Denemelerim

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

289 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 99

Dün 111

Haftalık 210

Aylık 1656

Tüm Zamanlar 325967

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Ismail - İsmail Güleç

Bir önceki yazımızda Hz. Peygamber’in veladetini tes’îd ettiğimiz şu günlerde size onun iki hırkasının, Hırka-ı Şerif ve Hırka-ı Saadet’in öyküsünü anlatacağımı söylemiş ve Veysel Karani’ye verilen Hırka-ı Şerif’in hikayesini anlatmıştım. Sıra ikinci hırkanın Hırka-ı Saadet’in hikayesinde.

Hırka-ı Saadet

Hz. Peygamber’in bir şaire hediye ettiği ikinci hırka bugün Topkapı Sarayı’nda, Kutsal Emanetler Dairesi’nde.

Hırka-i Saâdet, 124 cm. boyunda geniş kollu, siyah yünlü kumaştan dikilmiş krem renginde yün astarlı bir hırka. Kumaş uzmanları bu hırkanın gerçekten Hz. Peygamber’e ait olup olmadığını inceliyorlar ve o devre ait olduğu anlaşılıyor. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 07 Kasım 2019 11:03

Hırka-ı Şerif'in Öyküsü

Hz. Peygamber’in veladetini tes’îd ettiğimiz şu günlerde size onun iki hırkasının, Hırka-ı Şerif ve Hırka-ı Saadet’in öyküsünü anlatmak isterim.

Hırka elbise üstüne giyilen, genellikle ceket boyunda, yün veya pamukludan yapılmış, önü açık, kollu, dışarıda veya soğuk havalarda evde de giyilen bir kıyafet. Peygamberimize hürmetlerinden dolayı dervişler de hırka giyerler.

Tarikatlarda hırka iki türlü giydirilir. İlki mürit tarikata intisap etmeye karar verdiğinde şeyh efendi tarafından giydirilen irade hırkasıdir. Diğeri ise henüz bir tarikata intisap etmemekle birlikte sufilerin hallerinden ve ahlakından nasiplenme ümidiyle giyilen muhip hırkasıdır. Teberrük hırkası da denilir. İyilerin giydiği hırkayı giyerek iyilerden olma ümid edilir.

Yazının devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 04 Kasım 2019 10:28

Meşhur eşekler

Acaba Şeyhî’nin (ö. 1429’dan sonra) Har-name’sini duymayanınız var mıdır? Bence olsa olsa hatırlamayanlarımız vardır. Onların da hatırlaması için metnin ilk mısralarını şuraya nakledeyim.

Bir eşek var idi zaîf ü nizâr
Yük elinden katı şikeste vü zâr

Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi

Ol çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamıştı yağır

Devamını okumak için tıklayınız.

Mevlâna, Mesnevî’sinin 20. beytinde bize şöyle seslenir.

Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.

Beyit yorumlanarak şöyle de tercüme edilebilir:

Hırs sahiplerinin testiye benzeyen gözleri dolmadı, yani doymadı ve gönüllerine kanaat gelmedi. Onun için içleri kederden ve yükten kurtulmadı. Vücud metaları itibar pazarında rağbet görmedi. Oysa sedef gibi kanaat etselerdi varlıkları aziz olur ve birçok faydasını görürlerdi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Cumartesi, 02 Kasım 2019 10:08

Noksan olan kamili bilmez

Mesnevi’nin ilk bölümü olan ilk on sekiz beyitte Hz. Pir, ham olanların pişmiş olanların halini anlayamayacağını, o yüzden sözü uzatmanın bir anlamı olmadığını ve kısa kesmek gerektiğini söyler. Beyit vesselam ile biter. Vesselam söze konulan nokta mesabesindedir ve vesselam denildikten sonra sohbet, konuşma, ders anlatılan veya konuşulan her ne ise biter.

Bursevî, pişmiş olan kamil kimselerin hallerini ham olan sıradan insanların hiçbir zaman anlamayacaklarını, anlamaları için onların yaşadıklarını yaşamaları gerektiğini söyler. Nasıl kırk defa bal denilse de ağız tatlanmazsa büyük insanların başlarından geçenleri tecrübe etmedikçe de onların halleri anlaşılmaz.

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 31 Ekim 2019 18:28

Bir kere kafaya koyduktan sonra

Hayvan masallarını okur musunuz? Ben okurum. Okurken de eskilerin neden hayvan masallarını okuduklarını daha iyi anlarım.

Kelile ve Dimne ve Ezop’la başlayan hayvan masalları aslında eğitim için yazılmış eserler, bir nevi ders kitabı. İnsanlara, her birinin bir karakteri temsil ettiği hayvanların hikâyeleri üzerinden hayatı, toplumu ve insanı öğretmeyi amaçlayan metinler. Ne demek istediğimi bir örnek üzerinden anlatmaya çalışayım.

Malum geçen ay Türkiye güvenliğini sağlamak için Barış Pınarı ismini verdiği harekât düzenledi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Kitaplarını büyük bir merak ile okuduğum, sohbetlerini ilgi ile takip ettiğim Dr. Mustafa Merter bir konuşmasında her dört kişiden birinin narsist olduğunu, depresif insanların sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Elimizdeki akıllı telefonların adeta esiri olduğumuzu ve bu esaretten çok az kişinin kurtulabildiğini, kurtulmanın yolunun bu dünyaya gereğinden fazla önem vermemek olduğunu söyleyince aklıma Mesnevi’nin 19. Beyti geldi.

Ey oğul, seni dünyaya bağlayan zincirini kopar ve özgür ol. Çünkü bu zincir kırılmadıkça geldiğin yere dönmenin imkânı yoktur ve dünyaya bağlanan kişi kafesteki kuş veya kanadından taşa bağlı doğan gibidir.

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 24 Ekim 2019 13:10

Senin baban iyi adam

Sinemalarda gösterime giren 7. Koğuştaki Mucize adlı filmi birkaç hafta gecikmeli de olsa nihayet seyredebildim. Her kesimden, her yaştan, her inançtan, okumuşu, okumamışı herkesin anlayabileceği ve kendisinden bir şeyler bulabileceği filmi başından sonuna kadar gözümü kırpmadan bir iyilik hikayesi, bir masal dinliyormuşçasına seyrettim. Bir de oyuncuları iyi olunca ortaya güzel bir eser çıkmış.

Film, bir koğuş azılı mahkûmun bir masumu kurtarmak için seferber olmalarını anlatıyor. Her biri azılı bir katil veya hırsız olan mahkumların önce öldürmek istedikleri adamı sonra hayatları pahasına kurtaracak duruma gelmelerinin hikayesi de diyebiliriz. O mahkumları böylesine değiştiren ise küçük bir kızın baba sevgisi ve babanın saflığı ve temizliği. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazartesi, 21 Ekim 2019 11:18

Pak gönüllü bir ışık: Nuri Pakdil

Geçen hafta sonu Nuri Pakdil ile geçti. Kimilerine göre Nuri Pakdil yaşadığı çağa damgasını vuran bir düşünce adamı, bir şair kimilerine göre ise değil. Hakkında olumlu-olumsuz o kadar çok şey söylendi ki hiç tanımayanların ve okumayanların kafası karışabilir. Dile getirdiği düşüncelerin şairliğini geri plana attıracak kadar kuvvetli olduğu kesin. Şiir kitapları kısa şiirlerden oluştuğu için eleştirilir zaman zaman ve şairliği tartışılır. Ama herkesin beğeneceği ve terennüm edeceği bir dizesinin olması Koca Ragıp Paşa’nın dediği gibi;

Eger maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 17 Ekim 2019 11:56

Kıbrıs bizim neyimiz olur!

Geçen haftayı KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın yaptığı, o adı ve soyadı taşıyan birine hiç yakışmayacak talihsiz ve incitici açıklamayı tartışarak geçirdik. Başta siyasiler olmak üzere gereken cevabı Türkiye’de ve KKTC’de fazlasıyla aldı ve alacak. Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden bir zatın çevresinde kendisine Türkiye’nin içinde bulunmuş olduğu şu ortamda böyle lakırdılar etmesinin ne siyaseten ne de ahlaken doğru olduğunu söyleyecek bir Allah’ın kulu yok muydu?

Ona üstelik yazılı yaptığı bu açıklamanın Türkiye’de PKK/YPG’nin savunulması anlamına geleceğini, kamuoyunda büyük tepki çekeceğini hatırlatacak bir danışmanın olmaması bir başka fecaat. Var da uyarılmasına rağmen bu açıklamaları yaptıysa o zaman burada söylemeye dilimin varmadığı başka bir durum söz konusu ki o daha da beter.

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 29

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç