Kıbrıs

Etkinlik Takvimi

26 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
18 Ara 2017;
02:00PM - 03:00PM
Ney nedir, ne der?
12 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
11 Ara 2017;
05:00PM - 06:30PM
Tarihçiler için edebiyat
29 Kas 2017;
06:00PM - 07:30PM
Gazel İncelemeleri

Kimler Sitede

64 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 28

Dün 37

Haftalık 28

Aylık 619

Tüm Zamanlar 243711

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazar, 19 Mart 2017 23:15

Pirî Paşa Camii ve Türbesi Öne Çıkarılmış

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yine bir pazar günü, üstelik hava da güneşli. Evde oturacak halimiz yok ya. Aldım tayfayı çıktık yola. Ver elini Lefke.

Lefke’yi çok severim. Zaman zaman giderim. Sessiz, sakin, yeşil ve huzur verici bir yer. Tarih Lefke’de evler, konaklar, camiler ve resmi binalar ile dimdik ayakta. Macunları, meşhur Yafa portakalı ve pekan cevizi ile hurması bütün tadlarıyla bizi selamlıyor. Lefke’yi dünyaya tanıtan bir diğer isim ise Şeyh Nazım Kıbrısî. Lefke’yi uluslarasılaştıran cami ve türbe adetâ birleşmiş milletler. Her milletten insan var ve İngilizce neredeyse Türkçe kadar konuşulan bir dil. Şeyh Efendi bile sohbetini hem Türkçe hem de İngilizce yapıyor.

Lefke’de üç camii var. Mahkemeler Camii, Şeyh Nazım Camii ve Pir Mehmet Paşa Camii. Bir diğer söyleyişle, Aşağı Cami, Orta Camii ve Yukarı Camii. En eskisi ise en sonuncusu ve ben sizlere sonuncusunu tanıtmaya çalışacağım.

Camii bulmak o kadar kolay değil, Lefke’nin çarşısını geçip yukarı doğru tırmanıyorsunuz. Sağınıza mahkeme ve kaymakamlık binasını alıp devam edince yol ileride üçe ayrılıyor. Siz en soldakine girip devam edince camiin önüne geliyorsunuz. Yol dar olduğu için park sorunu yaşayabilirsiniz ama dert etmeyin. Az ileride de dursanız yakın olduğu için yürüyerek gelebilirsiniz.

Camie adını veren paşa

Camie Yukarı Cami ve Osman Paşa Camii adları da verilmekle birlikte en çok kullanılan ismi Pir Paşa Camii. Daha doğrusu Piri Mehmet Paşa Camii.

Camie isim verenin kabri bugün kendisinin yaptırdığı Silivri’deki külliyede. Kıbrıs’ın fethinden sonra Lefke Baf’a bağlanmış ve Yavuz’un ve Kanunî’nin sadrazamlığını yapan Piri Mehmet Paşa’nın (ö. 1532) Kıbrıs’ın fethine katılan torunu Ebubekir Bey de Baf sancaktarı olarak atanmış. Ebubekir Bey’in Lefke’yi ziyaretinde harap halde gördüğü bu camii yeniden inşa ettirip hürmeten dedesinin adını verdiği yazılı kaynaklarda. Ebubekir Bey dedesi kadar çok meşhur olmadığı için kaynaklarda hakkında bilgi yok. Daha derin ve geniş bir araştırmaya ihtiyaç var kim olduğunu tam olarak öğrenebilmek için.

Bu durumda camiin tarihinin çok eskilere gitmesi gerekiyor. Kaynaklarda Emeviler dönemi yazıyor ama bana bu iddia pek makul gelmedi. Kıbrıs’ın güneydoğusundan giriş yapan Arapların buralara kadar gelmesi ve bir cami inşa edecek kadar kalmış olmaları kaynaklarda pek geçmiyor. Belki bir namazgah veya mütevazi bir mescit olabilir.

Kaynaklarda kiliseden camie çevrilmiş olduğu da yazılı. Hatta kilisenin adı da Aya Yorgi imiş. Ancak camii görünce kiliseden dönme olduğunu gösteren bir işaret göremedim. Mihrap kısmına bakan duvarlara arka taraftan bakıldığında kalıntılar farkediliyor. Muhtemelen harap olmuş ve yıkılmaya yüz tutmuş veya kısmen yıkılmış bir kilise iken yıkıntılarından camii inşa edildi. Yoksa adanın dört bir yanında hiçbir kiliseyi cami yapmak için yıkmayan Türkler burasını niye yıksınlar?

Adak yeri: Osman Paşa’ya ait mezar

Camie doğu istikametindeki yol tarafından girince hemen solda demir şebekeli kapıdan girilen bir bölüm var. Burada ayak taşı muhteşem işlemeli, yeşil bir sarık sarılmış şahidesi olan ve üzeri mumlarla dolu bir mezar var. Osmanlı taş işleme sanatının İstanbul’da bile nadir görülen bir örneği olan bu mezar ne camiin banisine ne de bir şeyh efendiye ait. Bu muhteşem mezar Osman Paşa adında bir bürokrata ait. Bir bürokratın mezarı neden adak yeri olsun, sorusu aklımıza takılmadı değil.

Talihsiz Osman Paşa

Osman Paşa’nın talihi Kıbrıs’a atanmasıyla dönmüş. Yazılanlara göre Tanzimat Fermanı’nın ilanını müteakip fermanı uygulamak üzere Kıbrıs’a gönderilmesiyle başlamış Osman Paşa’nın sonu. Adaya vardığında tesiri daha sonra hissedilen bir zehir sonucu zamanla kendini kötü hissetmesi, havasının daha iyi geleceği düşüncesiyle Lefke’ye gönderilmesi ve burada da hayatını kaybetmesi üzerine de camiin yanındaki mezarlığa defnedilmesi. Niçin öldürüldüğüne dair iki farklı görüş var. İlki rumlar tarafından zehirlenmesi. Diğeri ise çok güzel olduğu söylenen karısında gözü olan bir arkadaşı tarafından öldürülmesi. Hazreti Davud’un hikayesini hatırlatıyor, Sanki biraz ondan uyarlanmış gibi. Osman Paşa'nın bu hikayesinden ehlinin eline geçerse çok güzel bir film olur. Kim bilir, belki günün birinde birileri yapar.

Osman Paşa ile karısı arasında büyük bir aşk olmalı. Kocasının ölümünün ardından İzmir’e giderek mezar taşlarını yaptırıp buralara gönderen ve diktiren bir hanımdan bahsediyoruz. Ayak taşının üzeri sarmaşık ve farklı çiçek motifleriyle işlenmiş. Şahidesi ise muazzam bir taş üzerine hat kazıma örneği. Halkın herhangi bir dini ve manevi yönü olmayan bir mezara bu kadar ilgi göstermesi ve adaklarda bulunması muhtemelen onların hayran olunası aşklarının tesiriyle olsa gerek.

Halkın ilgisi güzel ama mezara zarar verecek derecede olması pek güzel değil. Hemen yan tarafında bir mumluk olduğu halde böyle muhteşem bir eserin baş ve ayak taşlarının önünde ve ardında devamlı mum yakılması o güzelim şahideleri karartmış.

Camiin avlusunda başka mezarlar da var. Bu bölgede ve camide görev alan zevatın ve yakınlarının mezarı genellikle bunlar. Camiin hemen yanında da mezarlık varmış ama zamanla ortadan kaldırılmış.

Camiin yanında bir yerde bir de medrese inşa edildiği söylense de bugüne kalmış bir şey göremedim. Muhtemelen küçük bir yapı idi ve zamanla ya yıkılmış ya da bir başka amaçla kullanılmış olmalı.

Nasıl bir cami

Her şeyden önce klasik bir Kıbrıs Türk mimari eseri olduğunu söyleyelim. Camiin kıble-mihrap yönünün dar kısmını oluşturduğu kesme taştan yapılmış dikdörtgen bir yapı. Üstü klasik kubbesiz Kıbrıs camiileri çatısı. Giriş tarafında ilk cemaat mahfili ahşap kafes parmaklıklar ile kapatılmış. Tezyinat bakımından sade, ferah ve rahat bir cami. Hemen kuzeyinde ise sempatik bir minare var. Son cemaat mahallinden girilen minarenin içi kuş yuvası ile dolu. Rahat çıkılan bir merdiveni var ve şerefesinden deniz ve Lefke bir arada görülüyor, manzara muhteşem gerçekten.

Eh, artık bu kadar anlattıktan sonra gidip görmek istersiniz, değil mi?

Okunma 396 kez Son Düzenlenme Cuma, 14 Nisan 2017 09:25

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2017 İsmail Güleç