4.jpg

Etkinlik Takvimi

28 Oca 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

157 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 138

Dün 76

Haftalık 417

Aylık 2153

Tüm Zamanlar 332946

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Denemeler

Denemeler (94)

Pazartesi, 15 Temmuz 2019 11:31

Şevket Abinin ardından

Yazan

Ben Şevket abiyi Enderun’da tanıdım. Mesleği nedir sorusuna hemen cevap vermek mümkün değil. Ne mezun olduğu okul, ne yaptığı işler tam olarak onun mesleğini tanımlamıyor. Gazete sahibi ama diğer gazete sahipleri gibi değil, gazeteci ama diğer gazeteciler gibi değil, yayıncı ama diğer yayıncılar gibi değildi. Ömrü inandığı dava uğrunda say u gayret ile geçti. Bunun için de ne yapması gerektiğne inanıyorsa onu yaptı.

Bugün gazetesini kurdu, uzun yıllar çıkardı. Kapatıldığında tirajı 70 bindi. Borç harç kağıt alınır, gelecek para ile ödenerek çıkarılırdı. Almanya’ya gitmek zorunda kaldığında da güvendiği insanlara teslim etmişti ve gazete çıkmaya devam etmişti. Sabah namazında Sultanahmet’te binlerce kişiyi toplayacak kadar tesirli idi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 12 Temmuz 2019 11:05

50 yıl sonra FETÖ ne olacak?

Yazan

Yine bir 15 Temmuz sene-i devriyesindeyiz. O meşum günü anlatan paneller yapılıyor, kitaplar, makaleler yayınlanıyor. Yeni 15 Temmuzların bir daha yaşanmaması için hatırlamak, unutmamak çok önemli. Ama hayat devam ediyor ve işin güvenlik dışında başka boyutları da var. Fetöye inanan ve tabanı oluşturan kitlenin sosyolojik ve itikadi sorunları meselesi var ve bu mesele bence geleceğimizi etkilemesi bakımından en az güvenlik kadar önemli.

Yazımıza bir başka soru ile devam edelim: FETÖ tümüyle ortadan kalkar mı, yok olur mu? 15 Temmuzdan sonraki gelişmelere bakacak olursak bu soruya kolayca evet denileceğini düşünenlerden değilim. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 03 Temmuz 2019 08:47

Asker oldum piyade

Yazan

Malumunuz, geçen hafta yeni askerlik kanunu Cumhurbaşkanı’nın imzalamasıyla resmen yürürlüğe girdi. Artık yeni bir dönem başlıyor. Yeni askerlik sistemi ne getirecek ne götürecek bilmiyorum, ülkemizin güzide güvenlik uzmanları tartışadursun. Ben yine meselenin başka tarafındayım. Askerlik kısalıp bedelli kanunlaşınca aklıma askerlik günlerim geldi. Korkmayın lütfen, burada size uzun uzun askerlik anılarımı anlatmayacağım elbette. Haberi okuyunca aklıma gelen bir mektuptan bahsedeceğim.

Bu arada mektuplardan bahsedince yaşlandığımı ve geçen asırda kaldığımı hissettim birden. Neyse, bu konuyu daha fazla deşmeyeyim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Sınavlar bitti, yaz geldi, okullar tatil oldu ve şehirler boşalmaya başladı. Yazlıkları olanlar yazlıklarına, köyleri olanlar köylerine, olmayanlar da tatil beldelerine gittiler, gidiyorlar. Parası olmayanlar da şehrin park ve bahçeleri ile piknik alanlarında az da olsa tatilin keyfini sürecekler. Ne diyelim, buna da şükür!

Çocuklarımızı köylere göndermemizin ne gibi faydaları var, hiç düşündünüz mü? Düşünmediyseniz gelin birlikte düşünelim.

Çocuklarımızı köye her şeyden önce sıhhatli olmaları için gönderelim. Köy hayatının sağlık bakımından çok faydalı olduğunu uzmanlar söylüyor. Kirlenmemiş havası, suyu ve toprağı varsa çocuklardaki küçük hastalıkları siliyor, büyüklerini de hafifletiyor. Bir de doğal yiyeceklerle beslendiğini düşünün Üç aylık köy hayatı dengeli bir beslenmeyle birlikte çocukları gürbüzleştirecek ve sağlamlaştıracak. Kilosu varsa hafifletecek.

Devamını okumak için tıklayınız.

En sık karşılaştığım sorulardan biri de isimler ve anlamlarıdır. Daha çocuk anne karnına düşer düşmez ebeveynde başlar bu heyecan. Ve de çocuklara isim koymak sanıldığı kadar kolay bir şey değil. Hele çocuğumuz ilk ise isim koyma konusunda oldukça endişeleniyoruz. Annelerin bu konuda babalara göre daha titiz olduğunu söyleyebiliriz.

İlk duyduğumuzda şaşırdığımız isimler de var. Kimi hatırlamadığı için, kimi yanlış anlaşıldığı için, kimi memurun yanlış yazdığı için garip iken bir kısmı da ebeveynin tercihi ile konulmuş. Artık olmasın diye konular Yeter, İmdat, ölmesin diye Satılmış isimleri konulduğu gibi ilk defa gördüğü bir ismi anlamına ve isim olup olmadığına bakılmaksızın konulanlar da var.

Devamını okumak için tıklayınız.

Yine bir mübarek ramazan ayı içindeyiz. Yenilenme ve muhasebe ayı. Kişinin kendini mercek altına aldığı ve düzeltmeye çalıştığı ay. Kötü alışkanlıkları olduğunu düşünenler bırakmaya çalışacaklar. İbadetlerini gereğince yerine getiremediklerini düşünenler bundan sonra daha düzenli yapmak için kendilerine söz verecekler. Dindar olduğunu düşünenler de daha zahidane yaşamaya çalışacaklar, daha çok nafile ibadet yapacaklar.

“Peki sen ne yapıyorsun ramazanda?” diye bir soru gelebilir aklınıza. Ben de bu sorunuza tüm içtenliğimle cevap vereyim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Salı, 07 Mayıs 2019 11:21

Kaç türlü oruç vardır?

Yazan

Bu yıl da Ramazan geldi. Bizleri ona kavuşturan Allah'a hamdolsun. Ramazanla birlikte televizyonlarda ve gazetelerde uzmanların görüşlerini dinleyeceğiz, okuyacağız. Bizi tok tutacak yiyeceklerin neler olduğunu söyleyecekler, hangi meşrubatın bizi susatmayacağını anlatacaklar. Bir kısım insanlar uzmanların bu tavsiyelerine uymaya çalışacak, gün boyunca kendilerini tok tutacak yiyecekleri sahur sofralarına koymakla meşgul olacaklar. Oruçlu iken susuzluk çekmemek için neler yapılması gerekiyorsa onları yapacaklar. Böylece açlık ve susuzluk hissetmeden oruçlarını tutmuş olacaklar. Allah oruçlarını kabul etsin.

Devamını okumak için tıklayınız.

Öyküsü olan kitapları daha sahici bulurum. Bu kitabın da bir öyküsü var. Sayar Hoca'nın Fatih'teki evlerinin bir arka sokağının adı Bedreddin Simavi Sokağı ve bu sokaktan yıllarca sokağa ismini veren zatı düşünmeden geçmiş. Kendisine Varidat şerhini bizzat belirterek miras bırakan dedesi ve mensubu bulunduğu muhit için oldukça önemli ve değerli olan Şeyh'in nasıl biri olduğunu anlaması ise çok sonraki yıllarda olacaktır. Dedesinden sadece kitap tevarüs etmemiş, Bedreddin'e karşı muhabbeti de geçmiş. Bu kitap bu haliyle müşfik ve hoca bir dedeye karşı yerine geç de olsa getirilen bir teşekkür. Çocukluğundan kalan hatıraların onu olgun yaşlarında çıkacağı yolculukta arkadaşlık ve rehberlik yaptığını görüyoruz. Hoca'nın Şeyh Bedreddin ile arasında bir duygusal bağ olduğunu görmek ve söylemek de mümkün. Bu bağ kimi yorumlarında Hoca'yı öznel davranmaya sevk etmiş olabileceğini düşünmedim değil.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 19 Nisan 2019 15:43

Ortaçağın Gökdelenleri: Katedraller

Yazan

Birkaç günden beri dünya 'teki Notre-Dame Katedrali'ni konuşuyor. Çatısında çıkan  binanın üst kısmını ortadan kaldırdı. Çok şükür ki yangın iç kısımlara sıçramadan kontrol altına alınabildi ve artık kaç yıl süreceğini bilemediğimiz bir tamir ve tadilat sürecine girecek.

Murat Bardakçı yazınca öğrendik: Meğer 'in  hayâli "Notre-Dame'ın kulelerine sancak dikmek"miş. Otranto seferinden dolayı 'yı duyar, bilirdik ama 'i ilk defa duymuş olduk.

Fatih'in, kulelerine sancak dikmek istediği Notre-Dame Katedrali hakkındaki bilgileri kısa bir sorgulama ile internetten öğrenebilirsiniz. Merak edip de birçok örneğini gezdiğim katedraller hakkındaki izlenimlerimi anladığım ve gördüğüm kadarı ile anlatayım:

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 15 Nisan 2019 18:36

Hem zengin hem dindar olmak mümkün müdür?

Yazan

Özellikle sosyal medyada, dindar olduğu bilinen veya düşünülen kimselerin zenginliklerini gösteren bir fotoğraf yayınlayıp eleştirmek moda oldu. Ellerine fırsat geçse benzerlerini yapacak olanların çoğu kere kıskandıkları veya ideolojik saplantılarından dolayı Müslümanları eleştirmek ve düşmanlılarını kusmak için fırsat kollayanların yaptıkları bu eleştiriler kısa sürede yayılıyor ve tüm Müslümanları töhmet altına alacak bir şekle bürünüyor.

Bu cümleler ile dindar zenginlerin şımarıkça hareketlerini tasvip ettiğimin anlaşılmasını istemem. Bunu kastetmediğimi hemen anlamış olmalısınız. Aslında bu dindar olup olmamaktan daha çok görgüsüzlük ve sonradan görme ile ilgili bir durum. Böyle olmakla birlikte bu tür insanların dindarlıklarıyla görünür olma çabalarını kınadığımı da ifade etmesem eksik olur söyleyeceklerim.

Devamını okumak için tıklayınız.

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç