Mevlana ve Mesnevi

Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları

Kimler Sitede

69 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 70

Dün 53

Haftalık 568

Aylık 6617

Tüm Zamanlar 252109

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Cuma, 15 Aralık 2017 10:14

Sosyal Medya Mücahitleri

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Gecelerin daha erken başlayıp daha geç bittiği şu günlerde, milletin adeta akşam olsa da gitsek der gibi doluştuğu kafelerin birinde birkaç samimi arkadaş bir araya gelmiş, laflıyorduk. Eh birkaç samimi bir arkadaş bir araya gelince ne konuşulursa onları konuşuyorduk. Biraz işgüç, biraz çocuklar, biraz futbol, çokca da siyaset. 

Malum, bugünlerde memlekette en çok konuşulan konu Kudüs meselesi. ABD, İsrail, Araplar, Suud ailesinin tutsak edilmesi, körfez ülkelerinin Filistin’e ihaneti, İslam dünyasının hâl-i pür-melâli, Türkiye’nin çabaları derken konu sanal dünya mücahitliğine geldi.

Şimdi o da ne, mücahitliğin sanalı mı olurmuş, bu tür lafları nereden çıkarıyorsunuz, gibi söylenmeye başlayanlar olabillir. Önce sözlerimi tamamlamama müsaade buyurunuz.

Arkadaşlardan biri sözü Kudüs’e getirdi ve mücahitliğin gerçek dünyadan sanal dünyaya aktığını,  alanları doldurup göçmenlere yardım edip insanların dikkatini çekmek ve konuya odaklanmaları için sosyal medyayı kullananları tenzih ederek sadece iki cümle yazarak hayatına kaldığı yerden devam edenlerin sayısının fazlalığını gördükçe geleceğimiz açısından karamsarlığa kapıldığını söyleyince içimizden biri bana bakarak pis pis sırıtmaya başladı. Gayet ciddi bir şekilde insanların Kudüs konusunda herhangi bir şey yapmadan iki cümle ile  mücahitlik taslamalarını anlatan arkadaşımız biraz bozuldu ve sırıtana imalı bir şekilde bakınca bizimki izahta bulunmak zorunda hissetti kendini. Her ne kadar ben sana gülmedim, ben İsmail’e güldüm dese de kırılmıştı bir kere. Adım geçince bu sefer ben çıkıştım. Ulan, dedim, anlatan o, gülen sensin, konu benimle ilgili değil, ne diye gülersin bre köftehor, şimdi seni kılıcımla doğrarım, der demez bu sefer kahkaha atmaya başlayınca hepimiz şaşırıp herife bakmaya başladık. Bir müddet sonra kendine geldi ve durun dedi, anlatacağım neden güldüğümü.

- Şimdi sen  insanların sosyal medyada Kudüs hakkında yazdıkları ile günlük yaşantıları arasındaki çelişkiden  yola çıkarak bir şeyler anlatıyordun ya.

- Evet, anlatıyordum dedi öteki ve ilave etti. Tam da ayette ifade edildiği gibi: ey insanlar, neden yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?

- Evet, tam da onu söylüyordun. 

- O arada ben içimden şimdi İsmail bunları dinledikten sonra kesin Mesnevi’den konu ile ilgili. bir hikaye bulur, Mesnevi’den bulamazsa Nasreddin Hoca’dan bir fıkra bulur. Onu da bulmazsa oturur kendi uydurur, bir şeyler yazar, diye düşündüm. Uyduracağını düşününce de tebessüm ettim. Konunun seninle ilgisi yok, anladın mı şimdi?

-  Hay Allah, dedi öteki. Ben nereden bileyim aklından geçenleri. Neyse, uzatmayalım, bir daha ben ciddi bir şey anlatırken gülme.

Dedi. Bu arada ben uydurukçu oldum. Tam cevap vermeye hazırlanıyordum ki arkadaş meraklı gözlerle bana baktı ve çok samimi bir şekilde sorunca bizim cevap ağzımızda kaldı. 

-  Sahi, bu konuda Mesnevi’de hikaye var mı?

Soru bana soruldu ama cevabı benden önce başkası verdi. 

-  Adam gelin-kaynana kavgası üzerine bile hikaye buldu, bu konuda mı bulamayacak? 

- O da bir şey mi, dedi, bir başkası. Herif oğlunu doyuramayan anne ile ilgili bile hikaye yazdı be, o ne ki!

Baktım mesele bana dönmeye başladı, masaya meze olacağım, kibarca ve usulca sıvışmak için kıvranmaya başladım ve dan diye bağırdım. "Dan dedim de aklıma geldi, çocuklarla işim vardı, bana müsaade" diyerek masadan kalktım. Kalktım ama kahkahalar atan arkadaş hâlâ konuşuyordu:

- Onun aklına şimdi bir hikaye gelmiştir. Onu yazmaya gidiyordur, kesin. Ben adamımı bilmez miyim!

Masadan hızla uzaklaşırken sohbetimize kulak misafiri olduğunu anladığım, umur gördüğü her halinden belli, sakalı yüzünü süslemiş, görenlerin kendisine elinde olmadan hütmetkar davrandığı kibar bir beyefendi kolumdan tuttu ve kulağıma;

- Evlat, Mesnevi’de köpeğinin ardından ağlayan adamın hikayesini oku.

dedi. Efendim, çok teşekkür ederim demek için adama yönelecek oldum ama adamı göremedim. KAŞ İle göz arasında adamı kaybettim. Bir ara rüya gördüğümü bile düşündüm. Kalabalık ve gürültülü bir kafede ayakta yürürken rüya görebileceğime kendimi ikna edemediğim için  adamın kim olduğunu ve nasıl birden kaybolduğunu düşünerek eve geldim ve Mesnevi’den adamın bahsettiği hikayeyi buldum.

Toprak için boş yere kan akıtılmaz*

Adamın birinin bir köpeği varmış, bir gün ölmüş. Köpeğinin ardından ağlayıp inlemeye başlamış. Ah benim güzel köpeğim, diyormuş, sen ne güzel bir arkadaştın. O sırada sokaktan bir dilenci geçiyormuş. Sormuş adama:

köpek- Neden ağlıyorsun be adam! Bu söylediğin ağıtlar kimin için?

Adam cevap vermiş:

- İyi huylu bir köpeğim vardı, işte şurada, öldü ve yol ortasında yatıyor. Gündüz benim av köpeğimdi. Geceleri ise evimi beklerdi. Avlarımı yakalar, hırsızları kaçırırdı. 

- Peki, neden öldü? Avda mı yaralandı, yoksa hırsızlar mı öldürdü?

- Hayır, açlıktan öldü. 

- Vah vah, çok yazık. Ama sen bu ölüme sabret. Allah sabredenlere yardım eder, diyerek teselli etmiş. Tam ayrılacakken adamın yanında bir torba görmüş ve merak edip sormuş:

- Bu torba da nedir? İçinde ne var?

- Dün geceden artan ekmek. 

- Peki köpeğine neden o azıktan ve ekmekten vermedin?

- Onu, ekmek verecek kadar çok sevmiyordum. Bana kimse ekmeği parasız vermiyor. Ama gözyaşı parasız. Bunun üzerine dilenci adama dönerek:

- Ey içi boş, hava dolu tulum! Toprak senin başına! Sana göre ekmeğin kenarı gözyaşından daha mı iyi? Gözyaşı kandır, kederle su olur. Ekmek ise topraktandır, boş yere toprak için kan akıtılır mı?

 

Şimdi size soruyorum. ekmeği olduğu halde vermeyip ölen, köpeğinin ardından üzülüyormuş gibi yapan adam ile sosyal medyada klavye mücahitliği yapanlar arasında bir fark var mı? 

Yapılması gerekenleri yapmayıp vicdanını azıcık rahatlatmak için üzülüyormuş gibi yapanlar içi boş tulum değil de nedir? Gündelik hayatta hiçbir şey yapılmasa bile sosyal medyada birkaç cümle yazmak buğzetmek yerine geçer mi?

Ne dersiniz?

 


* Köpeği açlıktan ölen bedevinin hikayesi, 5. Cilt, 477-493. Beyitler. 

Okunma 224 kez Son Düzenlenme Cumartesi, 16 Aralık 2017 09:40
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç