Kitap Değerlendirme & Eleştirileri

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

110 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 120

Dün 144

Haftalık 896

Aylık 2497

Tüm Zamanlar 309999

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Kitap ve film yazıları - İsmail Güleç
Kitap ve film yazıları

Kitap ve film yazıları (45)

Burada okuduğum kitaplar ve seyrettiğim filmler üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Salı, 11 Haziran 2019 10:10

Cenneti Arayan Adam'ın Öyküsü

Yazan

Ziyaüddin Serdar Pakistan asıllı İngiliz vatandaşı bir Müslüman düşünür, yazar, eleştirmen ve yayıncı. Hayatını Müslümanların neden Batı’nın gerisinde kaldıklarını araştırmakla ve Müslümanların kalkınması için neler yapması gerektiğini aramakla geçirmiş bir entelektüel. Elliden fazla kitabı var ve önemlileri de Türkçeye kazandırıldı.

Türkçe yayınlanan eserlerinden Mukaddes Belde Mekke’sini daha önce okumuş ve çok beğenmiştim. Kitabı okurken Kabe’de olanları ve yapılanları öğrendikçe hem üzülmüş hem de ürkmüştüm. Hatta Kabe’nin esir olduğunu ve bu esaretten kurtarılması gerektiğini bile düşünmüştüm. Bir çırpıda okuduğum Cenneti Arayan Adam da beni çok etkiledi. Bunda tercümesinin de başarılı olmasının rolü var elbette. Mütercim sanki Türkçe yazılmış bir metin gibi çevirmiş. Çevirmeni İbrahim Kapaklıkaya da tebrik ve takdiri hak ediyor.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 07 Nisan 2019 11:28

Yeşil Kitap filmi üzerine

Yazan

Geçen senenin en çok konuşulan filmlerinden biri Amerika’daki ırkçılığı anlatan Green Book (Yeşil Kitap) idi. Film adını 1937-1962 yılları arasında her yıl güncellenerek yayınlanan The Negro Motorist Green Book (Zenci Şoförler için Amerika'da Güvenli Seyahat Rehberi) isimli kitaptan alıyor. Yeşil Kitap denmesinin nedeni ise hem yayıncısının soyadının Green olması hem de kitabın kapağının yeşil olması.

Film senaristlerden birinin babasından dinledikleri üzerine kurgulanmış. Babasının soyadı ile ilgili yaşadığı sıkıntıları da araya sıkıştırıvermiş. Yaşanmış bir olaydan yola çıkınca gerçeklerle ne kadar örtüştüğü üzerine bir hayli tartışmalar olmuş. Dr Shirley’in ailesinden yeterince bilgi alınmadığı, gerçekleri çarpıttığı konularında eleştirilmiş ve basit bulunmuş ama orası bizi pek ilgilendirmediği için üzerinde durmayacağım... Belki de güzelliği basitliğinde. İki saatin nasıl geçtiğini anlamadım ve gözümü kırpmadan seyrettim. Zaman zaman güldüm, zaman zaman düşündüm, zaman zaman da gözlerim doldu, boğazıma bir şeyler takıldı. İzleyici avucunun eline alıp hamur gibi oynamış yönetmen. Bu yönüyle de çok başarılı bence.

Pazartesi, 07 Ocak 2019 15:58

Deliler: Korku bile onlardan korkardı

Yazan

Deliler ismini son zamanda gösterime giren bir film sayesinde sıkça duymaya başladık. Böylece tarihimizin pek bilinmeyen bir yönünü de öğrenmiş olduk. Deliler 15. yüzyılın sonlarında Fatih döneminde Rumeli’de kurulmuş hafif süvari birliği. Kelimenin aslı bir rivayete göre “delil”, bir başka rivayete göre “dilir” iken zamanla hiçbir akıllı insanın yapmaya cesaret edemeyecekleri işleri yaptıklarından dolayı halk bunları deli diye çağırır olmuş

Devamı için tıklayınız.

Yıllarca çok önemli görevlerde bulunduğu ve çok başarılı yayınlara imza attığı halde sadece ilgili kimseler tarafından bilinirken Cumhurbaşkanı adayı olunca tüm Türkiye’nin tanıdığı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kırk yılı aşkın bir süreden beri babası İhsan Efendi hakkında topladığı bilgileri derleyerek kitaplaştırdı ve geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

Kitap sadece İhsan Efendi’nin hayatını değil, Osmanlının son dönemini, bir Osmanlı alimini, yurtdışında yaşayan bir Türkün hayatını, Osmanlılığın ne demek olduğunu bu kitapta somut olarak görüyoruz.

Kitabı elime alınca bitirmeden bırakamadım. Özellikle meraklıları heyacanlandıracak bilgilerin ve anekdotların yer aldığı kitap birçok konuda bilinenleri tashih edecek, merak edilen konulara açıklık getirecek ve yeni tartışmalara yol açacak bilgilerin yanı sıra Osmanlıların son dönemleri, Cumhuriyet’in ilk yılları Türkiye’si hakkında bilgi bulabileceğimiz, dönemin bir taşra şehri, o şehrin ileri gelen bir ailesi, eğitimi, Mısır ve Ezher, Ezher’e giden Türk öğrenciler ve bugüne kadar hakkında yazılmayan bir şeyin kalmadığı Mehmet Akif hakkında bilgi veren eşsiz bir kaynak. Yalnız sıradan bir okurdan daha fazlasını istiyor ve bekliyor kitap. Eğer satır aralarını okuma beceriniz varsa yazılanlardan daha fazlasını da kitaptan öğrenebilirsiniz.

Pazartesi, 26 Kasım 2018 15:14

Huuu delülar hu!

Yazan

Merak ettiğim ve haklarında ne bulsam okuduğum savaşçı dervişlerle ilgili bir film olur da ben gitmez miyim. Giderim ve gittim de. Hatta gitmekle kalmayıp bir de sizler için yazıverdim. Tarihi gerçeklerle ne kadar örtüştüğünü Haşim Şahin yazsın, ben filmden bahsedeyim sadece. 

Film zulüm ve merhamet karşıtlığı üzerine kurulu. Zalim olacağı daha çocukken kafesteki kuşu öldürmesinden belli olan voyvoda ile merhameti ile gönülleri fetheden Türkler arasında geçiyor. Voyvoda ilginç bir kişilik. Zırhlarında haç işareti olduğu halde Papa’yı küçük gören ve kendisini Tanrı’nın oğlu sanan bir zındık, Hristiyan-Müslüman ayrımı yapmadan herkesi öldüren bir zalim, kendisinden başka kimseyi sevmeyen ve kendine tapan bir manyak olarak resmedilmiş. Deliler ise Kazıklı Voyvoda’nın ettiği zulümlerin cezasını kesip makbuzunu eline verenler oluyor.

Perşembe, 15 Kasım 2018 23:58

Müslüm filmi üzerine kısa notlar

Yazan

Gişelerde rekor kırmasa da çok seyredilen bir film ve hakkında hem geleneksel medyada hem sosyal medyada epey bir yazıldı, çizildi. Vizyona girdiğinden beri gitmek istememe rağmen fırsat bulamamıştım. Nihayet fırsatını buldum ve gittim. İzledim ve sinemadan çıkınca da bir müddet kendime gelemedim. Eve gelip Müslüm şarkılarını dinledim, dinledikçe kendi içimde boğulduğumu hissedince bilgisayarı kapatıp kendimi dışarı attım.

Peki birçok insan gibi beni de etkileyen şey neydi? Müslüm’ün şarkıları mı, bir trajediden farksız hayatı mı, talihsizliği mi, replikler mi, fotoğraflar mı, filmin kendisi mi, neydi? İçine düştüğü girdaptan kurtulmaya çalışan bir insanın çırpınışları mı beni etkiledi? Kimsenin elini tutmasına izin vermeyecek kadar müstağni olması mı? Bir türlü bırakamadığı içkisi mi? Kaderini çizen babasının acımasızlığı mı? Yoksa hepsi mi?

Birkaç sene önce Diyanet İşleri Başkanlığının her yıl düzenlediği sempozyum için aramışlardı. Sempozyumun o seneki konusu sanat idi ve sanatın tüm dalları ile ilgili oturumlar olacaktı. Benden de İslâm ve Şiir başlıklı bir sunum yapmam istendi. Ben konunun genişliğini dile getirerek bu konuda konuşma yapacak birkaç isim önerdim. Önerdiğim isimler müsait olmadıklarını söyleyince iş başa düştü ve çalışmaya başladım.

Konu İslâm ve şiir olacağına göre önce Kur’ân’a bakmak gerekir diye düşündüm ve Kur’ân’a ve Kur’ân’ın nazil olduğu toplumda şiiri araştırmaya başladım. Konunun 20 dakikalık bir bildiride sunulamayacağını bildiğimden konuyu Kur’ân ile sınırlandırdım. Kur’ân’da Şiir Algısı başlığıyla bir bildiri hazırladım ve daha sonra onu makaleye dönüştürdüm.

Perşembe, 20 Eylül 2018 08:53

Bulgaristan'ın Manevi Bekçileri

Yazan

Bulgaristan ile yakından ilgilenmem doktora yaparken olmuştu. Tezim İsmail Hakkı Bursevî ve onun bir eseri üzerine idi. İsminden dolayı Bursalı olduğunu düşündüğüm bu muhterem zâtın Filibeli olduğunu öğrenince şaşırmıştım. Daha sonra Şumnu ve diğer şehirlerin de ismini gördükçe kendisi de Bulgaristan’dan gelen bir ailenin çocuğu olan mesai arkadaşım merhum Erol Çetin’e bu yerleri sorar ve oralarla ilgili sohbet ederdik. Bursevî’nin şeyhi Atpazarî Osman Fazlî İlahî de Şumnulu idi ve ömrünün son yıllarını Kıbrıs’ta geçirmiş ve Bursevî de ziyaretine Kıbrıs’a gitmişti.

Kaderin garip cilvesi olsa gerek Kıbrıs’ta iki yıl kaldım ve bu süre zarfında defalarca Kutup Osman olarak bilinen Osman Fazlî İlahî’nin Mağusa’daki türbesini ziyaret ettim. Kıbrıs’ta kaldığım hafta sonları tarihî ve turistik yerleri gezerdim. Bu geziler sonucunda da Kıbrıs’ın Manevi Mimarları isimli bir kitap yayınladım. Kitaptan mesai arkadaşım Abidin Karasu’ya da verdim. Her şey bu kitap verme ile başladı.

Pazartesi, 17 Eylül 2018 10:24

Leyla ile Mecnun

Yazan

Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir.

Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.

Mecnun'un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla'yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur. Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz. Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:

Pazartesi, 17 Eylül 2018 10:12

Romeo ve Juliet

Yazan

Capuletler ve Montagueler birbirine düşman iki ailedir. Aralarındaki bitmek bilmez kin ve nefret vardır ve bir sürü kan dökülmüştür. 

Eser ateşli ve heyacanlı olduğu her halinden belli olan Tybalt’ın olayı tam olarak öğrenmeden Romeo’nun arkadaşına saldırdığı sahne ile başlar. Tybalt’ın bu dizginlenemeyen hiddeti sonradan yaşanacak olayların müsebbibi olacaktır. Shakespeare adeta ilk sahneyi okurun Tybalt’ı daha iyi tanıması için yazmıştır.

Bu sahne aynı zamanda Capulet ve Montague aileleri arasındaki düşmanlığı  da gösterir. Şehrin yönetici Prens Escalus’un araya girmesi ile olaylar yatışır ama daha sonra küçük bir kıvılcımla tekrar ateşleneceğini okuyucu hissseder ve sezer.

Page 1 of 5

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç