is.jpg

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

202 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 3

Dün 135

Haftalık 3

Aylık 2445

Tüm Zamanlar 282060

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cuma, 12 Haziran 2015 00:49

Seçimler bitti, ne olacak şimdi?

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

7 Haziran Pazar günü seçim yapıldı ve sonuçları o günden beri tartışılıyor. İlk akşamki kasvetli hava bir kaç gün içinde dağılır gibi oldu. O akşam Ak Parti ile koalisyon yapma ihtimali hiç bir partinin gündeminde değilken hafta sonuna doğru şartlı, kırmızı çizgili açıklamalarla biraz da ürkek bir ses tonuyla Ak Parti ile koalisyon yapabileceklerini söylemeye başladı muhalefet sözcüleri. Hafta sonuna gelindiğinde koalisyon ihtimalleri netleşmeye başladı.

Seçimlerin ertesi günü bir çok mecliste sorulan soru zannımca şu idi: Seçimler bitti, ne olacak şimdi?

Ak Parti’ye oy verenler üzüntü ile, muhalefete oy verenler ise ne yapacağını ve neler olacağını tam olarak kestirememenin verdiği şaşkınlıkla karışık bir sevinçle bu soruyu sordular. Ben de bu sorunun muhatabı oldum. Düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Her şeyden önce şunu söyleyeyim. Türkiye geçmişte çok daha kötü günler yaşadı, büyük krizlerle karşı karşıya kaldı. Hepsinin altından öyle veya böyle kalktı ve bugünlere geldi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, darbeler, muhtıralar, 17-25 Aralık olayları, Gezi olayları, düşen hükümetler, kurulamayan hükümetler, tekrarlanan seçimler. Bugünkü durum öncekilere göre o kadar kötü değil. Dolayısıyla karalar bağlamanın bir anlamı yok, işimize gücümüze devam edelim. İlk olarak bunu kaydedeyim.

İkinci önemli sonuç, çözümü başka bir yerde değil, seçimlerde aradı Türkiye. Onca gerilim ve yüksek tansiyona, ortalıkta pimi çekilmiş el bombası gibi dolaşan adamlara rağmen seçimlerin kazasız belasız atlatılmasına sevinmek lazım.

İşimize geldiğinde iyi, işimizde gelmediğinde kötü diyenlerden değiliz. Madem sandık önemlidir, o ne derse o olur, dedik ve buna inandık, bu cümleyi tekrar kurmamız sözümüze sadakatımız gereğidir. Biz de sözüne sadık olarak İhsan Fazlıoğlu’nun şu cümlesine katılalım:

Bir milletin tarihî yürüyüşüne nihâî istikâmeti veren seçkinler değil, sevâd-i a‘zam: büyük karanlık denilen akl-i selîm sâhibi yığınlardır.

Bu millet yüzde 22 ile iktidar ettiği partiyi bir sonraki seçimde yüzde 1.2 ile bir daha ayağa kalkamayacak şekilde yerlere atarak, bir kısmını da baraj altında bırakarak istikamet vermişti. Bu sefer o kadar acımasız davranmadı, yapılan hizmetleri inkar etmedi ve onların hatırına küçük bir ihtarda bulundu. Saygı duymalı, kimseyi verdiği oydan dolayı aşağılamamalı ve kınamamalıyız. Ama insanlar, kendilerini keşke elim kırılaydı da şu partiye oy vermeseydim, böyle olacağını bilsem bu partiye hiç oy verir miydim, gibi cümleler kurabilir, kendilerini eleştirebilirler.

Memlekette uzun zamandan beri bir gerilim vardı ve enerji birikmişti. Bu seçim o enerjinin boşalmasına, halkın bir kısmının rahatlamasına neden oldu. Böylece gergin ve sinirli halleriyle sabah-akşam küfretmeye ara verecekler. Bu da hem küfredenler, hem de küfredilenler için az kazanç değil.

Ak Parti en yakın rakibine on altı puan farkla birinci oldu. Kendisinden sonra gelen iki partinin toplamı kadar oy aldı. Şayet HDP barajı geçemeseydi yine iktidar olacaktı ve bugünkü konuşmaların çoğu yapılmayacaktı. Hıncal Uluç’un spor yazarlarına getirdiği skor yazarlığı eleştirisine benzer bir eleştiriyi de biz seçim yazarlarına getirelim. Başarı skora göre olmuyor seçimlerde. Bazen daha düşük oy oranıyla daha çok milletvekili kazanılabiliyor. Örnekleri hem bu seçimde, hem de önceki seçimlerde görülebilir. Bu da seçimlerin bir cilvesi olsa gerek.

Muhalefet kendini başarılı buldu. Çoğu kimse de buna şaşırdı. Daha önceki seçimlerden daha düşük oran ve daha az milletvekili çıkaran bir parti nasıl başarılı olur, sorusunu soranlara şunu hatırlatmak isterim. Muhalefet top yekün tek başına bir iktidarı engellemeye çalıştı ve amacına ulaştı. Bu bakımdan kendilerini başarılı sayıyorlar. Oysa yıkmak ve engellemek üzere bir araya gelenler yeni bir dünya kuramazlar. Keşke yıkmakta değil, yapmakta birleşselerdi, bugün bize hep birlikte daha iyi bir Türkiye vadetselerdi.

Ak Parti’nin omuzlarında 13 yıldan beri taşınan yük bu sefer bir başkasıyla taşınacak. Yükü taşıyan açısından rahatlatıcı bir durum olabilir. Düşünsenize, yükünüzü taşımak için bir yardımcınız olacak. Belki bu yardım sayesinde Ak Parti dinlenir, bir sonraki seçimlere daha dinamik girer.

Muhalefet on üç yıldan beri eleştiri oklarını fırlattı, durdu. Bu sefer kendisi oklara hedef olacak. Sırtında yumurta küfesi olmadan koşmak kolay, bakalım muhalefet şimdi nasıl koşacak?

Halk, iktidarı teslim etmeden önce iktidara talip partileri bir denemek istedi, yükün altından kalkıp kalkamayacağını hükümetin ortağı yaparak görmek istedi. Bir sonraki seçimlerde iktidar olmak isteyen parti bence koalisyona girmek istemeli. Performansı ile halkın gözünü doldurursa bir sonraki seçimlerde en kuvvetli iktidar adayı olmaya namzet olur. Bakalım hangi parti bu fırsatı değerlendirecek?

Halk, her ne kadar sözcüleri aksini beyan etse de Ak Parti’nin, biraz yorulduğunu düşündü. Biraz dinlensin ama hepten de işten güçten soğumasın, tekrar ihtiyacım olacak diyerek yükünü hafifletti. Ak Parti için bu bir fırsat. Hem dinlenmek, hem de gideceği yol için hazırlıklar yapmak için. Bakalım bu fırsatı Ak Parti iyi değerlendirecek mi?

Kişi kim olduğunu bilmek isterse, kimleri sevdiğine baksın, diyor Mevlana. Eh biz de sevincimize ve kederimize bakarak kim olduğumuzu öğreniyoruz. Az kazanç mı sizce?

Seçimler üzerine daha bir çok şey söylenebilir, bir sürü açıklama yapılabilir. Sonuçların nedenleri üzerine binlerce sebep sayılabilir, öyle yapsalardı böyle olurdu, böyle yapsalardı şöyle olmazdı kabilinden bir çok cümle kurulabilir. Laf çoğaltılabilir ama hakikat değişmez.

Hakikatte hepsi boş. Mevlana’nın dediği gibi sözü kısa kesmek lazım. Biz de öyle yapalım. Olanda hayır vardır. Bize düşen bu hayrı görmek ve peşinden gitmektir.

Son söz: Allah’ın dediği olur.

Okunma 1461 kez Son Düzenlenme Cuma, 14 Nisan 2017 15:27
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç