Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
25 Ara 2017;
11:00AM - 12:00PM
Kimin kargası daha kara

Kimler Sitede

31 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 145

Dün 268

Haftalık 413

Aylık 6462

Tüm Zamanlar 251954

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Kitap ve film yazıları - İsmail Güleç
Kitap ve film yazıları

Kitap ve film yazıları (28)

Burada okuduğum kitaplar ve seyrettiğim filmler üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Pazar, 13 Aralık 2015 13:28

Üstün Ergüder’in Şapkasındaki Tüyler

Yazan

yahut

Türk Yükseköğretimine Bir Bakış

Üstün Ergüder orta tahsilini Robert Kolej’de, lisans ve lisansüstü eğitimini İngiltere ve ABD’de tamamladıktan sonra hoca olarak girdiği Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi’nde uzun yıllar hocalık ve idarecilik yapmış, özellikle rektörlük yaptığı yıllarda (1992-2000) Türk yükseköğretimini yakından tanımış, görmüş, yaşamış, kendi dünya görüşü ve tecrübelerine dayanarak bir yönetim modeli geliştirmeye çalışmış, bu süreçte edindiği tecrübeleri emekli olduktan sonra Sabancı Üniversitesi’ne aktarmış yönetici olduktan sonra neredeyse tüm mesaisini daha iyi bir yükseköğretim nasıl olur, sorusunun cevabını aramakla geçiren ve bu alanda kendini yetiştirmiş ülkemizdeki en yetkin bir kaç kişiden[1] biri olduğunu söylesem sanırım abartmış olmam.

Üstün Ergüder, özellikle Boğaziçi’nde rektörlük yaptığı yıllar başta olmak üzere anılarını aralara görüşlerini serpiştirerek Yükseköğretimin Fırtınalı Sularında Boğaziçi Üniversitesi’nde Başlayan Yolculuk (İstanbul: Doğan Kitap, 2015) başlığı altında yayınladı. Kitabı bir çırpıda okuduğumu söylesem sanırım üslubu hakkında dolaylı yoldan bilgi vermiş olurum. Türkçesi akıcı ve düzgün, üslubu sade ve samimi. Mesai arkadaşlarından biri onu gri elbise içinde samimi, hem mesafeli hem samimi, bürokratik değil, nazik olarak tarif ediyor. Onu hiç tanımasak da kitabının arkadaşının görüşlerini doğruladığını görüyoruz.

Pazar, 05 Nisan 2015 11:28

Yıllar sonra yeniden Peyami Safa

Yazan

[İsmail Güleç, “Yıllar Sonra Yeniden Peyami Safa”, Yedi İklim Edebiyat, Kültür, Sanat Aylık Dergi, 220 (Temmuz 2008), s. 75-77.]

 

Peyami Safa’yı en son öğrenciyken okumuştum. Birkaç romanı ile birkaç da düşüncelerini paylaştığım eserini. O dönemde okuduğum birçok kitap gibi onlardan da hafızamda pek bir şey kalmamış. İnsanların sağcı-solcu diye ikiye ayrıldığı bir dönemde sağcı olduğu ve iyi bir romancı olarak kabul edildiği kanaatinden başka. Geçtiğimiz hafta bir münasebetle onun Matmazel Noraliya’nın Koltuğu isimli eserini yeniden okudum. Bu okumamda dikkatimi çeken bir takım hususlar oldu. Bu yazıda sizinle onları paylaşacağım.

Cumartesi, 28 Şubat 2015 10:43

Yaz demişler anı, o da yazdı

Yazan

Yaz Demişler Ânı, o da yazdı

Geçen gün muhabbetimiz olan bir arkadaşımın bir bardak çayını içmek ve hatırını sormak üzere odasına uğradım. Sohbetin en koyu yerinde kapı çaldı, kargodan bir paket geldi. Arkadaşım, paketi açtı, içinden kapağı ve tasarımı hoş bir kitap çıktı. Dikkatimi çekti ve elime alıp karıştırdım. İçinde okul, öğretmen gibi kelimeleri görünce okumak için kendisinden istedim. O da, bu aralar çok meşgul olduğunu, dolayısıyla okuyamayacağını söyleyip okumam için kitabı almama müsaaede etti. İyi ki müsaade etmiş. O gece yarısını, ertesi gece de kalan yarısını okuyup kitabı bitirdiğimde huzurlu, biraz da hüzünlü bir mutluluk ve iyilik her tarafımı sarmıştı.

Beni mutlu eden kitap Necdet Subaşı’nın, hatıraları arasından seçtiği kırk olayı yazdığı Yaz Dediler Ânı idi. (Otto Yayınları 2015)

Çarşamba, 18 Şubat 2015 10:15

Belhî ve Tevhidin Sırları

Yazan

Belhî ve Tevhidin Sırları

Tasavvuf yoluna çıkanların bir kısmı tevhid sırlarına vakıf olmak isterler. Bazıları vakıf olur ve kendilerinden sonra yola çıkanlara ve çıkacaklara yol göstermek üzere kendi tecrübelerini hocalarından ve şeyhlerinden dinledikleri ve öğrendikleri ile destekleyerek anlatırlar. Bazı ehl-i tevhid hallerini sadece özel sohbetlerinde muhiplerine aktarırken bazıları da kağıda dökerler ve kendilerinden sonraki nesillere de bırakırlar. Her ne kadar açık olarak yazsalar da, tatmayan bilmez, sözü fehvasınca okuyanların büyük bir kısmı anlamaz, bir kısmı taklit eder, çok az bir kısmı gerçek manasıya anlar. Onlar da aslında tecrübeleri ile mukayese ederler, o eşsiz zevk veren yolculuklarını hatırlayarak, geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer, sözleriyle ifade edilen duyguyu yaşarlar.

Cumartesi, 15 Kasım 2014 14:23

Mâşuk’un Nefesi nefesimizi kesti

Yazan

şuk’un Nefesi nefesimizi kesti

Murat Pay’ın yönetmenliğini yaptığı Maşuk’un Nefesi isimli bir mevlithanın nasıl yetiştiğini gösteren nefis belgeseli seyrettikten sonra aklımda kalanları sizinle paylaşacağım.

Her şeyden önce belgeselin çekilme hikâyesi ile başlayayım. Murat Pay, eşiyle birlikte gezdiği sahafların birinde kelepir bir Mevlid nüshası bulur. 1 TL verip kitabı alırlar. Başlangıçta çok da önemli değildir, alınan bir çok kitaptan birisidir, derken yönetmenin eşinin annesinden, annesinin de babasından duyduğu, Mevlid’in vezinli okunuşunu hatırlar ve bir gece bir türlü uyumayan kızının başında masal kitabı yerine babasından ve babaannesinden duyduğu şekilde, failatün failatün failün vezninde  Mevlid’i okumaya başlar. Kızının sakinleştiğini ve rahatladığını görünce bu okumalar her akşam yerine getirilmesi gereken bir ödev hâline dönüşür. Bunu duyunca düşünmeden edemedim, günümüzde acaba çocuğuna geleneksel formda Mevlid ve benzeri metinleri okutarak uyutan kaç anne baba var? Benim aklıma çocuklarıma Mevlid okumak gelmedi, üstelik bildiğim halde gelmedi ve gelmediği için de çok üzüldüm. Bu arada annenin çocuğa okuduğu Mevlid’in sözleri babanın da dikkatini çeker ve anne-baba Mevlid’le yakından ilgilenmeye başlayınca küçük kızının bile dinlemekten zevk aldığı bu metinle ilgili bir proje yapmayı düşünür.

Pazar, 13 Temmuz 2014 22:41

Arı Kovanına Çomak Sokmak

Yazan

Arı Kovanına Çomak Sokmak

Timaş Yayınları Hatırat Kitaplığı serisinden Ahmet Yaşar Ocak Kitabı Arı Kovanına Çomak Sokmak başlıklı bir kitap yayınladı (Temmuz 2014). Haşim Şahin’in hazırladığı ve sorularıyla yönlendirdiği kitap bir söyleşi ve alt başlığı da Taşra Kökenli Bir Tarihçinin Sıradan Meslek Hayatı. Yazıya bu alt başlığa itiraz ederek başlayayım. Taşra Kökenli sözü oldum olası itici gelmiştir bana. Neden kökenli deriz, anlamam. Doğrudan taşralı diyebiliriz. Kaldı ki Ahmet Yaşar Ocak İstanbul ve Strasburg Üniversitelerinde eğitim görmüş biri olarak taşralı da sayılmaz. Kitabı okuduğumuzda sadece meslek hayatı değil, çocukluk, aile, doğup büyüdüğü yerler, tahsil hayatı da var. Aslında bu alt başlığa gerek var mıydı, bilmiyorum. Madem koyma ihtiyacı hissetmişler, bence Taşralı Bir Müverrihin Sıradışı Hayatı olmalıydı.

Perşembe, 03 Temmuz 2014 22:28

Ayşe Şasa’nın Bir Ruh Macerası

Yazan

Ayşe Şasa’nın Bir Ruh Macerası İsimli Eseri 

Geçtiğimiz ay içinde (16 Haziran 2014) Ayşe Şasa’yı kaybettik. Kendisini, Yeşilçam Günlüğü isimli eseri ile gazete ve televizyonlardan tanıyordum. Hayatını kaybettiği günün ertesinde kendisini tanıyan bir çok gazeteci ve yazar onu anlatan yazılar yazdılar. Ben özellikle Salih Tuna’nın ve Ahmet Kekeç’in yazılarını okuduktan sonra onun Bir Ruh Macerası (İstanbul: Timaş Yayıncılık, 2012) isimli kitabını okumaya
Bir çırpıda okuduğum bu kitap aslında bir söyleşi. Kendisine sorulan sorulara Ayşe Hanım’ın içtenlikle verdiği cevaplardan oluşuyor. Okuyanın bazen içini acıtan, bazen de şaşırtın cevaplar. Büyük bir merak, ibret ve hayretle okuduğumu ifade etmeliyim. başladım.

Salı, 20 Ağustos 2013 17:32

Rafet Elçi’nin Şair isimli romanı üzerine

Yazan

İsmini daha önce duymadığım ve hiç bir eserini okumadığım Rafet Elçi’nin Şair (İstanbul: Fanus Yayınları 2011) isimli romanını bir arkadaşımın evinde tesadüfen gördüm ve konusu şiir ve şair olduğu için dikkatimi çekti ve alıp okudum. Son sözümü ilk baştan söyleyeyim: Beğendim ve etkilendim. 550 sayfalık kitabı üç günde bitirdim. O kadar sürükleyici idi ki ara verdiğim zamanlarda bile aklım kitapta idi ve bir an önce gidip kitabı okumak istiyordum.

Burada kitabın konusunu özetleyip henüz okumamışların meraklarını gidermek istemem. Ancak bazı şeyleri anlatabilmek için kısa da olsa kitapta anlatılanlardan bahsetmem gerekecek.

Salı, 28 Mayıs 2013 23:06

Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler Üzerine

Yazan

Tasavvufla ilgili olup Mustafa Kara Hoca’yı tanımayan ve bilmeyen kimse yoktur. Eğer bilmiyor ve duymamışsa o kişiye de tasavvufla ilgileniyor, denilmez.

Mustafa Kara yayınladığı onlarca makale, bildiri ve kitapla tasavvuf tarihi araştırmalarına büyük katkı sağlamış çok değerli bir bilim adamı ve kültür tarihçisidir. Hocamız, uzun zamandan beri yaşadığı Bursa’yı da ihmal etmemiş, tasavvuf kültürü açısından oldukça zengin olan bu şehrimizin tüm güzelliklerini ortaya çıkaran çok değerli çalışmalar vücuda getirmiştir. Bu çalışmaları burada saymaya kalkışsam bir kaç sayfada bitiremem. O yüzden ben sadece onun Bursa ile ilgili bir eserinden bahsedeceğim: Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler.

Cumartesi, 12 Ocak 2013 18:41

PTT’nin Divan-ı Kebir’i

Yazan

Geçen senenin (2012) sonuna doğru elime çok güzel bir eser geçti. Hz. Pir’in yedi cilt olarak namzettiği, Divân-ı Kebîr’i. PTT, Mevlana Müzesi Yazma Eserler Kütüphanesinde 68 ve 69 numaralarında kayıtlı nüshanın tıpkı basımını aslına uygun bir şekilde çok güzel bir tıpkıbasımını yapmış. Gölpınarlı’ya göre bu en mükemmel ve güzel nüshanın tıpkı basımını yaparak ilim ve kültür hayatımıza kazandırılmasını sağlayan PTT hem kitapseverlerle, hem de Hz. Pir’in muhiplerine güzel bir armağan vermiş oldu.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç