Denemelerim

Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Aşık Paşa Garipname Okumaları

Kimler Sitede

19 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 13

Dün 39

Haftalık 187

Aylık 1220

Tüm Zamanlar 254236

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Ismail - İsmail Güleç
Cuma, 12 Ağustos 2016 15:43

Köyün en akıllısı

Veya bir başka sufi ile zahit hikayesi

Günlerdir cemaat üzerinden tarikatlar ve tasavvuf dayak yiyor. Hem de hiç haketmediği halde. Oysa tasavvuf bireyseldir ve psikolojiktir. Doğrudan insanın ruh haliyle ilgilidir. O yüzden aynı tarikat ve aynı şeyh efendinin taht-ı terbiyesine girilse bile eğitim farklılık gösterir, kişiselleşebilir. Bu yüzden her bir derviş bir başka çiçeğe benzer. Kimi gül gibi kokar, kimi papatya gibi açar. Çiçek olmaklıkları ortaktır, ama kokuları ve renkleri farklı olur. Her birinin tecellisi farklıdır çünkü. Psikolojik derken kastettiğim budur.

Cemaatler ise toplumsaldır ve sosyolojiktir. Birbirine benzerler, bir tornadan çıkmış gibi olurlar. O yüzden içimizde uzman olanlar muhatabın kılık kıyafetine, bıyık ve sakalına bakarak hangi cemaatten olduğunu hemen anlarlar. Ehl-i tarikin derviş olduğu anlaşılır ama hangi tarikattan olduğunu anlamak biraz daha derinlemesine bilgi gerektirir. Bu da sosyoloji-psikoloji farkı olsun.

Ne demek istediğimi Nasreddin Hoca üzerinden açıklamaya çalışayım.

Çarşamba, 03 Ağustos 2016 06:06

Bir Hristiyan Ermişi: Aziz Barnabas

Kıbrıs doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihiyle de oldukça dikkat çekici. Çok zengin bir tarihi birikim var burada. Antik Yunan ve Roma döneminden kalma şehir kalıntıları var. Erken Hıristiyanlık dönemine, özellikle Ortodoksluk için çok önemli din adamlarının mezarları ve adlarına inşa edilen kiliseler var. Bizans, Lusignanlar, Venedikler dönemlerine ait anıtsal mimari eserler var. Ve bizim için önemli iki dönem. Hz. Peygamber’in vefatının ardından başlayan Müslüman fatihlerin akınları ve Osmanlılar tarafından fethedilmesi. Bu iki dönemden kalan çok sayıda şehit mezarlarımız var.

Bu yazıda sizlere ilk dönem hıristiyanları açısından oldukça önemli bir ismi Aziz Barnabas’ı ve onun mezarını tanıtmaya çalışacağım.

Aziz Barnabas Türkiye’de daha çok yazdığı İncil ile bilinir. Bugün Ahd-i Cedîd olarak da bilinen Kutsal Kitap’ta yer alan incillerde teslîs ve enkarnasyon yer alırken Barnabas İncili’nde her ikisi de reddedilir. Bizleri heyecanlandıran kısmı ise peygamberimiz efendimiz Hz. Muhammed’in risâletini müjdeleyen ayetlerin Barnabas’ın incilinde yer alıyor olması. Bu nedenlerden dolayı Barnabas İncili Vatikan tarafından onaylanıp kabul edilmiyor.

Cuma, 29 Temmuz 2016 00:46

Halil İnalcık’ın ardından

Halil İnalcık’ı ilk defa 1992 veya 1993 yılında tanıdım. İsmini duyduğum bu büyük alim o zamanlar çırak olarak çalıştığım Enderun Kitabevi’ne emekli bir büyükelçinin terekesindeki kitapları Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi için seçmek üzere gelmişti. Yanında kütüphaneci vardı ve Hoca neredeyse beş bin kitabı tek tek elden geçirdi ve büyük bir kısmını da kütüphaneye aldırmıştı. Bilkent Üniversitesi de alamayız, demedi ve aldı. O zaman daha iyi anlamıştım büyük bir hoca ve tarihçi olmanın ne demek olduğunu.

Bu arada hakkını teslim etmemiz gereken bir kişi var. Halil İnalcık’ın değerini bilen ve onu Türkiye’ye davet edip getiren İhsan Doğramacı da büyük bir teşekkürü hak ediyor. İhsan Doğramacı sadece Hoca’yı Bilkent’e kazandırmakla kalmadı, onun zengin kütüphanesini de Bilkent Üniversitesi Kütüphanesine kattı. Bugün tarih konusunda en zengin kütüphaneye sahip üç üniversite varsa bunlardan biri mutlaka Bilkent Üniversitesi’dir. Neyse biz yine Halil Hoca’ya dönelim.

Cumartesi, 23 Temmuz 2016 11:39

Bir hikaye de ben anlatayım

FETÖ olarak bilinen ve 15 Temmuzdan sonra gerçek yüzünü millete tam olarak gösteren yapıyı anlatan bir çok yazılar yazıldı, yazılıyor. Örgütün her yönünün ele alındığı bu tür yazıların bir kısmında tarihteki benzerleri arandı. İlk benzetildiği örgüt Hasan Sabbah’ın Haşhaşileri idi. İlk kez Mustafa Öztürk'ün yaptığını zannettiğim bu benzetme hüsn-i kabul gördü ve neredeyse cemaat yerine Haşhaşi kullanılır oldu.

Benzetildiği ikinci yapı Batı'da bulundu. Erol Göka İlk Haşhaşiler başlıklı yazısında Murat Beyazyüz’in bir yazısından yola çıkarak Gülen cemaatini bu sefer Pythagoras ve Pythagorascılara benzetti ve ortak yönleri üzerinde durdu. Bu iki yazı örgütün yapısını daha iyi anlayabilmek için yapılan benzetmelerdi.

Örgütü Haşhaşilere benzeten Mustafa Öztürk bir yazısında bu sefer cemaatin önderini peygamberimiz dönemi meşhur münafıklarından Abdullah b. Übey b. Selûl’e benzetti. Cenaze namazı bile kılınmayan bu münafıka benzettiği yazısının başlığı Fethullah b. Übey b. Selül idi. Bu teşbih de çok tuttu. Mustafa Öztürk Hoca'nın konuda mahir olduğunu teslim edelim.

Güneşin doğuşunu her sabah diğer şehirlerden daha önce gören Mağusa Kıbrıs’ın en önemli iki liman şehrinden ve en önemli üç merkezinden biri. İnsanlar genellikle deniz için gelirler buralara, ama bana soracak olursanız tarihi yerleri ziyaret için gelin, yoruldukça da denize girin, derim.

Mağusa’daki en önemli mimari yapılardan biri kalesi. Kale ve surlar bugün için de çok önemli çünkü Ortaçağ askeri mimarisinin ayakta kalan en güzel örneklerinden biri. Surların her bir köşesinde bir kule var. Özellikle biri var ki dünyada okumuş yazmış herkes bilir. Shakespeare’in bir kısmı Kıbrıs’ta geçen aynı isimli oyunundan sonra çok meşhur olan Othello Kulesi. Sırf bu kuleyi görmek için gelen turistler var.

Lusignanlar tarafından yapılmış, Venedikliler tarafından kuvvetlendirilmiş bu muhkem surlar on bir ay süren zorlu bir kuşatmanın ardından aşılabilmiş (1 Ağustos 1571). Oldukça muhkem ve fethedilmesi hayli güç olduğu için de Kıbrıs’ta en son fethedilen yer olmuş Mağusa.

Pazar, 03 Temmuz 2016 16:30

Müftü Aziz Efendi Türbesi ve Tekkesi

Lefkoşa’da ziyaret edilecek mekanlardan biri de Aziz Efendi Türbesi ve Tekkesi. Biraz köşede, kuytuda. Bileni de çok az. O yüzden bulması biraz güç. Ararken Aziz Efendi türbesi olarak değil de Belediye Hali olarak sorun, bilen daha çok çıkacaktır. Çünkü türbe halin içinde. Hali bulduktan sonra gerisi kolay demeyin esnafa sorun, çıraklara veya müşterilere değil.

Belediye Hali içinde, güney doğu köşesinde olan tekke bugün küçük bir mescid ile türbeden oluşuyor. Osmanlı arşiv vesikalarında ismi Şeyh Abdülaziz Zaviyesi olarak geçen tekkenin adına bir de vakıf kurulmuş: Aziz Efendi Tekkesi Vakfı.

Bir zamanlar Lefkoşa’nın en çok ziyaret edilen türbelerinden olan tekke günümüzde unutulmuşluk girdabına düşmüş maalesef. Sadece çok az sayıda kişi tarafından ziyaret ediliyor.

Salı, 28 Haziran 2016 06:41

Kurt Baba yahut Üçler Türbesi

Lefkoşa’nın herhangi bir sokağında dolaşırken bir köşede karşınıza bir türbe veya adak yeri çıkarsa hiç şaşırmayın. Unutulanların ve kaybolanların yanı sıra hâlâ ayakta kalabilenlerin yekûnu bile oldukça fazla. Asmaaltı Sokak ile Kurt Baba sokaklarının kesiştiği köşede Kumarcılar Hanı’nın ön yüzünün karşısındaki sokağın batı tarafında bulunan tek hücreli bir yapı da böyle bir yer.

Bu küçük yapı çok yakın bir zamana kadar “Üçler Türbesi” veya “Kutup Baba” olarak bilinirken daha sonra nasıl olduysa “Kurt Baba” adıyla bilinmeye başlamış. Bu konuda yazanlar Kutup kelimesinin zamanla halk arasında Kurt’a dönüştüğünü söylüyorlar. Ben bunu zayıf bir ihtimal olarak görüyorum. Anadolu'da da bilinen ve birkaç yerde türbesi/makamı olan Horasan erenlerinden Kurt Baba isminin yakıştırıldığını düşünüyorum.

Üçler Türbesi denmesinin nedeni türbede üç mezarın bulunması. Bu mezarların da Lefkoşa’daki bir çok türbe veya adak yeri gibi fetih esnasında şehit düşen Türk askerlerine ait olduğu sanılıyor. Bir rivayete göre şehit düşen bu üç asker Kutup Baba veya Kurt Baba adında bir Bektaşî şeyhi ile iki müridine ait. Sefere ve fethe katılan bu yeniçeri ve iki adamı şehit oldukları yere defnedilmişler ve mezarları da ziyaretgâh olmuş.

Cuma, 24 Haziran 2016 11:59

İttik Dede

Kimi ittik, kim itmiş, neden itmiş gibi sorularınızı duyar gibi oluyorum. İten, itilen kimse yok, itmekle ilgisi yok ismin. Yitik kelimesinin Kıbrıs lehçesiyle sesletiminden başka bir şey değil.

Peki neden yitik diyorlar? Cevabı şu. Lefkoşa elli bir gün süren kuşatmanın ardından fethedildikten ve surlar geçildikten sonra savaş sokak aralarında da gün boyu devam etmiş ve bir çok kahraman askerimiz bir günü bulmayan bu çatışmalarda şehit olmuş. Kim olduğu bilinmeyen şehitlerimizin mezarları daha sonra bulununca hemen bir sanduka konulmuş ve etrafı çevrilmiş. Veya şehit düştüğü mahallin bilinip tam olarak yerin bilinmediği mezar için kaybolmuş manasına Yitik Dede adı verilmiş.

Bir başka rivayete göre ise savaşın ardından ne sağ ne de ölü olarak bulunamayan, gaiplere karışan ve eren olduğuna inanılan bir askerin kaybolduğu yermiş.

Pazar, 12 Haziran 2016 18:45

Kutup Osman

yâhut

Atpazarlı Osman Fazlı İlâhî

Kıbrıs’ın en doğusunda, Mağusa’da Türkiye’den gelen misafirlerimizi götürdüğümüz önemli bir kaç yerden biri olan büyük bir mutasavvıfın türbesi var. Kıbrıs’ta daha çok “Kutup Osman” olarak bilinen Atpazarlı Osman Fazlı İlâhî’nin türbesi.

Mağusa’yı çok iyi bilmediğim için ilk gittiğimde bulamamış ve yoldan geçmekte olan bir kuryeye sormuştum nerede olduğunu. Kurye bilemedi, yanına geldiği esnafa sordum, o da bilemedi. Bu sefer Namık Kemal Lisesi’nin bitişiğinde olduğunu hatırladım ve okulu sordum, hemen şu bina dediler. Meğer Kutup Osman’ın türbesinin önünde duruyormuşum da haberim yokmuş. Üzücü olan şey vefat ettiğinde tüm Mağusalıların cenazesine katıldığı ve bir zamanlar herkesin bildiği meşhur bir ismi motoruyla her adrese giden bir motokurye ile aynı caddede dükkanı olan bir esnafın bilememesi, daha da üzücü olanı Kutup Osman ismini ilk defa benden duymuş olmalarıydı.

Pazartesi, 30 Mayıs 2016 02:17

Marunilerin köyü: Koruçam

Kıbrıs’ta görülmesi gereken yerlerden biri de Marunilerin yaşadıkları ve Kuzey’de Rumca konuşulan tek köy olan yeni adıyla Koruçam, orijinal adıyla Kormakitis olan Lapta belediyesi sınırları içinde bulunan köy.

Kıbrıs Marunileri yedinci asırda dini ve siyasi çatışmalar sebebiyle Kıbrıs’a yerleşen Marunilerin torunları. 5. Asırda toplanan Konsil’de alınan kararları tanıdığı için bölgedeki diğer cemaatler tarafından dışlanan Marunilerin lideri Aziz Marun. Maruniler Doğu’da olup Katolik itikadını benimseyen tek cemaat. Bu yüzden diğer Hristiyan cemaatlerden baskı görmüş, bu baskı sonucunda Lübnan dağlarına çıkmışlar, bir kısmı da muhtelif yerlere hicret etmiş. Küçük bir grup da Kıbrıs’a gelmiş ve buraya yerleşmişler.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç