Denemelerim

Etkinlik Takvimi

20 Şub 2018;
05:30PM - 07:00PM
Aşık Paşa Garipname Okumaları

Kimler Sitede

13 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 13

Dün 39

Haftalık 187

Aylık 1220

Tüm Zamanlar 254236

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Ismail - İsmail Güleç

İslam’ın ilk müezzini Bilal-i Habeşî’nin hayatının anlatıldığı film vizyona gireli bayağı bir zaman olmuştu. Çok arzu etmeme rağmen fırsat bulup seyredememiştim. Fırsat bulur bulmaz çocukları da alıp sinemaya gittim ve filmi izledim.

Filmin özeti her yerde var, bulur okursunuz, o bahse girmeyeceğim. Filme geçmeden önce de adetim olduğu üzere sizi merakta bırakmamak için film hakkındaki kanaatimi hemen söyleyeyim. Genel olarak beğendim. Güzeldi. Daha iyi olabilirdi. Yazının bundan sonrası meraklılar için.

Film hakkındaki düşüncelerim ile filmi izlerken düşündüklerimi karıştırarak anlatacağım için yazılan her şeyin filmde olduğunu düşünmeyin lütfen. Her ne kadar film Hz. Bilal’i anlatıyorsa da o günden bugüne değişen pek bir şey olmadığını görmek insanı üzüyor biraz. Özellikle içinde bulunduğumum şu mübarek günlerde. Neyse...

Cumartesi, 03 Haziran 2017 01:47

Bir yönetici tipi olarak katır ve deve

Tahmin edebiliyorum, başlığı biraz tuhaf buldunuz. Yönetici tipi olarak katır ve devenin pek alışık olmadığımız türden bir benzetme olduğunu ben de biliyorum. Günlük dilde kullandığımız anlamıyla düşünecek olursak deve için kaba saba, katır için de inatçı bir insan tipi aklınıza gelebilir. Acele etmeyin böyle düşünmekle, başka anlamları da var. Ne mi? Buyurun.

Hikaye Mesnevî’den.

Nasıl olmuş diye sormayın, bir katır ile bir deve arkadaş olmuş. Birlikte yolculuğa çıkmışlar. Deve iniş ve yokuşlarda, çakıllı ve kumlu yollarda pek düzgün ve pek rahat gidermiş. Buna karşın katır yokuş çıkarken zorlanır, inerken yuvarlanırmış. Devenin bu rahat ve sakin yürüyüşünü görünce dayanamamış, sormuş:

Pazartesi, 29 Mayıs 2017 15:25

Gaggoz Dede Türbesi

Kıbrıs’ta birçok şehidanın, yani türbenin evlerin ya kenarında, ya bahçesinde veya duvarlarında yer aldığını daha önce söylemiştim.

Bunların bir kısmını ev sahibini rahatsız etmeden ziyaret etmek mümkün iken bir kısmını ancak ev sahibinin izniyle ziyaret etmek mümkün olabiliyor. Saatli gidilip usulünce izin istenirse ev sahipleri bu türbelerin ziyaret edilmesine izin veriyor. Hatta kapıları daima açık tutanları bile var.

Gönyeli’de bir evin avlusunda olduğunu bildiğim Gaggoz Dede’yi nasıl ziyaret edeceğim diye düşünürken Allah karşıma, evsahibinin arkadaşı olan Nazif Bozatlı’yı çıkardı ve onun aracılığı ile Gaggoz Dede’nin türbesini ziyaret etme imkanını buldum. Türbenin içinde yer aldığı evin sahibi Çetin Bey’in ve değerli eşinin güleryüzlü evsahipliğini burada zikretmeliyim.

Çarşamba, 17 Mayıs 2017 15:19

Kaybolan şehidalar 2

Arapköy Osman Paşa Şehidası

Yine bir pazar günü, üç arkadaş hep birlikte yola revan olduk. Dağ yolundan Girne’ye giderken adını kitaplarda gördüğüm Osman Paşa

şehidasını görmek için yolumuzun üzerinde olan Arapköy’e saptık. Köye geldik ama in cin top oynuyor. Bizimki de iş, pazar sabahı oncivarında köyde kimi görüp bulacaksak erkenden gelmişiz. Ne yapacağız, kime soracağız diye düşünürken yoldan geçmekte olan iki gence ümitsiz bir şekilde sordum. Onlar da doğal olarak bilmediklerini söylediler ve karşıdan gelmekte olan zabıtaya sormamızı söyleyince zabıtaya doğru yöneldim.

İyi olacak adamın ayağında gelirmiş doktoru, bizim de öyle oldu. Meğer zabıtanın babasının evi değil miymiş, bir sevindim sormayın.

Cumartesi, 06 Mayıs 2017 14:11

Kaybolan şehidalar 1

Esmer Safi

Lefkoşa’yı buraları iyi bilen bir büyüğüm ile gezerken beni Büyükhan’ın Selimiye tarafına bakan sokaktaki bir dükkana götürmüştü. İçeri girdik, selam verdik ve ardından kendisine neden geldiğimizi söyleyince ayakkabıcı bize içerideki şehit mezarının yerini gösterdi. Dükkan içinde merdivan altına gelen kısımda üzeri ahşap sandık ile kaplanmış bir türbe. Ta ki dükkan sahibi kapağı kaldırıp burada diyene kadar orada olduğunu anlayamayacağımız ve kimsenin de ziyaret etme imkanı olmayan bir yerde. Böyle birkaç yer daha varmış, hatta birinin yerini de söyledi. Evkaf binasının karşısındaki dükkanların birinde imiş.

Bunlar dükkanlarda olanlar. Bir de evlerde olanlar var. Bir evin köşesinde, bahçesinde, avlusunda, temellerinde veya uzaktaki tarlasında. Bunların bir kısmı evler yenilenirken kaybolmuş, bir kısmı da zamanla yok olmuş.

Gezilerim esnasında kaybolmak üzere olan ve ancak sora sora bulabildiğim şehidalardan bildiklerimi sizinle paylaşayım. En çarpıcı olanı ile başlayayım. Pınarbaşı köyündeki Esmer Safi.


Geçtiğimiz hafta içinde gazetelerde bir haber yayınlandı. Haber şöyle:

...... tarikatına mensup grup ile ...... cemaati mensupları Umre için gittikleri Mekke'de kavga e

ttikleri iddia edildi. Kavganın 25 Nisan akşamı, Kabe’ye bir km uzaklıktaki otel önünde gerçekleştiği belirtiliyor. Sözlü sataşmayla başlayan kavga nedeniyle çok sayıda kişinin yaralandığı, yaralıların hastaneye kaldırıldıkları açıklandı.

Haberi okuyunca önce hafif tebessüm ettim sonra güldüm. Daha sonra da ağlamamak için kendimi zor tuttum. Yunus’un sözleri geldi aklıma:

Dervişlik olaydı taç ile hırka
Biz dahi alırdık otuza kırka.

Pazar, 16 Nisan 2017 11:36

Gani Müjdegillerin pisikleti

İyisiyle kötüsüyle, kavgasıyla gürültüsüyle bir referandum sürecini daha geride bıraktık. Herkes görüşlerini söyledi, açıkladı. Eveti savunanlar da hayırı savunanlar da gerekçelerini televizyonlarda, meydanlarda, gazete köşelerinde aylarca savundular, anlattılar. Buraya kadar her şey normal ve doğal. Olması gerektiği gibi.

Ancak normal olmayan iki durum var. İlki meselenin göz göre göre çarpıtılması ve yalan söylenmesi. İkincisi ise tarafların meselenin referandum boyutundan çıkarılarak dini ve milli referanslarla kendi görüşlerinde olmayanları haketmedikleri yaftalarla suçlamaları, hakaret etmeleri ve aşağılamaları. Özellikle ta gezi olaylarından itibaren yükselen karşısındakini aşağılama, hakaret etme, küçük görme ve dalga geçme hastalığı. Bu adamlara göre kendileri gibi oy vermeyen  ya cahil oldukları için, hakikati bilmedikleri için, yeterince aydınlatılmadıkları için oy veriyorlar, ya da hain oldukları için. Sevr, Damat İbrahim, Vahdettin göndermeleri hep onlara göre hain olduklarını işaret etmek için kullanılan birer sembol.

Cuma, 14 Nisan 2017 08:45

Abdi Çavuş Şehidası

 

Lefkoşa’nın özelliklerinden biri de her sokağında bir şehit mezarının bulunmasıdır. Özellikle Lefkoşa’nın fethi esnasında surlar aşılıp şehre girildikten sonra sokaklarda çatışmalar bir iki gün devam etmiş ve bu esnada birçok yeniçeri şehit düşmüştür. Bunların mezarları şehit düştükleri yere defnedilmiş. İlk defnedildikleri zamanlarda sadece bir mezar iken kiminin izleri zamanla silinmiş, mezarları kaybolmuş.

Kaybolan mezarların bir kısmı üzerine yapılan evlerde oturanlar veya oradan geçen bir derviş tarafından tespit edilerek yeniden düzenlenip adeta özür dilercesine bu defa bir mezardan daha fazlasına, adak yerine dönüştürülmüş.

Böyle bir adak yeri Abdiçavuş Mahallesinde de var. Kumarcılar Han’ın arkasında kalan bölgede bulunuyor Abdiçavuş Mahallesi. Abdiçavuş mahallesi 1831 tarihinde yapılan sayıma göre gayrımüslimlerin olmadığı, sadece Türklerin yaşadığı bir mahalle. Mahallede vakfedilen birçok eser varmış. Hem Osmanlı, hem İngiliz döneminde, hatta 1960lar, 70lerde bile özellikle ömrünün son demlerinde hacdan gelen dindar Türkler tarafından, evler, dükkanlar ve bahçeler vakfedilmiş. Bugün nisbeten bakımsız evleri ve çok temiz ve düzgün olmayan sokakları olan bu mahalle Lefkoşa’nın geleneksel yönünü göstermesi bakımından oldukça önemli. Lefkoşa’nın hangi mahallesi önemli değil ki dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız.

Pazar, 09 Nisan 2017 12:56

Kavaklı Dede Türbesi

Kıbrıs’taki türbe ve yatır gezilerine devam ediyorum ve meraklıları için de tanıtmaya çalışıyorum. Her gittiğim ve ziyaret ettiğim türbenin diğer türbelerle benzerliği olmasının yanı sıra aynı isimli bir türbenin Türkiye’de de olması dikkatimi çekiyor. Kavaklı Dede de bunlardan biri ve iki benzerlik bu türbede de var.

Özellikle Dalaman, Afyon ve Isparta’da isminde kavak olan yatırların bulunması Türkiye ile Kıbrıs arasında özel bir ilişki olduğunu bize gösteriyor. Bu ayrı bir yazının konusu olduğu için üzerinde durmadan türbeyi size tanıtmaya çalışayım.

Kavaklı Dede türbesi Yukarı Girne mahallesinde Yazıcızade Camiin bulunduğu sokakta, Cemal Gürsel ile Namık Kemal sokaklarının kesiştiği köşede bulunuyor.

Pazar, 02 Nisan 2017 19:51

Zeytinlik Köyünün Garip Dede’si

Anadolu’da birçok yerde türbesi ve makamı olan Garip Dede’yle Kıbrıs’ta da karşılaştım. Hem de iki yerde. İlki Mağusa’da idi ve onu sizlerla daha önce paylaşmıştım. Kıbrıs’ta Garip Dede denilince akla geleni ise Girne’de, Zeytinlik Köyünde olanı. Köy merkezinde, camiin hemen alt tarafında, yol üzerinde, etrafı yeşile boyanmış demir parmaklıklarla çevrili ve kendisinden başka bir türbenin olmadığı yalnız başına kalmış, adı gibi garip bir türbede bulunan Garip Dede’yi sizlere anlatmaya çalışayım.

Garip Dede'yle buluşmamız da biraz garip oldu. Zeytinlik ve Girne hiç bilmediğim yerler değil. Haliyle sorduk bulmak için. Bilen bir Allah kuluna rastlamadık. Anladım ki Zeytinlik'te artık Zeytinlikliler oturmuyor. Zeytinlik sokaklarında dolaşırken birden karşımıza çıktı Garip Dede ve bizleri sevindirdi.

Zeytinlik bir Türk köyü. Eskiden muhtemelen çok güzel geleneksel bir Kıbrıs köyü idi. Şimdi ise Girne ile bütünleşmiş, şehrin bir mahallesi olmuş artık.

Garip Dede hakkında farklı iki rivayet var. Bana en makul geleninden başlayayım.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç