Mevlana ve Mesnevi

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

262 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 46

Dün 84

Haftalık 869

Aylık 1626

Tüm Zamanlar 290425

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Mevlana ve Mesnevi - İsmail Güleç
Mevlana ve Mesnevi

Mevlana ve Mesnevi (20)

Pazar, 13 Ağustos 2017 16:43

Kışın söz verip yazın unutmak

Yazan

Daha önce anlatmıştım sizlere. Bizim büyük oğlan kitapta Papağan ve Bakkal hikayesini okuduktan sonra bana yanlış anladığımı söylemişti. Beni çok şaşırtacak şekilde hikayeye başka bir açıdan yaklaşmıştı. Ben de bunu hem yazmış hem de sağda solda anlatmıştım. Bizim küçük oğlan da okumuş doğal olarak. Okuduktansonra yanıma geldi ve biraz çıkışır gibi hafif sert bir tonda sordu:

- - Baba!

- - Efendim güzel oğlum.

- - Yazını okudum.

- - Ah çok teşekkür ederim. Hangisini?

- - Şu son yazdığın, içinde bakkal ve papağan olan.

- - Ha, onu mu, peki nasıl buldun, beğendin mi?

- - Beğendim ama benim söylemek istediğim başka bir şey.

- - Allah Allah, bizim çocuklara ne oldu böyle! Peki söyle.

Cumartesi, 05 Ağustos 2017 10:57

Baba bakkala, evlat papağana benzer mi?

Yazan

Bugünlerde pek neşeliyim. Şimdi siz memlekette bin türlü sıkıntı dert varken bu adam niye neşeli, diye sorarsınız içinizden, bilirim. Hatta

Alemde ki kâmil çeke gam zevk ede câhil

Mısraını hatırlayıp benim cahil olduğumu düşünenleriniz bile olabilir. Böyle düşünenlere de kızmam, alınmam, darılmam. Haklısınız, der geçerim. Memlekette derdin sıkıntının bitmediği bir dönem mi var? Bırakın memleketi, tarihte gamsız tasasız günlerimiz mi var? O halde şairin dediği gibi

Mihneti kendine zevk etmedir âlemde hüner 
Gam ü şâd-ı felek böyle gelir böyle gider.

Sıkıntıları kendimize zevk edinmek en doğrusu. Konudan uzaklaşır gibi oluyorum, farkındayım. Neşemin nedenine geleyim. 

Salı, 11 Temmuz 2017 22:18

Selamet süslerden kurtulmakta

Yazan

Zamanım azaldı. Merak etmeyin, hasta felan değilim. Görevimin bitmesine az bir süre kaldı. Onu kastederek zamanım azaldı dedim. Aklınıza yanlış şeyler getirmeyin hemen. Öteki zamanımın ne kadar olduğunu bilmediğim için azalıp azalmadığını da bilmiyorum. Ama o zamandan da her akşam bir gün daha eksildiğini biliyorum. Yine gevezeliğim tuttu, konudan uzaklaşmaya başladım. Yaşlanıyor muyum ne!

Hala Sultan’ın biyografisi olan bir yazma eseri bu hafta içinde bitirmem lazım. Yoğun bir şekilde üzerinde çalışıyorum. Hava almak için de arada sırada çıkıp dolaşıyorum. Arkadaşların odalarını ziyaret edip onlarla muhabbetle karıştırdığımız çaylarımızı içiyoruz. Yine bir çay dönüşü odama girdim, masama oturdum ve çalışmak üzere bilgisayarı açmış idim ki gözüme bir zarf ilişti. Daha önceden gördüğümü hatırlamıyordum. Üzerinde güzel bir el yazısı ile İsmail Hocamın dikkatine yazılı idi. Hemen sekreter hanımın yanına gittim ve zarfı göstererek bunu masamın üzerine sen mi koydun, diye sordum. Zarfa baktı, hatırlayamadı. Odanıza bir özgeçmiş bıraktım ama zarfı ben bırakmadım, deyince kimse geldi mi bugün, diye sordum. Genç olmasına rağmen yaşlı bir hanım gibi giyinen makyajsız ve saçları beyazlamış bir hanımın iş başvurusu için geldiğini ve odanızı merak etmesi üzerine birlikte içeri girip özgeçmişini masanıza bıraktık, deyince meseleyi anlar gibi oldum.

İçeri girdim, kapıyı kapattım, masama oturdum. Zarf açacağını alıp dikkatlice mektubu açtım ve okumaya başladım.

Pazar, 09 Temmuz 2017 23:15

Görünüşe aldanma

Yazan

Aman Allah’ım. Ne kadar ilginçti! Şimdi siz ne geçti bu adamın başından diye merak edersiniz. Arkadaş dediğin de merak eder zaten. Sağolun, varolun. Eksik olmayın. İnsanın kendisini merak eden dostlarının olması ne kadar güzel. Bence gerçek zenginlik de bu. Lafı uzattığımın farkındayım, kızmayın. Siz de adama keyifle iki laf ettirmiyorsunuz canım, hemen kızıyorsunuz. Konuya geliyorum tekrar. Korkmayın, bir kaza bela gelmedi. Kötü bir şey de olmadı. İlginç olup olmadığından bile emin değilim. Bana ilginç geldiği için öyle söyledim. Anlatayım, belki siz de ilginç bulursunuz.

Malumunuz, geçenlerde havaalanında bir kadın yanıma oturmuş, beni fırçalamıştı. Ben de her fırça yiyen adam gibi susmuş, sessizce kadını dinlemiş idim. Hani gelininden şikayet eden kadın, beceriksizmiş de, oğlunu doyuramıyormuş da felan. Ben de kadın gittikten sonra oturdum, olup bitenleri bir güzel anlattım. Hatırladınız sanırım.

Odamda çalışıyordum. Kapıdan kibar bir hanım sesi geliyor. Derken sekreter hanım içeri girip çok kibar bir hanımın geldiğini ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Niçin görüşmek istiyormuş diye sordum. Özel bir mesele olduğunu, benimle paylaşmak istediğini söyleyince merak ettim ve hem kadını görmek hem de içeri davet etmek için kapıya yöneldim.

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç