4.jpg

Etkinlik Takvimi

04 Şub 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

128 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 16

Dün 61

Haftalık 141

Aylık 2565

Tüm Zamanlar 333358

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Çarşamba, 24 Temmuz 2019 09:25

Kuzey Yunanistan'ın incisi: Selanik

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkler arasında Selanik ismini duyup da heyecanlanmayan var mıdır acaba? Jön Türk hareketinin beşiği, İttihad ve Terakki’nin kurulduğu, Gazi Mustafa Kemal’in doğduğu, Türklerin “İstanbul’un bir parçası”, Yahudilerin “şehirlerin anası” dedikleri Kuzey Yunanistan’ın en önemli şehri. Osmanlılar döneminde çok dilli ve çok kültürlü kozmopolit bir şehir iken günümüzde bu özelliğinden eser kalmayan bu güzel şehirden 1912 yılında çekildik. Bizim ardımızdan iki dünya savaşı iki deprem geçiren şehir bayağı değişmiş.

Selanik 1387 baharında Çandarlı Hayrettin Paşa ve Gazi Evrenos Bey tarafından fethedildi. Her yerde olduğu gibi Selanik’te de Türkler Rumlara çok iyi davrandı ancak Ankara Savaşı’ndan sonra Bizans’a geçen Selanik, tekrar Türk hakimiyetine geçmek için 1430 yılını bekleyecekti. Bizans’ın Venediklilere sattığı şehri zorlu bir muhasaradan sonra alan II. Murad Venediklilerden kaçan Rumları geri çağırdı, mallarını iade etti ve yüzyıllarca sürecek Türk barışı şehre hakim oldu. Hatta papazların Türklere gizli geçitleri göstererek şehrin alınmasında yardımcı olduğu ve bu yüzden manastıra imtiyazlar verildiği rivayet edilir. İspanya’dan kaçan Yahudilerin bir bölümü de Selanik’e yerleştirilince şehrin ticaretinin yanı sıra ilim ve kültür faaliyetlerini geliştirdiler ve Osmanlı coğrafyasında ilk matbaayı burada kurdular. Sebatay Sevi’nin de burada yetiştiğini hatırlatmama gerek var mı?

Gittikleri her yeri abad eden Türkler Selanik’i de camilerle, medreselerle, hanlar hamamlarla, çeşmelerle ihya etti. Sahili süsleyen Beyaz Kule zannedilenin ve söylenilenin aksine 1535’te sahil güvenliğini temin için Türkler tarafından inşa edildi. Şehri ziyaret eden Evliya Çelebi’nin anlattığı camilerden bugün yedisi cami olarak hizmet vermese de hâlâ ayakta. 20. Yüzyılın başında Selanik’te 36 cami, 24 mescid, dokuz medrese, üç imaret, yirmi civarında tekkeden bahsedilir. 1912’de şehir Yunanistan’a teslim edildikten sonra bu eserlerin maalesef çok azı günümüze kadar ulaştı.

Şehri 1. ve 2. Dünya savaşları mahvedince şehir yeniden inşa edildi ve tarihi birçok eser arazisi için yıkıldı ve yerlerine binalar dikildi. 1891’den kalma Hükümet Konağı (Diikitirion), 1893’ten kalma idadiye mektebi binası (Selanik Ünivesirtesi idari binası) eski gümrük binası, Selanik Devlet Konservatuvarı olarak kullanılan Osmanlı Bankası binası, belediye hastanesi, 3. Ordu Kışlası gibi son dönem Osmanlı kamu binaları da duruyor ve hâlen kullanılmakta. II. Abdülhamid’in sürgün yıllarını geçirdiği Villa Allatini de, Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu ev de duruyor. Bu arada unutmadan söyleyeyim, Selanik elektrikle aydınlatılan ilk Türk şehridir.

Tekke ve türbeler

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin tespit ettiği kırk kadar tekke ve türbeden bugün sadece bir tane kalmış. Bir de varlığından haberdar olduğumuz, yerini bildiğimiz ancak binası yıkılan Hortac Süleyman Efendi. İlginç olan onca meşhur tekke ve türbeden kalanların ikisinin de kim olduklarının tam olarak bilinmemesi. Bu da kaderin garip bir cilvesi olsa gerek..

Musa Baba Tekkesi ve Türbesi

Şehrin üst tarafında, yokuş tırmanılarak çıkılan kısmında, Terpsifear Meydanı’nda, surların kuzey batısında hakkında adı dışında içbir şey bilinmeyen bir türbe var. Türbenin sekizgen ve şeyhin adının Baba olmasından dolayı akla ilk olarak Bektaşi olduğu geliyor doğal olarak. Ancak bir arşiv kaydında Halvetiyyenin Sinaniyye koluna mensup bir Musa Baba daha var. Hangisinin doğru olduğunu söylemek güç elimizdeki bilgilerle.

Bugün Selanik’te ayakta kalan tek türbenin hemen altında, sokağın yanıbaşında bir mescid de varmış bir zamanlar. Türbe kadar ihtişamlı olmayan bu mahalle mescidinin yerinde bugün bir park var. Bu bölgedeki bir tekke veya zaviyenin şeyhi olan Musa Baba vefat edince buraya defnedilmiş. O zamanlar zaviye ve mescid ile birlikte külliye imiş. Bugün ise sadece bir türbe kalmış.

Bir dönem kulüp binası olarak da kullanılan türbe Koruma Altınan Eserler’e dahil edilerek restore edilmiş. Etrafı tel örgülerle çevrili türbe sekiz köşeli ve kubbeli. Her köşesinde dört köşeli mermer söveli pencereleri var. Pencerenin üstünde biriketten bir kemer ve çatıya yakın yerde daha geniş bir kemer daha geçilmiş. Buvarları biriket ile örülmüş ve üstü sıvanarak beyaza boyanmış. Kubbeyi tutan sütunlar ise köşeli ve gri taştan. Sanki önceden açık ve kubbeli bir türbe iken daha sonra biriketle örülerek kapatılmış gibi havası da var. Ama açık veya kapalı türbede medfun zat önemli biri olmalı.

Kitaplarda birkaç Musa Efendi veya Baba geçiyor. Müderris veya şeyh efendi, öğrencileri veya dervişleri tarafından değer verilen biri olduğu apaçık.

Hortaclı Süleyman Efendi Türbesi

Ayios Yeorgios Meydanındaki kilisenin yanında imiş türbe. 1590’lardan sonra Selanik’in yakın köylerinden Hortac’dan Süleyman Efendi o zamanlar kilisen olan camiin yanına bir zaviye kurar. Koca Sinan Paşa da yanındaki kiliseyi camie çevirir. Camiin adı da vesile olduğu için Hortac Sultan Camii olur. Süleyman Efendi vefat edene kadar camiin imamlığını yapar ve vefat edince de camiin haziresine defnedilir.

Süleyman Efendi’nin keramet sahibi bir zat olduğunu düşünen mahalleli vefatının ardından camiin avlusuna görülen bu zat için zarif bir türbe inşa etmişler. Yüzyıllar boyunca mahallenin ve civarın ziyaretgahı olmuş türbe. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre Selanik’in en önemli ziyaretgahlarından biri olan bu türbede medfun zat bir gece müritleriyle birlikte zikir meclisini kurmuş ve tacının arasından çıkan ışık tüm Selanik’i aydınlatınca halk Hortaclı Süleyman Efendi’nin büyük bir şeyh olduğunu düşünmüş.

Tekrar kiliseye çevrilen camiin etrafında arkeolojik kazılar yapılmış ve Bizans Eserleri Müzesi’ne çevrilmiş. Avlusunda şadırvan olduğu anlaşılan bir yapıdan başka bir şey kalmamış. Süleyman Efendi Türbesi de diğer mezarlar da kaldırılmış. Şimdi yanyana dizilmiş taşlar ve kime ait olduğu belli olmayan kabir var. Kubbeli, dikdörtgen planlı ve açık bir türbe varmış zamanında ancak bugün yok maalesef.

Gelmişken…

Selanik’e kadar gelmişken şehrin tepesindeki Türklerin yaptığı ve günümüze kadar kalan nadir kalelerden biri olan Yedi Kule Kalesi’ne mutlaka çıkın. Eğer açık bulursanız aralarında çok güzelleri de bulunan mezar taşları bölümünü de gezmeyi ihmal etmeyin. Günümüze kadar gelen ve ziyaret edilebilen bir diğer Türk eseri Bey Hamamı. Şehri fetheden II. Murad’ın yaptırdığı bu çifte kubbeli hamam sergi ve konferans için kullanılmakta. Gitmeden önce dikkat edin, çünkü günün her saatinde açık bulamazsınız. Heath Lowry buranın Kuzey Yunanistan’da restore edilmiş tek Osmanlı eseri olduğunu söyler ve resterosyonunu öve öve bitiremez.

Hamza Bey veya Hafsa Hatun Camii de ziyaret edilmeli. Osmanlıların yaptığı en eski camii olduğu için ayrı bir önemi var çünkü. Şehrin merkezindeki camiin kurtulması biraz da şans eseri olmuş. Metro inşaatı camii kurtarmış desem garip gelecek. Muhtemelen resterasyon bitince ilk hali olmasa da büyük oranda eski haline kavuşacak. Burayı ya müze yaparlar ya da sergi salonu. Sinema yapmasınlar da bir daha.

İkinci en eski tarihli cami İshakiye Cami yahut Alaca İmareti. 15. Asrın sonlarından kalan bu camii hem imaret hem ibadet için yapılmış. Selanik depreminde hasar gören cami tamir görmüş. Belediyeye ait olan binası zaman zaman sergiler için açılıyormuş ama biz açık haline tesadüf edemedik. Mutlaka görmenizi istiyeceğim bir diğer cami de şehrin batısında Arkeoloji Müzesi caddesinde Yeni Cami. Yahudilikten dönme zengin bir müslüman tarafından İtlayan bir mimara çizdirilip yaptırılan camiin mimari özelliği diğerlerinden çok farklı.

Bunların dışında bedesteni de ziyaret edebilirsiniz. Halen çarşı olarak kullanıldığı için en rahat ziyaret edilen Türk yapısı diyebiliriz. Belki de yapıldığı tarihten itibaren yapılış amacına uygun olarak kesintisiz kullanılan tek yapı burası. Bey Hamamı olarak bilinen Cezeri Kasım Paşa Hamamı ile Yahudi Hamamı olarak bilinen Halil Ağa Hamamı da etrafı tel örgülerle çevrilmiş olarak tamir edileceği günü bekliyor. Yeni hamam olarak bilinen Hüsrev Kethuda Hamamını ise parasını ödeyerek gece ziyaret edebilirsiniz.

Bütün bu yerleri bilen biri olursa yanınızda bir günde gezebilirsiniz.

Okunma 429 kez
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç