is.jpg

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

189 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 13

Dün 135

Haftalık 13

Aylık 2455

Tüm Zamanlar 282070

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Perşembe, 19 Temmuz 2018 07:48

Niğbolu'da bir eren: Ali Koç Baba

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Osmanlılar döneminde önemli bir merkez olan Niğbolu Tuna kıyısında güzel, küçük ve şirin bir şehir.  Şehre tepelerin arasından kıvrılarak inen bir yolla giriliyor. Nüfusun büyük bir kısmı Türk. Tuna’ya hâkim tepelerde kurulmuş mahalleler tam da Türklere mahsus yerleşme biçiminde.

Türbesini ziyaret etmek ve görmek için geldiğimiz Ali Koç Baba da böyle bir tepe üzerinde. Tekke Deresi adında bir derenin üzerine yapılan köprüden geçip kıvrılarak çıkılan çok fazla yüksek olmayan bir tepenin üzerinde. Tepeler arasında kıvrılan yollardan geçerek geldiğimiz Niğbolu’nun girişinin sağında kalıyor ve bir köprüden geçilerek gidiliyor Ali Koç Baba Türbesine.

Burası, eskiden mezarlıkmış ve bir zaviye varmış. Niğboluların himmetiyle yapılan ve yenilenen türbenin hizmetlerini Gürsel Hoca yapıyor, bakımını yapıyor ve ziyaretçilerle ilgileniyor. Gürsel Hoca bu işe gönül vermiş ve büyük bir zevkle yapıyor bu işi. Biz ilk gittiğimizde kapı kapalıydı ve içeri girememiştik. Karşı tepelerdeki evinden bizi görmüş ve tam biz ayrılmak üzere iken gelip kapıyı açarak bize ziyaret etme imkânı verdi.

Türbenin bulunduğu alanın etrafı tel örgülerle çevrili ve bahçeye de kapıdan geçilerek giriliyor. Türbe adeta bir iç avlu gibi iç bahçenin içinde ve yarısına kadar da üzeri çim toprakla kaplı. Çayır çimenlik alanın ortasında bir Türk bahçesi ve bahçenin ortasındaki türbe bundan dolayı rutubet alıyor.

Ali Koç Baba kim?

Türbenin kapısında asılı levhaya göre Niğbolu’nun büyük evliyası olan ve Balkan Bektaşileri arasında önemli bir yeri olan Ali Koç Baba Osmancık’ta tekkesi bulunan Koyun Baba’nın müridi ve Hacı Bektaş Veli’nin mürididir. Yıldırım Beyazıd döneminde bölgeye gelerek tekke kurmuş, öldükten sonra da buraya defnedilmiştir.

Ali Koçu Baba olarak da bilinen Ali Koç Baba bir başka rivayete göre Koyun Baba’nın kardeşlerinden biridir ve 1462’de Eflaklıların işgalinin ardından Niğbolu’ya gelmiştir. Koyun Baba da Hacı Bektaş dervişlerinden. O kadar uysalmış ve sessizmiş ki ona Koyun Baba demişler. Ali Koç da güçlü kuvvetli olmalı ki ona da Koç demiş olmalılar.

Koç denmesi ile ilgili bir diğer söylence daha var. Tuna nehrine gelen Ali Baba karşına çıkan bir koç üzerinde nehri geçer. Bundan dolayı adı Koç Baba olur. Onun çoban olduğuna dair rivayetlerde ise onun kaybolan koçunun peşinden gitmek için Tuna üzerinden yürüyerek geçtiğinden bahsederler.

Bir başka rivayete göre Kızıl Deli olarak da bilinen Ali Sultan’la ilişkilendirilir Ali Koç Baba. Hatta Hacı Bektaş’ın torunu olduğunu söyleyenler bile var. Gelenek içinde soyu Hz. Hasan ve Hüseyin’e, oradan da Hz. Peygamber’e kadar uzatılır. Muhtemelen bu akrabalık yakıştırması yol evladı olması ile ilgili olmalıdır.

Bir başka görüşe göre dervişleriyle birlikte toprağı ekip biçerek geçinen ve buralara yerleşen Türkmenlere rehberlik eden bir veli imiş Ali Koç Baba.

Ali Koç Baba’nın Yıldırım Beyazıd’ın Macarlarla yaptığı Niğbolu Savaşına katılan bir yiğit olduğu da söylenenler arasında. Savaştan sonra buralarda kalmış ve çevrenin Türkleşmesi için çalışmış.

Bir başka rivayete göre Ali Koç Baba bir ahi şeyhi. Dervişleriyle birlikte kazandıklarını misafirleriyle ve fakirlerle paylaşıyorlar. Daha çok hayvancılık ve ekme-biçme işi ile uğraşıyorlar. Kim bilir ismi belki de sahip olduğu koçlardan geliyordu.

Ali Koç Baba çevrede hürmet gören bir veli imiş. Öldükten sonra da insanların ona karşı hürmetleri devam etmiş. Akşamları türbenin önüne içi dolu testi bırakmaları Ali Koç Baba’nın abdest alması içinmiş. Ama biz gittiğimizde bu adet artık ortadan kalkmış görünüyordu.

Alvanlar köyündeki Koçlu Baba’nın Ali Koç Baba’nın oğlu olduğu, ölümde döşeğinde iken Alvanlar köyüne gönderildiğine dair rivayetler de var. Ali Koç Baba’nın Hz. Ali’nin soyundan geldiklerini düşünen Alvanlarlıların Ali Koç Baba ile ilgili söylencelerin dikkat çekici seviyede olmasının nedeni de bu olmalıdır.

İster asker ister derviş ister çoban ister rençber mesleği ne olursa olsun Ali Koç Baba buraları manen fethetmek için gelen gönül erlerinden. Sağlığında beklediği gibi ölümünün ardından da bekliyor buraları.

Türbenin durumu

Türbe güzel bir mevkide ve uzaktan bakıldığında da gayet hoş bir görüntüsü var. Etrafı çiçeklerle dolu bahçe ile çevrili türbe altıgen biçiminde, girişi v şeklinde kiremit çatılı bir yapı. V tipindeki giriş üzerindeki çatının en uç noktasında ise hilal ve yıldız var. Türbenin girişinden Tuna nehri görünüyor ve Niğbolu’nun bir kısmı tam karşı tepelerde ve bu haliyle manzarası oldukça etkileyici.

Türbenin hemen dışındaki bahçenin etrafı demir korkuluklarla çevrili. Girişin hemen yan tarafında da mumluk var. İçeride şahidesi yeşile boyanmış bir sanduka var. Diğer türbelerde görmeye pek alışık olmadığımız bir şey yere serili bir postun olması. Sanırım bunun isminin Ali Koç olması ile de ilgisi var. Duvarlarda Hz. Ali ve ahfadının resimlerini hâvî levhalar var.

Burada eskiden zaviye de varmış. Türbenin yakınındaki elektrik direğinin dibindeki taşlar zaviyenin kalıntıları imiş.

Gürsel Hoca’nın burayla ilgili yapmak istediği birtakım şeyler var. Uzaklardan gelenlerin dinlenebilecekleri bir misafirhane, etrafta kurban kesildiğinde yenebilecek bir düzenek ve ufak bir çevre düzenlemesi yapılması halinde aslına uygun hizmet edeceğini düşünüyor. İnşallah bir hayırsever çıkar da Gürsel Hoca’yı bu hayaline kavuşturur.

Türbe ile ilgili inanışlar

Ali Koç Baba türbesinin bulunduğu tepe karaağaçlarla dolu. İnanışa göre bu bölgedeki ağaçları kesenlerin veya dallarını kıranların başlarına bir bela gelirmiş. Hatta türbein bağış kutusundaki paraları çalan bir kadının öldüğü hâlâ anlatılırmış. Türbenin bugüne kadar gelebilmesi ve ayakta kalabilmesinin altında bu inanışın yattığını söyleyebiliriz.

Birkaç sene öncesinde hastanenin taşınmasında da Ali Koç Baba’nın etkisinin olduğuna inanılırmış. Geceleri dolaşan Ali Baba’dan korkan ve rahatsız olan hastaların talebiyle hastane taşınmış. Hatta türbeye çıkan yol üzerindeki yassı taşların Ali Koç Baba’nın ayak izleri olduğuna inanılırmış.

Bir başka inanış çocuklarla ilgilidir. Çocukken türbeyi ziyarete getirilirse büyüdüğünde de mutlaka devamlı gitmelidir. Eğer türbeyi ziyaret etme fırsatı bulamazsa akrabaları o çocuğun iç çamaşırını türbeye getirip sandukaya sürdükten sonra giydirilir. Çok nadir de olsa hâlâ bu inanışın yaşadığı görülürmüş.

Tedavisi bulunamayan hastaların son ümitleri türbe olmakta, çocuğu olmayanlar kadınlar çareyi türbede aramakta imişler.

Ziyaret adabı ve zamanı

Türbenin ziyaret edildiği en önemli tarih hıdrellez vakti. Bazı rivayetlere göre iki hafta önce, bazılarında da iki hafta sonra olduğu yazılı.

Türbenin ziyaret adabı ise şöyle: Türbeye girmeden önce girişin sağ ve sol tarafı öpülür, ardından alt ve üst çerçeveler öpülür. Bu öpme bizzat dudakla olmayabilir, parmak uçları öpülür ve öpülen parmaklar eşiğe ve tavana sürülmek suretiyle de olur. Daha sonra sandukanın başında dua okunur, sonra etrafında üç defa dönülür. Dönüşte ise bereket getirsin diye çevredeki ağaçlardan bir yaprak koparılır ve götürülür. Bu yaprak evin bir köşesinde saklanır.

Normal zamanlarda yapılan ziyaret dışında mumların yakıldığı gecelerde de ziyaret etmek adet imiş. Türbede kesilen kurbanlardan ise kestiren yememeli, derisinden veya bir başka yerinden hiçbir şekilde yararlanmamalıdır. Yakılarını kaybedenler de kırkıncı gün dualarını Ali Koç türbesinde yapmakta imiş.

Selam olsun Balkanlarda Türk varlığını devam ettiren bilinen ve bilinmeyen erenlere, yiğitlere…

Okunma 337 kez Son Düzenlenme Perşembe, 19 Temmuz 2018 11:09
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç