Mevlana ve Mesnevi

Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Aşık Paşa Garipname Okumaları

Kimler Sitede

14 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 32

Dün 46

Haftalık 167

Aylık 1200

Tüm Zamanlar 254216

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Mevlana ve Mesnevi - İsmail Güleç
Mevlana ve Mesnevi

Mevlana ve Mesnevi (17)

Pazar, 03 Eylül 2017 16:11

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir

Yazan

Ya da dervişlik halleri

Bayramların güzel taraflarından biri de uzun zamandan beri görmediğiniz eş dost ve akrabalarımızı görme imkanı bulmamız. Ben de yıllardan beri görmediğim akrabalarımı gördüm, sohbet ettik, halimizi hatırımızı sorduk, başımızdan geçen ilginç olayları paylaştık.

Köydeyiz, yine bir akşam, namazlar kılınmış, kavurmalar yenmiş, herkes kendisini taşıyabildiği bir koltuğa veya mindere zar zor atmış, kendisine birilerinin çay getirmesi için içinden Allah’a dua ettiği bir ortamda akrabalardan biri hiç ilgisi yokken bana işittirmek ister gibi bir şeyler anlatmaya başladı.

- Bir seferinde köyden İstanbul’a dönüyorum. Akşam oldu ve büyük oğlan açım demeye başlayınca biz de yolumuzun üzerindeki Amasya’ya uğrayalım dedik. Yeri gelmişken söyleyeyim, Amasya’yı çok beğendim. Tarihi eserleri öyle güzel ortaya çıkarmışlar ki insanın ayrılası gelmiyor. Bayıldım, diyeyim de gerisini siz tahmin edin artık. Amasya’nın tarihi camilerinden Mehmet Paşa Camiin önünde durduk, arabayı parkedip camiye gittik. İmamı bayram iznine gittiği için cemaatten birinin kıldırdığı akşam namazının ardından oğlanın karnını doyurmak için ırmak yoluna doğru yürüdük. Irmak, yanındaki yol, serin esen rüzgar, ırmağın karşı tarafındaki kral kayaları, evler, konaklar, hepsi o kadar harika idi ki içimden, ne güzel yer, burada bir gün akşama kadar kalabilirim dedim.

Pazar, 13 Ağustos 2017 16:43

Kışın söz verip yazın unutmak

Yazan

Daha önce anlatmıştım sizlere. Bizim büyük oğlan kitapta Papağan ve Bakkal hikayesini okuduktan sonra bana yanlış anladığımı söylemişti. Beni çok şaşırtacak şekilde hikayeye başka bir açıdan yaklaşmıştı. Ben de bunu hem yazmış hem de sağda solda anlatmıştım. Bizim küçük oğlan da okumuş doğal olarak. Okuduktansonra yanıma geldi ve biraz çıkışır gibi hafif sert bir tonda sordu:

- - Baba!

- - Efendim güzel oğlum.

- - Yazını okudum.

- - Ah çok teşekkür ederim. Hangisini?

- - Şu son yazdığın, içinde bakkal ve papağan olan.

- - Ha, onu mu, peki nasıl buldun, beğendin mi?

- - Beğendim ama benim söylemek istediğim başka bir şey.

- - Allah Allah, bizim çocuklara ne oldu böyle! Peki söyle.

Cumartesi, 05 Ağustos 2017 10:57

Baba bakkala, evlat papağana benzer mi?

Yazan

Bugünlerde pek neşeliyim. Şimdi siz memlekette bin türlü sıkıntı dert varken bu adam niye neşeli, diye sorarsınız içinizden, bilirim. Hatta

Alemde ki kâmil çeke gam zevk ede câhil

Mısraını hatırlayıp benim cahil olduğumu düşünenleriniz bile olabilir. Böyle düşünenlere de kızmam, alınmam, darılmam. Haklısınız, der geçerim. Memlekette derdin sıkıntının bitmediği bir dönem mi var? Bırakın memleketi, tarihte gamsız tasasız günlerimiz mi var? O halde şairin dediği gibi

Mihneti kendine zevk etmedir âlemde hüner 
Gam ü şâd-ı felek böyle gelir böyle gider.

Sıkıntıları kendimize zevk edinmek en doğrusu. Konudan uzaklaşır gibi oluyorum, farkındayım. Neşemin nedenine geleyim. 

Salı, 11 Temmuz 2017 22:18

Selamet süslerden kurtulmakta

Yazan

Zamanım azaldı. Merak etmeyin, hasta felan değilim. Görevimin bitmesine az bir süre kaldı. Onu kastederek zamanım azaldı dedim. Aklınıza yanlış şeyler getirmeyin hemen. Öteki zamanımın ne kadar olduğunu bilmediğim için azalıp azalmadığını da bilmiyorum. Ama o zamandan da her akşam bir gün daha eksildiğini biliyorum. Yine gevezeliğim tuttu, konudan uzaklaşmaya başladım. Yaşlanıyor muyum ne!

Hala Sultan’ın biyografisi olan bir yazma eseri bu hafta içinde bitirmem lazım. Yoğun bir şekilde üzerinde çalışıyorum. Hava almak için de arada sırada çıkıp dolaşıyorum. Arkadaşların odalarını ziyaret edip onlarla muhabbetle karıştırdığımız çaylarımızı içiyoruz. Yine bir çay dönüşü odama girdim, masama oturdum ve çalışmak üzere bilgisayarı açmış idim ki gözüme bir zarf ilişti. Daha önceden gördüğümü hatırlamıyordum. Üzerinde güzel bir el yazısı ile İsmail Hocamın dikkatine yazılı idi. Hemen sekreter hanımın yanına gittim ve zarfı göstererek bunu masamın üzerine sen mi koydun, diye sordum. Zarfa baktı, hatırlayamadı. Odanıza bir özgeçmiş bıraktım ama zarfı ben bırakmadım, deyince kimse geldi mi bugün, diye sordum. Genç olmasına rağmen yaşlı bir hanım gibi giyinen makyajsız ve saçları beyazlamış bir hanımın iş başvurusu için geldiğini ve odanızı merak etmesi üzerine birlikte içeri girip özgeçmişini masanıza bıraktık, deyince meseleyi anlar gibi oldum.

İçeri girdim, kapıyı kapattım, masama oturdum. Zarf açacağını alıp dikkatlice mektubu açtım ve okumaya başladım.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç