3.jpg

Etkinlik Takvimi

27 Ağu 2019;
04:00PM - 05:00PM
Şiir bilmeyen şarkı söyleyemez

Kimler Sitede

431 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 23

Dün 125

Haftalık 829

Aylık 3286

Tüm Zamanlar 315008

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Denemeler

Denemeler (74)

Çarşamba, 21 Ağustos 2019 08:51

Akademisyen dediğin Kiel gibi olmalı

Yazan

Son iki yazı Rumeli’ni dolaşarak geçirdim. Geçen sene Bulgaristan’ı, bu sene de Yunanistan’ı baştan sona gezdim desem abartmış olmam. Gezi nedenim ise tekke ve türbeleri görmek, fotoğraflamak ve haklarında bilgi vermek, unutulma ve yok olma girdabına düşmekten kurtarmaya çalışmak. Bulgaristan gezisi Bulgaristan’ın Manevi Bekçileri isimli bir kitabı doğurdu. Kısmet olursa birkaç ay içinde de Yunanistan gezisinin sonuçlarını kitaba dönüştüreceğim.

Her iki kitabı hazırlarken yüzlerce kaynağı taradım ve birçok eserden yararlandım. Ama bir kişi var ki her iki ülke için kendisinden ziyadesiyle istifade ettim. Öyle ki onu takdir etmemek ve kendisinden bahsetmemek mümkün değil.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 16 Ağustos 2019 11:59

Makdısî’ye göre Türklerin 25 fazileti

Yazan

Çalışkanlığı ve üretkenliği ile örnek aldığımız hocalarımızdan Prof. Dr. Ramazan Şeşen, Cahız’ın Türklerin Faziletleri isimli eserinden sonra Ebu Muhammed el-Makdısî’nin Türk Memlüklerinin Faziletleri (İstanbul: Yeditepe Yayınları, 2019) isimli eserini de Türkçemize kazandırdı. Hocamızı Memlüklular ve Eyyubiler üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra Arapçadan tercüme ettiği eserleri ile de biliyoruz. İslam coğrafyacıları ve eserleri üzerine olan çalışmaları alanında en önemli başvuru eseri.

Resmen emekli olsa da fiilen emekli olmayan ve birbirinden değerli eserleri dilimize kazandırmaya devam eden Ramazan Şeşen Hoca’nın son tercümesi olan el-Makdısî’nin eseri iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Memlüklular tarihi anlatılır iken ikinci bölüm Mısırlılara Türkler Mısır’ın tuzudur darbımeselini dedirten Memluk Türklerinin üstün meziyetlerine ayrılmış. Eser Abbasiler döneminde Türklerle tanışan Arapların Memlük Türklerine (1250-1517) bakış açısını yansıtması açısından önemli. Eminim günümüzde de Makdısî gibi düşünen Arapların sayısı düşünmeyenlerden daha fazladır. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 14 Ağustos 2019 09:04

Kimlerin kurbanı makbul olur?

Yazan

Bir bayrama daha kavuşuyoruz, kavuştuk. Kavuşturana hamd olsun.

Hali vakti yerinde olanlarımızı kurban heyecanı sardı. Kimi hayvan pazarlarını geziyor, en besili, en güzel ve en ucuz hayvanı arıyor. Varsa ortaklarıyla birlikte kesecekler, paylaşacaklar. Allah kestikleri kurbanı, akıttıkları kanı kabul etsin.

Bir kısmımız, çevremde kurban eti verebileceğim fakir kimse yok, diye bir kısmımız da kurban kesmek ile uğraşmamak için veya kesecek imkanları olmadığı için STK’lara bağışlayacak. İnternet üzerinde hangi kuruluş nerelerde ve kaç paraya kestiğini araştıracak. Allah onların da yaptıkları yardımı ve adlarına kesilen kurbanı kabul etsin.

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 14 Ağustos 2019 08:59

Kurban bize ne diyor?

Yazan

Allah’a olan yakınlığımızı göstermek niyetiyle, her yıl belli günlerde, belli özellikleri olan bazı hayvanların ibadet maksadıyla kesilmesine kurban diyoruz. Bu genel anlamın sorumuzun cevabını içerdiği söylenemez. Sorumuzun cevabını, verebilmek için Kur’an’da, Maide suresinde anlatılan Hz. Âdem’in (as) iki oğlunun kurban kesme olayına dikkatlice okuyalım.

Habil ile Kabil Allah için kurban etmişlerdi de Habil’inki kabul edilmiş Kabil’inki kabul edilmemişti. O zaman Kabil Habil’e ‘Ant olsun seni öldüreceğim’ demiş Habil de ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’ demişti.”

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 14 Ağustos 2019 08:33

Hz. İbrahim’in kestiği koç nereden geldi?

Yazan

Eskiden kitaplar bu kadar yaygın ve ulaşılabilir değil iken, okuma-yazma bilenlerin sayısı çok az iken okuma yazma bilenler tarafından topluma okunmak üzere eserler kaleme alınırdı. Bu kitapların bir kısmı dini konularda halkı bilgilendirir iken bir kısmı da günümüzde eğlenmek amacıyla seyredilen, televizyonun, sinemanın veya bunlara benzer ortamların işlevini yerini getirirdi. Halk hikayeleri, destanlar, efsanelerin yanı sıra dinleyenlerin merak duygularını gıdıklayan konularda da kitaplar yazılır ve bu konuların amiyane tabirle bol bol geyiği yapılır, şakalaşılırdı. Anlatılanlara özellikle kadınlar ve çocuklar inanır ve gerçekmiş gibi kabul ederlerdi. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 07 Ağustos 2019 07:47

Bu toplumun Suriyelileri hiç bitmeyecek

Yazan

Malumunuz, son bir senede gittikçe artan dozda tartıştığımız konulardan biri Suriyeliler olarak isimlendirilen göçmen/sığınmacı/mülteci ve “geçici koruma” altındakiler meselesi. Sosyal medyada hiçbir sorumluluk almadan ‘sallama’nın verdiği dayanılmaz rahatlık ile boğazın dokuz boğum olduğunu düşünmeden ve hatırlamadan aklımıza gelenleri zihnimizden alelacele döküverdik klavyelere. Bugün, bizim söylediklerimizin onda biri, demedik laf bırakmadığımız ve bırakmayacağımız, üstelik beğenmediğimiz ve faşist bulduğumuz Batı ülkelerinde söylediğinde söyleyeni söylediğine pişman ederler. Batı’da söylenilmesine cesaret bile edilemeyecek, söyleyenin hapse girmesine yol açacak “iğrenç” ve nefret dolu ırkçı cümlelerle her türlü hakareti yapma hakkını kendimizde görerek hiç utanmadan ve sıkılmadan onları aşağıladık, aşağılıyoruz. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 15 Temmuz 2019 11:31

Şevket Abinin ardından

Yazan

Ben Şevket abiyi Enderun’da tanıdım. Mesleği nedir sorusuna hemen cevap vermek mümkün değil. Ne mezun olduğu okul, ne yaptığı işler tam olarak onun mesleğini tanımlamıyor. Gazete sahibi ama diğer gazete sahipleri gibi değil, gazeteci ama diğer gazeteciler gibi değil, yayıncı ama diğer yayıncılar gibi değildi. Ömrü inandığı dava uğrunda say u gayret ile geçti. Bunun için de ne yapması gerektiğne inanıyorsa onu yaptı.

Bugün gazetesini kurdu, uzun yıllar çıkardı. Kapatıldığında tirajı 70 bindi. Borç harç kağıt alınır, gelecek para ile ödenerek çıkarılırdı. Almanya’ya gitmek zorunda kaldığında da güvendiği insanlara teslim etmişti ve gazete çıkmaya devam etmişti. Sabah namazında Sultanahmet’te binlerce kişiyi toplayacak kadar tesirli idi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 12 Temmuz 2019 11:05

50 yıl sonra FETÖ ne olacak?

Yazan

Yine bir 15 Temmuz sene-i devriyesindeyiz. O meşum günü anlatan paneller yapılıyor, kitaplar, makaleler yayınlanıyor. Yeni 15 Temmuzların bir daha yaşanmaması için hatırlamak, unutmamak çok önemli. Ama hayat devam ediyor ve işin güvenlik dışında başka boyutları da var. Fetöye inanan ve tabanı oluşturan kitlenin sosyolojik ve itikadi sorunları meselesi var ve bu mesele bence geleceğimizi etkilemesi bakımından en az güvenlik kadar önemli.

Yazımıza bir başka soru ile devam edelim: FETÖ tümüyle ortadan kalkar mı, yok olur mu? 15 Temmuzdan sonraki gelişmelere bakacak olursak bu soruya kolayca evet denileceğini düşünenlerden değilim. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 03 Temmuz 2019 08:47

Asker oldum piyade

Yazan

Malumunuz, geçen hafta yeni askerlik kanunu Cumhurbaşkanı’nın imzalamasıyla resmen yürürlüğe girdi. Artık yeni bir dönem başlıyor. Yeni askerlik sistemi ne getirecek ne götürecek bilmiyorum, ülkemizin güzide güvenlik uzmanları tartışadursun. Ben yine meselenin başka tarafındayım. Askerlik kısalıp bedelli kanunlaşınca aklıma askerlik günlerim geldi. Korkmayın lütfen, burada size uzun uzun askerlik anılarımı anlatmayacağım elbette. Haberi okuyunca aklıma gelen bir mektuptan bahsedeceğim.

Bu arada mektuplardan bahsedince yaşlandığımı ve geçen asırda kaldığımı hissettim birden. Neyse, bu konuyu daha fazla deşmeyeyim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Sınavlar bitti, yaz geldi, okullar tatil oldu ve şehirler boşalmaya başladı. Yazlıkları olanlar yazlıklarına, köyleri olanlar köylerine, olmayanlar da tatil beldelerine gittiler, gidiyorlar. Parası olmayanlar da şehrin park ve bahçeleri ile piknik alanlarında az da olsa tatilin keyfini sürecekler. Ne diyelim, buna da şükür!

Çocuklarımızı köylere göndermemizin ne gibi faydaları var, hiç düşündünüz mü? Düşünmediyseniz gelin birlikte düşünelim.

Çocuklarımızı köye her şeyden önce sıhhatli olmaları için gönderelim. Köy hayatının sağlık bakımından çok faydalı olduğunu uzmanlar söylüyor. Kirlenmemiş havası, suyu ve toprağı varsa çocuklardaki küçük hastalıkları siliyor, büyüklerini de hafifletiyor. Bir de doğal yiyeceklerle beslendiğini düşünün Üç aylık köy hayatı dengeli bir beslenmeyle birlikte çocukları gürbüzleştirecek ve sağlamlaştıracak. Kilosu varsa hafifletecek.

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 6

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç