Denemelerim

Etkinlik Takvimi

13 Ara 2018;
02:00PM - 03:00PM
Şiir, Şair ve Peygamber'e Dair Konuşmaları

Kimler Sitede

179 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 44

Dün 112

Haftalık 378

Aylık 1882

Tüm Zamanlar 281497

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Denemelerim - İsmail Güleç
Pazar, 16 Eylül 2018 13:43

Kızana, Sarıkız ve Nemfler

Yazan

Eskicuma’da (Tırgovişte-Bulgaristan) cam fabrikasına giden yol üzerinde ve Eskicuma’ya hâkim bir noktada, Momino köyünün girişinde yol üzerinde birtakım yapılardan oluşan güzel bir tekkede Kızana adında bir erenin türbesi vardır.

Kızana, Demir Baba Velâyetnâmesi’ne göre ise 16. asırda yaşamış Demir Baba ve Akyazılı Sultan ile sıkça görüşen bir kadın derviş. Nişanlı bir kız iken evlenmekten vazgeçmiş ve nişanlısını da bir akrabasıyla evlendirip kendisini halka ve Hakk’a hizmet etmeye adamış Kızana öldükten sonra da mezarı türbe olmuş.

Peki Kızana’yı halk arasında böyle önemli ve değerli kılan ne?

Doğumu ile ilgili başlar onun hakkındaki menkıbeler. Kızana’nın anababasının çocuğu olmazmış. Bir gün annesi rüyasında Kızana’ya hamile kalacağın görmüş ve Kızana dünyaya gelmiş. Adını da Zühre koymuşlar. Zühre’nin aynı zamanda bir yıldız adı olduğuna dikkatinizi çekerim.

Pazar, 02 Eylül 2018 22:36

Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır

Yazan

yahut

Ölümsüzlük ağacı nedir?

Geçenlerde bir vesile ile Mesnevi’nin ikinci cildinde geçen Ölümsüzlük ağacını arayan padişah isimli hikâyeyi okuyunca yıllar önce sorulan bir soru geldi aklıma nedense. Fi tarihinde bir öğrenci “Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır sözünde bir mantık hatası yok mu?” diye sormuştu. Ne verdiğim cevabı hatırlıyorum ne de öğrencinin verdiğim cevaptan tatmin olup olmadığını. Bir kez daha cevap vermeye çalışayım.

İnsanoğlu tarih boyunca iki nesneye sahip olmak için uğraşmış durmuştur. Biri onu ölümsüz yapacak bir yiyeceği bulmak, diğeri de bakırı altına çevirecek iksiri icat etmek. Ölümsüzlük meyvesinin olduğu hayat ağacı hakkında çok sayıda makale ve kitap var. Ben meselenin tarihi ve edebi yönüne hiç girmeyeceğim. Merak edenler Gönül Tekin’in Sümerlerden başlayarak dinlerde ve mitolojilerde geçen ölümsüzlük ağacı veya hayat ağacını anlattığı makalelerini okusunlar. Ben neyi kastettiğimi müsaadenizle Mesnevi’den bir hikâye ile anlatmaya çalışayım.

Pazar, 26 Ağustos 2018 22:49

Vidin'de bir garip türbe: Selahattin Bey

Yazan

Bulgaristan'ın Türkiye’ye en uzak noktasında, bir hastanenin bahçesinde kalmış, yıkılacağı günü bekleyen bir garip ve öksüz türbe var: Sadeddin Baba olarak da biline Selahaddin Bey türbesi.

Bir zamanlar türbe bir zaviyenin içindeymiş. 1904 yılında hastane yapılacağı gerekçesiyle zaviye yıkılır, sadece Selahaddin Bey’in türbesi bırakılır. O da el atılmazsa birkaç sene içinde yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya.

Bulgarlar Selahaddin Bey’in türbesini yıkmazlar ama ona bir ortak bulmaktan da geri kalmazlar. İddialarına göre tekke olmadan önce burası Hristiyanlara ait kutsal bir mekân imiş. Ama bizim bildiğimiz öyle değil. Selahaddin Bey Vidin’de görev yapan bir kumandandır. Viyana seferi ilan edilince gönüllüler çıkar. Viyana kuşatmasına katılmak isteyen bin kadar gönüllü askerin eğitilmesi ve düzene sokulması gerekmektedir. Onlara komutanlık yapacak biri aranır ve bulunur. Gönüllü birliklerin eğitimi ve komutası Selahattin Bey’e emanet edilir. Kuşatması öncesi yapılan savaşlarda Selahattin Bey ve yanındaki gönüllüler şimdiki hastanenin olduğu yerde şehit edilirler.

Cumartesi, 04 Ağustos 2018 14:30

Rumeli'nin manevi fatihlerinden Otman Baba

Yazan

Bulgaristan’da hakkında en çok araştırma yapılan ve en eski dört türbeden biri Otman Baba türbesidir.  Akyazılı Sultan, Demir Baba, Kıdemli Baba ve Mestanlı’daki Hamza Baba türbeleri ile birlikte değerlendirebileceğimiz Otman Baba türbesi günümüze kadar gelmeyi başarmış oldukça görkemli ve etkileyiciliğiyle klasik dönem Osmanlı türbe mimarasinin güzel bir örneği. 1976 yılında elden geçirilen ve halkın desteğiyle yenilenen türbe bugün gayet iyi durumda. 1967 yılında milli kültür anıtı ilan edilmesinin de rolü olsa gerek.

Eski adı İlyasça olan Trakiets köyünün adını tekkeden alan Teketo mahallesinde bulunan ve Hasköy ve civar köylerde yaşayan Müslümanlar tarafından sık sık ziyaret edilen Otman Baba türbesi bir külliye. Zamanında tekke, cami, medrese, hamam, meydan-ı fukara ve meydan-ı bahar bulunurmuş. Maalesef bugün sadece türbe kalmış.

Türbenin durumu

1507 yılı civarında, Sultan II. Bayezid Han döneminde yaptırılan Otman Baba Türbesi'nin önünde arabaların da park edebileceği bir meydanın olduğu güzel bir girişi var. Basık bir ahşap kapıdan boyun bükülerek girilen girişin her iki yanında gelen misafirlerin dinlenmesi, beklemesi veya bir şeyler okuması için ayrılmış iki oda bulunuyor. Bu odaları geçince bizi içinde türbenin de olduğu bir avlu karşılıyor.

Cuma, 03 Ağustos 2018 11:54

Elmalı Baba ve tekkesi

Yazan

Bulgaristan’da gezdiğim gördüğüm yerler içinde en bakımlı ve tamamlanmış yapının Elmalı Baba Tekkesi olduğunu söylemesem bu hâle getirmek için çalışanlara haksızlık etmiş olurum. Daha girişinden itibaren başlayan düzen ve intizam tekkenin her bir köşesinde görülüyor. Etrafı taş duvarla çevrili külliye bahçe, mihman evi, meydan, mescid, türbe, çilehane, aşhane hasılı her köşesi taş ve ahşapın mükemmel uyumunun sergilendiği adeta bir film platosu gibi hoş ve güzel bir yer olmuş. Bu hale gelmesinde emeği geçenlere can u gönülden teşekkür ederim.

Elmalı Baba Tekkesi, Doğu Rodopların en önemli ve tarihi mistik yapısı. Rodoplara geçiş noktasında, bir derbentte kurulan tekkenin bulunduğu yer oldukça önemli. Eski adıyla Mandacılar, yeni adıyla Bivalyone köyünün içinden geçtikten sonra bir kilometrelik bir yolun ardında muhteşem yapısıyla karşımıza çıkan Elmalı Baba’nın bulunduğu köy 1913 yılına kadar Dimetoka’ya bağlı iken Bükreş Anlaşması ile Bulgaristan’a bağlanmış.

Perşembe, 02 Ağustos 2018 14:25

Huzursuzluk veren roman

Yazan

Zülfü Livaneli ülkemizin yurt içinde ve dışında en çok bilinen müzik, edebiyat, kültür ve siyaset adamlarından. Kitapları da birçok dile çevriliyor ve okunuyor. Livaneli’nin birçok kitabını okudum, özellikle ilk romanlarını. Ancak son dönemlerde yazdıklarını çok politik ve dış dünyaya yazdığını düşündüğüm için pek okumazdım. Dün yanımda okuyacak kitap olmadığı için bir arkadaşımın masasında görünce, üstüne bir de arkadaşım alabileceğimi söyleyince yanıma aldım ve iki saate yakın süren yolculuğum esnasında okudum. Öyle düşünmekle haksız olmadığımı bir kez daha anladım.

Bu arada aklınıza bu kadar çabuk okunmasını eleştirdiğim gelmesin. Benim tercih ettiğim romanlar bu türler. Uzun hikayeden biraz daha uzun. Boş cümleler ve hikayelerle uzatmaktansa her biri üzerine düşünülecek cümlelerden oluşan kısa ama yoğun metinler.

Hiçbir sanat eserine kötü diyemem, neticede bir gayretin ürünü. Bana hitap etmediğini ve emeğe saygısızlık etmiş olacağımı düşünürüm. Ama hiç eleştirmeyeceğim anlamına da gelmiyor bu düşüncem. Bir roman için önemli olan hususlardan biri akılda kalacak bir hikaye ve birkaç cümlenin olması. Bu romanda fazlasıyla var. Harese hikayesi mesela. Yezidiler için söylenen “İnsanlık ağacının kırılmış dalı” veya Nergis ve Hüseyin’in ölürken mırıldandığı kitaba ad olabilecek “Ben de insandım” sözleri mesela.

Cuma, 27 Temmuz 2018 11:17

Karalar Köyünün Hızır Baba'sı

Yazan

Bulgaristan’da Hızır Baba adıyla birkaç tane türbe var. Burada anlatılan Karalar (Gorna Krepost) köyündeki Hızır Baba.

Köye vardığımızda kahvedekiler sorduk Hızır Baba’nın yerini. Yerini gösterdiler ve kilitli olduğunu, anahtarının Veysal Aga’da olduğunu söyleyince biz de doğruca tarif edilen eve gittik. Köylülerin Veysal Aga’sı, bizim Veysel amcamız 91 yaşında bir yiğit. Onu evinden alıp türbeye gittik ve bize türbeyi gezdirdi.

Etrafı dağlarla çevrili köyün çevreye hâkim ve manzarası güzel bir tepesinde türbe. Türbenin bulunduğu alan çevrilmiş ve içinde türbeden başka iki katlı bir bina ve topluca yemek yenilmesine imkân sağlayacak uzun bir kameriye ile aynı anda birçok kazanın kaynatılabileceği uzun bir ocak var. İki katlı bina üst kat misafirler için hazırlanmış birkaç oda, alt kat mutfak ve meydana ayrılmış. Köyde cemler burada yapılıyor. Her sene kırk kazan kaynatırlarmış ve otuza yakın kurban adanırmış.

Türbe altıgen planlı, altı yamaçlı kiremitli çatısı var ve küçük bir girişten geçilerek giriliyor. Girişde 1939 tarihinin altında mermer üzerine şunlar yazılı:

Salı, 24 Temmuz 2018 19:15

Kıdemli yahut Kademli Baba

Yazan

Yolculuğumuzda bazen erenlerin himmeti mi, bizim şansımız mı nedir, işimiz çok rast gitti. Tersi olduğu durumlar da olmadı değil ama şansımızın yaver gittiği durumlar daha çok oldu. Kıdemli Baba türbesini nasıl bulduğumuzu anlatırsam söylemeye çalıştığım şey daha iyi anlaşılacak.

Ona geçmeden önce ismi üzerinde durmak isterim. Kademli mi, Kıdemli mi? Her ikisi de geçiyor. Kademli ayağı uğurlu, bereketli anlamlarına gelebilir ama hakkında buna dair bir menkıbe bilmiyoruz. Kıdemli ise daha özellikle tarikatlerde beyat tarihine göredir. Akyazılı Sultan, Hacı Baba ve Demir Baba’nın kendisini ziyaret etmesi ve çağırmesi üzerine gelmesine bakara onlardan daha kıdemli olduğunu, bölgedeki en kıdemli şeyh olmasından dolayı da Kıdemli Baba olarak bilindiğini düşünebiliriz. Bizimki sadece yorum. Doğrusunu Allah bilir diyelim ve konumuza dönelim.

Salı, 24 Temmuz 2018 08:19

Hüseyin Baba

Yazan

Adaköy (Ostrovo) yakınlarında harika bir ulusal park var. Voden Milli Parkı. Park o kadar büyük ki içinde vahşi hayvanlar da yaşarmış. Üst düzey yöneticilerin konaklamaları ve avlanmaları için tahsis edilmiş parkın büyüklüğü ve güzelliği gerçekten çok etkileyici. Hüseyin Baba’nın türbesi bu parkın içinde.

Parka geldik, bekçi bizi durdurdu, ne için girmek istediğimizi sordu. Biz de Hüseyin Baba türbesini ziyaret etmek istediğimizi söyledik. Amirini aradı, izin aldıktan sonra bizim içeri girmemize izin verdi.

İçeri girdikten sonra delik deşik olmuş bir yolda dört kilometre gittikten sonra hemen sağ tarafta karşımıza çıktı türbe. Yollar delik deşik ama yolun her iki tarafındaki muazzam ağaçların verdiği resim olağanüstü güzellikte idi. Buraları kışın kar altında tehayyül ettim birden. Kim bilir ne kadar etkileyici bir manzara olur.

Arabayla türbenin yakınlarına kadar geldik, park ettikten sonra sanki çim biçme makinesiyle kesilmiş gibi düzgün çimlerin üzerinden yürüyerek türbeye vardık.

Pazartesi, 23 Temmuz 2018 12:47

Demir Baba

Yazan

Pehlivanları ve yiğitleriyle meşhur Deliorman’ın ağaç denizleri de denilen ormanlarının birinin içinde, büyük taş kütlelerine sırtına vermiş derin bir vadide, dere kenarında kurulmuş bir tekke var: Demir Baba Tekkesi. Hasan Demir Baba, Deli Orman Bektaşi Tekkesi, Timur Baba Tekkesi, Pehlivan Baba Tekkesi olarak da bilinen bu tekke Razgrad ilinin eski adıyla Kemallar yeni adıyla İsperih’in altı kilometre batısındaki Mumcular (Sveştari) köyü yakınlarında ve ulaşımı ve bulunması çok kolay oldu. Ancak türbeye inme o kadar kolay olmadı.

Enihan Baba türbesindeki o uzun tırmanışın yerini bu sefer uzun iniş aldı. Yüzlerce basamaktan oluşan merdivenlerden indikçe yukarı nasıl çıkacağımı düşünmeye başladım. Ağaçlar arasından, zaman zaman trabzanlardan tutunarak ve dinlenerek indim ve ilk görüşte insanı etkileyen muhteşem manzara ile karşılaştım: Etrafı taş vuvarla çevrili avlu içinde üç koca taşın kesilmesiyle yapılan ve etrafı yeşile boyanmış kuşakla belirlenmiş giriş, klasik ahşap bir ev ve art arada iki taş binadan oluşan türbe. Büyük bir uçurumun hemen dibinde bir su başında ve orman içindeki bu mevki insanın içini ürpertecek kadar serin, muhkemliğiyle güven verirken yalnızlığıyla korkutucu.

Buranın ziyaretçisinin çok olduğunu merdivenlerden inerken sağlı sollu ağaçlara bağlanan çaputların sayısından anlıyoruz. Merdivenlerin özellikle aşağ taraflarında eski mezar taşlarını da görüyoruz. Burası tekkenin mezarlığı imiş bir zamanlar.

........Kitaplarım........

 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç