Denemelerim

Etkinlik Takvimi

10 Ara 2019;
06:00PM - 07:00PM
Gençlere Fuzuli'yi nasıl anlatacağız?
13 Ara 2019;
02:00PM - 03:00PM
Necatigil'de Eski Edebiyatın izleri

Kimler Sitede

158 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 8

Dün 79

Haftalık 386

Aylık 485

Tüm Zamanlar 328215

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Mevlâna, Mesnevî’sinin 20. beytinde bize şöyle seslenir.

Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.

Beyit yorumlanarak şöyle de tercüme edilebilir:

Hırs sahiplerinin testiye benzeyen gözleri dolmadı, yani doymadı ve gönüllerine kanaat gelmedi. Onun için içleri kederden ve yükten kurtulmadı. Vücud metaları itibar pazarında rağbet görmedi. Oysa sedef gibi kanaat etselerdi varlıkları aziz olur ve birçok faydasını görürlerdi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cumartesi, 02 Kasım 2019 10:08

Noksan olan kamili bilmez

Mesnevi’nin ilk bölümü olan ilk on sekiz beyitte Hz. Pir, ham olanların pişmiş olanların halini anlayamayacağını, o yüzden sözü uzatmanın bir anlamı olmadığını ve kısa kesmek gerektiğini söyler. Beyit vesselam ile biter. Vesselam söze konulan nokta mesabesindedir ve vesselam denildikten sonra sohbet, konuşma, ders anlatılan veya konuşulan her ne ise biter.

Bursevî, pişmiş olan kamil kimselerin hallerini ham olan sıradan insanların hiçbir zaman anlamayacaklarını, anlamaları için onların yaşadıklarını yaşamaları gerektiğini söyler. Nasıl kırk defa bal denilse de ağız tatlanmazsa büyük insanların başlarından geçenleri tecrübe etmedikçe de onların halleri anlaşılmaz.

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 31 Ekim 2019 18:28

Bir kere kafaya koyduktan sonra

Hayvan masallarını okur musunuz? Ben okurum. Okurken de eskilerin neden hayvan masallarını okuduklarını daha iyi anlarım.

Kelile ve Dimne ve Ezop’la başlayan hayvan masalları aslında eğitim için yazılmış eserler, bir nevi ders kitabı. İnsanlara, her birinin bir karakteri temsil ettiği hayvanların hikâyeleri üzerinden hayatı, toplumu ve insanı öğretmeyi amaçlayan metinler. Ne demek istediğimi bir örnek üzerinden anlatmaya çalışayım.

Malum geçen ay Türkiye güvenliğini sağlamak için Barış Pınarı ismini verdiği harekât düzenledi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Kitaplarını büyük bir merak ile okuduğum, sohbetlerini ilgi ile takip ettiğim Dr. Mustafa Merter bir konuşmasında her dört kişiden birinin narsist olduğunu, depresif insanların sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Elimizdeki akıllı telefonların adeta esiri olduğumuzu ve bu esaretten çok az kişinin kurtulabildiğini, kurtulmanın yolunun bu dünyaya gereğinden fazla önem vermemek olduğunu söyleyince aklıma Mesnevi’nin 19. Beyti geldi.

Ey oğul, seni dünyaya bağlayan zincirini kopar ve özgür ol. Çünkü bu zincir kırılmadıkça geldiğin yere dönmenin imkânı yoktur ve dünyaya bağlanan kişi kafesteki kuş veya kanadından taşa bağlı doğan gibidir.

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 24 Ekim 2019 13:10

Senin baban iyi adam

Sinemalarda gösterime giren 7. Koğuştaki Mucize adlı filmi birkaç hafta gecikmeli de olsa nihayet seyredebildim. Her kesimden, her yaştan, her inançtan, okumuşu, okumamışı herkesin anlayabileceği ve kendisinden bir şeyler bulabileceği filmi başından sonuna kadar gözümü kırpmadan bir iyilik hikayesi, bir masal dinliyormuşçasına seyrettim. Bir de oyuncuları iyi olunca ortaya güzel bir eser çıkmış.

Film, bir koğuş azılı mahkûmun bir masumu kurtarmak için seferber olmalarını anlatıyor. Her biri azılı bir katil veya hırsız olan mahkumların önce öldürmek istedikleri adamı sonra hayatları pahasına kurtaracak duruma gelmelerinin hikayesi de diyebiliriz. O mahkumları böylesine değiştiren ise küçük bir kızın baba sevgisi ve babanın saflığı ve temizliği. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 21 Ekim 2019 11:18

Pak gönüllü bir ışık: Nuri Pakdil

Geçen hafta sonu Nuri Pakdil ile geçti. Kimilerine göre Nuri Pakdil yaşadığı çağa damgasını vuran bir düşünce adamı, bir şair kimilerine göre ise değil. Hakkında olumlu-olumsuz o kadar çok şey söylendi ki hiç tanımayanların ve okumayanların kafası karışabilir. Dile getirdiği düşüncelerin şairliğini geri plana attıracak kadar kuvvetli olduğu kesin. Şiir kitapları kısa şiirlerden oluştuğu için eleştirilir zaman zaman ve şairliği tartışılır. Ama herkesin beğeneceği ve terennüm edeceği bir dizesinin olması Koca Ragıp Paşa’nın dediği gibi;

Eger maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 17 Ekim 2019 11:56

Kıbrıs bizim neyimiz olur!

Geçen haftayı KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın yaptığı, o adı ve soyadı taşıyan birine hiç yakışmayacak talihsiz ve incitici açıklamayı tartışarak geçirdik. Başta siyasiler olmak üzere gereken cevabı Türkiye’de ve KKTC’de fazlasıyla aldı ve alacak. Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden bir zatın çevresinde kendisine Türkiye’nin içinde bulunmuş olduğu şu ortamda böyle lakırdılar etmesinin ne siyaseten ne de ahlaken doğru olduğunu söyleyecek bir Allah’ın kulu yok muydu?

Ona üstelik yazılı yaptığı bu açıklamanın Türkiye’de PKK/YPG’nin savunulması anlamına geleceğini, kamuoyunda büyük tepki çekeceğini hatırlatacak bir danışmanın olmaması bir başka fecaat. Var da uyarılmasına rağmen bu açıklamaları yaptıysa o zaman burada söylemeye dilimin varmadığı başka bir durum söz konusu ki o daha da beter.

Devamını okumak için tıklayınız.

Ben şanslı bir adamım, onca şey söyledikten sonra insanım diyecek halim yoktu, yazdıklarımı okuyan, okumakla kalmayıp bir de eleştiren ve bana akıl veren okurlarım var. Kendisi gibi düşünmediğim ve yazmadığım için eleştiren okurlarımla anlaşmada zaman zaman sıkıntı yaşasam da sonunda bir noktada buluşuyoruz.

Adamlık giderse insanlık da gider, başlıklı yazıdan sonra bu sefer başka bir okurumuz yazımızın eksik olduğunu, adam ile Âdem arasındaki ilişkiye değinmediğimi, adamlık dilden giderse Adem’in hakikatinin izah edilemeyeceğini söyledi ve bana Adem’i tanıtmamı istedi. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 07 Ekim 2019 21:29

Nedir bu Tahirlerin Nefi'den çektikleri

Adı Tahir olup da Nefi’nin meşhur şiiri ile yapılan bir espriye muhatap olmayan var mıdır, bilmem. En azından bizim ve bizden sonraki neslin yoktur herhalde. Hâlen edebiyat derslerinde bu şiir örnek olarak veriliyorsa yeniler de bilir. Nefi’nin bahsini edeceğimiz şiiri, derslerde özellikle edebi sanatlar bahsinde tevriye için verilen örneklerin başında gelir ve şiir anlaşıldıktan sonra öğrenciler mutlaka gülerler. Hele bir de sınıfta Tahir adında biri varsa “Vay onun hâline!” Artık bir süre sınıfın esprilerine katlanmak zorunda kalmaktan başka elinden bir şey gelmez.

Methiye ve hicviye şairidir; Nefi. Dili çok keskin, bazen çok acıtıcı. Dostlarına bile kıyacak kadar gözü kararıyor, eğer canını sıkacak bir şey görürse. Bu yüzden de başına gelmedik kalmıyor. Affediliyor, yine yazıyor ve cezalandırılıyor.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 07 Ekim 2019 13:27

Adamlık giderse insanlık da gider

Birkaç hafta önce Ölür ise ten ölür canlar ölesi değil başlıklı bir yazı yazmıştım hatırlarsanız. Yazının ardından bir hanım okurumuz beni kadın-erkek ayrımına dikkat etmemekle itham etti. Öyle bir şeyi düşünmediğimi ve yapmadığımı, erkekler için de aynı şeyleri yazdığımı desem de verdiğim örneklerin hep kadınlardan olduğunu söyleyerek iddiasında ısrar etti.

Cinsiyet ayırımcılığı o ana kadar pek düşünmediğim ve üzerinde durmadığım bir konu idi. Öğrenci iken karşılaştığım bir sahneyi hatırladım birden. Kadıköy’de oturup Beyazıt’a okula gittiğim için her sabah vapura binerdim. Sisli günlerde de seferler iptal olurdu ve sisin kalkmasını beklerdik. Böyle bir günde fakülteden de tanıdığım devrimci bir grup arkadaşla karşılaşmıştım. 

Devamını okumak için tıklayınız.

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç