4.jpg

Etkinlik Takvimi

07 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

131 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 28

Dün 98

Haftalık 411

Aylık 126

Tüm Zamanlar 344219

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazartesi, 29 Temmuz 2019 13:13

İskeçe'nin Ova Köylerindeki Türbe ve Tekkeler

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İskeçe’nin etrafındaki yakın köylere ova köyleri denildiğini ben İskeçe’ye gelince öğrendim. Öğrenince tasnifi de ona göre yaptım. Kırklar Tekkesi ile başlayalım anlatmaya.

Kırklar Tekkesi

Kırklar Tekkesi adını yanına kurulduğu nehirden alıyor, diğer Yeniceler ile karışmasın diye buraya Yenice-i Karasu demişler. Bir zamanlar İskeçe’den daha büyük ve merkez iken zamanla İskeçe’ye bağlı bir köy haline gelmiş. Bazı yerlerin böyle kaderleri oluyor. Bir deprem, bir yangın, bir doğal afet her şeyi değiştirebiliyor. Yenice’nin de kaderi değişmiş.

Yenice’de İskeçe’de olmayan abidevi eserler var. Vezir Mustafa Paşa camii ve Defterdar Ahmet Paşa külliyesi gibi eserler İskeçe’de yok. Evliya Çelebi Yenice’den bahsederken İskeçe’den hiç bahsetmez mesela. Kaynaklarda Hasan Baba, Mahsun Baba, Mercan Ana, Müsellem Baba, Öksüz Baba, Taybe Sultan, Ali Baba ve Ahmet oğlu Ahmet Baba türbelerinin adının olması boşuna değil. Ama gittiğimizde elimizdeki listeden sadece Kırklar tekkesini bulabildik.

Türbe, Yenice-Portolagos yolu üzerinde, köyün çıkışında mezarlığın hemen yanında, hatta içinde. Çünkü mezarlıktan gidiliyor. Tekke ve türbenin önüne bekçilerin kaldığı bir ev var. Evi dolanınca tek katlı, tamir görmüş türbeye giriliyor. Giriş kapısında bir çiçek kazınmış. Üstünde de bir mermer kitabe var. Belli ki kitabe türbe binası yenilenirken buraya konulmuş. Kireçle boyanan kitabeden tamir ve yenileme tarihi okunuyor. Boyalı ve silik olduğu için okumak mümkün olmadı, fotoğraftan da net bir şekilde okumak çok zordu.

Yezdân-ı bekâ serdâr-ı erbâb-ı fenâ
Hazret-i Sultân Kaygusuz Mevlânâ es-sultân

Ders-i mektebim aşk-ı Hüdâ’dan bî-gümân
Boş giden sâlik bulur kalbinde ıslâh

Penâh-ı aşk içün erkâr onda bir mahal
Türbedârı Şeyh Rüşdi eyledi hâli rîzân

Hakkı itdim dil-nişîn bes oldu
Cennet-i Firdevs eyleriz direnk ile

Söyledim ehibbâya târih itmâmını ceyyid
İşbu bu berrân ile dârü’s-selâm oldu

Kırklar Tekkesi

Kitabede üç isim geçiyor. Kaygusuz Sultan, Şeyh Rüşdi ve şairi Hakkı. Kaygusuz Sultan Kaygusuz Abdal için kullanılan lakap. Yenilenen bina için yazılan bu kitabede yer alan Kaygusuz Sultan doğru ise Kaygusuz Abdal buralara da gelmiş olmalı.

Bu isimlerden yola çıkılarak tekke hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşılabilir. Araştırmacılara iş düşüyor burada.

Emir Baba Tekkesi

Emir Baba tekkesi bir zamanların güzel köylerinden Mursallı’da (Morsini). Burası bayağı büyük bir köy. İskeçe’ye hakim bir noktada mesire yeri olan bu köy artık ancak zenginlerin kalabileceği bir yer olmuş. Çok güzel ve bakımlı evler inşa edilmiş. Köyün eski merkezi yetmeyince aşağıya doğru büyümüş. Aşağıya uzanan tarafına da Yeni Mursallı diyorlar.

Yeni Mursallı (Nea Morsini) köyünde olduğu söylenen tekkenin bugün sadece olduğu yeri biliyoruz. Spor salonunun hemen altında imiş tekke. Günümüzde ise avlusundaki pınardan başka bir şey kalmamış. Tekke ve müştemilatı ortadan kalkmış. Muhtemelen yakın bir gelecekte yanındaki evin bahçesi olacak.

Emir Baba Tekkesini ararken Eski Mursallı’da okulun yanındaki evin avlusunda tarihi bir mezar gördük. Girişin sağ tarafında mezar var iken sol tarafında da bir çeşme yer alıyor. Mezar taşından okuyabildiğim kadarı ile Mustavçovalı Mehmet Efendi adında birine ait. Etrafı yeşile boyanmış demir şebeke ile çevrili mezarın arkasındaki evde oturanları görüp mezar hakkında bilgi alamadık maalesef.

Kütüklü Baba

İskeçe’nin yaklaşık 30 km güneydoğusunda, Kereviz (Selino) köyünün dışında, Boru gölüne gelmeden tarlalar arasında kalmış gördüğüm en bakımlı ve büyük türbe Kütüklü Baba Türbesi idi. Güzelce restorasyondan geçen türbenin etrafı da düzenlemiş ve duvarla sınırları belirlenmiş, koruma altına alınmıştı.

Kesme taşlardan yapılan türbe yapı ve plan bakımından erken dönem türbelerinden olduğu anlaşılıyor. Otman Baba, Akyazılı ve Seyyid Ali Sultanlar kadar olmasa da devrinde oldukça önemli biri olmalı ki kendisi için böyle büyük ve görkemli bir türbe yapılmış olsun.

Türbe klasik türbeler gibi iki kısımdan oluşuyor. Kare formunda bir giriş ile sandukanın içinde bulunduğu sekizgen türbe. Kubbeleri kiremitle kaplı. Cephelerin birinde pencere var, birinde yok. Kuşak üstündeki kasnakta ise iki pencere var sadece. Mermer söveli pencereler güzel işlenmiş topuzlu parmaklıklarla örülü. Kapısı kilitli olduğu için içeri giremedğimiz türbenin pencerelerinden baktığımızda sanduka veya ona benzer bir şey görmedik. Tarih boyunca sadece Müslümanların değil, Hristiyanların da bölgedeki önemli ziyaretgahlarından biri olduğu söylenen türbenin önemli bir isme ait olduğunda şüphe yok.

Diğer örneklere bakarak böyle bir türbenin yanında mutlaka bir de tekkesinin olması gerektiğini söyleyebiliriz ancak bugün tekkeden en ufak bir iz bile yok maalesef. 1826 olayları esnasında ortadan kaldırılmış olduğunu düşünenler var.

Bugüne kadar ayakta kalmasının nedeni şu efsanede saklı galiba. Efsane denilse de çok eskilere gitmeyin, 1970’lerin sonunda olmuş olay. Bugün türbenin içinde bulunduğu arazinin sahibi Yunanlı türbeyi yıktırmak ister. Ertesi gün hastalanır ve yatağa düşer. Doktor doktor gezer ama hastalığına çare bulamaz. İyice ümitsizliğe kapılan Yunanlı bir gece rüyasında türbeyi yıkmaya yeltendiği için hastalandığı söylenir. Ertesi gün Yunanlı yıkımdan vaz geçmiş ve sıhhatine kavuşmuş.

Benzer bir hikaye daha anlatılıyor. Bu sefer bir define avcısının başından geçiyor hikaye. Adam gelir, kazar bir şey bulamaz. Eli boş dönememek için de türbenin eşiğindeki dört köşeli güzelce kesilmiş mermer taşı alır. Evine gelmiş, yatmış ve rüyasında Kütüklü Baba’yı görmüş. Ona aldığı mermeri yerine koymasını söylemiş. Adam ilk seferinde dikkate almamış ama ertesi gece aynı rüyayı tekrar görmüş ve yavaş yavaş sağlığını kaybetmeye başlamış. Doktora gitmiş, tahlil film derken adamın bir şeyi çıkmamış. Doktor ne olduğunu sorunca adam olanları anlatmış. Bu sefer doktor taşı yerine koymadıkça iyileşemeyeceğini ve öleceğini söylemiş. Bunun üzerine adam taşı aldığı yere götürüp koymuş.

Eğer sabrınız varsa bir tane daha anlatayım. Türbenin yanında tekke olduğundan bahsetmiştik. Tekkenin olduğu yerler de ormanlık imiş ve kimse ormandan bir dal koparıp götürmezmiş. Birkaç kafadar bir araya gelip tekkenin yanındaki arı kovanlarını çalmışlar. Yürümüşler, yorulmuşlar, dinlenmek için oturmuşlar. Arkalarında tekkeyi görünce korkup kaçmışlar. Yine epey yürüdükten sonra dinlenmek için oturmuşlar. Bakmışlar ki tekke yine yanlarında. Bakmışlar olacak gibi değil, kovanları aldıkları gibi geri dönmüşler ve yerlerine bırakmışlar. Arkalarına bakmadan kaçmışlar. Yeterince uzaklaştıklarını düşününce durmuşlar dinlenmek için. Bu sefer tekkeyi görmemişler ve rahatlamışlar.

Kütüklü Baba ile ilgili Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş, Sofyalı Bali Efendi gibi tarihen bir araya getirilmesi pek mümkün olmayan isimlerle ilgili rivayetler var. Seyyid Ali Sultan ile aynı dönemde yaşamış ve böyle görkemli bir türbe sahibi Bektaşi şeyhinden kaynakların bahsetmemesi pek makul gelmiyor. Eğer türbeyi Evrenos Bey yaptırdıysa Heath Lowry’nin ayrıntılı bir şekilde tartışmasını yaptığı gibi burası bölgenin fethi esnasında Evrenos Bey ile birlikte savaşan manevi yönü de olan önemli kumandanlardan birine air olmalı.

Doğrusunu Allah bilir diyelim ve ziyaretlerimize devam edelim.

Okunma 566 kez Son Düzenlenme Pazartesi, 29 Temmuz 2019 16:01
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç