Kitap Değerlendirme & Eleştirileri

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

146 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 37

Dün 53

Haftalık 425

Aylık 1349

Tüm Zamanlar 274938

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazartesi, 17 Eylül 2018 10:12

Romeo ve Juliet

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Capuletler ve Montagueler birbirine düşman iki ailedir. Aralarındaki bitmek bilmez kin ve nefret vardır ve bir sürü kan dökülmüştür. 

Eser ateşli ve heyacanlı olduğu her halinden belli olan Tybalt’ın olayı tam olarak öğrenmeden Romeo’nun arkadaşına saldırdığı sahne ile başlar. Tybalt’ın bu dizginlenemeyen hiddeti sonradan yaşanacak olayların müsebbibi olacaktır. Shakespeare adeta ilk sahneyi okurun Tybalt’ı daha iyi tanıması için yazmıştır.

Bu sahne aynı zamanda Capulet ve Montague aileleri arasındaki düşmanlığı  da gösterir. Şehrin yönetici Prens Escalus’un araya girmesi ile olaylar yatışır ama daha sonra küçük bir kıvılcımla tekrar ateşleneceğini okuyucu hissseder ve sezer.

Ailelerin durumu ortaya konduktan sonra sıra Romea’ya gelir. Romeo sahneye çıkar ve okura nasıl biri olduğu gösterilir. Aşıktır ve sevdiği kız vefasızdır. Aşkına karşılık bulamamanın verdiği üzüntüyle insanlardan uzaklaşmıştır ve bu durum babasını çok üzmektedir. Arkadaşı Benvolio ne kadar ısrar ederse de ona sevgilisini unutturmayı başaramaz. Ona unutması için güzel kadınlara bakmasını tavsiye eder. Romeo ise;

O zaman güzelliği daha çok çıkar ortaya
Güzellerin yüzünü öpen mutlu maskeler
Kara olduklarından
Biz sanırız güzeldir sakladıkları
Sonradan kör olan unutamaz
Daha önce gördüğü  değerli hazineyi
Bana eşsiz güzellikte bir kadın göster,
Güzelliği kimin ondan da güzel olduğunu
Hatırlatmaya bir vesile olur ancak
Hoşça kal, unutmayı baba öğretemezsin.

Diyerek asla unutamayacağını söyler. Aslında bu durum Juliet’in ne kadar güzel olduğunu da göstermektedir. Romeo’ya çok sevdiği sevgilisini unutturup aklını başından alacak kadar güzeldir Juliet.

Sıra Romeo’nun Juliet’i görmesine gelmiştir. Shakespeare bunu bir balo ile halleder. Juliet’in babası Capulet akraba ve dostları için bir ziyafet verir. Uşağına da çağırması için davetlilerin listesini verir. Listede isimleri olmamasına rağmen, Benvolio sırf güzel bir kız görüp Rosalina’ya unutsun diye Romeo’yu şölene gitmeye ikna eder.  Bu kadar ısrar etmesinin nedeni Benvolio’nun Romeo’ya Roselina’yı unuttaracak  güzel bir kadın göreceğinden emin olmasıdır.

Yeni biz zehir bul gözlerine
Öncekinin öldürücü zehiri yok olur.

Ancak Romeo aynı fikirde değildir:

Sevgilimden güzel biri ha? Her şeyi gören güneş
Onun benzerini görmedi dünya yaratılalı.

Bir tarafta ısrarcı Bonvelio, diğer tarafta asla unutamayacağını söyleyen Romeo. Böylece okur bir merak girdapının içine atılmış olur. Romeo arkadaşını kırmaz ve eğlenmeye gider. Okur da olacakları merak etmeye başlar.

Öte yandan ziyafet öncesi Lady Capulet kızı Juliet’in evlenme çağının geldiğini ve yakışıklı, zengin ve asil Paris ile evlenmesini istemekte, bu ziyafette kızının genç adama aşık olmasını istemektedir. Baba Capulet de aynı şeyi düşünmektedir. Ancak işler düşündükleri gibi gitmez.  Böylece okurda heyecan üst seviyeye yükselir.

Ziyafette Romeo’yu tanırlar ve Tybalt kılıcına davranmak ister ancak Capulet evinde bir tatsızlık çıkmasını istemez ve mani olur. Gizliden saygı duyduğu da belli olur konuşmasında. Çünkü Verona’da sevilen ve bilinen birisidir Romeo.

Kaderden kaçınıldığı nerede görüşmüş? Romeo ve Juliet birbirlerine âşık olur ve elim ve trajik bir şekilde iki düşman ailenin çocukları olduklarını öğrenirler. Bu düşmanlık onların birbirlerine aşık olmalarını engelleyemediği gibi daha da tutkulu bir hale getirir. İkisi de bu aşk için bir bedel ödeyeceklerini bilmekte ve buna da hazırdırlar. Aleni bir şekilde evlenemeyeceklerini anlayınca gizlice evlenmeye karar verirler ve Romeo gizlice rahiple konuşur. Juliet’in dadısının da yardımıyla gizlice evlenirler. Aileler arasındaki düşmanlığı bitirecek tek umutları bu evliliktir. 

Ancak feleğin çarkı Romeo’nun istediği gibi dönmemektedir. Capuletlerin yeğeni Tybalt, bir gün Romeo’nun arkadaşları Mercutio ve Bonvelio ile karşılaşır. Tybalt ağız dalaşına başlar. Derken Romeo da gelince bu sefer ona sarar. Ancak Romeo kendisine hakaret edilmesine rağmen sırf sevdiğinin akrabası diye uymaz,

...

Hem ben seni aklının alamayacağı kadar
çok severim. Sonra anlarsın sevgimin nedenini,

Juliet’e olan aşkından dolayı tepki vermez ve alttan alır. Romeo’nun tüm engellemelerine rağmen Mercutio dayanamayıp Tybalt’a karşılık verir ve düelloya tutuşurlar. Düelloda Tybalt, Mercutio’yu öldürmesi üzerine Romeo da Tybalt’ı öldürmek zorunda kalır. Şehrin yöneticisi Prens Escalus olay yerine gelir. Şehrin yasalarına göre adam öldürmenin cezası ölümdür. Romeo arkadaşını öldüreni öldürdüğü için ölüm cezasına çarptırılmaz. Onun cezası şehirden sürülmektir. O da Monteo’ya gider.

Bu olayın ardından Capulet Juliet’i Paris ile evlendirmeye karar verir ve birkaç gün sonra düğün olacağını ilan eder. Juliette ne kadar itiraz etse de babasını ikna edemez. Aklına son çare rahip Lawrence gelir ve ona gider. Rahip, Juliet’i iki gün uyutacak bir iksir verir. Bu iksiri içince Juliet ölmüş gibi uykuya dalacak, iki gün sonra da rahip haber verip çağırdığı Romeo ile birlikte Juliet’i alıp kaçacaktır.

Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Juliet’in ölüm haberi rahibin Romeo’ya haber vermek için yazdığı mektuptan daha çabuk ulaşır. Haberi alan Romeo hemen bir eczacıya gider ve öldürücü bir zehir alarak Juliet’in mezarına gidip orada içmeye karar verir.

Yalnız Romeo mezarda yalnız değildir. Juliet’in evleneceği Paris ve rahip de o akşam mezara giderler. Üçünü de hazin bir son beklemektedir. Juliet’in mezarının başında Romeo’yu gören Paris hiddetlenir ve Romeo’ya saldırır. Romeo Paris’i öldürdükten sonra Juliet’in mezarının başına eğilir ve şu muhteşem dizeleri okur;

Ölüm yaklaşırken insanlar çoğu kez,
amma neşeli oluyorlar! Buna
ölümden önce çakan şimşek derlermiş.
Ama ben nasıl şimşek diyebilirim buna?
- Ah sevgilim! Karım benim!
Nefesinin balını emen ölüm
güzelliğine el sürememiş daha;
sen yenilmemişsin güzellik sancağı
daha kıpkızıl dudaklarında, yanaklarında;
solgun ölüm bayrağı çekilmemiş.
-Tybalt, yatıyor musun orada, kanlı kefeninde?
Gençliğini bölen bu ellerle
düşmanın gençliğini ikiye biçmekten başka
ne gibi bir iyilikte bulunabilirim sana?
Bağışla beni kuzenim! Ah sevgili Juliet,
niçin böyle güzelsin hala? Yoksa inanayım mı
o el değmeyen ölümün sana gönül verdiğine,
seni, bu karanlıkta o iğrenç canavarın
sevgilisi olasın diye sakladığına?
Bundan korktuğum için yanında duracağım,
bu karanlık gecenin sarayından
ayrılmayacağım bir daha; burada, burada kalacağım
sana hizmetçilik eden böceklerle birlikte;
ah, burada sonsuzca dinleneceğim,
şu dünyanın yorduğu bedeni
kurtaracağım uğursuz yıldızların boyunduruğundan...

Ey gözler, son kez bakın!
Ey kollar son kez kucaklayın!
Ve siz, ey dudaklar, nefes kapıları,
hakka uygun bir öpüşle mühürleyin
aç gözlü ölümle yaptığım bu süresiz anlaşmayı!
Gel acı ilaç, gel ey tatsız kılavuz!
Ey umutsuz kaptan, deniz tutmuş şu yorgun tekneyi
yalçın kayalara bindiriver artık!
Sevgilimin şerefine!

Sözlerinin ardından

Ey doğru sözlü eczacı!
Gerçekten çabuk etkiliyor ilaçların.
İşte ölüyorum, bir öpücükle..

dedikten sonra zehiri içer ve ölür. Rahip mezarında uyanan Juliet’i almaya gelmiştir ve aldıktan sonra Romeo’nun kendisi için öldüğünü gören Juliet yerdeki hançeri alıp sinesine batırır ve Romeo’nun üzerine yıkılır.

Bu arada Paris’in uşağı bekçiye haber vermiştir ve mezarlık bekçiler ve prens ile dolar. Derken Capulet ve Montegue da gelir. Prens rahibi dinler, Romeo’nun babasına yazdığı mektup da okununca olaylar anlaşılır. Babalar çok üzülür ve birbirleriyle barışırlar. Montegue Juliette’in heykelini, Capulet de Romeo’nun heykelini Verona’nın en güzel yerine yaptıracağını söyler ve düşmanlıklarının kendilerinin en sevdikleri varlıkları yok ettiğini görünce çok pişman olurlar. Ancak son pişmanlık fayda vermeyecektir.

Okunma 278 kez Son Düzenlenme Pazartesi, 17 Eylül 2018 12:13
0
0
0
s2smodern
Bu kategorideki diğerleri: « Huzursuzluk veren roman Leyla ile Mecnun »

........Kitaplarım........

 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç