Kıbrıs Yazıları

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

188 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 22

Dün 207

Haftalık 22

Aylık 2241

Tüm Zamanlar 318132

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazartesi, 30 Mayıs 2016 02:17

Marunilerin köyü: Koruçam Öne Çıkarılmış

Yazan
Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Kıbrıs’ta görülmesi gereken yerlerden biri de Marunilerin yaşadıkları ve Kuzey’de Rumca konuşulan tek köy olan yeni adıyla Koruçam, orijinal adıyla Kormakitis olan Lapta belediyesi sınırları içinde bulunan köy.

Kıbrıs Marunileri yedinci asırda dini ve siyasi çatışmalar sebebiyle Kıbrıs’a yerleşen Marunilerin torunları. 5. Asırda toplanan Konsil’de alınan kararları tanıdığı için bölgedeki diğer cemaatler tarafından dışlanan Marunilerin lideri Aziz Marun. Maruniler Doğu’da olup Katolik itikadını benimseyen tek cemaat. Bu yüzden diğer Hristiyan cemaatlerden baskı görmüş, bu baskı sonucunda Lübnan dağlarına çıkmışlar, bir kısmı da muhtelif yerlere hicret etmiş. Küçük bir grup da Kıbrıs’a gelmiş ve buraya yerleşmişler.

Köyün ortasında meşhur iki yapı var. Biri St George Katedrali. Dışarıdan görkemli  ve  etkileyici olan yapının içi o kadar etkileyici değil. İki çan kulesi bulunan bu katedralin içinde değerli ikonlar ve eski dini eşyalar bulunuyor. Girişte mızrağıyla bir ejderha öldüren Aziz George’un ikonu var ve bu katedral de ona adanmış ve ismi verilmiş. 1974’ten önce Kıbrıs Maronit Kilisesi’nin resmi kilisesi olan katedral hâlen kullanılıyor. Özellikle hafta sonu Güney’den gelenlerin sayısının oldukça fazla olması ayinlere katılım oranının yükseltiyor.

Hristiyan Arap olan Maruniler ibadet ve ayinlerini Arapça yapıyorlar, Süryani ayin geleneğini takip ediyorlar ve topluluk olarak Roma Katolik Kilisesi’ne mensuplar. Muhtelif papalar da burayla ilgilenmişler ve papazlar göndermişler zaman zaman. Roma’da Maruniler için okullar açıp din adamı yetiştirmişler. Özellikle Haçlı Seferleri’nden sonra ilişkiler gelişmiş, Papalık burada kendi mezheplerinden bir cemaati yakından tanımış ve ilgisini hep sürdürmüş.

Bu köy çok ilginç. Köy KKTC sınırları içinde, sakinleri ise Güney Kıbrıs vatandaşı. KKTC’de yaşıyorlar ama seçimlerde oyu Güney’de kullanıyorlar. Güney Kıbrıs vatandaşı ama Rum ve Ortodoks değiller, Katolikler. Hristiyan Araplar ama Rumca konuşuyorlar, kutsal kitapları ve ayinlerini ise Arapça yapıyorlar. Arapçaları ise Türkçe, Yunanca ve İtalyanca karışımı garip bir lehçe. Ne dersiniz, biraz karışık değil mi?Köyün adının nereden geldiğine dair üç farklı rivayet var. İlki Lübnan’da bir yerleşim adı olup oradan göç edenlerin yeni yerleştikleri bu köye geldikleri yerdeki köylerinin ismini vermeleridir. İkinci görüşe göre Fenikeliler kurmuşlardır ve ismi onlar vermişlerdir. Üçüncü rivayet ise antik dönemden kalma olduğu şeklinde. Hangi rivayet daha doğrudur bilmem ama bana ilki daha makul geliyor.Nüfusunun gün geçtikçe azaldığı bu köyde daha çok yaşlılar yaşıyor.

Köyün nüfusu günümüzde sadece 98. Öyle ki köyün bu yaşlı nüfusuna bakıcı olarak Vietnam, Hong Kong ve Hindistan gibi ülkelerden gelen işçiler istihdam ediliyor. Bu hizmetçilerin maaşlarını Rum Kesimi veriyormuş. Sadece hizmetçilere değil, burada kalan yaşlılara da ayni ve nakti yardım yapıyorlarmış. Nüfus burada kalsın, devam etsin diye. Avrupa Birliği de burayı fonlamış.

Köyün bir diğer önemli özelliği bölgenin en çok yağış alan mevkii olması. Dolayısıyla hem tarlaları var, hem bostanları. Zeytin ve keçi boynuzu ağaçları da oldukça fazla. Tabi bir de hayvancılık ama eskisi kadar değil.Köyün diğer meşhur mekanı ise Yorgo’nun Kasabı.

Sahibi Yorgo vefat edince lokantasını şimdi çocukları işletiyor. Maria ve kardeşlerinin aynı zamanda garsonluk yaptığı bu lokantaya gidince size menü vermiyorlar. Sadece oğlak ve kuzu eti var. Çevirme olarak pişiriyorlar ve zengin bir meze menüsü ile servis ediyorlar; ızgara hellim ile başlıyorlar, pancar turşusu, salata, çakistas, kereviz ve karnıbahar turşusu, kuru cacık, yoğurt, ciğer kavurması ve humus ile masayı donatıyorlar. Etten önce bir dilim de sucuk ikram ediyorlar. Yemekler yendikten sonra da buranın deyimiyle ceviz macunu, yani reçeli ikram ediyorlar. Sadece et yemek için buraya gelen bir çok müşteri var. Servis kalitesi eskisi kadar güzel değilmiş ve biraz da pahalı sanki.

Köyden çıkarken Sadrazamköy yolu üzerinde yolun sol tarafında, alt tarafında bir şapel var. Kutsal Bakire Şapeli olarak bilinen bu şapelin önüne bir meydan açılmış ve cenaze törenleri burada yapılır olmuş.

Ada’nın en güzel yerlerinden birinde olan bu köyü de güzergahınıza almanızı tavsiye ederim.

 

Okunma 2570 kez Son Düzenlenme Cuma, 14 Nisan 2017 09:26
0
0
0
s2smodern

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç