is.jpg

Etkinlik Takvimi

13 Ara 2018;
02:00PM - 03:00PM
Şiir, Şair ve Peygamber'e Dair Konuşmaları

Kimler Sitede

153 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 2

Dün 111

Haftalık 447

Aylık 1951

Tüm Zamanlar 281566

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cuma, 20 Temmuz 2018 10:38

Sinan Köyü (Pomen) Erenleri

Yazan
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Eski adıyla Sinan, yeni adıyla Pomen Köyü Rusçuk’a bağlı az da olsa Bulgarların da olduğu bir Türk köyü. Razgrad’a daha yakın olmasına rağmen biz daha önce hazırladığımız güzergaha uygun olarak Silistre üzerinden gittik

Sinan (Pomen) köyü erenleri: Masul Baba, Sinan Baba, Veli Baba

Buraya gelirken baktığımız kaynaklarda üç türbeden bahsediliyordu. Mustafa, Sinan ve Hızır Babalar. Burada ise sadece Sinan Baba türbesi vardı. Diğer ikisi farklı idi. Masul ve Veli Baba. Muhtemelen isimler farklı kaydedildi ve karıştırıldı. Çünkü bölgede bu isimlerde çok sayıda baba türbesi var. Bize mihmandarlık yapan teyze de üçü dışında başka türbe olmadığını ısrarla söyleyince ben karıştırılma ihtimalinin daha kuvvetli olduğunu düşündüm.

Yağmurlu bir günde ve ikindi vakti vardığımız köyde, daha önce birçok köyde gördüğümüz gibi evlerin bahçe duvarlarının önündeki banklarda oturanlar vardı. Köylüler vakti gelince, işlerini bitirince kapılarının önüne çıkıyor, bu banklara oturuyor ve artık o gün gündemlerinde ne varsa onu konuşuyorlar. Gelirken de yanlarında yiyeceklerini ve içeceklerini de getiriyorlar. Genellikle kahve içtiklerini gördüm.

Yol kenarında bir banka oturmuş, erken geldiği için komşularını bekleyen bir teyzeye rastladık, türbeleri sorduk ve bize tarif etti. Ancak bizim bulamayacağımızı anlamış olmalı ki ben götüreyim dedi ve arabaya atladığımız gibi ziyaretlere başladık.

Köyde kardeş olduklarına inanılan üç erenin türbesi var. Üçü de köyün üç farklı yönünde. Biri içinde, biri yukarı girişinde, diğeri de aşağı girişinde. Yalnız bu köydeki türbelerin diğerlerinden farkı var. İki bölümden oluşuyor türbeler: mezar ve mumluk. Mezarlar açık, diğer mezarlardan farkı etrafının çevrili olması. Diğeri ise odunluk gibi basık ve karanlık mum yakılan birkaç metrekare büyüklüğünde kapalı alan. Burada mum yakılıyor ve mumların dizilebilmesi için içi basamaklar halinde düzenlenmiş. Açık olan mezarların etrafı tel örgülerle çevrili. Korkarım bir müddet sonra hayırseverler çıkıp mezarları içine alacak şekilde geniş ve büyük türbeler yapacaklar. Keşke bu halleri korunsa.

Köyde sadece yaşlılar kalmış, gençler büyük şehirlere, Türkiye’ye ve Avrupa’ya dağılmışlar. Dolayısıyla türbeler de eski canlılığını kaybetmiş görünüyor. Buradaki dini yaşantı türbeler üzerine kurulu desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Diğer yerlerde olduğu gibi burada türbeler takvime ve isteğe bağlı olarak iki farklı şekilde ziyaret ediliyor. Takvime bağlı ziyaretler inancın ve örfün gereği yapılıyor, ibadet gibi bir nevi. İsteğe bağlı olanlar ise kişisel ihtiyaçların ve sıkıntıların giderilmesi için istenilen vakitlerde yapılıyor, diğer türbelerde olduğu gibi.

Pazartesi ve Perşembe akşamları mum yakma adeti devam ediyor köyde. En yaygın adak adama biçimi bu. Adağı olan gelip mumlar yakarak o akşam türbeyi canlandırıyor. Adeta Dede’ye misafir olunuyor ve hal diliyle sohbet ediliyor.

Masul Dede

Buraya gelmeden önce baktığımız kaynaklarda ismine tesadüf etmediğimiz ve ilk kez burada karşılaştığımız Masul Dede’nin ismi nereden geliyor bilemedim. Mansur’dan bozulmuş olabilir diye düşünmedim değil. Ama emin olmak o kadar kolay olmuyor maalesef.

Masul Dede’nin türbesi köyün mezarlığında. İçeri girdikten sonra mezarlar arasından ilerleyip sırtı geçince Baba’nın türbesini gördük. Buradaki türbeler diğerlerinden farklı. Mezar dışarıda ve etrafı hayvanlar girmesin diye tel örgü ile çevrili. Mezar taşında pek istifli ve düzgün olmayan bir şekilde Bu kabirde yatan Masul Dede Ruhu için bir fatiha okuyun  yazılı. Mezar taşının üzerinde içi kırmızı yaprakları yeşile boyanmış lale motifi kazınmış. Mezarın üstünde ve yanlarında yine yapma çiçekler var. Ayak taşını yosun bağlamış ve ziyarete gelen bir hayli kalıyor olmalı ki tel örgülerin hemen önünde oturaklar bırakılmış.

Mezarın hemen bitişiğinde küçük bir kulübe var. Bir insanın başını eğmeden giremeyeceği ve duramayacağı büyüklükteki bu kulübe mum yakmak için inşa edilmiş. İçine, yakılan mumların konulabilmesi için birkaç kat halinde sıralar yapılmış. Temizlik için de süpürge ve faraş bırakılmış girişe. Kısa bir süre önce mum yakıldığı hemen belli oluyor içerisinin durumundan. Haftanın iki günü akşam gelip mum yakarlarmış köylüler bırada. Burada mum yakmak adak oluyor ve bir işinin olması için olursa Masul Dede’ye mum yakacağım deniliyor, iş olduğunda da gelip mum yakılıp etraf temizleniyor.

Sinan Dede

Köye adını veren Sinan Dede ziyaret ettiğimiz ikinci türbe idi. Köyün dışında, yola yaklaşık yirmi metrelik bir mesafede, ağaçlar arasında bir yerde. O bölgede bir kazada ölen bir gencin hatırasına yolun hemen yanına dikilen taşın arkasında kalıyor. Yoldan geçerken dikkatlice bakıldığında da görülüyor ama hızlıca geçildiğinde bulunması pek mümkün değil. Biz gittiğimizde daha önce açık olduğunu tahmin ettiğim mezarın etrafına duvar örülmüş, üzeri kapatılmış, kapılar takılmış ve kilitlenmiş bir haldeydi. İnşaat bitmiş, çevre düzenlemesi ile temizliği kalmıştı. Birkaç günlük işi kalmıştı.

Yeni yapı iki bölümden oluşuyor. Birinde mezar var, diğerinde ise mumluk. Mezar olan kısmı görmek için tahtaların üzerine çıkıp çatı aralığından baktım. Yeni olan mezar taşına Burada yatan Sinan Dede, bak halime bugün bende yarın sende yazılı idi. İçeride gördüğüm doğal hali korunsa daha iyiydi sanki.

Veli Dede

Köydeki erenlerin üçüncüsü yolu en zor olan ve ancak yürüyerek çıkılabilen yüz metrelik bir mesafede. Köyün alt tarafında, bir çeşmenin yanından uzanan patika yolu takip ederek çıktığımız türbe orman içinde ve Muslu Dede’ninkine benzer bir yapıda.

Veli Baba’nın yeri diğerlerine göre uzak ve meşakkatli olduğu için olsa gerek diğerleri kadar mum yakılmamış ve belli ki misafirleri diğerleri kadar yok.

Mezar taşında Hüve’l-Baki bu kabirde yatan Veli Dede bir Fatiha da sizden yazılı. Üç mezar taşının da Latin harfli olması hepsinin aynı dönemde yazdırılmış olma ihtimalini getiriyor akla.

Yazanlar yaşıyorlarsa selamet, göçmüşlere rahmet diliyorum.

Okunma 481 kez
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç