Mevlana ve Mesnevi

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

91 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 12

Dün 32

Haftalık 12

Aylık 1420

Tüm Zamanlar 269859

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Mevlana ve Mesnevi - İsmail Güleç
Mevlana ve Mesnevi

Mevlana ve Mesnevi (17)

Pazartesi, 18 Aralık 2017 21:35

Mesnevi neden ‘dinle’ ile başlar?

Yazan

Bişnev kelimesini duymayanımız yoktur. Mesnevi’nin ilk beytinin, ilk mısraının ilk kelimesi. Bişnev ez ney çün hikayet mikoned diye başlayan mısraın ilk kelimesi. Mevlana bize ilk olarak dinle diyor. Peki neden dinle diyerek başlamış sözlerine Mevlana? Şarihler de bu soruyu sormuşlar kendilerine. Dinle diyerek ne demek istedi acaba Mevlana?

Cevap aramışlar bu soruya, bir kısmı da bulmuş, anladığı kadarı ile dinle diye başlamasının nedenini açıklamışlar. Müsaadenizle sıralayalım.

  1. Kuran ‘oku’ diye başladığı için. Madem Allah, habibine oku, çağır, anlat diye sesleniyor, sen hakikate talip olan derviş, hiçbir şey bilmeyen kimse, Allah’ın resülüne oku dediği şeyleri dinle. Kuran’ı dinle, habibinin sözlerini dinle, resulünün varislerinin sözlerini dinle.
Cuma, 15 Aralık 2017 10:14

Sosyal Medya Mücahitleri

Yazan

Gecelerin daha erken başlayıp daha geç bittiği şu günlerde, milletin adeta akşam olsa da gitsek der gibi doluştuğu kafelerin birinde birkaç samimi arkadaş bir araya gelmiş, laflıyorduk. Eh birkaç samimi bir arkadaş bir araya gelince ne konuşulursa onları konuşuyorduk. Biraz işgüç, biraz çocuklar, biraz futbol, çokca da siyaset. 

Malum, bugünlerde memlekette en çok konuşulan konu Kudüs meselesi. ABD, İsrail, Araplar, Suud ailesinin tutsak edilmesi, körfez ülkelerinin Filistin’e ihaneti, İslam dünyasının hâl-i pür-melâli, Türkiye’nin çabaları derken konu sanal dünya mücahitliğine geldi.

Şimdi o da ne, mücahitliğin sanalı mı olurmuş, bu tür lafları nereden çıkarıyorsunuz, gibi söylenmeye başlayanlar olabillir. Önce sözlerimi tamamlamama müsaade buyurunuz.

Böyle bir şeyle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Bir ara iş çığırından çıkmaya başladı galiba diye düşünmeye başlamadım değil.

Ne demek istediğimi, neyi kastettiğimi biraz daha açayım. Efendim, malumunuz Mesnevi’den Hayvan Hikayeleri kitabı yayınlandıktan sonra çevremdeki insanlar kitapta benim yaptığım açıklamaları yetersiz buldukları için bana yardımcı oluyorlar sağ olsunlar. Ben de bunları sizinle paylaşıyorum. Bu sefer Aslan, Kurt ve Tilki hikayesini eksik anlamış ve yorumlamışım. Farklı bir katmanı daha varmış hikayenin, ama ben fark etmemişim.

Mesnevi’deki hikaye şöyle:

Ava giden aslan, kurt ve tilki*

Bir aslan, bir kurt, bir tilki birlikte ava çıkmışlar. Birbirlerine yardım ederek av hayvanlarını adamakıllı yakalamayı, onların yolunu kesmeyi planlamışlardı.

Üçü de beraberce o geniş ovada birçok av elde etmek niyetindeydiler. Aslan, onlarla beraber avlanmaktan utanmaktaysa da yine onları ağırladı, onlara yoldaş oldu.

Pazartesi, 04 Eylül 2017 11:20

Tedbir takdirin bir cüzüdür

Yazan

Bir arkadaşımızın köy dönüşünde başından geçenleri anlattığım yazıyı hatırlayacaksınız, tabi ki okuduysanız. Yine bir akşam, neredeyse tamamı üniversite mezunu, doktoralı, mastırlı kişilerden oluşan bir meclisteyiz. Laf döndü, dolaştı, benim yazıya geldi. Eh tabi lafı oraya getirmek için benim de azıcık gayretim oldu, inkar edecek halim yok. Şimdi siz benim yazılarımdan bahsetmek için fırsat kolladığımı felan düşüneceksiniz ama yanılıyorsunuz. Konu kendiliğinden oraya geldi.

Şimdi siz nasıl geldi, söyle de bilelim, dersiniz. Ben de sizi merakta bırakmak istemem.

Malum bayramlarda milletçe bizi üzen tek şey tr1afik kazaları. Bu bayramda trafik kazalarında ölenlerin sayısı biraz azalmış ama hâlâ yüksekmiş, devlet tedbir almalıymış, kamyonlar yola çıkmamalıymış, mış mış da mış. Devletin ihmalini ve kusurunu konuştuktan sonra bu sefer de sürücüler ve arabaların kusurları konuşulmaya başlandı. Acemi sürücüler uzun yola çıkmamalı, şu kadar yaş üzeri arabalara izin verilmemeli, her iki saatte bir mola verilmeli gibi birçok öneri peşpeşe sıralandı.

Page 1 of 5

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç