Kıbrıs

Etkinlik Takvimi

26 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
18 Ara 2017;
02:00PM - 03:00PM
Ney nedir, ne der?
12 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
11 Ara 2017;
05:00PM - 06:30PM
Tarihçiler için edebiyat
29 Kas 2017;
06:00PM - 07:30PM
Gazel İncelemeleri

Kimler Sitede

70 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 28

Dün 37

Haftalık 28

Aylık 619

Tüm Zamanlar 243711

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Salı, 25 Ekim 2016 11:10

Karabuba Mescidi/Tekkesi Öne Çıkarılmış

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Karababa Tekkesinin ismini ilk duyduğumda öğrencilik yıllarım gözümün önünde canlandı. Çemberlitaş’taki Karababa Dergahına giderdik Perşembe öğleden sonraları. Çay ve galeta eşliğinde şeyh efendinin sohbetlerini dinlerdik. Bir şey anlamazdım ama içim

huzurla dolar, mutlu bir şekilde ayrılırdım oradan. Bazen hatırlamaya çalışıyorum anlatılanları, aklıma pek bir şey gelmiyor. Demek ki can kulağıyla dinlememişim diyorum veya hazır değilmişim sohbet ziyafetini sindirmeye ve hazmetmeye. Gençlik işte, insan kıymetini bilmiyor her zaman. En azından gittim, güzel insanlar  gördüm, anlamasam da dinledim. Buna da şükrediyorum.

Neyse, sadede gelelim, Lefkoşa’da da bir Karababa Tekkesi varmış. Duyup da ziyaret etmemek olur mu, olmaz dedim ve gittim.

Lefkoşalıların deyimiyle Karabuba Tekkesi veya mescidi Lefkoşa’nın surlar içindeki mahallelerinden, Selimiye Camii yakınlarındaki Haydarpaşa’da bugüne kadar gelebilmiş bir türbe-tekke. Adı mescit ama mescit olarak kullanılmıyor bugün. Çok yakınında Haydarpaşa Camiinin olmasından dolayı belki de. İki Karababa sokağının kesiştiği noktada, hayatta kendisinden başka bir arkadaşı kalmamış yalnız bir ihtiyar gibi yüzümüze mahzun ve melül bakan bir yapı. Çünkü zaviyenin veya tekkenin diğer odaları ve bölümleri bugün yok. Vakıflar İdaresi olmasa belki bu bina da kalmazdı.

 

Bu tek mekânlı küçük evde bir türbe var: Karababa Türbesi. Bir rivayete göre Kadiri şeyhi olan Karababa’ya ait. Bir başka rivayete göre ise Bektaşi babası Karababa ve iki dervişine ait. En kuvvetli rivayet ise Lefkoşa’nın fethi esnasında şehit düşen bir askere ait olduğu. Şehit olduğu için elbiseleri ve silahlarıyla gömülen askerin mezarı zamanla önce türbeye, bir türbedarın atanması ile de tekkeye dönüşmüş. Muhtemelen Kadiri dervişleri gelince de Kadiri tekkesi oldu.

Yaklaşık almış metrekarelik dikdörtgen bir zemin mescit olarak kullanılıyor. Duvarlar kerpiç ve alçı sıvalı. Çatısı da klasik, ahşap ve kiremit. Kapıdan girince küçük bir mihrap var karşı duvarda. Girişin sağ tarafında kalan duvarda da küçük bir pencere var. Hâcet penceresi diyorlar. Bu pencerenin hemen önünde de Karababa’nın mezarı var. Diğer türbelerde olduğu üzeri yeşil örtü ile kaplı ahşap bir sanduka var. Bir zamanlar sandukanın üstünde sancak varmış, 1970’lerin başına kadar yerinde iken sonra kaybolmuş. Şimdi kim bilir nerede.

Yakın geçmişe kadar adak yeri olarak da bilinirmiş, hâlâ adak adanır mı bilmem.

Bir yerde hacet penceresi olur da oraya çaput bağlanmaz mı? Bağlanır tabi. Karababa Türbesindeki hacet penceresinin önündeki ahşap parmaklığa da çaput bağlanırmış eskiden. Parmaklık kalkınca veya kaldırılınca çaput bağlama da ortadan kaybolmuş oldu. Sadece çaput bağlasalar iyi, mum da yakarlarmış. Bir seferinde mum parmaklığı yakmış, bir daha olmasın diye demir parmaklık yapmışlar.

Türbenin hemen bitişiğindeki ev ise türbedar için vakfedilmiş. Bir zamanlar burada Kadiri devranı dönermiş, zikirler çekilirmiş, diğer tarikatlardan de gelenler olurmuş. Bir su kuyusu ile havuzun olduğu bir avlusu ve yeşil bir bahçesi de varmış. Hatta çevresi de yeşilmiş, ağaçlıkmış. Bu yüzden Karababa Bahçesi denirmiş. 1947’de son türbedarı da ölünce tekke öksüz kalmış ve kala kala bir bina kalmış.

Keşke hep öyle yeşil kalsaymış tekke. Ne güzel olurdu ağaçlar arasında kerpiç duvarlı alçı sıvalı kırmızı kiremitli, bembeyaz bir yapının önünde oturup bu dünyadan kısa süreli de olsa harikalar diyarına kaçabilmek?

Okunma 465 kez Son Düzenlenme Cuma, 14 Nisan 2017 09:28

Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2017 İsmail Güleç