 19:48

Allah iki göz vermiş

Yazan

 

İnsanın iki gözü vardır. Bu iki gözü bir görenler, ki biz onlara insân-ı kâmil diyoruz, herşeyi aslıyla birlikte görür. Bu gözlerinden biri madde gözü, diğeri mâna gözüdür. Biri basar, diğeri basîrettir. Bu iki gözden birinin görmemesi eksikliktir. Basarın eksikliği körlük, basîretin eksikliği ise irfân körlüğüdür. Her eşyâ hâl lisânı ile bize birşeyler gösterir. Üzeri yazılı bir kağıdı düşünelim. Basar sahipleri bunu yazı olarak görür. Ya basîret sahibi? Onu da bir menkıbe ile özetleyelim.

Cumartesi, 12 Ocak 2013 18:41

PTT’nin Divan-ı Kebir’i

Yazan

Geçen senenin (2012) sonuna doğru elime çok güzel bir eser geçti. Hz. Pir’in yedi cilt olarak namzettiği, Divân-ı Kebîr’i. PTT, Mevlana Müzesi Yazma Eserler Kütüphanesinde 68 ve 69 numaralarında kayıtlı nüshanın tıpkı basımını aslına uygun bir şekilde çok güzel bir tıpkıbasımını yapmış. Gölpınarlı’ya göre bu en mükemmel ve güzel nüshanın tıpkı basımını yaparak ilim ve kültür hayatımıza kazandırılmasını sağlayan PTT hem kitapseverlerle, hem de Hz. Pir’in muhiplerine güzel bir armağan vermiş oldu.

Cumartesi, 05 Ocak 2013 23:55

Çok Önemli Bir Mektup

Yazan

Uzun zamandan beri beklediğim bir mektuptu. Postaya verildiğini biliyordum ancak, elime ne zaman geçeceğini bilmiyordum. Oturduğum semtte posta dağıtımı biraz sorunlu olduğu için mektubun elime geçip geçemeyeceği konusunda endişeliydim. Her akşam eve gelir gelmez ilk önce “Mektup geldi mi?” diye sorar, sonra “Selamün aleyküm” derdim. Hanım ve çocuklar bu sorumu o kadar kanıksadılar ki “Mektup gelmedi, aleyküm selam” şeklinde cevap verir oldular. Sonraki günlerde ise çocuklar için bir yarış vesilesi oldu bu mektup meselesi. “Babama mektubun gelmediğini önce kim söyleyecek?”ti yarışın adı. Benim eve geldiğimi anlar anlamaz ikisi birden içeriden koşarak kapıya gelirler ve “Mektup gelmedi” diye bağırmaya başlarlardı. Ben ilk seferinde çocuklardaki bu telaşı görünce bana müjde vermek için koşuşturduklarını düşünmüş ve bayağı bir sevinmiştim. Meseleyi anlayınca üzülmüş, benim üzülmem hanımı da üzmüştü.

Perşembe, 03 Ocak 2013 23:56

Çok Önemli Bir Resim

Yazan

-   Hiçbir şey anlamadım!
-   Aman bey! Çocuğun yanında çok güzel olmuş, de. Üzülür sonra yavrucak.
- İyi de, gerçekten ben hiç bir şey anlamadım!
- Yahu sen hiç çocuk psikolojisinden anlamıyorsun. Henüz altısında. Bir şeye benzemese
de resim yapmaya çalışıyor. Sen resmine değil, resim yapma gayretine aferin de,
takdir et.
-  Çocuk cin gibi. Beğenmediğim halde güzel olmuş dersem anlamaz mı? Sonra kaş yapayım
derken göz çıkarmayayım?
- Sen beni hasta edeceksin bey! Alt tarafı bir çocuğun çizdiği bir sürü resimden
biri. Memleket meselesi haline getirme lütfen.
- Nasıl olacak bilmiyorum bu dediklerin. Ama deneyeceğim.
- Hiçbir şey bilmiyorsan ve anlamadıysan kendisine sor. Hem hoşuna da gider yaptıklarını
anlatmak.
- Peki, senin dediğin gibi olsun.
 
 

Perşembe, 01 Kasım 2012 23:32

Enderunî İsmail Bey

Yazan

Bu dünyadan bir sahhaf geçti/göçtü: Enderunî İsmail Bey

Sahhafların son temsilcilerinden Enderun Kitabevi sahibi İsmail Özdoğan 4 Eylül 2012 Salı günü bu dünyadan göçtü. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Kimilerine göre İsmail Bey, kimilerine göre İsmail Abi olan İsmail Özdoğan benim İsmail Amcamdı. Ailemden biri gibiydi. Babamın kardeşleri erken sayılabilecek yaşta vefat ettiklerinden ilk gençliğimden itibaren amca muhabbetini yaşayamamıştım. Amca muhabbetine aç bir halde iken Allah karşıma İsmail Amca’yı çıkarttı. Onunla karşılaşmak, Mevla’nın fakire lütfettiği büyük bir ihsandı. Yetişmemde ve bugünkü halime gelmemde büyük emeği ve katkısı var.

Devamı için

 

Cumartesi, 21 Temmuz 2012 11:55

Kaç türlü oruç vardır?

Yazan

Bu yıl da ramazan geldi. Bizleri ona kavuşturan Allah’a hamdolsun.

Ramazanlar birlikte televizyonlarda ve gazetelerde uzmanların görüşlerini dinleyeceğiz, okuyacağız. Bizi tok tutacak yiyeceklerin neler olduğunu söyleyeceklar, hangi meşrubatın bizi susatmayacağını anlatacaklar. Bir kısım insanlar uzmanların bu tavsiyelerine uymaya çalışacak, gün boyunca kendilerini tok tutacak yiyecekleri sahur sofralarına koymakla meşgul olacaklar. Oruçlu iken susuzluk çekmemek için neler yapılması gerekiyorsa onları yapacaklar. Böylece açlık ve susuzluk hissetmeden oruçlarını tutmuş olacaklar. Allah oruçlarını kabul etsin.

Salı, 26 Haziran 2012 12:55

Yüzük

Yazan

Neden iri taşlardan yüzükler takarız?

Çevrenizde görmüşsünüzdür, özellikle yaşlıların ve ilmiye sınıfına mensup kimselerin parmaklarında çeşitli renklerde iri taşların olduğu yüzükler takarlar. Hiç düşündünüz mü, bu insanlar neden böyle iri yüzükler taşırlar?

Pazar, 04 Mart 2012 18:01

Samuray ve Hz. Ali

Yazan

Önce yüce efendisinin ev işlerinden sorumlu samurayla ilgili bir öyküyü sizlerle paylaşayım.

Yüce efendinin rakiplerinden biri efendiyi öldürür. Samuray hizmetinde olduğu efendisinin intikamını almak için yemin eder ve katilin izini aramaya başlar. En sonunda bin bir güçlükle efendisini kimin öldürdüğünü öğrenir.

Samuray katili yakalar, öldürmek üzere kılıcını sıyırır, tam kellesine doğru savuracakken katil samurayın yüzüne tükürür. Bunun üzerine samuray geriye doğru çekilir, kılıcını kınına sokar ve arkasına bakmadan oradan uzaklaşır.

Geri dönmüştür, çünkü o anda öldürseydi efendisinin temsil ettiği ideala bağlılığından değil, kişisel kızgınlığından ve hiddetinden dolayı öldürmüş olacaktı. Bunu içindeki asil savaşcı ruhunun tesiriyle değil, nefsinin zebunu olarak yapmış olacaktı. Oysa asil bir savaşçıya nefsinin emrettiği işleri yapması yakışmaz. Ona yakışan inandığı idealler için savaşmak ve öldürmektir.

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç