Denemelerim

Etkinlik Takvimi

14 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

107 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 20

Dün 76

Haftalık 180

Aylık 620

Tüm Zamanlar 344713

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Pazartesi, 06 Nisan 2020 20:33

Şemseddin Sivasi'nin Nutk-ı Şerifi

"Vasıl olmaz kimse hakka cümleden dur olmadan" mısraıyla başlayan ilahinin izahı.

Pazartesi, 06 Nisan 2020 11:16

Ulemanın siyasetle imtihanı

Şu virüs olayının gösterdiği ve hatırlattığı güzel işlerden biri de ilmin ve uzmanlığın yeniden itibar görmesi oldu. Konunun uzmanlarından oluşan Bilim Kurulu’nun aldığı kararların hükümet tarafından dikkate alınması ve uygulanması bence bilim-siyaset ilişkisinin nasıl olması gerektiğini gösteren güzel bir örnek.

Tam olarak benzer mi bilmem ama bilim adamı-siyasetçi ilişkisine örnek olması bakımından aklıma gelen bir başka anekdotu paylaşayım.

Fetvayı gerektiren hallerde sultan bize sormalı

Melikşah döneminde geçer olay. Melikşah hilalin görünmesi üzerine bayram gününü ilan eder. Fakat devrin büyük alimlerinden Cüveynî ertesi gün de oruç tutulmasına karar verince Melikşah Cüveynî’yi sarayına davet eder ve kendisine neden böyle davrandığını sorar. Verdiği cevap aslında sultan ile ulema arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğini çok güzel anlatır:

  • Sultana ait işlerde ferman sultanımızındır. Fakat fetvayı gerektiren hallerde sultanımızın bize sorması gerekir. Ferman sultanımızın, fetva bizimdir.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cuma, 03 Nisan 2020 13:27

Çocukların sevimli dilleri

Değerli hocam Prof. Dr. Mertol Tulum, Emir Mustafa adında bir yeniçeri aşığının bana göre manzum günlük gibi tuttuğu İstanbul’a ve İstanbullulara dair gördüğü, duyduğu her şeyi, dönemin İstanbul’unu adeta bir şehrengiz gibi, bir bekçi üzerinden aktardığı paha biçilmez bir kaynağı daha gün yüzüne çıkardı.

Emir Mustafa bir yeniçeri. Şiirlerinde şamar oğlanı olarak bekçiyi seçmesinin iki nedeni olabilir. Biri İstanbul’un her tarafına girip çıktığı için, diğeri de çok sevdiği ve takılmaktan zevk aldığı bir bekçi arkadaşı olduğu için herhalde.

İçinde İstanbul’a dair akla gelecek gelmeyecek birçok her şeyin anlatıldığı bu kitapta Emir Mustafa dönemin konuşmaya başlayan çocukların dilini de Lisân-ı Sibyân/Çocuk Dili adıyla anlatmış.

Gûş edin her an söyleyem
Bir özge seyrân söyleyem
Ey benim ağam efendim
Lisân-ı sıbyân söyleyem

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 01 Nisan 2020 10:02

Adama eşeğini taşıtırlar

Malum nedenlerden dolayı evdeyim. Bilim Kurulu üyesi hocalar başta olmak üzere uzman doktorların açıklamalarını pür dikkat dinliyorum ve uyarılarına uymaya çalışıyorum.

Her ne kadar;

Anladım ki beyhûde imiş fazlaca tedbîr eylemek, 
Bir kulun kârı değildir, takdîri tebdîl eylemek.

Diyen şair gibi düşünsem de hekimlerin sözünü de dinlememezlik etmiyorum. Çünkü bilirim ki;

Etme tedbirinde noksan gerçi takdîrindir iş
Hüsn-i tebdir eyle emrinde Hüdâ takdîr eder

devamını okumak için tıklayınız.

 

 

Pazartesi, 30 Mart 2020 20:23

Rıza Tevfik'in 'Bizim' redifli şiiri

 

Ali Değermenci’nin Teoman Duralı Hoca ile yaptığı uzun söyleşi kitabı yayınlandı. Öyle geçer ki zaman. İsim Hoca’nın yazdığı ve kitabın hemen başına konulmuş şiirinin ilk dizesinden. Kitaba başladım ve bitirdim. Hoca haklı, kitabı okurken zaman öyle bir geçiyor ki anlayamadım ve 500 sayfalık kitabı üç oturumda okuyup bitirdim.

Ben Teoman Hoca’yı fakülte yıllarından beri bilir, dinler ve takip ederim. Çıktığı programları izlemeye çalışırım. Meğer ben Hoca’yı hiç tanımıyormuşum. Kitabı okuyunca bambaşka bir Hoca profili çıktı karşıma. Televizyonlarda dinleyenlere Teoman Duralı nasıl biri diye sorulsa alacağımız cevapla kitapta okuduğumuz Teoman Duralı’nın arasındaki farkın büyüklüğüne şaşırmamak mümkün değil.

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 26 Mart 2020 09:49

Bir sineğin bir kartalı devirdiği dünya

Üstad Ekrem Demirli son yazısında gözle görünmeyen bir virüsün koca ülkeleri batma noktasına getirmesine ve güçlü ve sağlıklı olduğunu düşünenlerin kendilerini korkudan eve hapsetmesinden hareketle Yunus Emre’nin meşhur şathiyesini hatırlattı bizlere.

Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere
Yalan değil gerçektir ben de gördüm tozunu

Demirli, bu beyitte ilahi tecellilerin gücüne vurgu yapıldığını zikrettikten sonra malum ve meşum virüs olaylarını bu beytin yardımıyla açıklıyor. Ben de Ekrem Demirli’nin bıraktığı yerden devam ederek meseleye bizden öncekilerin yaptıkları yorumlarla devam edeyim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 23 Mart 2020 08:47

Dünyaya geldim gitmeye'den inci mercanlar

Sadettin Ökten ve Kemal Sayar hocaların radyoda yaptıkları program, deşifre edilip gözden geçirilerek Dünyaya Geldim Gitmeye Gönül Sadası’ndan Akisler başlıklı bir kitaba dönüştürülmüş. İyi ki de dönüştürülmüş. Mecburen evde kaldığımız şu günlerde ne okusam diye sorup duranlara tavsiye edebileceğim en güzel birkaç kitaptan biri ortaya çıkmış. Kitabı tanıtmak yerine okurken önemli bulduğum için altığı çizdiğim kavramlar ve tanımları müsaadenizle paylaşmak istiyorum.

Boş benlik: İlahi olana ve cemaate bağlılığın kalmadığı benlik.

Çay: Küçük ihvan.

Devrin kıtlığı: Tanrı’nın sözlerini işitme kıtlığı.

Dindar: Gösterişi sevmeyen kişi.

Doruk yaşantı: Hakikati arayan ruh.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cumartesi, 21 Mart 2020 10:52

Miracı bir de ediplerden dinleyin

Kandil gecelerini nasıl ihya edersiniz? Sadece ibadet ederek mi? Benim birkaç yıldan beri yaptığım bir iş var. Edebiyatımızda miracı anlatan eserleri okumak veya mevlitlerin miracın anlatıldığı bahisleri okumak. Bu sene malum, evlerdeyiz, çocukları da toplayıp yüzyıllardan beri bu topraklarda yapıldığı gibi sesli okumak niyetim var. Belki bu vesile ile böyle bir adet başlatırım evde.

Hz. Peygamber’in miraç mucizesini öğrenmek için aklımıza gelen ilk kaynak siyer kitaplarıdır. Onlardan da ilgili bahis okunabilir. Ama ille de edebi metinler. Niçin ısrar ettiğimin anlaşılması için bir örnek vereyim. Hamidullah’ın meşhur siyer kitabından tamamını alıntılamayacağım için sadece miraç olayının gerçekleştiği gecenin başlangıcını şuraya alayım:

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 18 Mart 2020 12:19

Bedr'in aslanları ancak o kadar şanlı idi

Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale şehitleri ve gazileri için yazdığı şiirin Türk edebiyatının abidevi metinlerinden biri olduğu erbabının ve ehlinin kabul ettiği değişmez bir hükümdür. Büyüklüğü hem konusundan hem de şiirin kusursuz olmasından geliyor. İçerik ve biçimin mükemmel olduğu bu şiirin Çanakkale şehit ve gazilerinin Bedir savaşına katılan ashab-ı kirama benzetildiği mısraı zaman zaman tartışılıyor.

Sadece o mısraı aldığımda meselenin anlaşılmasında sıkını yaşanacağını düşündüğüm için birkaç beyit öncesinden alarak alıntılıyorum.

Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor; 
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! 

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! 
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 34

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç