Denemelerim

Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Aşık Paşa Garipname Okumaları

Kimler Sitede

18 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 13

Dün 39

Haftalık 187

Aylık 1220

Tüm Zamanlar 254236

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Ismail - İsmail Güleç
Pazartesi, 27 Mart 2017 10:53

Karga ile leylek/keklik arkadaş olur mu?

Hayatım boyunca o kadar çok şaşırdım ki şaşırmamayı öğrendim. Öyle olaylara şahit oldum ki aklım havsalam almaz, nasıl olur diye sorar dururdum kendime. Bu olaylarda bir hikmet arardım bazen. Bazen anlamaya çalışırdım neden diye.

Beni önceleri şaşırtan, şimdilerde ise hakikatini anlamaya, görünene değil, ardına bakmaya ve görünmeyen kısmı görmeye sevkeden durumların biri hayatta birbirileriyle arkadaş olamayacağını, bir araya gelemeyeceğini düşündüğüm insanların evlenmesi veya iş yapması olmuştur. Meseleyi anlamamı ise yıllar önce bir kitapta okuduğum karga ile leylek hikayesi sağladı. Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için hikayeyi aktarayım önce.

Çölde bir kargayı bir leylekle arkadaşlık yaparken gördüm. Çok şaşırdım, bir leylek neden bir karga ile arkadaşlık yapsın ki, diye düşündüm, durdum. Daha yakından görmek için yanlarına yaklaştım. Hayretler içinde yanlarına yaklaşınca ikisinin de topal olduğunu gördüm. O an anladım ki yükseklerde uçan ak pak olan leylek, kap kara bir karga ile bir zaafından dolayı arkadaşlık yapıyormuş.

Hikaye açık ama biraz daha açmaya çalışayım.

Pazar, 19 Mart 2017 23:15

Pirî Paşa Camii ve Türbesi

Yine bir pazar günü, üstelik hava da güneşli. Evde oturacak halimiz yok ya. Aldım tayfayı çıktık yola. Ver elini Lefke.

Lefke’yi çok severim. Zaman zaman giderim. Sessiz, sakin, yeşil ve huzur verici bir yer. Tarih Lefke’de evler, konaklar, camiler ve resmi binalar ile dimdik ayakta. Macunları, meşhur Yafa portakalı ve pekan cevizi ile hurması bütün tadlarıyla bizi selamlıyor. Lefke’yi dünyaya tanıtan bir diğer isim ise Şeyh Nazım Kıbrısî. Lefke’yi uluslarasılaştıran cami ve türbe adetâ birleşmiş milletler. Her milletten insan var ve İngilizce neredeyse Türkçe kadar konuşulan bir dil. Şeyh Efendi bile sohbetini hem Türkçe hem de İngilizce yapıyor.

Lefke’de üç camii var. Mahkemeler Camii, Şeyh Nazım Camii ve Pir Mehmet Paşa Camii. Bir diğer söyleyişle, Aşağı Cami, Orta Camii ve Yukarı Camii. En eskisi ise en sonuncusu ve ben sizlere sonuncusunu tanıtmaya çalışacağım.

Cuma, 17 Mart 2017 17:58

Kör ile kötürümün ortaklığı

Sibel Eraslan’ın Siret-i Meryem’inde geçen Hz. İsa’nın çocukken Mısır’a kaçtıkları vakit himayelerinde bulundukları kuyumcunun başından geçen hikaye çok hoşuma gitmiş ve beni düşündürmüştü. Üşenmedim, düşündüklerimi kaleme aldım. Kitabı okumayanlar için önce hikayeyi anlatayım.

Kuyumcu Hz. Meryem ve oğluna kol kanat gerip evini açan hayırsever bir insan. Birgün içinde altınları sakladığı sandık kaybolur. Ne yaparlarsa sandığı kimin çaldığını bulamazlar. En ufak bir delil yoktur sandığı kimin çaldığına dair. Hz. İsa’nın ise gizli şeylerin yerini bilme konusunda meşhur olmuştur. Annesi de yasaklar Hz. İsa’ya söylemesini. Çünkü başına bir şey gelmesinden korkar. İyiliklerini gördüğü kuyumcunun sandığının bulunması için İsa’ya izin verir.

İsa kuyumcuya tüm adamlarını toplamasını ister. Hepsiyle teker teker görüşür ama geriye iki kişi kalmıştır. Biri kör, diğeri kötürüm olan bu iki kişiden kimse şüphelenmez doğal olarak.

Pazar, 05 Mart 2017 20:40

Kantara Kalesi

Adanın doğusundaki bekçi

Kıbrıs’ın kuzey sıradağları üzerinde adaya gelen dost ve düşman gemileri gözetlemek üzere doğusundan batısına doğru dizilmiş üç kale var. En küçüklerini ortalarına almış üç kızkardeşe benzettiğim bu kalelerden ilk olarak ortasındaki Buffavento Kalesini yazmıştım, daha sonra da St Hilerion’u. Sıra adanın en doğusunda yer alan Kantara Kalesinde. Sizlere bu sefer bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Yine güneşli bir pazar günü, havanın henüz tam manasıyla ısınmadığı, terletmeyecek kadar serin, üşütmeyecek kadar sıcak bir bahar günü gezdim bu kaleyi. Denizden yaklaşık 700 metre yükseklikte bir noktada inşa edilen kale konum itibarıyla öyle bir yere kondurulmuş ki hem adanın kuzeyindeki denize, hem doğusundaki denize, hem Dipkarpaz’a kadar uzanan o çıkıntı yarımadaya, hem de Maserya ovasına hakim. Dolayısıyla kuş adaya kuzeydoğu ve doğudan gelecek her türlü gemiyi görmek mümkün.

Çarşamba, 01 Mart 2017 12:07

Derviş ve Sultan

Yahut

Dervişler ve Sufi Çevreler Üzerine

Geçtiğimiz günlerde Haşim Şahin’in oldukça önemli bulduğum bir kitabı yayınlandı. Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan bu kitapta yazarın daha önce muhtelif dergilerde ve kitaplarda yayınlanmış erken dönem Osmanlı toplumunun ruh ve zihin dünyasının şekillenmesinde müessir olmuş zevatın biyografilerini mihverine alan makalelerinden oluşuyor. Kitabın ismi kitabın ikinci bölümünü aynı zamanda; Dervişler ve Sufi Çevreler. Bu kitabı ben hazırlamış olsaydım Sultan ve Derviş adını verirdim. İçinde Gelibolulu’da Dini Hayat ve Klasik Çağ’da İstanbul’da Nakşıbendilik gibi yazıları dışarıda bırakır, bunların yerine yazarın Taptuk Emre ve Karaca Ahmed gibi aynı dönemde yaşamış mühim şahısları konu edinen makaleleri ilave ederdim ve Osmanlıların ilk iki asrının tarihini padişahlar ve dervişler üzerinden anlatmaya çalışırdım. Bu haliyle de konuyu bütünleştirmiş olurdum.

Pazar, 19 Şubat 2017 09:18

Saint Hilarion basit bir kale değildir

Saint Hilarion Efsaneleri

Saint Hilarion kalesini tanıtmaya çalışğım yazının sonunda kale ile ilgili efsanelerin ayrı bir yazı konusu olduğunu söylemiş ve bir sonraki yazıda sadece bu konuya ele alan bir yazı yazacağımı belirtmiştim. Sözümüzü yerine getirelim.

Her şeyden önce kalenin kendisine has bir karizması olduğunu ve efsane üretmeye uygun bir zemini bulunduğunu söyleyelim. Kalenin beni etkileyen tarafı taşların üzerinde olmanın verdiği bir vahşilik ve doğallıkla kale içindeki yapıların naifliğinin ve güzelliğinin bir arada uyum içinde olması. Bu eşsiz uyum bir o kadar eşsiz panoramik manzara ile birleşince insanların dikkatini çekmemesi ve etkilenmemesi mümkün değil. O kadar muhteşem bir görüntüsü var ki etkilenmemek mümkün değil. Söylenenlere göre Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmindeki kale bu kaleden mülhem inşa edilmiş. Filmi gözlerimin önüne getirmeye çalışınca aralarında gerçekten bir benzerlik olduğunu düşündüm.

 

Cumartesi, 18 Şubat 2017 16:05

Saint Hilarion Kalesi

 

Kıbrıs’ı doğudan batıya doğru kesen iki sıradağ var. Biri Zafer Burnu’ndan Koruçam’a kadar sıralanan bazı kaynaklarda Girne olarak da geçen ama daha çok Beşparmak olarak bildiğimiz ve söylediğimiz sıradağlar. Diğeri de Rum kesimindeki Türklerin Karlıdağ adını verdikleri Trodos.

Yaklaşık 170 kilometre uzunluğundaki Kuzeydeki sıradağlar üzerinde değişik dönemlerde yapılmış üç kale var: En doğusunda Kantara, ortada Buffevento ve batısında da Girne’nin sırtını dayadığı 732 metre yükseklikteki tepelerin üzerinde St Hillarion Kalesi. Gözetleme amaçlı inşa edilen bu üç kaleden bugün en sağlamı ve belli olanı St Hillarion. Sadece gözetleme değil, aynı zamanda Girne’den Lefkoşa’ya geçişi de kontrol eden bir noktada. Size bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Cumartesi, 04 Şubat 2017 12:33

Kifâyetsiz Muhteris

Bu başlığı görünce aklınıza hemen “yine kim kızdırdı bu adamı” cümlesi gelmesin. Peşinen söyleyeyim, bu yazıyı içinde bulunduğumuz hâli kendimce tarif için yazdım. Yok, sen durduk yerde böyle şeyler yazmazsın, mutlaka birini görmüş, ona göre yazmışsındır, diye düşünebilirsiniz.

Sükût etmek gibi âlemde nâdâna cevab olmaz

Mısra-ı bercestesi mucebince cevap vermeyi pek düşünmem. Eminim yazıyı okuduktan sonra sizin de çevrenizde olabilecek türden insanlar için yazıldığını farkedeceksiniz.

Uzattığımın farkındayım, sadede geleyim.

Cumartesi, 21 Ocak 2017 08:13

İntihal nedir, ne değildir?

Birkaç haftadan beri, çocuklar için hazırladığım Kıbrıs’ın Manevi Mimarları isimli resimli kitap ile ilgili olarak sosyal medyada intihal iddiaları dolaşıyormuş. Bir arkadaşım sayesinde haberdar oldum ve iddia sahibine lisan-ı münasiple izah etmeye çalıştım. Ancak ne kadar alttan alırsam alayım fayda etmedi. Muhatabımın değil benim, dünya bir araya gelse düşüncesinden vazgeçirilemeyecek kadar muannid olduğunu anlamam çok vakit almadı. Ben de bu kibir ve cehil abidesinin derdine,

Cehl derdinden olana bîmâr
Bû ‘Alî olsa idemez tîmâr

Beytinde şairin çok güzel bir şekilde ifade ettiği gibi İbni Sina’nın bile deva bulamayacağını öğrenmiştim. Bazı dostlarım,

Kazârâ bir sapan taşı bir altın kâseye değse
Ne taşın kıymeti artar ne kıymetten düşer kâse

Beytini hatırlatarak benden bu işi uzatmamamı ve artık kendisine cevap vermememi tavsiye ettiler. Ben de müşarün ileyhin asabiyetinin, kibrinin, zihinsel faaliyetlerindeki zayıflamanın meselenin künhüne vakıf olamayacağını gördüğüm için

Ehl-i dil sohbet-i nâ-cins ile şâdân olmaz
Bezm-i cühhâl gibi ârife zindân olmaz

Fehvasınca dostlarımın tavsiyelerine uyup cevap vermekten vazgeçmiş iken iftira sahibinin bizim kendisini üzmemek ve kırmamak için sakınmamızı zayıflık ve korkaklık olarak görmesi, kendisinin haklı olduğuna iyice inanması, benim şahsımda başka kişi ve kurumları da içine katarak iddiasını ve iftirasını hakaret dolu cümlelerle sürdürmeye devam etmesi kararımı yeniden gözden geçirmeme neden oldu. Bu iftira ve karalamanın birçok arkadaşım tarafından sorulmaya başlaması iftiranın sosyal medya ortamında iyice yayıldığını gösteriyordu ve beni tanıyanların ve kitabı görenlerin bu iddialara gülüp geçeceklerini biliyordum. Ama beni tanımadığı ve kitapları görmediği halde şahsıma isnad edilen iftiraya inananlar olduğunu görünce tanımayanlar için bir açıklama yapma zaruretinin hasıl olduğunu düşündüm.

Çarşamba, 28 Aralık 2016 18:02

Öküzden bir mektup var

Sayın Hocam,

Geçen günkü yazınızda çevrenizde olduğunu tahmin ettiğim bazı insanları bana benzetmişsiniz. Çok üzüldüm. Bu mektubu da üzüntülerimi ifade etmek için yazıyorum.

Yazınızı okurken ve okuduktan sonra bir hayli düşündüm. Biz öküzlerin suçu ne? Öküz olmak başlı başına bir suç mudur?Öküzler olmasa insanlar ne yapardı? Bu insanlar neden kızdıklarında birbirlerine öküz derler? Biz öküzler kızdığımızda birbirimize insan diyor muyuz? Biz insanlara ne zarar verdik, ne yaptık? Öküzlerin kime ne zararı olmuş?

Oysa biz sanılanın aksine çok mübarek hayvanlarız. Allah bizden bahseder kutsal kitabında. Hatta ismimizi bir sureye bile vermiştir. Hz. Peygamber dünya öküz ile balık üzerindedir, buyurmadı mı?

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç