Mevlana ve Mesnevi

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

131 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 45

Dün 59

Haftalık 45

Aylık 969

Tüm Zamanlar 274558

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Mevlana ve Mesnevi - İsmail Güleç
Mevlana ve Mesnevi

Mevlana ve Mesnevi (18)

Salı, 11 Temmuz 2017 22:18

Selamet süslerden kurtulmakta

Yazan

Zamanım azaldı. Merak etmeyin, hasta felan değilim. Görevimin bitmesine az bir süre kaldı. Onu kastederek zamanım azaldı dedim. Aklınıza yanlış şeyler getirmeyin hemen. Öteki zamanımın ne kadar olduğunu bilmediğim için azalıp azalmadığını da bilmiyorum. Ama o zamandan da her akşam bir gün daha eksildiğini biliyorum. Yine gevezeliğim tuttu, konudan uzaklaşmaya başladım. Yaşlanıyor muyum ne!

Hala Sultan’ın biyografisi olan bir yazma eseri bu hafta içinde bitirmem lazım. Yoğun bir şekilde üzerinde çalışıyorum. Hava almak için de arada sırada çıkıp dolaşıyorum. Arkadaşların odalarını ziyaret edip onlarla muhabbetle karıştırdığımız çaylarımızı içiyoruz. Yine bir çay dönüşü odama girdim, masama oturdum ve çalışmak üzere bilgisayarı açmış idim ki gözüme bir zarf ilişti. Daha önceden gördüğümü hatırlamıyordum. Üzerinde güzel bir el yazısı ile İsmail Hocamın dikkatine yazılı idi. Hemen sekreter hanımın yanına gittim ve zarfı göstererek bunu masamın üzerine sen mi koydun, diye sordum. Zarfa baktı, hatırlayamadı. Odanıza bir özgeçmiş bıraktım ama zarfı ben bırakmadım, deyince kimse geldi mi bugün, diye sordum. Genç olmasına rağmen yaşlı bir hanım gibi giyinen makyajsız ve saçları beyazlamış bir hanımın iş başvurusu için geldiğini ve odanızı merak etmesi üzerine birlikte içeri girip özgeçmişini masanıza bıraktık, deyince meseleyi anlar gibi oldum.

İçeri girdim, kapıyı kapattım, masama oturdum. Zarf açacağını alıp dikkatlice mektubu açtım ve okumaya başladım.

Pazar, 09 Temmuz 2017 23:15

Görünüşe aldanma

Yazan

Aman Allah’ım. Ne kadar ilginçti! Şimdi siz ne geçti bu adamın başından diye merak edersiniz. Arkadaş dediğin de merak eder zaten. Sağolun, varolun. Eksik olmayın. İnsanın kendisini merak eden dostlarının olması ne kadar güzel. Bence gerçek zenginlik de bu. Lafı uzattığımın farkındayım, kızmayın. Siz de adama keyifle iki laf ettirmiyorsunuz canım, hemen kızıyorsunuz. Konuya geliyorum tekrar. Korkmayın, bir kaza bela gelmedi. Kötü bir şey de olmadı. İlginç olup olmadığından bile emin değilim. Bana ilginç geldiği için öyle söyledim. Anlatayım, belki siz de ilginç bulursunuz.

Malumunuz, geçenlerde havaalanında bir kadın yanıma oturmuş, beni fırçalamıştı. Ben de her fırça yiyen adam gibi susmuş, sessizce kadını dinlemiş idim. Hani gelininden şikayet eden kadın, beceriksizmiş de, oğlunu doyuramıyormuş da felan. Ben de kadın gittikten sonra oturdum, olup bitenleri bir güzel anlattım. Hatırladınız sanırım.

Odamda çalışıyordum. Kapıdan kibar bir hanım sesi geliyor. Derken sekreter hanım içeri girip çok kibar bir hanımın geldiğini ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Niçin görüşmek istiyormuş diye sordum. Özel bir mesele olduğunu, benimle paylaşmak istediğini söyleyince merak ettim ve hem kadını görmek hem de içeri davet etmek için kapıya yöneldim.

Çarşamba, 05 Temmuz 2017 19:14

Oğlumu doyuramıyorum

Yazan

Az sonra anlatacaklarıma inanmayanlarınız olabilir. Herif amma da sallıyor, demiyeceğinizden emin olsam hikayeyi en başından anlatırım ama hem uzatmamak hem de inanılırlığımı zedelememek için anlatmayacağım.

Havaalanındayım. Her zamanki gibi yine vaktinden önce geldim. Bilgisayarımı açtım, Mesnevi’den hikayeler okuyorum. O kadar dalmışım ki yanımda oturan genç kalkmış, yerine bir yaşlı teyze oturmuş. Evladım ne okuyorsun, demese onun o

turduğunu da anlamayacağım ya.

- Sağolun, teyze, iyiyim. Siz nasılsınız?

Diye cevap verecek oldum kadın yüzüme tuhaf tuhaf bakmaya başladı.

- İyisin değil mi çocuğum?

- Çok şükür iyiyim. Siz nasılsınız?

Dedim. Bu kadın da niye aynı sorup duruyor, takıntılı mıdır, nedir dedim kendi kendime ve kafamı kaldırıp kendime yer bakmaya başladım. Kadın iyice telaşlandı.

- Evladım, bir şeyin yok değil mi?

- Teyze iki de bir bana bu soruyu sorup duruyorsunuz. Bende bir tuhaflık mı gördünüz?

Salı, 04 Temmuz 2017 10:28

Allah’ın kahrından kaçılır

Yazan

Ahmağa verilecek en güzel cevap ancak sükuttur.

(İbni Hibbân

Bu kadar çok okunacağını bilmiyordum. Bilsem daha önceden yazardım, diyecek oldum lafı ağzıma tıkadılar:

- Önceden olacakları bilsen zaten bugün burada olmazdın.

Hay Allah, laf buraya nereden geldi şimdi! Dün neredeydim, bugün neredeyim, bir yerlerde olmam mı lazım? Ne biçim laf bu! Ben sıradan bir yazıdan bahsediyordum oysa. İnsan zaten bu devirde zor neşeleniyor. Haberler, facebook, yoldan geçenler, Fenerbahçe, trafik, insanın canını sıkan, moralini bozan o kadar çok şey var ki. Kırk yılın başında bir keyif alalım dedik, onu da çok gördüler. Olacakları bilsem burada olmazmışım. Nerede olurdum peki! Sanki olacakları herkes biliyor. Hani gaybı sadece Allah bilirdi? İmandan bir cüz bu üstelik. İçten gelerek söylediyse tecdid-i iman gerekir. Ben söylemiyorum bunu, bizim caminin her şeyi bilen hocası söylüyor. Ben aklıma bir şey takıldı mı önce ona sorarım. Din işlerinde şaka olmaz. Maazallah adam dinden imandan olur. Yine lafı uzattım, farkındayım. Konuya döneyim hemen.

İnsanda neşe bırakmıyorlar demiştim en son. Ne olmuş biraz sevinsem, kime ne zararı olur?

........Kitaplarım........

 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç