Kıbrıs Yazıları

Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
25 Ara 2017;
11:00AM - 12:00PM
Kimin kargası daha kara

Kimler Sitede

61 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 147

Dün 268

Haftalık 415

Aylık 6464

Tüm Zamanlar 251956

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Çarşamba, 03 Ağustos 2016 06:06

Bir Hristiyan Ermişi: Aziz Barnabas Öne Çıkarılmış

Yazan
Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kıbrıs doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihiyle de oldukça dikkat çekici. Çok zengin bir tarihi birikim var burada. Antik Yunan ve Roma döneminden kalma şehir kalıntıları var. Erken Hıristiyanlık dönemine, özellikle Ortodoksluk için çok önemli din adamlarının mezarları ve adlarına inşa edilen kiliseler var. Bizans, Lusignanlar, Venedikler dönemlerine ait anıtsal mimari eserler var. Ve bizim için önemli iki dönem. Hz. Peygamber’in vefatının ardından başlayan Müslüman fatihlerin akınları ve Osmanlılar tarafından fethedilmesi. Bu iki dönemden kalan çok sayıda şehit mezarlarımız var.

Bu yazıda sizlere ilk dönem hıristiyanları açısından oldukça önemli bir ismi Aziz Barnabas’ı ve onun mezarını tanıtmaya çalışacağım.

Aziz Barnabas Türkiye’de daha çok yazdığı İncil ile bilinir. Bugün Ahd-i Cedîd olarak da bilinen Kutsal Kitap’ta yer alan incillerde teslîs ve enkarnasyon yer alırken Barnabas İncili’nde her ikisi de reddedilir. Bizleri heyecanlandıran kısmı ise peygamberimiz efendimiz Hz. Muhammed’in risâletini müjdeleyen ayetlerin Barnabas’ın incilinde yer alıyor olması. Bu nedenlerden dolayı Barnabas İncili Vatikan tarafından onaylanıp kabul edilmiyor.

 

Peki Hz. Peygamber’in geleceğini müjdeleyen Barnabas kimdir?

Kıbrıslı bir yahudi ailesinin çocuğu olarak Kıbrıs’ın antik Yunan dönemi kentlerinden Salamis’te dünyaya gelen Barnabas, Hıristiyanlığın ilk döneminin en büyük şahsiyetlerinden biridir. Asıl adı Yusuf olan bu azize Havariler Barnabas ismini verirler.

Öğrenim görmek için gittiği Kudüs’te, Hz. İsa’yı gören ve mucizelerine şahit olan Barnabas Hristiyan olur ve Kıbrıs’ta ailesinden miras olarak kalan arazileri kendisi için küçük bir miktarını ayırdıktan sonra fakirlere dağıtır ve hayatının sonuna kadar Hristiyanlara ve Hristiyanlığa hizmet eder. Hatta bu yüzden evlenmediği söylenir.

Bir rivayete göre havarilerden, bir başka rivayete göre Hz. Îsâ tarafından seçilen yetmiş şâkirtten biridir. Mûsevî-hıristiyan geleneği ise Barnabas’ın havâri olduğunu kabul eder.

Havari veya değil ama Hristiyanlık içinde oldukça önemli bir isim olan Barnabas’tan Ahd-i Cedid’de bir çok yerde bahsedilmesi boşuna değil. Bugün Hristiyan akidesinin şekillenmesinde ve oluşmasında Hz. İsa’dan daha çok etkili olan Pavlus’un Hristiyan cemaat içine girmesi Barnabas’ın şehadeti sayesinde olmuştu. Bu şehadet onun Hristiyanlık üzerindeki etkisini göstermeye tek başına yeter.

Pavlus’la birlikte ve Pavlus’tan sonra

Barnabas’ın hayatını iki evreye ayırabiliriz. İlki Pavlus’a birlikte iken ve Pavlus’tan ayrıldıktan sonra.

Barnabas, Pavlus’la birlikte Hristiyanlığın yayılması için faaliyetlerde bulunmuş, seferlere çıkmış, eziyetler çekmiştir. İncil’de bu devri ile ilgili bilgilerin yer aldığı bir çok ayet bulunurken Pavlus’tan ayrıldıktan sonraki yaşamı hakkında pek bilgi bulunmaz. Bunun iki nedeni olabilir. İlki kısa bir süre sonra öldürülmesi. İkincisi ve daha önemlisi ise Pavlusçu geleneğin ona karşı gösterdiği dışlayıcı tutum.

Bir rivayete göre ayrılmalarının nedeni sünnettir. Pavlus putperestlerin Hristiyan olurken sünnet olmalarına gerek yok derken Barnabas Yahudi şeriatına göre sünnet olmaları gerektiğini savunur ve bu yüzden aralarında ihtilaf çıkar. Kısaca aralarındaki ayrılık Musa’nın şeriatına uyup uymama konusu olmuştur diyebiliriz.

Mezarı nerede?

Hristiyanlar, hatta Müslümanlar tarafından bile oldukça önemli bir isim olan Barnabas’ın mezarı Mağusa taraflarında, Selamis antik kentinin yakınlarında. Mezarının yapılması ise Kıbrıs’taki diğer türbelerin hikayelerine benziyor.

Barnabas Pavlus’tan ayrılıp Kıbrıs’a dönünce Hıristiyanlığı yaymaya, anlatmaya devam eder. MS 75 yılında Yahudiler Barnabas’ı tutuklarlar ve Salamis’teki bir sinagogda karanlık bir hücreye atarlar. Daha sonra önce taşlarlar, sonra da yakarlar. Barnabas’tan kalanları ise kendisine inanlar tarafından ele geçmesin diye denize atılmak üzere bir beze sararlar. Ancak olayı izleyen Barnabas’ın öğrencileri karanlıktan istifade ederek içinde Barnabas’ın külleri olduğu bezi kaçırırlar ve Selamis’in batısında bir harup ağacının altındaki bir yer altı mağarasına götürüp gömerler. Göğsünün üzerine de Barnabas’ın yazdığı Matta İncili’ni koyarlar.

Mezarın bulunması

Mezar uzun yıllar bilinmez. Yaklaşık dört buçuk asır sonra bir piskopos rüyasında mezarı görür. Ertesi gün gidip mezarı açtırır ve rüyasında gördüğü şekilde Matta incilini görünce Barnabas’ın mezarı olduğundan emin olur ve bu müjdeli haberi vermek üzere İstanbul’a gider. Devrin imparatoru da bulunan mezarın hemen yanına bir manastır inşa ettirir. Yıl 477’dir..

Aziz Barnabas Kilisesi bir önemli işlev görür. Kıbrıs Ortodoks Kilisesini Antakya Patrikliğinden ayırıp bağımsız bir patriklik olmasını sağlar. Hatta bu olay kilisenin duvarlarına çizilen fresklerde de işlenir. Kilisenin içine girdiğinizde sağ taraftaki nişin içerisinde yer alan dört resimden ilki piskoposun rüyasını, ikincisi Barnabas’ın mezarının bulunmasını, üçüncüsü mezarda bulunan Matta incilinin imparatora hediye olarak verilmesi sahnesi ve dördüncüsü de imparatorun piskoposa imtiyazları vermesi.

Manastırın durumu

Manastır özellikle İslam ordularının fetihleri esnasında büyük hasar görür ve yıkılır. Daha sonra 1756 yılında dönemin piskoposu tarafından bugünkü halini alacak şekilde inşa edilir. Manastır bugün içi ikon müzesi olan kilise ile arkeoloji müzesi olarak kullanılan papazların kaldığı hücrelerle çevrili bir avludan ibaret. Barnabas’ın türbesi ise bu manastırın kuzeyinde, kapısından çıkınca yüz adım ötede yer altında bulunuyor. Mezar on bir basamaklı bir merdivenle inilen yer altında bir mağarada. Üstünde ise bir şapel yer alıyor.

Bugün özellikle Güneyden Rumların otobüsler halinde gelerek ziyaret ettikleri Barnabas’ın daracık bir merdivenden inilerek girilen mezarı yakılan mumlardan dolayı biraz kararmış duvarlarla çevrili ve içeride yoğun bir is kokusu var. Özellikle 11 Haziran ona adanmış bir gün olduğu için bu tarihte çok kalabalık oluyor.

Kuran-ı Kerim’de Yasin Suresinin 13. Ayeti bir şehre gönderilen üç elçiden bahseder. Tefsirler de bu üç elçinin Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma şehirlerine giden havariler olduğuna dair yorumlar yaparlar. Bu şehrin Antakya, gidenlerden birinin de Pavlus olduğuna olduğunu söyleyen bir çok açıklama vardır. Pavlus ile birlikte Antakya’ya ve daha birçok yere giden kişinin İncil’de yer alan bilgilere göre Barnabas olduğuna göre ayetin işaret ettiği elçilerden birinin Barnabas olma ihtimali de vardır. Doğrusunu Allah bilir diyelim ve bu konuyu müfessirlere ve işin erbabına bırakalım.

Sadece Hz. Peygamber’in geleceğini haber vermesi hatırına bile ziyaret edilmesi gerektiğini düşündüğüm Barnabas’ın mezarını ziyaret etmeyi ihmal etmeyin derim.

Okunma 720 kez Son Düzenlenme Cuma, 14 Nisan 2017 09:25
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç