Denemelerim

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

171 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 56

Dün 92

Haftalık 373

Aylık 3287

Tüm Zamanlar 299854

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Denemelerim - İsmail Güleç

Soru    : İsmail Bey, kitabın içeriği ile ilgili konuşmadan önce bize bu eserin hazırlanma sürecinden biraz bahseder misiniz?

 

Cevap  : Elinizdeki bu eser, yaklaşık dört sene süren bir çalışmanın neticesinde ortaya çıktı. Hocam Prof. Dr. Yekta Saraç ile tez konusunu tespit etmeye çalışırken, bana bu eserin hacimli olduğunu, yarısını aldığım takdirde diğer yarısının kimsenin yapmayacağını, benim ise tezi verdikten sonra tekrar yapıp yapmayacağım konusunda emin olamadığını, dolayısıyla birkaç ay daha fazla çalışarak bu işin altından kalkabileceğimi söyledi. Hocamın bu teklifini çok istekli olmamakla birlikte kabul ettim ve çalışmaya başladım. Şimdi düşündüğümde, iyi ki böyle bir eseri çalışmışım diyorum kendi kendime. Hem bir eserin kütüphane raflarından kurtulmasına vesile oldum, hem de hazırlık aşamasında benim için çok verimli oldu.
Çarşamba, 24 Şubat 2010 20:28

Sözün bittiği an

Yazan

Günlük hayatımızda zaman zaman hiçbir cevap veremeyeceğimiz kimi cevaplarla karşılaştığımız anlar olur. Öyle derin ve içli bir cevapla karşılaşırız ki, artık hangi konuda konuşuluyorsa, ilave bir söz söylemek mümkün olmaz. Yerinde ve zamanında söylenen bu tip sözlerin büyüsü ve etkisi bizi öyle kuşatır ki, artık bizde bir söz söylemeye ne mecal, ne de ihtiyaç kalır. Ne demek istediğimi size üç örnek ile açıklamaya çalışayım.

Üniversite yıllarında, bir sahafın yanında çırak olarak çalışıyordum. Çalıştığım dükkana devamlı gelen, kitap alıp satarak karnını doyuran yarı meczup birisi vardı. Bu adam, aldığı kitabı asla okumadan satmayacak kadar da kitaba düşkündü. O, ben ve Ali adında Cezayirli bir doktora öğrencisi dükkanda oturmuş konuşuyorduk. Galiba dükkanda bizden başka birileri daha vardı ama onların kim olduklarını tam olarak hatırlayamıyorum. Söz kimin nereli olduğu bahsinde dolaşıyordu. Herkes birbirine nereli olduğunu soruyordu. Özellikle Türkçe konuşan zenci bir adam gören herkes Ali’nin kim olduğunu merak ediyor ve nereli olduğunu soruyordu. Ali de Türkçe’sini geliştirmek için bu tür konuşmalari bir firsat gorur, kendisine nereli olduğunu sorana o da sorardı. O sırada kenarda oturan, ve sessizce bir yandan çayını yudumlarken öte yandan eline aldığı kitabı karıştıran bizim meczuba dönerek “Sen nerelisin?” diye sordu. Bizimki de “Nereli olursan ol, adam olmadıktan sonra!” diye karşılık verince o bahis orada bitti. Kimse bu söz üzerine ne bir ilavede bulunabildi, ne de ilave edebilme cüretini bulabildi.

"Mesnevî'nin Ruhu"nu Yayına Hazırlayan Dr. İsmail Güleç ile...

16.12.2004

 

İnsan Yayınları, İsmail Hakkı Bursevî'nin "Rûhu'l Mesnevî"sini yayınladı. İlk defa Türkçeye tercüme edilen eser, 1174 sayfalık tek cilt halinde okurlara sunuldu. Kitabı yayına hazırlayan Dr. İsmail Güleç'le "Mesnevî'nin Ruhu"nu konuştuk.

 

Dr. İsmail Güleç, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nde Öğretim Görevlisi. İsmail Hakkı Bursevî'nin "Rûhu'l Mesnevî" isimli Mesnevî Şerhi'ni hazırladı. Osmanlıcadan günümüz Türkçesine aktarıp dipnotlandırdı. Eserin sadeleştirmesine ise devam etmekte.
Çarşamba, 24 Şubat 2010 19:51

Yahya Kemal’de Lâmii Çelebi Etkisi

Yazan
Yahya Kemal’de Lâmii Çelebi Etkisi*

 

İsmail Güleç

Özet

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatın önde gelen şairlerinden Yahya Kemal’in şiirlerinde eski edebiyatımızın izleri sıkça görülür. Yahya Kemal eski edebiyatımızdan hem nazım biçim ve türleri bakımından, hem de muhteva bakımından etkilenmiş ve şiirini zenginleştirmiştir. Bu makalede Yahya Kemal’in bir şiiriyle Lami Çelebi’nin bir gazeli arasındaki konu ve söyleyiş benzerliğine dikkat çekilmiştir.

Cuma, 29 Ocak 2010 01:15

Bir ömürlük misafir

Yazan

Güzel bir türküde geçen bir dizedir bu başlık. İnsan, doğumdan ölüme kadar süren bir yolculuktadır ve yolculuğun süresi de ömrü kadardır. Dünya konaktır ve bu konağa konan bir gün göçer. Milyonlarca yıldır değişmeyen bu ilahi kâide bundan sonra da kıyamete kadar sürecektir. Gerçek evimiz ise ahret yurdudur.

Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 4/6 (Fall 2009) s. 213-230.

 

‘Dağılmış incileri toplamaya’ yardım etmek:

Şerh Tasnifi Meselesine Küçük Bir Katkı

İsmail Güleç*

OZET

Prof. Dr. Atabey Kılıç, 12–13 Nisan 2007 yılında İstanbul Üniversitesi’nde tertip edilen Prof. Dr. Abdülkadir Karahan Anısına I. Uluslararası Klasik Edebiyat Sempozyumu’nda sunduğu bildirisinde şerhlerin geçmişten günümüze henüz teorik bir zemine oturtulmadığı üzerinde durmuş, konunun önemine dikkat çektikten sonra şerhleri çeşitli yönlerden tasnif etmişti. Prof. Kılıç, tasnifinde şerhleri, geleneksel-modern, manzum-nesir, dil ve muhteva olmak üzere dört ana başlık altında örnekler vererek incelemişti. Biz de bu bildirimizde, Mesnevî şerhlerini biçim ve muhtevalarına göre tasnif etmeye çalışarak şerh geleneğimizi teorik zemine oturtma çalışmalarına katkıda bulunmak istiyoruz.

Salı, 12 Ocak 2010 18:34

Evlat mahçup eder

Yazan

Evlat mahçup eder:

Hemen herkes ebeveyn-evlat ilişkisi üzerine, en azından bir hikâye dinlemiştir. Bu tür hikâyelerin menşei ikidir: Birincisi menkıbe ve nasihatname türü eserlerde yer alan ve hoca efendilerin kürsülerde ve hutbelerde anlattıkları hikâyelerdir. Bunlar daha çok hayırlı evlat-hayırsız evlat kavramları üzerinde duran, gençlere, ana-babaya hürmet ve hizmet etmelerinin vecibe olduğunu hatırlatan konuşmalardır. Konuşmalar ana hatlarıyla iki eksen üzerine kurulur: Birincisi, hoca efendilerin ayet ve hadislerden getirdikleri örneklerle ana-babaya saygının dindeki yerini çok açık bir şekilde ifade ettikleri bölümlerdir. Söylediklerinin daha iyi anlaşılması için, tarihten meşhur veya bilinmeyen kimselerin başından geçmiş, dinleyenleri etkileyecek hikayeler anlatırlar. Bunlar da sohbetin veya vaazın ikinci kısmını oluşturur. Elhak bu tür vaaz ve sohbetler çok faydalıdır.

Perşembe, 31 Aralık 2009 20:50

Noel Ağacı ve Noel Baba

Yazan

Son yıllarda Hristiyan olmayan birçok ülkede olduğu gibi bizde de Noel ağacı süslemeleri ve Noel Babalar yaygınlaştı. Büyük alışveriş merkezleri Noel Baba figürleri ve Noelağacı ile süslenirken çoğu Türk ailesi de evlerinde aynı ritüelleri yerine getirmekten geri durmuyor. Noel baba kıyafetine girmiş hacı dedeler görmek artık bizleri şaşırtmıyor. Daha da ötesi bugün, özellikle büyük şehirlerdeki okul öncesi eğitim veren anaokulu, yuva ve kreş benzeri kurumlarda çocukları özendirecek bir şekilde, büyük bir arzu ve şevkle kutlanıyor. Herhalde günümüzde Noel Baba'yı ve Noel ağacını tanımayan bir Türk çocuğu yoktur

Pazartesi, 28 Aralık 2009 23:27

TEKKE EDEBİYATI MI, TASAVVUF EDEBİYATI MI?

Yazan

TEKKE EDEBİYATI MI, TASAVVUF EDEBİYATI MI?*

İsmail GÜLEÇ[1]

Öz

Edebiyatımızın önemli damarlarından olan tasavvufi edebiyatın isimlendirilmesi tartışılan konulardandır. İlk başlarda Türk halk edebiyatı kitaplarının bir bölümü olarak değerlendirilen bu tür, daha sonra müstakil kitapların konusu olmaya başlamakla beraber, isimlendirilmesinde ortak bir görüş oluşturulmuş değildir. Tam olarak belirlenemeyen bir diğer husus da tasavvufi şiir ve mutasavvıf şair tanımlamalarından ne anlaşılacağıdır.

Bu bildiride tasavvuf edebiyatının çerçevesini tespit etme önerisinde bulunulacak ve ‘Mutasavvıf şair kimdir?’ ve ‘Tasavvufi şiir nedir?’ sorularına cevaplar verilmeye çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Türk edebiyatı, Tekke edebiyatı, tasavvuf edebiyatı, tasavvufi şiir.
New layer...

“Dunden Bugune Mesnevi Ogretimi ve Mesnevihanlik” Dergah 234 (Agustos 2009)

Ropartaj: Kamil Buyuker 

1. Hocam malumunuz Eskiler mesnevi’yi “deryâ-yı mârifet” diye nitelendirmişlerdir. Hatta Molla Cami Mevlana’dan bahisle: “peygamber değil ama kitabı var.”tabirini kullanmış. Hocam Mesnevi’yi asırlardır hep gözde ve okunur kılan amil nedir? Yazarı mı, icazı mı, ruhu mu nedir?

Bunların hepsi diyebiliriz. Yazıldığı dönemin özel durumu, yazan kimsenin şahsiyeti ve nüfûzu, yazılan metnin biçimi ve muhtevası, hepsi bir araya gelince de böyle bir eser ortaya çıkmış. Bu tür eserler nadir olur. Çünkü çıkmaları için özel zamanlar gerekir. Tarihte de böyledir.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç