2.jpg

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

108 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 1

Dün 115

Haftalık 227

Aylık 2741

Tüm Zamanlar 273099

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Perşembe, 31 Aralık 2009 20:50

Noel Ağacı ve Noel Baba

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Son yıllarda Hristiyan olmayan birçok ülkede olduğu gibi bizde de Noel ağacı süslemeleri ve Noel Babalar yaygınlaştı. Büyük alışveriş merkezleri Noel Baba figürleri ve Noelağacı ile süslenirken çoğu Türk ailesi de evlerinde aynı ritüelleri yerine getirmekten geri durmuyor. Noel baba kıyafetine girmiş hacı dedeler görmek artık bizleri şaşırtmıyor. Daha da ötesi bugün, özellikle büyük şehirlerdeki okul öncesi eğitim veren anaokulu, yuva ve kreş benzeri kurumlarda çocukları özendirecek bir şekilde, büyük bir arzu ve şevkle kutlanıyor. Herhalde günümüzde Noel Baba'yı ve Noel ağacını tanımayan bir Türk çocuğu yoktur

Noel ağacı nedir, ilk defa ne zaman ve nerede kullanılmıştır?

Herhangi bir ansiklopediye baktığımızda Noel ağacı figürünün Kuzeyli pagan kavimlere ait olduğu görülür. Mısırlılar, Çinliler ve Yahudiler kış dönümü günü olan 21 Aralık kutlamalarında güneşin gökyüzünde yükselmesiyle toprağın tohumlandığına, çok verimli bir hasat mevsimi geçireceklerine inandıkları için kutlamalarinda yapraklarını hiç dökmeyen ve canlılığın sembolü olan çam ağacını kullanırlar. Ağacın üzerine asılan elma ve diğer meyveler bereketli bir mevsimin geleceğini veya bereketli bir mevsimin gelmesine dair olan ümidi sembolize eder. Ağacın üzerine asılan mumlar ise güneşin sıcaklığının ve parlaklığının sembolüdür. Bütün bunlar, paganların her şeyin karlar altında kaldığı soğuk ve karanlık kuzey kışlarında bahara olan özlemlerini, o günleri yeniden yaşama arzularını ve inançlarını gösterir. Ayrıca Noel ağacı, kötü ruhları ve cadıları korkutup evlerden uzaklaştırdıgına da inanırlar.

Paganlar, yeni yılın başlamasıyla, geçen yılı unutur, yeni bir yıla başlamak için şarkılar söyleyip danslar ederler. Yaşamın ve baharın habercisi olarak da cam veya onun bir turu olan susledikleri ağacı kesip yakarlar.

Hristiyan akidesine göre ise Noel ağacı, St. Boniface ve Almanya’da bir kasaba olan Geismar ile ilişkilendirilir. St. Boniface, Almanların bu âdetini hem Hristiyanlaştırmak hem de Hristiyanlığı Almanlar için kabul edilebilir kılmak adına bir şans olarak görür. Ağacın eve girmesini de “İsa’nın ev halkının merkezine girmesine izin vermek” için kullanır.

Almanların Hristiyan olmasından sonra eski âdetlerini Hristiyanlık inancıyla birleştirerek sürdürdükleri görülür. Doğal olarak ağaç, Hz. İsa ile birlikte düşünülmeye başlanır. Almanlar, ağaçlara, elma ve diğer meyvelerin yanı sıra Hz. İsa’nın çarmıha gerilerek kurban edilmesini sembolize eden ince hamurdan ekmekler de asmaya başlar. Tepeye asılan yıldız veya melek figürü, İsa’nın doğduğu geceye atıftır. O gece, Hz. İsa doğduğunda, gökte üç  parlak yıldız görülür ve Cebrail, doğumu müjdeler. Bununla doğumun sıradan olmadığı, ilahi bir şekilde gerçekleştiği ifade edilmiş olur. Viktorya çağında ise elmalar yerini camdan, kırmızı toplara bırakır. Ayrıca Adem ile Havva’nın cennette hayat ağacının önündeki hallerini canlandıracak şekilde düzenlemeler yapılır.

Noel ağacı dikme âdeti tarihsel olarak 16. asır Kuzey Almanya ve Baltık Bölgesi’ne kadar gider. 18. asırdan itibaren şehirlerde de yaygınlaşmaya başlar. Amerika’ya göç eden Almanlar yoluyla yeni kıtaya geçer. 19. asırda Rusya’da ve bir Alman prensi olan Albert’in etkisiyle de İngiltere’de yaygınlaşır. Aynı asırda ABD’de yaygınlaşan bu âdet, kısa sürede dünyanın her tarafını etkisi altına alır, Budist ve Şintoist Japonya'ı bile.

Noel babaya gelince; bildiğimiz kıyafeti 19. asır Amerikan mamulüdür. Ondan önce öyle bir kıyafeti yoktur. Amerikalılar sadece kıyafetini değil, ismini de değiştirmişler. Santa Clause’in adı St Nicolas’tır ve 4. asırda Antalya ve civarında yaşamış Hristiyan bir ermiştir. En büyük özelliği; çeyizi olmadığı için evlenemeyen yoksul kızlara ağaçlarla süslenmiş hediyeler vermektir. Bunu yapma sebebi de bu kızların evlenemeyip kötü yola düşmesini istememesidir. Şimdiki Noel baba ise ağaçta olduğu gibi pagan kültüre ait bir figürdür. Pagan Kuzey kavimlerinin tanrılarından olan ve kışın gün dönümünde göklerde sekiz geyik tarafından çekilen arabasıyla kutlamalar yapan, çocuklara hediyeler ve şekerler dağıtan bir tanrı Odin’dir. Daha sonra Noel ağacı gibi bu tanrı da Hristiyanlaştırılacak ve Kuzey kavimlerin hayatlarında şekli aynı fakat içeriği Hristiyanlaştırılmış olarak devam edecektir. Odin şeklinde devam edemeyeceği için de ağaçlarla süslenmiş hediyeler veren St Nicolas devreye girecektir.

St Nicolas ise İS 4. asırda yaşamış bir azizdir. Özelliği çeyizi olmadığı için evlenemeyen kızlara hediyelerle süslediği bir ağaç hediye etmesidir. Belli ki evliliğin bereketli ve uzun ömürlü olması için daima yeşil kalan bir ağacı hediye ediyor.

Noel Baba Odin'den, 25 Aralık tarihi Romalıların tanrısı Mistra'dan, eğlence pagan kültürden, kıyafetler ise kapitalizmden oluşan Hristiyanlığın kendi içine aldığı bir sembolizm ile örülü ritüel. Ayrıca 25 Aralık gündönümü. Günlerin uzamaya başladığı tarih. Bu bakımdan  Hrıstiyan da değil.

Günümüzde ise bu gelenek boyut değiştirdi. İnsanların birbirlerine hediye vermek için bir vesile olan Noel, kapitalist ülkelerde çok yoğun bir şekilde kutlanır oldu. Aslında bu kutlamaları teşvik edenlerin herhangi bir dini hassasiyetlerinin olduğunu sanmıyorum. Onların yegane düşüncesi, insanlar daha çok alışveriş yapsın, kendi ceplerine daha çok para girsin arzusudur. Yani insanların dini hassasiyetlerini sömürerek para kazanmak. Siz bu düzene karşı bir eleştiri getirdiğinizde de en hafifinden gericilikle suçlanmayı göze almalısınız. Meramınızı anlattığınızda ise kürkünüz çoktan elden gitmiş oluyor.

Hikâye kısaca böyle. Acaba bizler, bir Türk ve Müslüman olarak bu tarihin neresinde yer alıyoruz?

En az bunlar kadar önemsediğim bir başka konu daha var. Bazılarımız Noel ağacının ve babasının ne zararı olduğunu sorabilir. Hristiyan olmadıklarını, sadece eğlendiklerini söyleyebilirler. Bu bizi çok tehlikeli bir noktaya götürür. Buna terminolojide “ülfet” diyoruz. Başlangıçta sadece eğlence olarak gördüğümüz bu âdetlere zamanla o kadar alışıyor ve bu âdetleri o kadar kanıksıyoruz ki bir müddet sonra o inancın bir parçası oluyoruz. Ve daha da kötüsü hayatımıza giren her yeni âdet, bizden bir âdeti farkında olmadan hayatımızdan çıkarıyor.

Bir de inkültürasyon meselesi var ki o da bir başka yazının konusu.

Sizce bu ciddi bir tehlike değil midir?

 

Okunma 1984 kez Son Düzenlenme Cumartesi, 02 Ocak 2016 14:22
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç