Tasavvuf

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

108 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 13

Dün 115

Haftalık 239

Aylık 2753

Tüm Zamanlar 273111

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Tasavvuf - İsmail Güleç
Tasavvuf

Tasavvuf (27)

Salı, 17 Ağustos 2010 23:36

Kaç türlü bayram vardır?

Yazan

Kaç türlü bayram vardır?

Bu sene de bir ramazan ayını daha bitireceğiz ve bayram yapacağız. Yine herkes arife gününden bayram hazırlıklarına başlayacak. Babalar çocukların ve evin bayram ihtiyaçlarını hazırlamakla, anneler bayramda gelen misafirlere güzelce ağırlayabilmek için hazırlıklar yapmakla, çocuklar ise ertesi günü giyecekleri elbiseleri hazırlamakla meşgul olacaklar. Büyükler ziyaret edilecek, eller öpülecek, çikolatalar yenilecek ve bir sonraki bayramda yine hep birlikte sağlık ve huzurlu bir şekilde girmek için dualar edilecek.

Yazının başlığını garip veya ilginç bulanlarınız olabilir. Mevlana’nın ve Nasreddin Hoca’nın tarihi şahsiyetlerini merak edenler tarihçilerin yazdığı kitapları okusunlar. Benim dikkatinizi çekmek istediğim konu başka. Beni meselenin hakikat yönü ilgilendiriyor. Lafı daha fazla uzatmadan iki küçük örnek vererek meramımı ifade etmeye çalışacağım.

Mevlana, Mesnevi’nin beşinci cildinin 1089. beytinden itibaren adalet ile zulüm arasındaki farkı bizlere şöyle anlatır:

Çarşamba, 17 Mart 2010 22:05

Dünya inananlar için niye zindan olur?

Yazan

Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde “Dünya mümine zindan kâfire cennettir.” (Sahih-i Müslim, Kitabu’z-Zühd 1) buyuruyor. Bu hadis üzerine yorum yapan hadis alimlerine göre; dünyanın mümine zindan olması, Rabblerinin ahirette inananlar için hazırladığı cennete nispetle dünya hayatının bir hapishane hükmünde kalmasıdır. Bunu da şu menkıbe ile güzel bir şekilde ifade ederler:

Çarşamba, 24 Şubat 2010 20:28

Sözün bittiği an

Yazan

Günlük hayatımızda zaman zaman hiçbir cevap veremeyeceğimiz kimi cevaplarla karşılaştığımız anlar olur. Öyle derin ve içli bir cevapla karşılaşırız ki, artık hangi konuda konuşuluyorsa, ilave bir söz söylemek mümkün olmaz. Yerinde ve zamanında söylenen bu tip sözlerin büyüsü ve etkisi bizi öyle kuşatır ki, artık bizde bir söz söylemeye ne mecal, ne de ihtiyaç kalır. Ne demek istediğimi size üç örnek ile açıklamaya çalışayım.

Üniversite yıllarında, bir sahafın yanında çırak olarak çalışıyordum. Çalıştığım dükkana devamlı gelen, kitap alıp satarak karnını doyuran yarı meczup birisi vardı. Bu adam, aldığı kitabı asla okumadan satmayacak kadar da kitaba düşkündü. O, ben ve Ali adında Cezayirli bir doktora öğrencisi dükkanda oturmuş konuşuyorduk. Galiba dükkanda bizden başka birileri daha vardı ama onların kim olduklarını tam olarak hatırlayamıyorum. Söz kimin nereli olduğu bahsinde dolaşıyordu. Herkes birbirine nereli olduğunu soruyordu. Özellikle Türkçe konuşan zenci bir adam gören herkes Ali’nin kim olduğunu merak ediyor ve nereli olduğunu soruyordu. Ali de Türkçe’sini geliştirmek için bu tür konuşmalari bir firsat gorur, kendisine nereli olduğunu sorana o da sorardı. O sırada kenarda oturan, ve sessizce bir yandan çayını yudumlarken öte yandan eline aldığı kitabı karıştıran bizim meczuba dönerek “Sen nerelisin?” diye sordu. Bizimki de “Nereli olursan ol, adam olmadıktan sonra!” diye karşılık verince o bahis orada bitti. Kimse bu söz üzerine ne bir ilavede bulunabildi, ne de ilave edebilme cüretini bulabildi.

Cuma, 29 Ocak 2010 01:15

Bir ömürlük misafir

Yazan

Güzel bir türküde geçen bir dizedir bu başlık. İnsan, doğumdan ölüme kadar süren bir yolculuktadır ve yolculuğun süresi de ömrü kadardır. Dünya konaktır ve bu konağa konan bir gün göçer. Milyonlarca yıldır değişmeyen bu ilahi kâide bundan sonra da kıyamete kadar sürecektir. Gerçek evimiz ise ahret yurdudur.

Çarşamba, 25 Kasım 2009 23:25

Balık Baştan Kokar

Yazan


Bildik bir hikâyedir, hoş kafa, boş kafa ve taş kafa. Hoca efendinin birine sormuşlar, hoş kafa, taş kafa ve boş kafa kime derler, diye. Hoca efendi cevap vermiş: Hoş kafa denileni anlayan ve ona göre davranan kimsedir. Kendisinden büyük ve tecrübeli biri bir şey dediğinde onu güzelce dinleyip gereğini yerine getiren kafa hoş kafadır. Boş kafa ise kendisine denilenlerin bir kulağından girip öbür kulağından çıktığı kimsedir. Bunlar dinler gibi görünürler ama söylenilenlere hiç itibar etmezler. Taş kafa ise kulağından içeri sözün girmediği kimseler için söylenir. Ha taş kafaya söylemişsin, ha duvara.Hakikat tarafından baktığımızda bu durum şöyledir: Hoş kafa dinlediği kamil mürşidin sözlerini anlayan, onlarla amel eden güzel huylu kimselerdir. Boş kafa sohbetlere katılmayı isteyen, seven, ancak o halden çıkınca unutup yine bildiği gibi davrananlardır. Taş kafa ise sohbetlere katılmayı aklına bile getirmeyen kimselerdir.

Çarşamba, 25 Kasım 2009 21:32

Kimi kurban edelim?

Yazan

 

Kimi kurban edelim?

Allah’a yakınlık peyda etmek niyetiyle, belli özellikleri taşıyan bazı hayvanların ibadet maksadıyla kesilmesine kurban diyoruz. Kurbanın nasıl olması gerektiği ve neden yapılması gerektiği Kuran-i Kerim’de muhtelif ayetlerde izah edilmektedir. (Hac 22/34-36; Enam 6/162; Kevser 108/2)

Kurban bayramı yaklaşırken özellikle kurban kesmeye niyet edenlerin bu ayetleri bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum. Özellikle Maide suresinde anlatılan Hz. Adem’in iki oğlunun kurban kesme olayına dikkatinizi çekerim. Habil ile Kabil Allah için kurban etmişlerdi de Habil’in ki kabul edilmiş Kabil’in ki kabul edilmemişti. O zaman Kabil Habil’e “Ant olsun seni öldüreceğim” demiş Habil de “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder” demişti. Buradan kurbanların kabul edilmesi için bir şart olduğunu öğreniyoruz: Takva sahibi olmak.

Devamı için tıklayınız

Page 3 of 3

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç