4.jpg

Etkinlik Takvimi

14 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

125 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 26

Dün 97

Haftalık 358

Aylık 798

Tüm Zamanlar 344891

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Denemeler

Denemeler (106)

Cuma, 03 Nisan 2020 13:27

Çocukların sevimli dilleri

Yazan

Değerli hocam Prof. Dr. Mertol Tulum, Emir Mustafa adında bir yeniçeri aşığının bana göre manzum günlük gibi tuttuğu İstanbul’a ve İstanbullulara dair gördüğü, duyduğu her şeyi, dönemin İstanbul’unu adeta bir şehrengiz gibi, bir bekçi üzerinden aktardığı paha biçilmez bir kaynağı daha gün yüzüne çıkardı.

Emir Mustafa bir yeniçeri. Şiirlerinde şamar oğlanı olarak bekçiyi seçmesinin iki nedeni olabilir. Biri İstanbul’un her tarafına girip çıktığı için, diğeri de çok sevdiği ve takılmaktan zevk aldığı bir bekçi arkadaşı olduğu için herhalde.

İçinde İstanbul’a dair akla gelecek gelmeyecek birçok her şeyin anlatıldığı bu kitapta Emir Mustafa dönemin konuşmaya başlayan çocukların dilini de Lisân-ı Sibyân/Çocuk Dili adıyla anlatmış.

Gûş edin her an söyleyem
Bir özge seyrân söyleyem
Ey benim ağam efendim
Lisân-ı sıbyân söyleyem

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 01 Nisan 2020 10:02

Adama eşeğini taşıtırlar

Yazan

Malum nedenlerden dolayı evdeyim. Bilim Kurulu üyesi hocalar başta olmak üzere uzman doktorların açıklamalarını pür dikkat dinliyorum ve uyarılarına uymaya çalışıyorum.

Her ne kadar;

Anladım ki beyhûde imiş fazlaca tedbîr eylemek, 
Bir kulun kârı değildir, takdîri tebdîl eylemek.

Diyen şair gibi düşünsem de hekimlerin sözünü de dinlememezlik etmiyorum. Çünkü bilirim ki;

Etme tedbirinde noksan gerçi takdîrindir iş
Hüsn-i tebdir eyle emrinde Hüdâ takdîr eder

devamını okumak için tıklayınız.

 

 

Cumartesi, 21 Mart 2020 10:52

Miracı bir de ediplerden dinleyin

Yazan

Kandil gecelerini nasıl ihya edersiniz? Sadece ibadet ederek mi? Benim birkaç yıldan beri yaptığım bir iş var. Edebiyatımızda miracı anlatan eserleri okumak veya mevlitlerin miracın anlatıldığı bahisleri okumak. Bu sene malum, evlerdeyiz, çocukları da toplayıp yüzyıllardan beri bu topraklarda yapıldığı gibi sesli okumak niyetim var. Belki bu vesile ile böyle bir adet başlatırım evde.

Hz. Peygamber’in miraç mucizesini öğrenmek için aklımıza gelen ilk kaynak siyer kitaplarıdır. Onlardan da ilgili bahis okunabilir. Ama ille de edebi metinler. Niçin ısrar ettiğimin anlaşılması için bir örnek vereyim. Hamidullah’ın meşhur siyer kitabından tamamını alıntılamayacağım için sadece miraç olayının gerçekleştiği gecenin başlangıcını şuraya alayım:

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 18 Mart 2020 12:19

Bedr'in aslanları ancak o kadar şanlı idi

Yazan

Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale şehitleri ve gazileri için yazdığı şiirin Türk edebiyatının abidevi metinlerinden biri olduğu erbabının ve ehlinin kabul ettiği değişmez bir hükümdür. Büyüklüğü hem konusundan hem de şiirin kusursuz olmasından geliyor. İçerik ve biçimin mükemmel olduğu bu şiirin Çanakkale şehit ve gazilerinin Bedir savaşına katılan ashab-ı kirama benzetildiği mısraı zaman zaman tartışılıyor.

Sadece o mısraı aldığımda meselenin anlaşılmasında sıkını yaşanacağını düşündüğüm için birkaç beyit öncesinden alarak alıntılıyorum.

Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor; 
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! 

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! 
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. 

Devamını okumak için tıklayınız.

12 Mart 1921. İstiklal Marşının kabulünün üzerinden 99. yıl geçmiş. Merak ettim ve birkaç ülkenin milli marşının ilk mısraını tetkik ettim ve bizim milli marşımızla mukayese etmek istedim. Milli marşları okuduğumda bir kısmının ülkenin güzelliklerine övgü, bir kısmı tarihine saygı, bir kısmı bağımsızlık mücadelesi ve bir kısmı da halkı öne çıkarıyor.

Ne demek istediğimi açıklamaya çalışayım. Mesela Almanlar. Almanların milli marşı;

Birlik, hak ve özgürlük 
Alman vatanı için

ile başlıyor ve

Almanya Almanya her şeyin üstünde 
Dünyadaki her şeyin üstünde.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 06 Mart 2020 10:15

Şehitler telesi boş değil

Yazan

“Bayrak”, “Fetih Davulları”, “Selimler”, “Kubbeler”, “Süleymaniye” gibi kendisinden daha çok bilinen şiirlerin de sahibi olan bayrak ve vatan şairi olarak bildiğimiz Arif Nihat Asya’nın;

Seccaden kumlardı...
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı

dizeleriyle başlayan “Naat”ı duygu ve estetik bakımından son devirde yazılmış naatlerin en mükemmel örneklerinden biri.

Son günlerde sıkça işittiğimiz “Şehitler tepesi boş değil” cümlesi de Arif Nihat Asya’nın en çok bilinen birkaç şiirinden biri olan Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor isimli şiirinin ilk mısraı.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 24 Şubat 2020 08:05

Kütüphane Medeniyeti

Yazan

Osmanlılar için birçok şey söylenebilir ve söyleniyor. Osmanlı’nın bir kütüphane medeniyeti olduğunu, sadece memleketin her bir köşesinde amacına ve hedef kitlesine göre inşa edilmiş birbirinden güzel ve şirin kütüphane binaları ve o binaları dolduran her biri bir başka ustalık gerektiren baktıkça bakmaya doyulamayan ve dokunmaya kıyılamayan hat, tezhip, ebru ve cilt gibi kitap sanatları ile bezeli kitaplardan hareketle Osmanlı medeniyeti anlatılabilir dersem sanırım yanlış bir şey söylemiş olmam.

Geçen hafta açılışı yapılan hepimizi sevindiren ve gururlandıran Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi bana unutmaya yüz tuttuğumuz kitapları ve kütüphaneleri yeniden hatırlattı ve heyecanlandırdı. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 19 Şubat 2020 10:10

Ne kalpsiz olur ne yüreksiz

Yazan

Bir arkadaşımın sosyal medya sayfasında gördüğüm bir paylaşımı izninizle ben de burada paylaşayım:

Neden Neden Neden

Neden "kalp" yürek sözü varken?

Neden "nefes, nefes almak" soluk, soluk almak sözleri varken?

Neden "dost" arkadaş sözü varken?

Neden "fazla" çok ile aşırı sözleri varken?

Neden "his" duygu sözü varken?

Neden "sebep, bu sebeple" neden, bu nedenle sözleri varken?

Neden "fakir" yoksul sözü varken

Neden "zengin" varsıl sözü varken?

Neden "adam" kişi sözü varken?

Neden "istasyon" durak sözü varken?

Bu "neden?"lerin sayısı binlercedir, binlerce sözün Türkçeleri varken, biz sürekli olarak Türkçe sözleri bir yana iterek onların yabancı olanlarını kullanıyoruz!

Arkadaşımızın soruduğu sorulardan sadece ilkine cevap vereceğim, ama arkadaşımız gibi soru sorarak cevap vereceğim?

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 13 Şubat 2020 10:34

İbadethane nedir?

Yazan

Mabet, ibadethane ve tapınak. Hepsi aynı anlama gelen biri Arapça, biri Arapça-Farsça ve biri de Türkçe üç kelime. Mabedin dilimizde biri sözlük biri de terim olmak üzere iki anlamı var. Sözlük anlamı ibadet edilen yer demek. Terim anlamı ise “Bir dine bağlı olanların belli zamanlarda toplu olarak veya tek başlarına ibadet etmeleri için yapılmış özel mekân” Bir de mecaz anlamı var: Büyük bir sevgi ve saygı ile bağlanılan yeri ifade için tamlamalarda tamlanan olarak kullanılıyor, meşhur ve büyük bir tiyatro salonu için tiyatronun mabedi, denilmesi gibi.

Bizim konumuz olan tarife dikkat ettiyseniz bir yerin ibadethane olması için;

1. Bir dine bağlı olması,                

2. Takvime ve zamana kayıtlı olarak muayyen vakitlerde toplanılması,

3. Topluca ibadet edebilecek olması gibi üç şartı taşıması gerekiyor.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 09 Şubat 2020 21:11

Ne Mustafa ne akıncı

Yazan

Kıbrıs’ın İslam’la tanışmasının tarihi 649, Türklerle tanışmasının tarihi 1571 yılına kadar gider. İslam’ın kalıcı olması ise Türklerin adayı 1571’de fethetmesiyle mümkün olur. 1964-1974 arasında Kıbrıs Türkleri adanın Türk ve Müslüman olarak kalması için bir kez daha canlarını feda ettiler ve 1571’den beri adanın Müslüman ve Türk kalmasını sağladılar. Ada Türkleri onca baskıya rağmen adada dimdik ayakta duruyor ve durmaya da devam edecek.

Kıbrıs Türkü Türkiye’de layıkı vechile pek bilinmez. Kıbrıs’ı da pek bilmeyiz aslında. Öyle birkaç gün geçirmekle bilinecek bir yer değildir. Kıbrıs Türkü Batı Trakya ve Doğu Rumeli Türklerinin kardeş çocuklarıdır. 14. Asırda Balkanlara akan Türkmen obaları 1571 fethinden sonra da bu sefer Kıbrıs’a geldiler. O tarihten beri de oradalar ve kıyamete kadar orada duracaklar.

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 8

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç