hh.jpg

Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları

Kimler Sitede

109 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 72

Dün 53

Haftalık 570

Aylık 6619

Tüm Zamanlar 252111

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Denemeler

Denemeler (40)

Cuma, 29 Temmuz 2016 00:46

Halil İnalcık’ın ardından

Yazan

Halil İnalcık’ı ilk defa 1992 veya 1993 yılında tanıdım. İsmini duyduğum bu büyük alim o zamanlar çırak olarak çalıştığım Enderun Kitabevi’ne emekli bir büyükelçinin terekesindeki kitapları Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi için seçmek üzere gelmişti. Yanında kütüphaneci vardı ve Hoca neredeyse beş bin kitabı tek tek elden geçirdi ve büyük bir kısmını da kütüphaneye aldırmıştı. Bilkent Üniversitesi de alamayız, demedi ve aldı. O zaman daha iyi anlamıştım büyük bir hoca ve tarihçi olmanın ne demek olduğunu.

Bu arada hakkını teslim etmemiz gereken bir kişi var. Halil İnalcık’ın değerini bilen ve onu Türkiye’ye davet edip getiren İhsan Doğramacı da büyük bir teşekkürü hak ediyor. İhsan Doğramacı sadece Hoca’yı Bilkent’e kazandırmakla kalmadı, onun zengin kütüphanesini de Bilkent Üniversitesi Kütüphanesine kattı. Bugün tarih konusunda en zengin kütüphaneye sahip üç üniversite varsa bunlardan biri mutlaka Bilkent Üniversitesi’dir. Neyse biz yine Halil Hoca’ya dönelim.

Cumartesi, 23 Temmuz 2016 11:39

Bir hikaye de ben anlatayım

Yazan

FETÖ olarak bilinen ve 15 Temmuzdan sonra gerçek yüzünü millete tam olarak gösteren yapıyı anlatan bir çok yazılar yazıldı, yazılıyor. Örgütün her yönünün ele alındığı bu tür yazıların bir kısmında tarihteki benzerleri arandı. İlk benzetildiği örgüt Hasan Sabbah’ın Haşhaşileri idi. İlk kez Mustafa Öztürk'ün yaptığını zannettiğim bu benzetme hüsn-i kabul gördü ve neredeyse cemaat yerine Haşhaşi kullanılır oldu.

Benzetildiği ikinci yapı Batı'da bulundu. Erol Göka İlk Haşhaşiler başlıklı yazısında Murat Beyazyüz’in bir yazısından yola çıkarak Gülen cemaatini bu sefer Pythagoras ve Pythagorascılara benzetti ve ortak yönleri üzerinde durdu. Bu iki yazı örgütün yapısını daha iyi anlayabilmek için yapılan benzetmelerdi.

Örgütü Haşhaşilere benzeten Mustafa Öztürk bir yazısında bu sefer cemaatin önderini peygamberimiz dönemi meşhur münafıklarından Abdullah b. Übey b. Selûl’e benzetti. Cenaze namazı bile kılınmayan bu münafıka benzettiği yazısının başlığı Fethullah b. Übey b. Selül idi. Bu teşbih de çok tuttu. Mustafa Öztürk Hoca'nın konuda mahir olduğunu teslim edelim.

Pazar, 20 Mart 2016 20:01

Hz. İbrahim zalim olabilir mi?

Yazan

Böyle bir soru dünyanın önde gelen Müslüman entelektüellerinden biri olan Ziyaüddin Serdar’ın Mukaddes Belde Mekke isimli eserini okuyana kadar ne aklıma gelmişti, ne de okuduğum herhangi bir kitapta tesadüf etmiştim. Soru, Serdar’ın adı geçen kitabında Hz. İbrahim’in öyküsünü anlattığı bölümde şöyle geçiyor:

Muhafazakar İslam’ın bu İbrahim (a.s.) öyküsünde bir hususu merak ederim. Tanrı’nın sadık bir kulu olduğu kabul edilen İbrahim, Hacer ve henüz bebek olan oğlunu susuz, yaşanmayan bir yere terk edecek kadar zalim olabilir mi? (İstanbul: Etkileşim 2015, s. 52)

Neden bizim kültürümüzde bu tür sorular sorulmaz, tartışmasına girmek bir başka yazının konusu olduğu için o bahse hiç girmeden bu sözlerden yola çıkarak bir soru da ben soracağım: Dinler tarihi, peygamberlerin tutum ve davranışları, evliya menakıbları bugünün değerleri ve düşünce yapısı ile ele alınıp kritize edilebilir mi? Edilmeli midir? Edilirse ne olur?

Pazar, 06 Mart 2016 23:04

Çarşaf-ı Şerif ve Yanmaz Kefen

Yazan

6-7 Mart 2016 tarihinde Sakarya Üniversite İlahiyat Fakültesi Giyim-Kuşamda helal-haramın tartışıldığı bir sempozyum düzenledi. Türkiye’den ve İslam dünyasından birçok ilim adamı katıldı ve giyim-kuşam her bakımdan tartışıldı.

Sempozyumun ilk oturumunda konuşan Tekbir Giyim ile Haşema’nın kurucularını ve tesettüre bakış açılarını beğendim, hassasiyetlerinden etkilendim. Katılımcılar, hazır bu kadar hoca bir arada iken fırsatı kaçırmayıp bazı sorular sordular. Birkaçını sıralayayım.

Dine ve değerlere mugayir dizilere, medya organlarına tesettür reklamı vermek caiz midir?

Tesettür defilesi olur mu? Erkeklerin tesettür defilesini seyretmesi caiz midir?

Bir ürünü tanıtmak ile bir ürünü giymeye ikna etmek, özendirmek arasındaki ayırımı nasıl yapacağız?

Tesettür reklamında ürün tanıtılırken dinin kurallarını hatırlatmak, ayet ve hadisleri kullanmak ne kadar doğru?

Tesettür piyasasında piyasa kuralları mı geçerli olacak, dinin kuralları mı?

Birkaç soru da ben ilave edeyim.

Halide Edip’in meşhur romanı geldi aklıma geçen pazar günkü Galatasaray-Trabzon maçının ardından yapılan yorumları dinleyince. Roman kahramanı Aliye’yi

azdırılan kalabalıkların farklı bir hesapla vurun kahpeye, diyerek taşlaması, vurması gibi yorumcular ve yöneticileri vurun hakeme diyerek karısı, çocukları, akrabaları ve arkadaşları olan bir adamı linç ettiler, ölmekten beter bir durumda bırakıp gittiler.

Peki Deniz Ateş Bitnel’in suçu ne? 33 yaşında ve uzun seneler hakemlik yapabilecek bir adamı bir maçın ardından bitirmekle elimize ne geçti? Bundan sonra maçları yönetecek hakem bulabilecek miyiz? Doğasında hatalı kararlar vermek olan bir meslek mensuplarını bu kadar töhmet altında bırakmak doğru mu? Koca bir camianın tüm sorumluluğunu sadece hakemlerin üzerine yıkmak ne kadar adil?

Pazar, 25 Ekim 2015 00:15

Sağlıklı beslenmekten ne anlıyorum?

Yazan

Malum, son yıllarda insanlar yedikleri yiyecekler konusunda ziyadesiyle endişe ediyorlar. Kimi gdo’su ile oynanmış yiyeceklere dikkat ediyor. Kimi obeziteye neden olan yiyeceklerin listesini alıp onlardan uzak durmaya çalışıyor. Kimileri arabalarına atlayıp yakınlarındaki köy veya bahçe ürünleri satan pazarlara çıkıyorlar, sadece daha organik yiyecekler almak için. Alacak organik yiyecek bulamayanlar çareyi bahçesinde, balkonunda saksıda biber domates yetiştirmede buluyorlar.

İnsanların böyle arayışlara girmesinin nedeni seyrettikleri televizyonlarda ve okudukları gazetelerde çıkan haberler. Bazı hastalıkların nedeni olarak gösterilen hazır gıda ve junk food denilen ve sağlıksız olduğu söylenen yemek çeşitleri ile ilgili haberlerin üstünde altında konunun uzmanları da görüşlerini söylüyorlar. Böylece herkesin aklına yiyecek konusunda acaba sağlıklı mı, zararlı mı, diye kurt düşürüyorlar. Ondan sonra da sağlıklı gıda için pazar pazar dolaşmalar, uzaklardan sipariş vermeler felan.

Cuma, 18 Eylül 2015 11:21

Ne kadar anlayışlıyız?

Yazan

Son günlerde herkes aramızdaki anlayışsız insanların varlığından ve artmasından şikayet eder oldu. Çevremiz, kaba insanlardan şikayet edenlerle dolu. Hoşgörü, sabır, empati gibi kavramlar sık hatırlanır ve hatırlatılır oldu. Hepimiz bu durumdan şikayetçiyiz. Her zamanki gibi her birimiz çok anlayışlıyız, ama karşımızdakiler kaba.

Gören olur, canı çeker diye sokakta yemek yememeyi herkes bilir de sokakta çocukların başını okşamamanın nedeni pek bilinmez. Özellikle 93 Harbiyle başlayan ve sonraki yıllarda devam eden göçler ve savaşlar sonucu binlerce çocuğun babasız kalması üzerine babalar, babası olmayan çocuklar görüp üzülmesinler diye çocuklarını sokakta, çarşıda sevmezlerdi. Böyle düşünceli ve anlayışlı bir millet iken bu kadar şikayet edilecek duruma nasıl geldik?

Başkalarını bırakalım, kendimize bakalım. Kendimize şu soruyu soralım: Sen ne kadar anlayışlısın arkadaş?

 

Cumartesi, 01 Ağustos 2015 13:56

Neden bu kadar benciliz?

Yazan

Son günlerde gazetelerde okuduğum televizyonlarda dinlediğim haberler, beni ciddi ciddi düşündürüyor. Hep böyle mi idik, yoksa son yıllarda mı böyle olduk, bilmiyorum. Ne demek istediğimi daha açık anlatmak için şahit olduğum bir olayı müsaadenizle paylaşayım.

Bir yolculuk sonrası uçakla Türkiye’ye dönüyoruz. Havaalanına yaklaştık. Pilot kulenin uçak trafiğinin izin vermediği için iniş yapamadığını, izin alır almaz ineceğini anons etti. Yarım saat kadar havada kaldık. Zaman geçtikçe yolcular önce mırıldanmaya, sonra söylenmeye, daha sonra da bağırmaya başladılar. Neymiş, neden havada bu kadar uzun süre bekliyormuşuz, kaptan açıklama yapmalıymış felan filan. Adamın hosteslere bağırması bitince destekleyen alkışlar, bravolar vs. Derken çok geçmeden kule izin vermiş olmalı ki uçak indi. Pilot mutad konuşmasını yaptı ve yeniden pilotu protesto eden alkışlar. Gerçekten pilot bunları hakketti mi?

Cumartesi, 11 Temmuz 2015 13:33

Bayram O Bayram Ola

Yazan

Bayram oldu dosta geldik îd-i ekberdir bugün
Bayram oldu dostu gördük r
ûz-i enverdir bugün
Bayram oldu dostla olduk Kenz-i gevherdir bugün
Lütf-ı Hak’la gönle girdik bayram oldu çok şükür”

Lütfi Filiz Efendi yaşadığı bir bayramı böyle tarif eder. Bayram dostlara gidilen gündür, dostun görüldüğü gündür, dostla vakit geçirildiği gündür, dostun gönlüne girildiği gündür. Böyle bir bayram günü de en büyük bayramdır, aydınlık, güneşli bir gündür ve inci mücevherle dolu hazineye sahip olmaktır.

Cuma, 12 Haziran 2015 00:49

Seçimler bitti, ne olacak şimdi?

Yazan

7 Haziran Pazar günü seçim yapıldı ve sonuçları o günden beri tartışılıyor. İlk akşamki kasvetli hava bir kaç gün içinde dağılır gibi oldu. O akşam Ak Parti ile koalisyon yapma ihtimali hiç bir partinin gündeminde değilken hafta sonuna doğru şartlı, kırmızı çizgili açıklamalarla biraz da ürkek bir ses tonuyla Ak Parti ile koalisyon yapabileceklerini söylemeye başladı muhalefet sözcüleri. Hafta sonuna gelindiğinde koalisyon ihtimalleri netleşmeye başladı.

Seçimlerin ertesi günü bir çok mecliste sorulan soru zannımca şu idi: Seçimler bitti, ne olacak şimdi?

Ak Parti’ye oy verenler üzüntü ile, muhalefete oy verenler ise ne yapacağını ve neler olacağını tam olarak kestirememenin verdiği şaşkınlıkla karışık bir sevinçle bu soruyu sordular. Ben de bu sorunun muhatabı oldum. Düşüncelerimi paylaşmak istedim.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç