Denemelerim

Etkinlik Takvimi

10 Ara 2019;
06:00PM - 07:00PM
Gençlere Fuzuli'yi nasıl anlatacağız?
13 Ara 2019;
02:00PM - 03:00PM
Necatigil'de Eski Edebiyatın izleri

Kimler Sitede

132 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 8

Dün 79

Haftalık 386

Aylık 485

Tüm Zamanlar 328215

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Perşembe, 18 Temmuz 2019 13:10

Narda yahut Arta

Narda

Arta

Orta Yunanistan’ın bir diğer güzel şehri de Arta yahut bizim deyişimizle Narda. Göl ile dağ arasındaki düzlükte kurulu bu küçük ve sevimli şehir denize yaklaşık 15 km uzaklıkta. Yanya’nın 70 km güneyinde yer alan Narda’ya dağların ve ormanların arasında geçen yaklaşık bir saatlik keyifli bir yolculuktan sonra vardık. Şehir adını yakınında bulunduğu körfezden alıyor. Barbaros Hayraddin Paşa’nın Preveze Deniz Savaşına hazırlanan donanmasını burada konuşlandırdığını söylersem sanırım daha iyi anlaşılacak. Preveze de Narda’ya 45 dakikalık bir mesefade zaten.

Şehir sulh ile bize geçmiş ve biz de sulh ile devretmişiz. Yanya’nın fethinden sonra despotunun Osmanlı Devleti’ni tanıması üzerine 1449’da Türklerin idaresine geçer ve ismini de Narda olarak değiştirir atalarımız. Narda demelerinin iki nedeni olduğu rivayet ediliyor. İlki körfeze dökülen ırmağın adından dolayı. Evliya Çelebi ise buranın narlarının şöhretinden dolayı bu ismin verildiğini düşünüyor. Ama bana Türkçe söyleyiş kolaylığından dolayı verilmiş gibi geliyor. Türkler ve Rumlarla birlike Yahudilerin de yaşadığı Narda dört asrı aşkın bir süre sonunda Berlin Anlaşması ile de (1878) Yunanistan’a bırakılır ve 1881’de fiilen terkedilir. Müslüman halkı da kuzeye göç eder.

Salı, 16 Temmuz 2019 22:25

Yanya yahut Ioannina

Yanya, Yunanistan’ın kuzeybatısında Epir denilen dağlık bölgenin çok önemli bir merkezi. Yarımada üzerine kurulu şehir coğrafi ve tarihi özelliklerinden dolayı turistlerin gözdesi. Kuzeyi ve doğusu dağlarla, batısı göl ile çevrili bu güzel kent Yunancada "Yahya'nın Şehri" anlamındaki adını koruyucu azizi olan Aziz John’dan alıyor.

Türkler Yanya’ya ilk önce şehrin despotunun Arnavut saldırılarına karşı yardım istemesi üzerine Gazi Evrenos Bey’in kumandanlığında 1390’larda gelir. Saldırıları savuşturan ve sükuneti temin eden Evrenos Paşa kalenin dışında, göl kenarında Livadiyot mahallesinde cami, mektep ve zaviyeden oluşan bir külliye kurar. Evrenos Paşa’dan kırk yıl sonra 1430’da sulh yoluyla alınır. Osmanlı döneminde Yanya gelişir, büyür ve şehir Ortaçağ kalesinin dışına taşar ve sancak merkezi olur. Epir’in bu önemli Bizans merkezi Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin sulh içinde yaşadıkları bir huzur kentine dönüşür.

Pazartesi, 15 Temmuz 2019 15:49

Koniçe yahut Konitsa

Koniçe Yunanistan’ın kuzeybatısında, Arnavutluk sınırında, Yanya’nın 60 km kuzeyinde dağların arasında, doğal güzellikleriyle ünlü bir köy. Köyün sırtına yaslandığı dağdan baktığı manzara, hemen yanı başından akan dere ve o derenin üzerindeki 1870 tarihli taş köprü ile gerçekten Yunanistan’da görülecek bir yer varsa burası dedirtecek kadar güzel. O kadar güzel ki o güzelliği bizim için bir kat daha güzelleştiren köyün eski mahallesinde gördüğümüz bir cami, bir türbe ve sibyan mektebinden oluşan külliye. Birbirine yakın ve bir külliye içinde olduğu belli olan bu taştan yapılmış üç eser hem birbirine hem köye hem de doğal manzaraya o kadar yakışıyor ki adeta ağaçlar ve taşlar gibi kendiliğinden orada bitivermiş gibi geliyor.

Mübadelede Kapadokya bölgesinden gelen 45 bin Rumun bir kısmı bu köye yerleşmiş. 1950’lerde köyde yaklaşık 30 müslüman hane varmış. On sene öncesinde ise hala köyde yaşayan 7 müslüman hane varmış. Bugün kaç hane kaldı bilmiyorum.

Pazartesi, 15 Temmuz 2019 11:31

Şevket Abinin ardından

Ben Şevket abiyi Enderun’da tanıdım. Mesleği nedir sorusuna hemen cevap vermek mümkün değil. Ne mezun olduğu okul, ne yaptığı işler tam olarak onun mesleğini tanımlamıyor. Gazete sahibi ama diğer gazete sahipleri gibi değil, gazeteci ama diğer gazeteciler gibi değil, yayıncı ama diğer yayıncılar gibi değildi. Ömrü inandığı dava uğrunda say u gayret ile geçti. Bunun için de ne yapması gerektiğne inanıyorsa onu yaptı.

Bugün gazetesini kurdu, uzun yıllar çıkardı. Kapatıldığında tirajı 70 bindi. Borç harç kağıt alınır, gelecek para ile ödenerek çıkarılırdı. Almanya’ya gitmek zorunda kaldığında da güvendiği insanlara teslim etmişti ve gazete çıkmaya devam etmişti. Sabah namazında Sultanahmet’te binlerce kişiyi toplayacak kadar tesirli idi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 12 Temmuz 2019 12:10

Kesriye yahut Kastoria

Aynı adla anılan gölün kenarında kurulmuş güzel ve şirin bir kasaba Kesriye. Şehre girerken gördüğümüz manzaradan etkilendiğimizi söylersem sanırım güzelliği hakkında sizde kanaat oluşmasına yardımcı olurum.

Selanik’in yaklaşık 200 km batısında olan bu kasaba adını Yunanca “Kunduzların yaşadığı yer” anlamına gelen Kastoria’dan almış. Osmanlılar döneminde de şehir kürk ticaretinin merkezi imiş. O yüzden zengin kürk tacirlerinin yaptırdıkları muhteşem konakları var. Bir kale, kışla, camiler, medrese ve tekkelerin olduğu bu kasaba Yunan Ortodoks kültürü için de önemli bir yer imiş. 16. asırda irili ufaklı 72 kilise bulunuyormuş ve bir kısmında sanat değeri taşıyan freskler mevcutmuş. Beş yüz sene şehri yöneten Türklerin 72 kiliseden hiçbirine dokunmamaları ve günümüze kadar gelmesi sanırım anlayanlar için çok derin şeyler söyler ve ne kadar büyük bir millet olduğumuzun bir başka sağlam delilidir.

Cuma, 12 Temmuz 2019 11:05

50 yıl sonra FETÖ ne olacak?

Yine bir 15 Temmuz sene-i devriyesindeyiz. O meşum günü anlatan paneller yapılıyor, kitaplar, makaleler yayınlanıyor. Yeni 15 Temmuzların bir daha yaşanmaması için hatırlamak, unutmamak çok önemli. Ama hayat devam ediyor ve işin güvenlik dışında başka boyutları da var. Fetöye inanan ve tabanı oluşturan kitlenin sosyolojik ve itikadi sorunları meselesi var ve bu mesele bence geleceğimizi etkilemesi bakımından en az güvenlik kadar önemli.

Yazımıza bir başka soru ile devam edelim: FETÖ tümüyle ortadan kalkar mı, yok olur mu? 15 Temmuzdan sonraki gelişmelere bakacak olursak bu soruya kolayca evet denileceğini düşünenlerden değilim. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 12 Temmuz 2019 09:08

Sinan Bey'in şehri: Karaferye

 

Rivayete göre şehir ismini fatihlerinden almış. Gazi Evrenos Bey tarafından 1373’te fethedilen şehrin yönetimi ve korunması Karaferye Gazi’ye verildiğinden ismi ile anılır olmuş derler ama bana makul gelen diğer rivayet. Şehrin Yunanca adı Veria, eski Makedon krallarından Veres’in kızının ismine nispetle konulmuş. Kara sıfatı ise şehrin üç tarafını kuşatan kara ormanlardan gelirmiş. Ayrıca Türklerde renk isimlerinin aynı zamanda yön bildiren birer sıfat olduğunu düşününce ismin Rumca ismin önüne onu niteleyen bir ek ile oluştuğunu söyleyebiliriz. Karaveria’yı Türkler Karaferye olarak Türkçeleştirmişler.

Salı, 09 Temmuz 2019 15:13

Gazi Evrenos Bey Türbesi

Yenice-i Vardar (Giannitsa)

Yunanistan’da adı Yenice olan iki belde var. Biri günümüzde Giannitsa olarak bilinen Vardar Yenicesi veya Yenice-i Vardar, diğeri de Karasu Yenicesi, İskeçe’de. İkisinin iki ortak özelliği var, biri ilk kurulduklarında merkez olmaları. Diğeri, tanımlayan isimlerini yanlarına kuruldukları ırmaktan alıyor oluşları. Bu durum tesadüf olmasa gerek.

Sizlere anlatmaya çalıştığım Vardar Yenice’si Selanik’in yaklaşık 50 km kuzeybatısında. İsminden de anlaşılacağı gibi burası ilk defa Türkler tarafından kurulmuş bir şehir. Kuran da Rumeli’nin fethedilmesinde ve Türkleşmesinde büyük emekleri olan Batı Trakya fatihi Gazi Evranos Bey. Her ne kadar çoğu günümüze kadar ulaşmamışsa da Gazi Evrenos Bey şehrin üst tarafına cami, kervansaray, imaret, medrese gibi her Türk beldesine olan binaları inşa ettirmiş, halkın ihtiyacı olan suyu da 10 kilometre uzaklıktaki dağdan yer altından ve kemerlerle şehre akıtıp hamamlar ve çeşmeler yaptırmış.

Pazartesi, 08 Temmuz 2019 14:33

Cüppe giymenin de bir adabı var

Haziran ayı mezuniyet ayı. Özellikle 15’ne kadar ilk, orta ve liseler, 15’inden sonra da üniversitelerin mezuniyet törenleri oluyor ve mezunlar ile aileleri de bu güzel ve mutlu günlerinde çektirdikleri fotoğrafları sosyal medyada bol bol paylaşıyorlar.

Paylaşmalarında bir sorun yok, mezun olan öğrencilerin buna hakkı var. Normal olmayan ise bu işin iyice amiyane tabir ile cılkının çıkması, neredeyse belediyenin düzenlediği kurslar için bile mezuniyet törenlerinin düzenlenmesi ve cüppe giyilmesi.

Bazı törenlerde cüppe giyildiğini görünce gülüp geçiyoruz ama üniversitelerde de garip ve tuhaf mezuniyet törenleri ve cüppe giyip kep fırlatma törenleri düzenlendiğini görünce ister istemez sadece gülmüyor, aynı zamanda üzülüyoruz. 

Yazının devamı için tıklayınız.

İki dillilik (bilingualism) son yıllarda daha sık duymaya başladığımız bir kavram. Kabaca bir tanımla resmi dilin ana dil olmadığı ailelerde yetişen çocuklara iki dilli diyoruz.

İki dilli çocuklar ülkeler için bir zenginlik. Çocukların öğrenme kapasitesi yetişkinlere göre kat kat fazla. Uzmanların söylediklerine göre bir çocuk yaşadığı ortamda kaç dil konuşuluyorsa o dillerin hepsini öğrenebilir. ABD’de yaşayan ve bir Alman ile evli olan arkadaşımın iki çocuğunun ikisi de Almanca ve Türkçenin yanı sıra İngilizceyi ana dili imiş gibi konuşuyordu. Lisede bir dil, üniversitede bir başka dil öğrendiğinde en az beş dili bilen biri olacak. Ne büyük bir şans ve zenginlik o ülke için. 

Devamını okumak için tıklayınız.

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç