Popüler Makaleler

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

58 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 12

Dün 32

Haftalık 12

Aylık 1420

Tüm Zamanlar 269859

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Perşembe, 07 Haziran 2018 23:51

Bizden evvelkiler nasıl mektup yazardı?

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ahfâdı olduğumuz Osmanlılar dünyanın en düzenli ve kurallı devleti idi, dense itiraz edecek ilim adamının çıkacağını sanmıyorum. Dünyanın en düzenli ve zengin arşivine sahip olmaları onların devlet işlerini ve işleyişini adeta bir kanaviçe gibi ördüklerini gösteriyor.

Bu düzenli ve kurallı yapıyı öğrenmek için kaynaklara baktığımızda şaşkınlığımız ve hayranlığımız giderek artıyor. Mübahat Kütükoğlu’nun Osmanlı Belgelerinin Dili: Diplomatik. (İstanbul: Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, 1994) isimli eserinde bürokrasinin yazışmaları ve kurallarını görebiliyoruz. Peki devletin yazışmaları böyle ise halkın yazışmaları nasıldı? Onların yazışmaları da böyle kurallara bağlı mıydı?

Evet, onların bağlı olduğu kurallar vardı ama kuralları belirleyen toplumun bedi zevki idi. Vatandaşların yazışmalarında kolaylık ve alışkanlık sağlamak için kaleme alınan mektup, tebrik, tâziye, dilekçe gibi yazı örneklerinin yer aldığı inşa veya münşeat mecmuaları bize toplumun bedi zevkinin nasıl olduğunu gösterir.

Aralarında mektupların de yer aldığı Osmanlı nesri genel kabule göre kabaca sade, orta ve süslü olarak üç başlık altında incelenir. Halkın konuştuğu dilde yazılan sade nesrin en büyük özelliği dilinin anlaşılır olması ve söz sanatlarının bulunmayışıdır. Masallar ve halk hikayeleri genellikle sade nesirle kaleme alınırlar. Orta nesir ilkine göre kelime hazinesi daha zengindir ve cümleleri daha uzundur. Dini kitaplar, menkıbevi İslam tarihleri, fütüvvetnâmeler, menâkıbnameler, halkın okuduğu tasavvufi eserler, cenknameler, ahlak kitapları bu tür metinlere örnek olarak verilebilir.

Bedi nesir olarak da isimlendirilen süslü nesirde Arapça-Farsça kelimelerle bu dillere ait özellikler bulunur. Cümleler sıfat-fiil ve zarf-fiillerle bazen sayfalarca uzatılır, simetrik terkiplerle ve çok defa eş anlamlı ve secili kelimelerle cümleler tekrar edilir. Arapça-Farsça ve belagat bilinmeden bu metinlerin anlaşılması pek mümkün değildir.

Bu üçünün yanında bir dördüncü türden de bahsedilir: Ağdalı nesir. Bunlar; Arapça-Farsça kelimelerin yoğun olduğu, pek bilinmeyen kelimelerin ve uzun tamlamaların yer aldığı, secili, bilgi verme amacı gütmeksizin sanat kaygısıyla kaleme alınan metinlerdir.  

Süslü nesir örneği olarak mektup

Mektuplar her ne kadar kullanmalık metinler olsalar da Osmanlı nesrinde inşâ yani süslü hatta ağdalı nesir içinde yer alır. Aslında mektup insanların özel hayatını ilgilendirdiği için doğrudan doğruya edebi tür olarak kabul edilmez. Ancak mektup yazanlar muhataplarına verdiği değeri yazdıkları mektupta göstermek isterler. Bunun için de ellerinden gelenin en güzelini yapmaya çalışırlar ve yazabilecekleri en güzel metni kaleme almak için gayret ederler. Bu gayretlerin sonucunda mektuplarda dil, üslup, kompozisyon ve belli derecede kurmaca özellikler yer alır.

Herkesin bu türden itinalı bir dil ve üslupla mektup yazmaya gücünün yetmeyeceğini söylemeye gerek yok. Bu tür mektupların kimlere nasıl yazılması gerektiğini açıklayan öğretici mahiyette eserler yazılmıştır. Münşeat veya inşa mecmuaları adı verilen bu eserler en güzel mektup örnekleri ile doludur.

Mektup yazmak için birçok nedenimiz vardır. Mektupları bu nedenlere göre isimlendiririz: Tebrik mektupları, taziye mektupları, dini ve milli bayram kutlama mektupları, hatırlatma mektupları, talep mektupları, açıklama mektupları gibi.

Aynı nedenle yazılmış olsa bile her mektup aynı şekilde yazılmaz, mahiyeti muhataba göre değişir. Bir babaya yazılan bayram tebriki ile bir hocaya yazılan bayram tebriki aynı değildir. Bir arkadaşa yazılan bayram tebriki ise ikisinden de farklıdır. Ne demek istediğimi bir örnek üzerinden göstermeye çalışayım.

Mektup örnekleri

Bir arkadaşımıza yazdığımız yıl başı tebrik örneği:

Dâder-i vefâ-şiârım Ercan Beyefendi Hazretleri,

Bir takım nümâyişler, alkışlar ile zâid-i teâbir ve tavsîfât ve birçok teşbîhât, kinâyât ile zevkyâb olmak kulûb-ı âliye ashâbı için azâb-ı vicdânî demek olduğunu bildiğimden nâşi bu vâdîde bast-ı mukeddemâtdan sarf-ı nazar edilerek şeref-hulûl eden sâl-ı cedîd-i meyâmin-i bedîdin tebrîki vesîlesiyle izdiyâd-ı ikbâl u saâdetiniz için kalben tekrâr eylediğim temenniyâtı arz ile kesb-i fahr eylerim. Uhuvvetimizin derecesi malûm-ı âlîleri olduğundan nâşî muhabbetinizin nezd-i âcîzîde ne derece kıymetdâr olduğu ve ifâdâtımın ne mertebe mukârin-i hulûs bulunduğu meczûm-ı dâderîleridir. Benâberîn, sene-i cedîdenin hakk-ı âlî-i birâderîlerinde de mesûd ve mübârek olmasını Cenâb-ı Hak’dan ricâ eylediğimi arz ve bu vesîle ile tab-ı vâlâ-yı dâder-i ekremîlerini istifsâr ve teveccühât-ı birâderîlerinin istibkâsını temennî eylerim.

Biraderiniz İsmail

Aynı tebriği bir büyüğümüze yazacağımız zaman şöyle kaleme alırız.

Velinimetim efendim hazretleri,

Kalbimin en ulvi bir mahallinde mahfûz mahfaza-ı ihtirâm olan iltifât ve inâyetinizden mütehassıl şükrânımı sene-i cedîde gibi eyyâm-ı mübârekenin hulûliyle takdîm etmek bendenizce bir vazîfe-i mukaddesedir. Hakk-ı âcizânemde her an ibzâl buyrulan inâyât ve eltâf-ı mun’imânelerinden  dolayı takdîm-i teşekkürâta şeref-hulûl eden sene-i cedîdin tebrîk ve hakk-ı âlilerinde mesûd ve mübârek olması temenniyâtında bulunduğumun vesîle-i hasene ittihaz kılınmış olmakla medâr-ı izz u rif’at bildiğim teveccühât-ı bende-perverîlerinin bekâsını recâ ve ubûdiyyet-i mahsûsamı hürmet-i kemâl ile takdîm eylerim.

Bende-i dâîniz İsmail-i Hakîr

Mektubun bölümleri

Mektuplara baktığımızda şu bölümlerden oluştuğunu görürüz:

  1. Hitap. Muhatabımıza göre seçtiğimiz bir hitap cümlesi ile başlar. Büyüğümüz babamız gibi aileden biri olursa hitap peder-i vâlâ-şâhım gibi bir kelime ile hocamız olduğunda üstâd-ı ekremim şeklinde bir hitapla başlar.

Velinimetim efendim hazretleri,

  1. Sebeb-i mektup: Burada mektubu yazmamıza vesile olan hususu belirtiriz. Yeni yıl, yeni bir görev, bir yakını kaybetme, doğum günü veya bir başka neden olabilir.

Kalbimin en ulvi bir mahallinde mahfûz mahfaza-ı ihtirâm olan iltifât ve inâyetinizden mütehassıl şükrânımı sene-i cedîde gibi eyyâm-ı mübârekenin hulûliyle takdîm etmek bendenizce bir vazîfe-i mukaddesedir.

  1. Muhataba ait hissiyat: Bu bölümde muhatabımızla olan ilişkimize bağlı olarak duygu ve düşüncelerimizi yazarız.

Hakk-ı âcizânemde her an ibzâl buyrulan inâyât ve eltâf-ı mun’imânelerinden  dolayı

  1. Tebrik ve dua: Bu bölümde mektubun yazılmasına nedenden dolayı tebrik veya taziye iletilir. Konuya uygun dua edilir ve temennide bulunularak mektup tamamlanır.

takdîm-i teşekkürâta şeref-hulûl eden sene-i cedîdin tebrîk ve hakk-ı âlilerinde mesûd ve mübârek olması temenniyâtında bulunduğumun vesîle-i hasene ittihaz kılınmış olmakla medâr-ı izz u rif’at bildiğim teveccühât-ı bende-perverîlerinin bekâsını recâ ve ubûdiyyet-i mahsûsamı hürmet-i kemâl ile takdîm eylerim.

  1. İmza: Burada muhatapla ilişkiye göre tanımlanan bir sıfat ismin önüne getirilir. Genellikle tevazu ifade eden bir sıfat olur, fakir, hakir, bende, kulunuz gibi.

Bende-i dâîniz İsmail-i Hakîr

Peki biz bugün ne yapacağız? Artık elimize kağıt kalem alıp mektup yazmıyoruz. Ama klavyenin tuşlarına basarak e-postalar yazıyoruz. Bunun kalem kağıt ile mektup yazmaktan ne farkı var?

Büyük devletler vatandaşlarının yazdıkları mektuplarından anlaşılır. Bir mektup inşa eden Süleymaniye Camii de inşa eder, vesselam.

 

[“Bizden evvelkiler nasıl mektup yazardı?” Tanpınar Zamanı Yıllık Edebiyat ve Fikir Sanat Dergisi II/2 (2018), s. 6-7.]

Okunma 397 kez Son Düzenlenme Cuma, 08 Haziran 2018 00:01
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç