Kıbrıs Yazıları

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

110 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 13

Dün 115

Haftalık 239

Aylık 2753

Tüm Zamanlar 273111

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Kıbrıs Yazıları - İsmail Güleç
Kıbrıs Yazıları

Kıbrıs Yazıları (27)

Kıbrıs gezmeye doyamadığım bir yer. Tarih burada, doğa burada, kültür burada. Beni büyülemeye devam ediyor. Aynı yeri defalarca geziyorum ve her seferinde bir başka şey öğreniyorum. Sorup öğrendiklerimi, okuyup bildiklerimi sizlerle paylaşmak bu sayfanın temel hedefi. Merakınızı celbedip gezmenize, görmenize vesile olursa kendimi bahtiyar hissedeceğim.

Pazar, 05 Mart 2017 20:40

Kantara Kalesi

Yazan

Adanın doğusundaki bekçi

Kıbrıs’ın kuzey sıradağları üzerinde adaya gelen dost ve düşman gemileri gözetlemek üzere doğusundan batısına doğru dizilmiş üç kale var. En küçüklerini ortalarına almış üç kızkardeşe benzettiğim bu kalelerden ilk olarak ortasındaki Buffavento Kalesini yazmıştım, daha sonra da St Hilerion’u. Sıra adanın en doğusunda yer alan Kantara Kalesinde. Sizlere bu sefer bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Yine güneşli bir pazar günü, havanın henüz tam manasıyla ısınmadığı, terletmeyecek kadar serin, üşütmeyecek kadar sıcak bir bahar günü gezdim bu kaleyi. Denizden yaklaşık 700 metre yükseklikte bir noktada inşa edilen kale konum itibarıyla öyle bir yere kondurulmuş ki hem adanın kuzeyindeki denize, hem doğusundaki denize, hem Dipkarpaz’a kadar uzanan o çıkıntı yarımadaya, hem de Maserya ovasına hakim. Dolayısıyla kuş adaya kuzeydoğu ve doğudan gelecek her türlü gemiyi görmek mümkün.

Pazar, 19 Şubat 2017 09:18

Saint Hilarion basit bir kale değildir

Yazan

Saint Hilarion Efsaneleri

Saint Hilarion kalesini tanıtmaya çalışğım yazının sonunda kale ile ilgili efsanelerin ayrı bir yazı konusu olduğunu söylemiş ve bir sonraki yazıda sadece bu konuya ele alan bir yazı yazacağımı belirtmiştim. Sözümüzü yerine getirelim.

Her şeyden önce kalenin kendisine has bir karizması olduğunu ve efsane üretmeye uygun bir zemini bulunduğunu söyleyelim. Kalenin beni etkileyen tarafı taşların üzerinde olmanın verdiği bir vahşilik ve doğallıkla kale içindeki yapıların naifliğinin ve güzelliğinin bir arada uyum içinde olması. Bu eşsiz uyum bir o kadar eşsiz panoramik manzara ile birleşince insanların dikkatini çekmemesi ve etkilenmemesi mümkün değil. O kadar muhteşem bir görüntüsü var ki etkilenmemek mümkün değil. Söylenenlere göre Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmindeki kale bu kaleden mülhem inşa edilmiş. Filmi gözlerimin önüne getirmeye çalışınca aralarında gerçekten bir benzerlik olduğunu düşündüm.

 

Cumartesi, 18 Şubat 2017 16:05

Saint Hilarion Kalesi

Yazan

 

Kıbrıs’ı doğudan batıya doğru kesen iki sıradağ var. Biri Zafer Burnu’ndan Koruçam’a kadar sıralanan bazı kaynaklarda Girne olarak da geçen ama daha çok Beşparmak olarak bildiğimiz ve söylediğimiz sıradağlar. Diğeri de Rum kesimindeki Türklerin Karlıdağ adını verdikleri Trodos.

Yaklaşık 170 kilometre uzunluğundaki Kuzeydeki sıradağlar üzerinde değişik dönemlerde yapılmış üç kale var: En doğusunda Kantara, ortada Buffevento ve batısında da Girne’nin sırtını dayadığı 732 metre yükseklikteki tepelerin üzerinde St Hillarion Kalesi. Gözetleme amaçlı inşa edilen bu üç kaleden bugün en sağlamı ve belli olanı St Hillarion. Sadece gözetleme değil, aynı zamanda Girne’den Lefkoşa’ya geçişi de kontrol eden bir noktada. Size bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Çarşamba, 14 Aralık 2016 09:22

Mahmut Paşa Adak Yeri

Yazan

Kıbrıs’ta türbe ve mezarların yanında birçok adak yeri de var. Mahmut Paşa da bunlardan biri. Mahmut Paşa adak yerini görmek için ya şanslı ya da dikkatli olmalısınız. Lefkoşa’yı gezenlerin yolu üzerinde bir yerde olmadığı için bilmiyor ve aramıyorsanız tesadüfen karşınıza çıkması pek mümkün değil.

Polis Sokağının Mahmut Paşa Sokağı ile birleştiği köşede bulunan bir mezar. Daha kolay bulmanız için söyleyecek olursak mahkemeler binasının arka tarafında, güney batı köşesindeki duvarda. Bir mezarın bir duvarın dibinde ne işi var diye düşünürken çok eskiden burada bir mezarlık olduğunu öğrendim. 1896 yılında mahkeme binaları yapılacağı zaman mezarlar Girne Kapı dışındaki mezarlığa taşınmış, sadece Polis avlusundaki üç mezar bırakılmış. Muhtemelen adak adanan mezarlar olması taşınmamasında etkili oldu. Halkın tepkisinden çekinilmiş ve burada bırakılmış olmalı. Veya halk inanışından ve töresinden vazgeçmedi ve mum yakıp çaput bağlayıp adak adamaya devam etti.

Salı, 25 Ekim 2016 11:10

Karabuba Mescidi/Tekkesi

Yazan

Karababa Tekkesinin ismini ilk duyduğumda öğrencilik yıllarım gözümün önünde canlandı. Çemberlitaş’taki Karababa Dergahına giderdik Perşembe öğleden sonraları. Çay ve galeta eşliğinde şeyh efendinin sohbetlerini dinlerdik. Bir şey anlamazdım ama içim

huzurla dolar, mutlu bir şekilde ayrılırdım oradan. Bazen hatırlamaya çalışıyorum anlatılanları, aklıma pek bir şey gelmiyor. Demek ki can kulağıyla dinlememişim diyorum veya hazır değilmişim sohbet ziyafetini sindirmeye ve hazmetmeye. Gençlik işte, insan kıymetini bilmiyor her zaman. En azından gittim, güzel insanlar  gördüm, anlamasam da dinledim. Buna da şükrediyorum.

Neyse, sadede gelelim, Lefkoşa’da da bir Karababa Tekkesi varmış. Duyup da ziyaret etmemek olur mu, olmaz dedim ve gittim.

Çarşamba, 03 Ağustos 2016 06:06

Bir Hristiyan Ermişi: Aziz Barnabas

Yazan

Kıbrıs doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihiyle de oldukça dikkat çekici. Çok zengin bir tarihi birikim var burada. Antik Yunan ve Roma döneminden kalma şehir kalıntıları var. Erken Hıristiyanlık dönemine, özellikle Ortodoksluk için çok önemli din adamlarının mezarları ve adlarına inşa edilen kiliseler var. Bizans, Lusignanlar, Venedikler dönemlerine ait anıtsal mimari eserler var. Ve bizim için önemli iki dönem. Hz. Peygamber’in vefatının ardından başlayan Müslüman fatihlerin akınları ve Osmanlılar tarafından fethedilmesi. Bu iki dönemden kalan çok sayıda şehit mezarlarımız var.

Bu yazıda sizlere ilk dönem hıristiyanları açısından oldukça önemli bir ismi Aziz Barnabas’ı ve onun mezarını tanıtmaya çalışacağım.

Aziz Barnabas Türkiye’de daha çok yazdığı İncil ile bilinir. Bugün Ahd-i Cedîd olarak da bilinen Kutsal Kitap’ta yer alan incillerde teslîs ve enkarnasyon yer alırken Barnabas İncili’nde her ikisi de reddedilir. Bizleri heyecanlandıran kısmı ise peygamberimiz efendimiz Hz. Muhammed’in risâletini müjdeleyen ayetlerin Barnabas’ın incilinde yer alıyor olması. Bu nedenlerden dolayı Barnabas İncili Vatikan tarafından onaylanıp kabul edilmiyor.

Güneşin doğuşunu her sabah diğer şehirlerden daha önce gören Mağusa Kıbrıs’ın en önemli iki liman şehrinden ve en önemli üç merkezinden biri. İnsanlar genellikle deniz için gelirler buralara, ama bana soracak olursanız tarihi yerleri ziyaret için gelin, yoruldukça da denize girin, derim.

Mağusa’daki en önemli mimari yapılardan biri kalesi. Kale ve surlar bugün için de çok önemli çünkü Ortaçağ askeri mimarisinin ayakta kalan en güzel örneklerinden biri. Surların her bir köşesinde bir kule var. Özellikle biri var ki dünyada okumuş yazmış herkes bilir. Shakespeare’in bir kısmı Kıbrıs’ta geçen aynı isimli oyunundan sonra çok meşhur olan Othello Kulesi. Sırf bu kuleyi görmek için gelen turistler var.

Lusignanlar tarafından yapılmış, Venedikliler tarafından kuvvetlendirilmiş bu muhkem surlar on bir ay süren zorlu bir kuşatmanın ardından aşılabilmiş (1 Ağustos 1571). Oldukça muhkem ve fethedilmesi hayli güç olduğu için de Kıbrıs’ta en son fethedilen yer olmuş Mağusa.

Pazar, 03 Temmuz 2016 16:30

Müftü Aziz Efendi Türbesi ve Tekkesi

Yazan

Lefkoşa’da ziyaret edilecek mekanlardan biri de Aziz Efendi Türbesi ve Tekkesi. Biraz köşede, kuytuda. Bileni de çok az. O yüzden bulması biraz güç. Ararken Aziz Efendi türbesi olarak değil de Belediye Hali olarak sorun, bilen daha çok çıkacaktır. Çünkü türbe halin içinde. Hali bulduktan sonra gerisi kolay demeyin esnafa sorun, çıraklara veya müşterilere değil.

Belediye Hali içinde, güney doğu köşesinde olan tekke bugün küçük bir mescid ile türbeden oluşuyor. Osmanlı arşiv vesikalarında ismi Şeyh Abdülaziz Zaviyesi olarak geçen tekkenin adına bir de vakıf kurulmuş: Aziz Efendi Tekkesi Vakfı.

Bir zamanlar Lefkoşa’nın en çok ziyaret edilen türbelerinden olan tekke günümüzde unutulmuşluk girdabına düşmüş maalesef. Sadece çok az sayıda kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Salı, 28 Haziran 2016 06:41

Kurt Baba yahut Üçler Türbesi

Yazan

Lefkoşa’nın herhangi bir sokağında dolaşırken bir köşede karşınıza bir türbe veya adak yeri çıkarsa hiç şaşırmayın. Unutulanların ve kaybolanların yanı sıra hâlâ ayakta kalabilenlerin yekûnu bile oldukça fazla. Asmaaltı Sokak ile Kurt Baba sokaklarının kesiştiği köşede Kumarcılar Hanı’nın ön yüzünün karşısındaki sokağın batı tarafında bulunan tek hücreli bir yapı da böyle bir yer.

Bu küçük yapı çok yakın bir zamana kadar “Üçler Türbesi” veya “Kutup Baba” olarak bilinirken daha sonra nasıl olduysa “Kurt Baba” adıyla bilinmeye başlamış. Bu konuda yazanlar Kutup kelimesinin zamanla halk arasında Kurt’a dönüştüğünü söylüyorlar. Ben bunu zayıf bir ihtimal olarak görüyorum. Anadolu'da da bilinen ve birkaç yerde türbesi/makamı olan Horasan erenlerinden Kurt Baba isminin yakıştırıldığını düşünüyorum.

Üçler Türbesi denmesinin nedeni türbede üç mezarın bulunması. Bu mezarların da Lefkoşa’daki bir çok türbe veya adak yeri gibi fetih esnasında şehit düşen Türk askerlerine ait olduğu sanılıyor. Bir rivayete göre şehit düşen bu üç asker Kutup Baba veya Kurt Baba adında bir Bektaşî şeyhi ile iki müridine ait. Sefere ve fethe katılan bu yeniçeri ve iki adamı şehit oldukları yere defnedilmişler ve mezarları da ziyaretgâh olmuş.

Cuma, 24 Haziran 2016 11:59

İttik Dede

Yazan

Kimi ittik, kim itmiş, neden itmiş gibi sorularınızı duyar gibi oluyorum. İten, itilen kimse yok, itmekle ilgisi yok ismin. Yitik kelimesinin Kıbrıs lehçesiyle sesletiminden başka bir şey değil.

Peki neden yitik diyorlar? Cevabı şu. Lefkoşa elli bir gün süren kuşatmanın ardından fethedildikten ve surlar geçildikten sonra savaş sokak aralarında da gün boyu devam etmiş ve bir çok kahraman askerimiz bir günü bulmayan bu çatışmalarda şehit olmuş. Kim olduğu bilinmeyen şehitlerimizin mezarları daha sonra bulununca hemen bir sanduka konulmuş ve etrafı çevrilmiş. Veya şehit düştüğü mahallin bilinip tam olarak yerin bilinmediği mezar için kaybolmuş manasına Yitik Dede adı verilmiş.

Bir başka rivayete göre ise savaşın ardından ne sağ ne de ölü olarak bulunamayan, gaiplere karışan ve eren olduğuna inanılan bir askerin kaybolduğu yermiş.

........Kitaplarım........

 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç