4.jpg

Etkinlik Takvimi

04 Şub 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

122 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 19

Dün 61

Haftalık 144

Aylık 2568

Tüm Zamanlar 333361

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Perşembe, 18 Temmuz 2019 13:10

Narda yahut Arta

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Narda

Arta

Orta Yunanistan’ın bir diğer güzel şehri de Arta yahut bizim deyişimizle Narda. Göl ile dağ arasındaki düzlükte kurulu bu küçük ve sevimli şehir denize yaklaşık 15 km uzaklıkta. Yanya’nın 70 km güneyinde yer alan Narda’ya dağların ve ormanların arasında geçen yaklaşık bir saatlik keyifli bir yolculuktan sonra vardık. Şehir adını yakınında bulunduğu körfezden alıyor. Barbaros Hayraddin Paşa’nın Preveze Deniz Savaşına hazırlanan donanmasını burada konuşlandırdığını söylersem sanırım daha iyi anlaşılacak. Preveze de Narda’ya 45 dakikalık bir mesefade zaten.

Şehir sulh ile bize geçmiş ve biz de sulh ile devretmişiz. Yanya’nın fethinden sonra despotunun Osmanlı Devleti’ni tanıması üzerine 1449’da Türklerin idaresine geçer ve ismini de Narda olarak değiştirir atalarımız. Narda demelerinin iki nedeni olduğu rivayet ediliyor. İlki körfeze dökülen ırmağın adından dolayı. Evliya Çelebi ise buranın narlarının şöhretinden dolayı bu ismin verildiğini düşünüyor. Ama bana Türkçe söyleyiş kolaylığından dolayı verilmiş gibi geliyor. Türkler ve Rumlarla birlike Yahudilerin de yaşadığı Narda dört asrı aşkın bir süre sonunda Berlin Anlaşması ile de (1878) Yunanistan’a bırakılır ve 1881’de fiilen terkedilir. Müslüman halkı da kuzeye göç eder.

Faik Paşa

Gezdiğimiz şehirlerde hep bir isim yaptırdığı eserlerle öne çıkıyor. Narda’da da Fatih dönemi idarecilerinden Faik Paşa ismi çıktı karşımıza. Faik Paşa yaşadığı dönemde şehri saray, cami, medrese, daru’t-talim ve imaretin yanı sıra dükkanlar, hamamlar ve değirmenlerle bir Türk şehri yapmış. Antik dönemden kaldığı düşünülen ve benim Narda’nın gerdanlığı dediğim köprüyü de yeniden yaptıran Faik Paşa.

Narda’nın tarihî eserleri arasında günümüze Faik Paşa ve Fayzulah Camileri ile imaret ve tekke kalıntısı kalmış. Evliya Çelebi’nin saydığı eserler bugün yok Narda’da.

Faik Paşa tarafından yaptırılan cami şehrin kuzeyinde ağaçların arasında bir yerde, adını imaretten aldığı söylene Merati köyünde. Bugn harap bir vaziyette olan cami etrafı yarım metre yükseklikte taş duvarla çevrili bir bahçenin içinde. Tuğladan yapılan minaresinin ise şerefisinden yukarıs yıkılmış. Etrafındaki taşlardan ve kalıplardan buranın tadilata girdiği anlaşılıyor.

Cami Rumeli’de erken dönem camilerinin tipik bir örneği. Kare planlı ve tek kubbeli olan camiin son cemaat mahalli yıkılmış. Yıkıntılardan revaklı ve açık olduğu anlaşılıyor. Gördüğüm bir fotoğrafında son cemaat mahallinin dışına taşan ahşap saçak ince ahşap direklerle yükseltilmiş ve kiremitle kaplanmış. Simdi sadece cami ana yapı üzerinde iki sıra kiremit kalmış. Giriş kapısı mermer söveli ve üstünde besmele ve kelime-i tevhid yazılı beyaz bir levha var. İçinde ise tezyinat namına bir şey yoktu ve yer yer dökülmüş sıvasından taşlar görülüyor. Mihraba mermer bir sehpa koymuşlar.

Muntazam taş işçiliği olan camiin dört cephesinde ikisi aşağıda ve büyük ikisi de yukarıda ve küçük pencereler var. Kubbenin taşıyıcı kasnağı bir buçuk metre yükseklikte sekizgen duvardan oluşuyor ve bu kasnağın dört cephesine birer pencere açılmış.

Camii yaptıran Faik Paşa’nın mezarının da bu cami avlusunda olduğu yazılı kayıtlarda. Bahçe duvarlarının kuzey batı köşesinde üstü açık yaklşık 12 m2 geninişlikte metruk taş binanın Faik Paşa’nın türbesi olabileceğine dair bilgiye tesadüf ettim. Faik Paşa’nın ilginç bir şahsiyet olduğunu şu anekdota bakarak söyleyebiliriz. Faik Paşa atadığı imamın vefat etmesi üzerine imam arar ancak istediği evsafa haiz bir imam bulamayınca camiin imamlığını ölene kadar kendisi yapar. Camiin çevresinde imaret, hamam da yaptırmış. Sanırım camiin cümle kapısının karşı tarafında çatısı olmayan kemerli bir kapısı olan taş bina imaret olmalı. Hamamdan ise herhangi bir iz kalmamış.

Camiden çıkıp şehre girerken gördüğümüz bir tabeladan içeri girdiğimizde bir Yunan mezarlığı çıktı karşımıza. Mezarlık ile yol arasında kalan ve içindeki merdivenlerden iki katlı olduğu anlaşılan bir bina vardı. Her tarafından ağaçların ve çalıların çıktığı, içi çöple dolu olan binayı dikkatlice incelediğimde eğer çok zengin birinin evi değilse bir tekke olabileceğini düşündüm. Çünkü meydan olabilecek kadar geniş bir odası, büyücek bir mutfağı bir çok odası vardı. Muhtemelen mezarlık da bahçesi idi.

Taş Köprü: Narda'nın Gerdanlığı

Narda’nın gerdanlığı olan Faik Paşa’nın yenilediği meşhur taş köprü 142 metre uzunluğunda ve tüm haşmetiyle duruyor. Ortasındaki büyük ve yüksek gözün her iki tarafında altışardan 12 göz varmış ama kenarlardaki küçük gözler iyice kapanmış, 11 göz kalmış diyorlar. Ben baktığımda ise yoldan taraftaki gözlerin de kapanmış olduğunu ve ortadaki büyük gözün ayağına kadar taşla doldurulduğunu gördüm. Şehir tarafında ise üç büyük üç küçük altı göz duruyordu.

Köprünün şehir tarafındaki ayağında, kafeleri geçer geçmez hemen sağda metruk bir bina daha var. Buranın da zamanında bir zaviye olabileceğini düşünmedim değil. Feyzullah camiin ise minaresi yıkılmış ve evlerin arasında bir mahbus gibi boynu bükük ele alınacağı günü bekliyor.

Okunma 387 kez Son Düzenlenme Perşembe, 18 Temmuz 2019 13:22
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç