Denemelerim

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

251 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 22

Dün 207

Haftalık 22

Aylık 2241

Tüm Zamanlar 318132

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Ismail - İsmail Güleç

Geçen yazıda Alev Alatlı’nın kitabında bir alıntı yapmış ve sonra bir soru sormuştuk. Müslümanlar St Petersburg gibi bir şehir inşa edebilirler mi? Daha sonra bu sorunun cevabını aramaya başlamıştık.

Şehrin ne olduğu, Farabi’nin şehirler hakkındaki görüşlerini, Batılıların İslam şehirleri hakkında ne düşündüklerini özetlemiş ve bir sonraki yazıda Medine’nin kuruluşu ile devam edeceğimizi söylemiştik.

Söylediğimiz gibi yapalım.

Devamını okumak için tıklayınız.

Bir önceki yazımda Alev Alatlı’nın son çıkan kitaplarını tanıtırken ondan kısa bir alıntı yapmıştım.

Bu yaşıma kadar heybetli bir saray, bir katedral, bir piramit, bir kolezyum, bir bulvar, şıkır şıkır bir şehir görmedim ki temelinde sömürü, cinayet, fuhuş, uyuşturucu, kara para yatmasın. Ne Londra ne Paris ne Roma ne New York ne de St Petersburg (Hele de St Petersburg) görkemli bir metropol olsun da insan kemikleri üzerine yükselmesin. Evsizlerin sığınıp titreştikleri karanlık köşeleri, şiddetin kol gezdiği arka sokakları bulunmasın.

Kitapta okuduğumda Alev Alatlı ile benzer şeyleri düşündüğüm için sevindiğimi söylemiştim. Devamını okumak için tıklayınız.

Alev Alatlı’yı bilmeyenimiz yoktur. Televizyonlarda çıktığı programlarda birikimi, bilgisi, zekâsı, anlattıkları, ezber bozan söylemi ile meraklı ve bilgiye aç izleyiciye kendisini zorla izlettirir. İzlerken de ne kadar da bilgili bir kadın maşallah, demekten de kendisini alamaz izleyici.

Bilgi ve birikimiyle bizleri kendisine hayran bırakan Alev Alatlı’nın Nasihatname üst başlığı altında yayınlayacağı on kitabın ilk ikisi çıktı. Serinin ilk kitabının adı ABD milli marşının ilk dizelerinden: 

Devamini okumak için tıklayınız.

Malum Muharrem ayına girdik, aynı zamanda yeni bir hicri yıla. Peygamber efendimizin gözünün nuru ve çok sevdiği torunu Hz. Hüseyin’in, Muaviye’nin oğlu Yezîd’in emriyle Basra valisi Ubeydullah b. Ziyâd tarafından 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) Kerbelâ’da şehid edildi. Bu tarihten itibaren Müslümanlar, özellikle Şii dünyası bu olayı her yıl hatırlayarak acısını tazeledi. Türkler de Şiiler kadar abartılı olmasa da Muharrem gelince özellikle tekkelerde Hz. Hüseyin’in şehadetini anlatan ilahilerle Kerbala’yı anmayı adet haline getirdiler.

Bu ayda özellikle 9-11. günlerde üç gün oruç tutmak, tıraş olmamak, banyo yapmamak, elbiseleri değiştirmemek, cam bardakta su içmemek, kana kana su içmemek, sofralara bıçak koymamak, her türlü eğlenceden uzak durmak, 

devamını okumak için tıklayınız.

İnsan mı demeliydim yoksa? Bugünlerde adam-kadın tartışması kelimeler üzerinden yürütülüyor. Konudan sapmamak için o bahsi bir başka yazıya bırakarak sorumuzun cevabını aramaya başlayalım.

Bu soruya herkes farklı cevaplar verebilir. Hatta siz de bir ölçek geliştirebilirsiniz. Çevrenizde çok beğendiğiniz ve karakter sahibi olduğunu düşündüğünüz birini örnek alır, onun hayran olduğunuz özelliklerini sıralarsınız, alın size bir ölçek daha.

Ben bu sorunun cevabını Fevrî’nin Sokullu Mehmed Paşa’yı ve ahlakını anlattığı eseri Ahlak-ı Mehmed’de arayacağım ve yüksek seciye sahibinin nasıl olması gerektiğini izah etmeye çalışacağım. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 28 Ağustos 2019 15:44

Katarin Bektaşi Tekkesi

Katerin, Selanik’e, yaklaşık bir saatlik mesafede (70 km) Olimpos Dağı’nın doğu eteklerinde kurulmuş bir sahil kenti. Bugün Pontus mübadillerinin yaşadığı bu şehirde bir zamanlar halk arasında Sarı Abdullah Baba Tekkesi olarak bilinen Katarin Bektaşi Tekkesi şehrin merkezinde, eski hastane binasının batısında, 50 metre ileride bir park içinde.

Gitmeden önce şehrin girişinde ve otoban tarafında diye okuyunca oralarda aradık. Kimse de bilmiyordu. Nedense birinin aklına siz cami mi arıyorsunuz diye bir soru geldi. Ben de gelmişken bari orasını görelim dedim. Ümitsizlik içinde gitmişken birden aradığımız tekke ve türbeyü görünce ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz.

Bugün bahçesinde suyu akmayan aslanlı çeşmesi, türbe binası ve hemen yanında Bektaşi taclı mezar taşı olan iki kabir var. Türbe elden geçirilmiş ve gayet temiz durumda. Kapısı kilitli olduğu için içine giremedik.

Geçenlerde Adalet Ağaoğlu ile yapılan bir röportajı okudum ve Ağaoğlu’nun şu sözleri çok dikkatimi çekti:

64 yıllık eşim öldüğünde yarım kaldım. Bu kadar uzun yaşamayı hiç istemezdim, kendimden sıkıldım

Bu sözleri okuyunca aklıma bir arkadaşımın geçen sene 84 yaşında vefat eden annesinin sözleri geldi. Merhûme teyzemiz, bu dünyada yeteri kadar kaldığını, eşini çok özlediğini, öte dünyaya göç etme vaktinin geldiğini anlatırmış ve adeta kısa bir süre sonra otobüsü kalkacak yolcu gibi bavulu hazır ölümü beklermiş.

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 21 Ağustos 2019 08:51

Akademisyen dediğin Kiel gibi olmalı

Son iki yazı Rumeli’ni dolaşarak geçirdim. Geçen sene Bulgaristan’ı, bu sene de Yunanistan’ı baştan sona gezdim desem abartmış olmam. Gezi nedenim ise tekke ve türbeleri görmek, fotoğraflamak ve haklarında bilgi vermek, unutulma ve yok olma girdabına düşmekten kurtarmaya çalışmak. Bulgaristan gezisi Bulgaristan’ın Manevi Bekçileri isimli bir kitabı doğurdu. Kısmet olursa birkaç ay içinde de Yunanistan gezisinin sonuçlarını kitaba dönüştüreceğim.

Her iki kitabı hazırlarken yüzlerce kaynağı taradım ve birçok eserden yararlandım. Ama bir kişi var ki her iki ülke için kendisinden ziyadesiyle istifade ettim. Öyle ki onu takdir etmemek ve kendisinden bahsetmemek mümkün değil.

Devamını okumak için tıklayınız.

Çalışkanlığı ve üretkenliği ile örnek aldığımız hocalarımızdan Prof. Dr. Ramazan Şeşen, Cahız’ın Türklerin Faziletleri isimli eserinden sonra Ebu Muhammed el-Makdısî’nin Türk Memlüklerinin Faziletleri (İstanbul: Yeditepe Yayınları, 2019) isimli eserini de Türkçemize kazandırdı. Hocamızı Memlüklular ve Eyyubiler üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra Arapçadan tercüme ettiği eserleri ile de biliyoruz. İslam coğrafyacıları ve eserleri üzerine olan çalışmaları alanında en önemli başvuru eseri.

Resmen emekli olsa da fiilen emekli olmayan ve birbirinden değerli eserleri dilimize kazandırmaya devam eden Ramazan Şeşen Hoca’nın son tercümesi olan el-Makdısî’nin eseri iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Memlüklular tarihi anlatılır iken ikinci bölüm Mısırlılara Türkler Mısır’ın tuzudur darbımeselini dedirten Memluk Türklerinin üstün meziyetlerine ayrılmış. Eser Abbasiler döneminde Türklerle tanışan Arapların Memlük Türklerine (1250-1517) bakış açısını yansıtması açısından önemli. Eminim günümüzde de Makdısî gibi düşünen Arapların sayısı düşünmeyenlerden daha fazladır. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 14 Ağustos 2019 09:04

Kimlerin kurbanı makbul olur?

Bir bayrama daha kavuşuyoruz, kavuştuk. Kavuşturana hamd olsun.

Hali vakti yerinde olanlarımızı kurban heyecanı sardı. Kimi hayvan pazarlarını geziyor, en besili, en güzel ve en ucuz hayvanı arıyor. Varsa ortaklarıyla birlikte kesecekler, paylaşacaklar. Allah kestikleri kurbanı, akıttıkları kanı kabul etsin.

Bir kısmımız, çevremde kurban eti verebileceğim fakir kimse yok, diye bir kısmımız da kurban kesmek ile uğraşmamak için veya kesecek imkanları olmadığı için STK’lara bağışlayacak. İnternet üzerinde hangi kuruluş nerelerde ve kaç paraya kestiğini araştıracak. Allah onların da yaptıkları yardımı ve adlarına kesilen kurbanı kabul etsin.

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 27

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç