3.jpg

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

166 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 59

Dün 110

Haftalık 367

Aylık 1859

Tüm Zamanlar 306178

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Klasik Edebiyat

Klasik Edebiyat (3)

Perşembe, 21 Şubat 2019 14:11

Kılıç yetmez, kalem de olmalı

Yazan

Cem Sultan ile II. Bayezid arasındaki söz düellosu

Bir yönetmen veya roman yazarı bana Osmanlı hanedanından kimin hayatını film yapayım veya yazayım diye sorsa hiç düşünmeden Cem Sultan ve Şehzade Mustafa derdim. Şehzade Mustafa bir sonraki yazının konusu olsun, Cem Sultan’ı neden söylediğimi açıklamaya çalışayım.

Cem Sultan öyle birkaç satırla anlatılacak sıradan bir şehzade değil. Şehzade olarak bilinse de aslında o bir sultan. Diğer şehzadelere pek verilmeyen sultan lakabının onda ne güzel durduğunu görmüyor muyuz? Ha isminin önünde ha ardında ne fark eder!

Kendisi de çok iyi bir eğitim alan Fatih Sultan Mehmed oğullarının da çok iyi bir eğitim alması için bir babanın yapabileceği her şeyi yaptı. Cem Sultan henüz küçük bir çocukken Edirne Sarayı’nda Arapça ve Farsça’yı öğrendi, şiirle tanıştı. Öyle ki Kastamonu sancak beyliğine tayin edildiği sırada, daha on yaşında iken gazel yazdığı rivayet edilir. Çünkü şehzadeler bir yandan silahşörlük ve binicilik talimleri alırken öte yandan devrinin en büyük alimlerinden ve şairlerinden ilim ve kültür tahsil ederlerdi. O yüzden Konya’ya gittiğinde çevresine Sa‘dî-i Cem, Haydar, Sehâyî, La‘lî, Kandî ve Şâhidî gibi şairleri topladı. Cem Sultan bu şairlerden bir kısmı ile sadece yediklerini içtiklerini değil, kaderini de paylaştı. O yüzden onlara “Cem şairleri” dendi. Böyle bir dostluğun ikinci örneği var mı bilmiyorum.

11 Nisan 2018 Çarşamba günü İstanbul Medeniyet Üniversitesi güzel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Birkaç üniversitenin müştereken yaptığı “Sîreti Sûrette Görmek” üst başlıklı çalıştayda modern şiirimizde Hz. Peygamber için yazılan şiirler ve şairler değerlendirildi. Birbirinden değerli araştırmacı ve şairlerin katılımıyla gerçekleşen çalıştayın son oturumunda bir tartışma yaşandı. Özlem Fedai’nin Victor Hugo’nun Hz. Muhammed şiirinin naat sayılıp sayılmayacağını sorması üzerine başlayan tartışmada taraflar ikiye ayrıldı. Ben de akşam eve dönünce oturup şiiri yeniden okudum ve bir neticeye ulaşmaya çalıştım.

Fransızların kendisiyle övündüğü Victor Hugo’nun (1802-1885) Sefiller ve Notre Dame’ın Kamburu’nu herkes bilir de onun Hz. Peygamber’den bahseden şiirini bilenimiz çok azdır. 2014 yılında bir gazetede çıkan haber olmasa kimsenin haberi olmayacaktı. 

Tarihçiler için edebiyat bilgisi gerekli midir?

Yazıma başlıktaki soruyla başlıyorum. Tarihçiler için edebiyat bilgisi gerekli midir? Gerekliyse neden gereklidir? İyi bir tarihçi olmak için edebiyat bilmek gerekli midir?

Aslında bu soruyu çevirerek de sorabiliriz. Edebiyatçılar için tarih bilgisi gerekli midir? Osmanlı edebiyatı çalışan biri olarak bu soruya hiç tereddüd etmeden evet diye cevap veririm. Yararlandığım kaynakların neredeyse yarısı tarih kitapları ve araştırmaları. Lisans döneminde tarih bölümünden dersler almanın verdiği kolaylıktan ve aşinalıktan mıdır, bilmem ama benim hocalarımdan da gördüğüm iyi bir Osmanlı edebiyatçısı olmak için tarihçiler kadar olmasa da tarih bilgisine ihtiyaç duyduğumdur.

Bir edebiyatçı olarak tarih bilgisine bu kadar ihtiyaç duyarken iyi bir Osmanlı tarihçisinin edebiyat bilgisine ihtiyacının en az benim kadar olduğunu düşünüyorum.

Sanırım başlıkta sorduğum sorunun cevabını da vermiş oldum. Madem bir soru sorup cevabını da verdim, o halde gerekçelerini de açıklamam gerekir.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç