Tasavvuf

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

463 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 38

Dün 138

Haftalık 1041

Aylık 2358

Tüm Zamanlar 314080

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Tasavvuf - İsmail Güleç
Tasavvuf

Tasavvuf (35)

Salı, 16 Aralık 2014 08:02

Piyasa Mevleviliği

Yazan

Piyasa Mevleviliği

Çağımız imaj ve tüketim çağı.Tüm kutsalların, inançların, dinlerin tüketildiği ve tüketim aracı olarak pazarlandığı veya sunulduğu bir çağda Mevlana ve Mevlevilik gibi değerli ¨marka¨ların bundan kurtulması mümkün değildi ve nitekim kurtulamadı.

Mevlana Pide Salonu, Semazen Büfe, Derviş Kafe, Neyzen Köfte Salonu vs. gibi isimlerin bir kısmı sahiplerinin iyi niyetle yaptıkları tercihten olabilir ama diğer dini ve manevi kavramlar gibi bunun da günlük hayatın içine çekilerek sıradanlaştırılması pek hoş olmuyor. Mevlana ismini bir pidenin önünde görmekten, pek çok insan gibi ben de pek hoşlanmıyorum. Şunu da söylemeliyim, bu tür piyasalaşma en masumu. Sofistike bir şekilde ve büyük kitlelere hitap edecek şekilde medya üzerinden yapılan pazarlama tekniklerine baktığımızda iyi niyetli bir esnafın yaptığı bir tercihi daha masum bulduğumu söylemeliyim.

Devamı için tıklayınız.

Salı, 19 Ağustos 2014 23:05

Dünyaya kazık çakan var mı?

Yazan

Dünyaya kazık çakan var mı?

Geçtiğimiz hafta içinde bir arkadaşımızın 84 yaşındaki annesi vefat etti. Kendisine başsağlığı dilerken bize annesinin

ölmeden önceki sözlerini aktardı. Merhûme, bu dünyada yeteri kadar kaldığını, eşini çok özlediğini, öte dünyaya göç etme vaktinin geldiğini anlatırmış ve adeta kısa bir süre sonra otobüsü kalkacak yolcu gibi bavulu elinde hazır beklermiş.

Bu teyzemiz ilk okul mezunu bile değil, belki okuma-yazması da yok, varsa da sonradan öğrenmiş. Kendime, o teyzemizin hayat karşısında bu asil duruşu nerede ve nasıl kazandı, sorularını düşünürken gazetelerde gözüme bir haber ilişti.

Devamı için

Çarşamba, 13 Mart 2013 19:48

Allah iki göz vermiş

Yazan

 

İnsanın iki gözü vardır. Bu iki gözü bir görenler, ki biz onlara insân-ı kâmil diyoruz, herşeyi aslıyla birlikte görür. Bu gözlerinden biri madde gözü, diğeri mâna gözüdür. Biri basar, diğeri basîrettir. Bu iki gözden birinin görmemesi eksikliktir. Basarın eksikliği körlük, basîretin eksikliği ise irfân körlüğüdür. Her eşyâ hâl lisânı ile bize birşeyler gösterir. Üzeri yazılı bir kağıdı düşünelim. Basar sahipleri bunu yazı olarak görür. Ya basîret sahibi? Onu da bir menkıbe ile özetleyelim.

Cumartesi, 21 Temmuz 2012 11:55

Kaç türlü oruç vardır?

Yazan

Bu yıl da ramazan geldi. Bizleri ona kavuşturan Allah’a hamdolsun.

Ramazanlar birlikte televizyonlarda ve gazetelerde uzmanların görüşlerini dinleyeceğiz, okuyacağız. Bizi tok tutacak yiyeceklerin neler olduğunu söyleyeceklar, hangi meşrubatın bizi susatmayacağını anlatacaklar. Bir kısım insanlar uzmanların bu tavsiyelerine uymaya çalışacak, gün boyunca kendilerini tok tutacak yiyecekleri sahur sofralarına koymakla meşgul olacaklar. Oruçlu iken susuzluk çekmemek için neler yapılması gerekiyorsa onları yapacaklar. Böylece açlık ve susuzluk hissetmeden oruçlarını tutmuş olacaklar. Allah oruçlarını kabul etsin.

Salı, 26 Haziran 2012 12:55

Yüzük

Yazan

Neden iri taşlardan yüzükler takarız?

Çevrenizde görmüşsünüzdür, özellikle yaşlıların ve ilmiye sınıfına mensup kimselerin parmaklarında çeşitli renklerde iri taşların olduğu yüzükler takarlar. Hiç düşündünüz mü, bu insanlar neden böyle iri yüzükler taşırlar?

Pazar, 04 Mart 2012 18:01

Samuray ve Hz. Ali

Yazan

Önce yüce efendisinin ev işlerinden sorumlu samurayla ilgili bir öyküyü sizlerle paylaşayım.

Yüce efendinin rakiplerinden biri efendiyi öldürür. Samuray hizmetinde olduğu efendisinin intikamını almak için yemin eder ve katilin izini aramaya başlar. En sonunda bin bir güçlükle efendisini kimin öldürdüğünü öğrenir.

Samuray katili yakalar, öldürmek üzere kılıcını sıyırır, tam kellesine doğru savuracakken katil samurayın yüzüne tükürür. Bunun üzerine samuray geriye doğru çekilir, kılıcını kınına sokar ve arkasına bakmadan oradan uzaklaşır.

Geri dönmüştür, çünkü o anda öldürseydi efendisinin temsil ettiği ideala bağlılığından değil, kişisel kızgınlığından ve hiddetinden dolayı öldürmüş olacaktı. Bunu içindeki asil savaşcı ruhunun tesiriyle değil, nefsinin zebunu olarak yapmış olacaktı. Oysa asil bir savaşçıya nefsinin emrettiği işleri yapması yakışmaz. Ona yakışan inandığı idealler için savaşmak ve öldürmektir.

Cuma, 10 Aralık 2010 19:25

Atalar sözü boş söylemez

Yazan

[“Atalar sözü boş söylemez”, Us Düşün ve Ötesi, 8 (Bahar 2003), s. 201–208.]

Atalar sözü boş söylemez

Daha önceki yazılarımızda, sözlü halk edebiyatımızın fıkra ve masal gibi iki önemli türünün tasavvufî bir bakış açısıyla da yorumlanabileceğini örneklerle açıklamaya çalışmıştık.[1] Bu yazıda ise, masal ve fıkra gibi halk kültürü ve edebiyatının önemli türlerinden olan atasözleri ve deyimlerin de tasavvufî bir bakış açısıyla yorumlanabildiğini üç mutasavvıftan alınan örneklerle gösterilmeye çalışılacaktır. Uzun deneme ve gözlemlere dayanarak söylenmiş ve halka mal olmuş sözlere ‘atasözü’ diyoruz.

Salı, 17 Ağustos 2010 23:36

Kaç türlü bayram vardır?

Yazan

Kaç türlü bayram vardır?

Bu sene de bir ramazan ayını daha bitireceğiz ve bayram yapacağız. Yine herkes arife gününden bayram hazırlıklarına başlayacak. Babalar çocukların ve evin bayram ihtiyaçlarını hazırlamakla, anneler bayramda gelen misafirlere güzelce ağırlayabilmek için hazırlıklar yapmakla, çocuklar ise ertesi günü giyecekleri elbiseleri hazırlamakla meşgul olacaklar. Büyükler ziyaret edilecek, eller öpülecek, çikolatalar yenilecek ve bir sonraki bayramda yine hep birlikte sağlık ve huzurlu bir şekilde girmek için dualar edilecek.

Yazının başlığını garip veya ilginç bulanlarınız olabilir. Mevlana’nın ve Nasreddin Hoca’nın tarihi şahsiyetlerini merak edenler tarihçilerin yazdığı kitapları okusunlar. Benim dikkatinizi çekmek istediğim konu başka. Beni meselenin hakikat yönü ilgilendiriyor. Lafı daha fazla uzatmadan iki küçük örnek vererek meramımı ifade etmeye çalışacağım.

Mevlana, Mesnevi’nin beşinci cildinin 1089. beytinden itibaren adalet ile zulüm arasındaki farkı bizlere şöyle anlatır:

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç