2.jpg

Etkinlik Takvimi

13 Ara 2018;
02:00PM - 03:00PM
Şiir, Şair ve Peygamber'e Dair Konuşmaları

Kimler Sitede

175 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 41

Dün 112

Haftalık 375

Aylık 1879

Tüm Zamanlar 281494

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Perşembe, 25 Şubat 2016 09:18

Vurun hakemlere yahut Deniz Ateş Bitnel’in Suçu Ne? Öne Çıkarılmış

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Halide Edip’in meşhur romanı geldi aklıma geçen pazar günkü Galatasaray-Trabzon maçının ardından yapılan yorumları dinleyince. Roman kahramanı Aliye’yi

azdırılan kalabalıkların farklı bir hesapla vurun kahpeye, diyerek taşlaması, vurması gibi yorumcular ve yöneticileri vurun hakeme diyerek karısı, çocukları, akrabaları ve arkadaşları olan bir adamı linç ettiler, ölmekten beter bir durumda bırakıp gittiler.

Peki Deniz Ateş Bitnel’in suçu ne? 33 yaşında ve uzun seneler hakemlik yapabilecek bir adamı bir maçın ardından bitirmekle elimize ne geçti? Bundan sonra maçları yönetecek hakem bulabilecek miyiz? Doğasında hatalı kararlar vermek olan bir meslek mensuplarını bu kadar töhmet altında bırakmak doğru mu? Koca bir camianın tüm sorumluluğunu sadece hakemlerin üzerine yıkmak ne kadar adil?

Kabul edelim, Deniz Ateş Bitnel maçı iyi yönetemedi. Daha önce gerilimi daha yüksek Fenerbahçe-Galatasaray maçını kazasız belasız yönetmeyi başarmış bir hakemin nispeten daha kolay bir maçı, her iki takımın da prestijinden başka kurtaracak bir şeyinin olmadığı bir maçı kötü yönetmesinin nedeni ne olabilir? Türkiye’de hakemler ilk defa mı bu kadar kötü maç yönettiler?

Maçı seyrettim. Galatasaray son haftaların en pozitif oyununu oynadı. Birçok gol pozisyonuna girdi, toplar direkten döndü. Eğer maçı hakeden bir takım varsa o da kazanmayı daha çok isteyen Galatasaray’dı ve kazanmak için de ne Galatasaraylı futbolcular ne de seyirciler hakemin yardım etmesini aklından geçirmedi. Bu işin bir yönü. Bir de işin başka yönleri var. Onlara da bakalım.

Yöneticiler çok başarılı ve hiç hata yapmıyorlar. O yüzden kulüplerimiz UEFA kapılarında ceza almamak için uğraşıp durmuyorlar. Araştırmak, soruşturmak, izlemek, düşünmek için vakitleri olduğu halde onlarca yanlış transfer yaparak takımlarını milyonlarca euro zarara uğratan yöneticiler bizim takımlarımızda görülmez.

Teknik direktörlerimiz çok başarılı. Takımlarını her maça mükemmel hazırlıyorlar ve oyuncu değişikliklerini tam zamanında yaparak maç kazanıyorlar. O kadar başarılar ki kulüplerin sezon ortasında teknik direktör değiştirdikleri bizde görülmez.

Futbolcular çok ahlaklı ve centilmen. Hakemlere hiç itiraz etmezler, kandırmak akıllarından bile geçmez. Verilen karar ne olursa olsun hakemlerin üzerine yürümezler. Maçta kendilerine yapılan faullerin cezasını kendileri vermeye kalkışmazlar ve hiç küfretmezler. Terbiyeli çocuklardır futbolcular.

Seyircimiz ise tiyatro izlemeye gelen seyirci gibidir. Zevk alarak maçı izler, taşkınlık yapmaz, küfretmez, saldırmaz, sahaya yabancı madde atmadıkları için de hiç bir maç yarıda kesilmez, hiç bir takım seyircisiz oynama cezası almaz.

Yorumcular ikiye ayrılır. Eski futbolcular ve eski hakemler. Eski hakemler maşallah hakemlik hayatlarında düdüğü hiç yanlış çalmamışlar, yanlış karar vermemişlerdir. Hepsi FİFA kokartı takacak kadar başarılıdır ve şöhretleri yurt dışına yayılmıştır. Yabancı tv kanalları maçları bu hakemlere yorumlatmak için yalvarırlar. En doğru kararı onlar verirler, hangi hareketin cezasının ne olması gerektiğini en iyi onlar bilirler. Gerçi pozisyonları değerlendirirken ittifak edemezler, yarısının penaltı dediğine diğer yarısı değil, der. Hakem de üçüncüsü olmayan bu şıklardan birine göre karar vermiştir ama olsun, yine de doğrusunu yorumcularımız bilir.

Eski futbolcuların futbolculuk hayatları ise pırıl pırıldır. Hiç biri hakemleri aldatmamıştır, haksız bir faul almamışlardır. Değil kırmızı, sarı kart bile görmemişlerdir. Çıktıkları her maçta çok iyi performans göstermişler, bundan dolayı hiç yedek soyunmamışlardır. Hiçbir maçta rakip takımın oyuncularıyla kavga etmemişler, sözlü dalaşmalara girmemişlerdir. O yüzden ülke futbolu en parlak günlerini bu futbolcular devrinde yaşamış, en büyük kupaları onlar zamanından kazanmışlardır.

Böylesine güzel ve mutlu bir dünyada, herkesin cennetlik olduğu bir camiada ufak tefek günahları taşıyacak bir keçiye ihtiyaç vardı. Geçen hafta o keçi bulundu. Herkes eteğindeki taşları, boyunlardaki günahları o keçinin omuzlarına yüklediler, sonra da keçiyi yardan aşağı uçurdular.

Evet, Deniz Ateş Bitnel hatalı kararlar verdi, maçı başarılı yönetemedi. Büyük bir suç ve cezası taşlanmak. Taşlayalım ama bir şartla.

İlk taşı günahı olmayan biri atsın.

Okunma 1439 kez Son Düzenlenme Perşembe, 25 Şubat 2016 10:43
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç