hh.jpg

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

89 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 38

Dün 100

Haftalık 329

Aylık 2846

Tüm Zamanlar 264814

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Salı, 23 Ağustos 2016 08:38

FETÖ’cü olmadığını anlatana kadar… Öne Çıkarılmış

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Meşhur fıkradır, hepiniz bilirsiniz.

Birgün bir tilki büyük bir telaşla ormandan kaçıyormuş, yavaş yavaş ormana doğru giden bir deve tilkiye sormuş:

- Hayırdır tilki kardeş, böyle acele ile nereye gidiyorsun?

- Ormanda develeri kesiyorlarmış postu için. O yüzden kaçıyorum.

- İyi de deve olan benim, sen niye kaçıyorsun?

- Ah kardeş sen onları bilmezsin. Deve olmadığımı anlatana kadar post elden gider.

Fıkra sanki bugünü tarif ediyor, değil mi. O kadar çok ki tilkinin durumunda olanlarımız.

Düşman sinsi ve hain. Adeta hayaletlerle savaşıyoruz. Her yerdeler ve hiç görünmüyorlar. Bir de yalan ve takıyye dinleri olunca kimse kimseye güvenmez oldu. Kırk yıllık arkadaşlar, yıllarca aynı odayı paylaşan meslektaşlar, aynı evde yaşayan ailenin fertleri, hemen herkes birbirlerinden şüphe etmeye başladı. Neredeyse paranoyaya dönüşecek. İnsanların geçmişler didik didik Haşhaşilik aranıyor.

Bu kadar hassas olunması yersiz değil, sekiz yıl yaverlik yapan subay komutanını esir aldıktan sonra ne denilebilir ki! Ve bu olay da tek değil maalesef, sayısız örnekleri var. Hâl böyle olunca işler çok zorlaştı. Sapla saman iyice birbirine karıştı. At izi ile it izi üst üste geldi. İşimiz hiç de kolay değil.

Gerçekten herkesin derdi hakikat mi acaba? Vücudu bir ur gibi kaplayan bu şer yuvasına mensup olup olmamayı tespit etmek mi? Maalesef duyduklarım ve gördüklerim beni farklı düşündürtüyor. İntikam ve ikbal peşinde olanlar için zemin ve zaman uygun. Bizzat yaşadığım ve gördüğüm bir olay öyle anlatıldı ve yorumlandı ki pes dedim, bu kadar da değil. Göz göre göre böyle iftira ve yalan söylenmez. Gözümle görmesem ve bilmesem ben de inanacağım neredeyse.

Hava tozlu ve dumanlı. O yüzden hiçbir şey olduğu gibi görünmüyor. Her yalanın gerçek, her gerçeğin yalan olma ihtimali hiçbir zaman bu kadar yüksek olmadı. Bu hâle getirenlere lanetler olsun. Postu deldirmekten korkan tilkinin hikayesini bir de Şirazlı Sâdî üstâdımızdan dinleyelim. Gülistan’da 15. Hikaye olarak anlatılıyor.

Görürler ki tilkinin biri kendinden geçmiş bir halde, düşe kalka koşuyor. Görenlerden biri sorar:

- Sana ne oldu da bu kadar korkuyorsun?

- İşittim ki develeri zorla çalıştırıyorlar.

Adam dedi ki:

- Ey aptal! Senin deve ile ne ilgin var? Senin deveye benzer bir tarafın var mı? Tilki:

- Beni çekemeyenlerden biri bu devedir deyip beni yakalasalar kurtulmak için derdimi nasıl anlatırım?

Hikayeyi anlattıktan sonra Sadi muhatabına konuşmaya devam eder:

Ben senin faziletli, takva sahibi ve doğru biri biliyorum. Fakat kıskançlar, tuzak kurmuş, iddiacılar da köşe tutmuşlar. Senin bu güzel vasıflarından sonra biri padişaha seni şikayet edecek olursa kim aleyhinde söz söyleyebilir ki?

Sadi’nin bu sözleri üzerine arkadaşı biraz bozulur, kızarır ve Sadi’yi üzecek sözler söyler. Ama gerçek olan da Sadi'nin sözleridir. İki münafık sizin için bir yazı döşense artık deve olmadığınıza inandırmak için uğraşın durun.

Bu yazıyı okuduktan sonra da bana kızacaklar, beni mücadeleyi zaafa uğratmakla itham edecekler olacak. Oysa ben tam da mücadelenin zaafa uğratılmaması için yazıyorum. Haksız yere birkaç tilkinin postunu delip daha sonra develere hiçbir şey yapılmamasından korkuyorum. Derdim de, maksadım da budur. Son söz de Sadi’den olsun.

Dostluk kara günde belli olur, yoksa sofra başında bütün düşmanlar dost olur.

(Sofrayı maklube olarak da okuyabilirsiniz.)

Allah fasıkların fıskından, facirlerin fücurundan, müfterilerin iftirasından, hainlerin ihanetlerinden, kaziblerin kizbinden, iğfalkarların iğfalinden, yalancı peygamberlerin, mehdilerin, deccallerin şerrinden aziz milletimizi korusun.

Amin

Okunma 4243 kez Son Düzenlenme Cumartesi, 27 Ağustos 2016 13:40
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç