Kıbrıs Yazıları

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

154 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 59

Dün 116

Haftalık 721

Aylık 2649

Tüm Zamanlar 286758

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Kıbrıs Yazıları - İsmail Güleç
Kıbrıs Yazıları

Kıbrıs Yazıları (31)

Kıbrıs gezmeye doyamadığım bir yer. Tarih burada, doğa burada, kültür burada. Beni büyülemeye devam ediyor. Aynı yeri defalarca geziyorum ve her seferinde bir başka şey öğreniyorum. Sorup öğrendiklerimi, okuyup bildiklerimi sizlerle paylaşmak bu sayfanın temel hedefi. Merakınızı celbedip gezmenize, görmenize vesile olursa kendimi bahtiyar hissedeceğim.

Cuma, 14 Nisan 2017 08:45

Abdi Çavuş Şehidası

Yazan

 

Lefkoşa’nın özelliklerinden biri de her sokağında bir şehit mezarının bulunmasıdır. Özellikle Lefkoşa’nın fethi esnasında surlar aşılıp şehre girildikten sonra sokaklarda çatışmalar bir iki gün devam etmiş ve bu esnada birçok yeniçeri şehit düşmüştür. Bunların mezarları şehit düştükleri yere defnedilmiş. İlk defnedildikleri zamanlarda sadece bir mezar iken kiminin izleri zamanla silinmiş, mezarları kaybolmuş.

Kaybolan mezarların bir kısmı üzerine yapılan evlerde oturanlar veya oradan geçen bir derviş tarafından tespit edilerek yeniden düzenlenip adeta özür dilercesine bu defa bir mezardan daha fazlasına, adak yerine dönüştürülmüş.

Böyle bir adak yeri Abdiçavuş Mahallesinde de var. Kumarcılar Han’ın arkasında kalan bölgede bulunuyor Abdiçavuş Mahallesi. Abdiçavuş mahallesi 1831 tarihinde yapılan sayıma göre gayrımüslimlerin olmadığı, sadece Türklerin yaşadığı bir mahalle. Mahallede vakfedilen birçok eser varmış. Hem Osmanlı, hem İngiliz döneminde, hatta 1960lar, 70lerde bile özellikle ömrünün son demlerinde hacdan gelen dindar Türkler tarafından, evler, dükkanlar ve bahçeler vakfedilmiş. Bugün nisbeten bakımsız evleri ve çok temiz ve düzgün olmayan sokakları olan bu mahalle Lefkoşa’nın geleneksel yönünü göstermesi bakımından oldukça önemli. Lefkoşa’nın hangi mahallesi önemli değil ki dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız.

Pazar, 09 Nisan 2017 12:56

Kavaklı Dede Türbesi

Yazan

Kıbrıs’taki türbe ve yatır gezilerine devam ediyorum ve meraklıları için de tanıtmaya çalışıyorum. Her gittiğim ve ziyaret ettiğim türbenin diğer türbelerle benzerliği olmasının yanı sıra aynı isimli bir türbenin Türkiye’de de olması dikkatimi çekiyor. Kavaklı Dede de bunlardan biri ve iki benzerlik bu türbede de var.

Özellikle Dalaman, Afyon ve Isparta’da isminde kavak olan yatırların bulunması Türkiye ile Kıbrıs arasında özel bir ilişki olduğunu bize gösteriyor. Bu ayrı bir yazının konusu olduğu için üzerinde durmadan türbeyi size tanıtmaya çalışayım.

Kavaklı Dede türbesi Yukarı Girne mahallesinde Yazıcızade Camiin bulunduğu sokakta, Cemal Gürsel ile Namık Kemal sokaklarının kesiştiği köşede bulunuyor.

Pazar, 02 Nisan 2017 19:51

Zeytinlik Köyünün Garip Dede’si

Yazan

Anadolu’da birçok yerde türbesi ve makamı olan Garip Dede’yle Kıbrıs’ta da karşılaştım. Hem de iki yerde. İlki Mağusa’da idi ve onu sizlerla daha önce paylaşmıştım. Kıbrıs’ta Garip Dede denilince akla geleni ise Girne’de, Zeytinlik Köyünde olanı. Köy merkezinde, camiin hemen alt tarafında, yol üzerinde, etrafı yeşile boyanmış demir parmaklıklarla çevrili ve kendisinden başka bir türbenin olmadığı yalnız başına kalmış, adı gibi garip bir türbede bulunan Garip Dede’yi sizlere anlatmaya çalışayım.

Garip Dede'yle buluşmamız da biraz garip oldu. Zeytinlik ve Girne hiç bilmediğim yerler değil. Haliyle sorduk bulmak için. Bilen bir Allah kuluna rastlamadık. Anladım ki Zeytinlik'te artık Zeytinlikliler oturmuyor. Zeytinlik sokaklarında dolaşırken birden karşımıza çıktı Garip Dede ve bizleri sevindirdi.

Zeytinlik bir Türk köyü. Eskiden muhtemelen çok güzel geleneksel bir Kıbrıs köyü idi. Şimdi ise Girne ile bütünleşmiş, şehrin bir mahallesi olmuş artık.

Garip Dede hakkında farklı iki rivayet var. Bana en makul geleninden başlayayım.

Pazar, 19 Mart 2017 23:15

Pirî Paşa Camii ve Türbesi

Yazan

Yine bir pazar günü, üstelik hava da güneşli. Evde oturacak halimiz yok ya. Aldım tayfayı çıktık yola. Ver elini Lefke.

Lefke’yi çok severim. Zaman zaman giderim. Sessiz, sakin, yeşil ve huzur verici bir yer. Tarih Lefke’de evler, konaklar, camiler ve resmi binalar ile dimdik ayakta. Macunları, meşhur Yafa portakalı ve pekan cevizi ile hurması bütün tadlarıyla bizi selamlıyor. Lefke’yi dünyaya tanıtan bir diğer isim ise Şeyh Nazım Kıbrısî. Lefke’yi uluslarasılaştıran cami ve türbe adetâ birleşmiş milletler. Her milletten insan var ve İngilizce neredeyse Türkçe kadar konuşulan bir dil. Şeyh Efendi bile sohbetini hem Türkçe hem de İngilizce yapıyor.

Lefke’de üç camii var. Mahkemeler Camii, Şeyh Nazım Camii ve Pir Mehmet Paşa Camii. Bir diğer söyleyişle, Aşağı Cami, Orta Camii ve Yukarı Camii. En eskisi ise en sonuncusu ve ben sizlere sonuncusunu tanıtmaya çalışacağım.

Pazar, 05 Mart 2017 20:40

Kantara Kalesi

Yazan

Adanın doğusundaki bekçi

Kıbrıs’ın kuzey sıradağları üzerinde adaya gelen dost ve düşman gemileri gözetlemek üzere doğusundan batısına doğru dizilmiş üç kale var. En küçüklerini ortalarına almış üç kızkardeşe benzettiğim bu kalelerden ilk olarak ortasındaki Buffavento Kalesini yazmıştım, daha sonra da St Hilerion’u. Sıra adanın en doğusunda yer alan Kantara Kalesinde. Sizlere bu sefer bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Yine güneşli bir pazar günü, havanın henüz tam manasıyla ısınmadığı, terletmeyecek kadar serin, üşütmeyecek kadar sıcak bir bahar günü gezdim bu kaleyi. Denizden yaklaşık 700 metre yükseklikte bir noktada inşa edilen kale konum itibarıyla öyle bir yere kondurulmuş ki hem adanın kuzeyindeki denize, hem doğusundaki denize, hem Dipkarpaz’a kadar uzanan o çıkıntı yarımadaya, hem de Maserya ovasına hakim. Dolayısıyla kuş adaya kuzeydoğu ve doğudan gelecek her türlü gemiyi görmek mümkün.

Pazar, 19 Şubat 2017 09:18

Saint Hilarion basit bir kale değildir

Yazan

Saint Hilarion Efsaneleri

Saint Hilarion kalesini tanıtmaya çalışğım yazının sonunda kale ile ilgili efsanelerin ayrı bir yazı konusu olduğunu söylemiş ve bir sonraki yazıda sadece bu konuya ele alan bir yazı yazacağımı belirtmiştim. Sözümüzü yerine getirelim.

Her şeyden önce kalenin kendisine has bir karizması olduğunu ve efsane üretmeye uygun bir zemini bulunduğunu söyleyelim. Kalenin beni etkileyen tarafı taşların üzerinde olmanın verdiği bir vahşilik ve doğallıkla kale içindeki yapıların naifliğinin ve güzelliğinin bir arada uyum içinde olması. Bu eşsiz uyum bir o kadar eşsiz panoramik manzara ile birleşince insanların dikkatini çekmemesi ve etkilenmemesi mümkün değil. O kadar muhteşem bir görüntüsü var ki etkilenmemek mümkün değil. Söylenenlere göre Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmindeki kale bu kaleden mülhem inşa edilmiş. Filmi gözlerimin önüne getirmeye çalışınca aralarında gerçekten bir benzerlik olduğunu düşündüm.

 

Cumartesi, 18 Şubat 2017 16:05

Saint Hilarion Kalesi

Yazan

 

Kıbrıs’ı doğudan batıya doğru kesen iki sıradağ var. Biri Zafer Burnu’ndan Koruçam’a kadar sıralanan bazı kaynaklarda Girne olarak da geçen ama daha çok Beşparmak olarak bildiğimiz ve söylediğimiz sıradağlar. Diğeri de Rum kesimindeki Türklerin Karlıdağ adını verdikleri Trodos.

Yaklaşık 170 kilometre uzunluğundaki Kuzeydeki sıradağlar üzerinde değişik dönemlerde yapılmış üç kale var: En doğusunda Kantara, ortada Buffevento ve batısında da Girne’nin sırtını dayadığı 732 metre yükseklikteki tepelerin üzerinde St Hillarion Kalesi. Gözetleme amaçlı inşa edilen bu üç kaleden bugün en sağlamı ve belli olanı St Hillarion. Sadece gözetleme değil, aynı zamanda Girne’den Lefkoşa’ya geçişi de kontrol eden bir noktada. Size bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Çarşamba, 14 Aralık 2016 09:22

Mahmut Paşa Adak Yeri

Yazan

Kıbrıs’ta türbe ve mezarların yanında birçok adak yeri de var. Mahmut Paşa da bunlardan biri. Mahmut Paşa adak yerini görmek için ya şanslı ya da dikkatli olmalısınız. Lefkoşa’yı gezenlerin yolu üzerinde bir yerde olmadığı için bilmiyor ve aramıyorsanız tesadüfen karşınıza çıkması pek mümkün değil.

Polis Sokağının Mahmut Paşa Sokağı ile birleştiği köşede bulunan bir mezar. Daha kolay bulmanız için söyleyecek olursak mahkemeler binasının arka tarafında, güney batı köşesindeki duvarda. Bir mezarın bir duvarın dibinde ne işi var diye düşünürken çok eskiden burada bir mezarlık olduğunu öğrendim. 1896 yılında mahkeme binaları yapılacağı zaman mezarlar Girne Kapı dışındaki mezarlığa taşınmış, sadece Polis avlusundaki üç mezar bırakılmış. Muhtemelen adak adanan mezarlar olması taşınmamasında etkili oldu. Halkın tepkisinden çekinilmiş ve burada bırakılmış olmalı. Veya halk inanışından ve töresinden vazgeçmedi ve mum yakıp çaput bağlayıp adak adamaya devam etti.

Salı, 25 Ekim 2016 11:10

Karabuba Mescidi/Tekkesi

Yazan

Karababa Tekkesinin ismini ilk duyduğumda öğrencilik yıllarım gözümün önünde canlandı. Çemberlitaş’taki Karababa Dergahına giderdik Perşembe öğleden sonraları. Çay ve galeta eşliğinde şeyh efendinin sohbetlerini dinlerdik. Bir şey anlamazdım ama içim

huzurla dolar, mutlu bir şekilde ayrılırdım oradan. Bazen hatırlamaya çalışıyorum anlatılanları, aklıma pek bir şey gelmiyor. Demek ki can kulağıyla dinlememişim diyorum veya hazır değilmişim sohbet ziyafetini sindirmeye ve hazmetmeye. Gençlik işte, insan kıymetini bilmiyor her zaman. En azından gittim, güzel insanlar  gördüm, anlamasam da dinledim. Buna da şükrediyorum.

Neyse, sadede gelelim, Lefkoşa’da da bir Karababa Tekkesi varmış. Duyup da ziyaret etmemek olur mu, olmaz dedim ve gittim.

Çarşamba, 03 Ağustos 2016 06:06

Bir Hristiyan Ermişi: Aziz Barnabas

Yazan

Kıbrıs doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihiyle de oldukça dikkat çekici. Çok zengin bir tarihi birikim var burada. Antik Yunan ve Roma döneminden kalma şehir kalıntıları var. Erken Hıristiyanlık dönemine, özellikle Ortodoksluk için çok önemli din adamlarının mezarları ve adlarına inşa edilen kiliseler var. Bizans, Lusignanlar, Venedikler dönemlerine ait anıtsal mimari eserler var. Ve bizim için önemli iki dönem. Hz. Peygamber’in vefatının ardından başlayan Müslüman fatihlerin akınları ve Osmanlılar tarafından fethedilmesi. Bu iki dönemden kalan çok sayıda şehit mezarlarımız var.

Bu yazıda sizlere ilk dönem hıristiyanları açısından oldukça önemli bir ismi Aziz Barnabas’ı ve onun mezarını tanıtmaya çalışacağım.

Aziz Barnabas Türkiye’de daha çok yazdığı İncil ile bilinir. Bugün Ahd-i Cedîd olarak da bilinen Kutsal Kitap’ta yer alan incillerde teslîs ve enkarnasyon yer alırken Barnabas İncili’nde her ikisi de reddedilir. Bizleri heyecanlandıran kısmı ise peygamberimiz efendimiz Hz. Muhammed’in risâletini müjdeleyen ayetlerin Barnabas’ın incilinde yer alıyor olması. Bu nedenlerden dolayı Barnabas İncili Vatikan tarafından onaylanıp kabul edilmiyor.

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç