Denemelerim

Etkinlik Takvimi

26 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
18 Ara 2017;
02:00PM - 03:00PM
Ney nedir, ne der?
12 Ara 2017;
05:30PM - 07:00PM
Garipname Okumaları
11 Ara 2017;
05:00PM - 06:30PM
Tarihçiler için edebiyat
29 Kas 2017;
06:00PM - 07:30PM
Gazel İncelemeleri

Kimler Sitede

61 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 28

Dün 37

Haftalık 28

Aylık 619

Tüm Zamanlar 243711

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Administrator - İsmail Güleç
Salı, 25 Ağustos 2015 10:14

Bilmecelerle birlikte

Bilmecelerle birlikte neleri kaybediyoruz?

Bilmeceler artık hayatımızdan yavaş yavaş çıkıyor. Onun yerini ilk duyduğumuzda bize komik gelen ama insana bir şey katmayan, o anı eğlenceli hale getiren tek katmanlı çözümü basit olduğu halde cevabı hemen akla gelmeyen Amerikan bilmeceleri aldı. Ne demek istediğimizi bir örnek üzerinden anlatmaya çalışalım. Dört tane fil taksiye nasıl biner? Doğal olarak hiçbir filin taksiye sığamayacağını düşünürüz ve aklımıza cevap olarak mantıklı bir şey gelmez. Cevabı, ikisi öne, ikisi arkaya biner. Güldük, geçti. Daha sonra aklımızda bir şey kaldı mı? Hayır. Cevaplamak için herhangi bir kültür birikimine ihtiyacımız var mı? O da hayır.

Salı, 05 Mayıs 2015 12:51

ZİNDANDA MIYIZ, YOKSA MAĞARADA MI?

ZİNDANDA MIYIZ, YOKSA MAĞARADA MI?

MEVLÂNA’NIN ZİNDANI İLE EFLATUN’UN MAĞARASINI KARŞILAŞTIRMA DENEMESİ

Tarihin en eski dönemlerinden beri ideal insan konusu filozofların gündeminden düşmemiştir. İdeal insanın sahip olması gereken özellikler konusunda Doğudan Batıya filozoflar ve din adamları görüşler ileri sürmüşler, bu konuda insanları uyaran metinler kaleme almışlardır. Biz bu çalışmamızda Antik Yunan kültürünün önemli temsilcisi Eflatun ile edebiyatımızın ve tasavvuf hayatımızın önemli bir ismi olan Mevlana’nın hakikatten habersiz insanları hakikate götüren yolları anlatmak için başvurduğu mağara ve zindan benzetmelerini karşılaştıracağız.

Devamı İçin

Pazar, 22 Mart 2015 14:10

Müsait kelimesi üzerine

Müsait kelimesi üzerine

Haftada değil, günde bir kaç kez gündemin değişebildiği canım memleketim Türkiye’min geçen hafta tartışılan konularından biri, bir gazetede çıkan TDK’nın Büyük Sözlük’ünde ‘müsait’ kelimesinin açıklamasında kadınların aşağılandığına dair haber idi. Konu sosyal medyaya düştü ve tartışma hızla büyüdü, hatta meclis kürsüsünde milletvekilleri tarafından da dile getirildi.

Tartışmanın nedeni olan müsait kelimesinin TDK Büyük Sözlük’ünde yer alan ikinci anlamı şöyle:

Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın).

Burada tartışılan konu parantez içinde yer alan kadın kelimesi üzerinde odaklaştı. Neden erkek değil de kadın? Erkekler kolayca flört etmeye hazır değil mi? Sadece kadınlar mı flört ederler? Bu ve buna benzer sorular özellikle feminist dernek temsilcileri tarafından yüksek sesle söylendi ve cinsiyetçi bir ifade tarzı olarak algılanan bu ifadenin sözlükten kaldırılması istendi.

TDK bu ithamlar üzerine bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Yapılan açıklamada sözlükte yer alan tüm maddelerin yeniden okunmasına ve düzenlenmesine karar verildiği, sözlükçülerin görevinin kelimelerin anlamlarını günlük hayattan aldıklarını söyledikten sonra kelimenin Türkçede kullanımının tarihçesi verildi. İlk olarak Ömer Seyfettin’in Nakarat isimli bir makalesinde kullanıldığının tespit edildiği ifade edildikten sonra kelimenin 32 yıldan beri sözlüklerde mevcut olduğu belirtildi.  Daha sonra müsait kelimesinin aynı anlamda yer aldığı sözlükler sıralandı.

Çarşamba, 18 Şubat 2015 10:15

Belhî ve Tevhidin Sırları

Belhî ve Tevhidin Sırları

Tasavvuf yoluna çıkanların bir kısmı tevhid sırlarına vakıf olmak isterler. Bazıları vakıf olur ve kendilerinden sonra yola çıkanlara ve çıkacaklara yol göstermek üzere kendi tecrübelerini hocalarından ve şeyhlerinden dinledikleri ve öğrendikleri ile destekleyerek anlatırlar. Bazı ehl-i tevhid hallerini sadece özel sohbetlerinde muhiplerine aktarırken bazıları da kağıda dökerler ve kendilerinden sonraki nesillere de bırakırlar. Her ne kadar açık olarak yazsalar da, tatmayan bilmez, sözü fehvasınca okuyanların büyük bir kısmı anlamaz, bir kısmı taklit eder, çok az bir kısmı gerçek manasıya anlar. Onlar da aslında tecrübeleri ile mukayese ederler, o eşsiz zevk veren yolculuklarını hatırlayarak, geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer, sözleriyle ifade edilen duyguyu yaşarlar.

Cumartesi, 07 Şubat 2015 17:22

Öğretmenlik=Profesyonel Öğrenci

Öğretmenlik = Profesyonel Öğrenci

Türkiye’de uzun zamandan beri tartışılan konulardan bir de öğretmen yetiştirme. Atanamayan öğretmen adayları gösteri yaptıkça tartışmalar alevlenir, işin içine siyasiler girer, herkes bir tarafından tartışmaya müdahil olur. Ben burada bu tartışmalara fazlaca girmeden öğretmen yetiştirmekle ilgili önemli gördüğüm üç temel noktaya temas etmek istiyorum. Bunlardan ilki öğretmen yetiştirme.

Dünyadaki uygulamalara baktığımızda öğretmenlerin kabaca iki türlü yetiştirildiğini görürüz. İlki eğitim fakültelerinde, diğeri de öğretmenlik formasyonu kazandıracak programlarla. Biz ülke olarak her iki sistemi de kullanıyoruz. İlk ve orta okullarda eğitim fakültelerinden mezun olanlar, liselerde ise büyük oranda fen-edebiyat fakültesi mezunlarına öğretmenlik formasyon programlarını aldırarak öğretmen yetiştiriyoruz. İster eğitim fakültesinden, isterse pedogojik formasyonla alınmış olsun, kontenjanların ne kadar olacağından daha çok verilen bu eğitimin niteliğinin tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

İslam’da Şiir ve Şair Algısına Dair Kimi Tespitler

Şiir, Cahiliye dönemi Arapları için oldukça önemli idi. Kabileler savaşmaya önce şiirle başlar, sonra kılıçla devam ederlerdi. Şiirin ve şairin önemli olduğu bir topluma inmeye başlayan Kur’an’da şiir ve şairlerle ilgili ayetler bulunmaktadır. Bu makalede, bu ayetlerin değerlendirmesi yapılmış ve bu ayetlerden yola çıkılarak Kuran’da şair ve şiirin nasıl değerlendirildiği tespit edilmeye çalışılmıştır.

Devamı İçin

Pazartesi, 19 Ocak 2015 08:23

Saray ve Askerleri

Saray ve Askerleri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerden önce farklı bir cumhurbaşkanı olacağını söylerdi. Şahsen, bu farklılığın cumhurbaşkanlığını icra biçiminde olacağını düşünürdüm. Ancak şu altı aylık dönemde gördüğüm bu farklılığın sadece icrada olmadığı, yapısal ve kurumsal birçok değişikliğin yanı sıra adet, teamül ve uygulamada da olacağı şeklinde. Bu sözlerle neyi kastettiğimi biraz daha açayım.

Çankaya Köşkü, Türk siyasi hayatının merkezinde mühim bir yere sahip birçok anlamı çağrıştıran zengin bir semboldür. Çankaya savaşları, Çankaya sofrası, 861 rakımlı tepeye çıkmak, Çankaya yolları yokuş vs hep farklı göndermeleri taşıyan ve her birinin farklı anlamları olan ve söylenildiğinde insanlara bir kelimeden daha çok şeyler ifade eden sembolleşmiş deyimlerdir. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı tarihi yazılacak olsa herhalde bu ve buna benzer kelimeler olmadan ortaya bir şey konulamaz, olaylar anlatılamazdı. Adeta makam ile bütünleşen, Cumhurbaşkanı ile neredeyse aynı anlamda kullanılan Çankaya bu kadar önemli olmasına rağmen altı ay geçmeden neredeyse unutuldu, gündemden düştü. Belki bunu söylemek için erken ama tarihte bir dönemi işaret eder oldu. Onun yerine, Beştepe’de inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı kullanılmaya başlandı. Bir anlamda muhalefet dediğini yapmış oldu, Tayyip Erdoğan’ı Köşk’e çıkartmadı, ama saraya gönderdi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF’İN ÜÇÜNCÜ BEYTİNE FARKLI BİR ŞERH DENEMESİ

 

Mesnevî’nin bir çok isminden biri Mağz-ı Kuran, diğeri de Keşşâfu’l- Kuran’dır. Bu isimlerle anılmasının nedeni altı ciltten oluşan Mesnevî’de lafzen ve mealen iktibas edilen ayet sayısının 700 kadar olmasıdır. Bu sayıya telmih yoluyla işaret edilen ayetleri de ilave edecek olursak bin beş yüz kadar ayet tefsir edilmiş olmaktadır. Bu rakam Kur’ân’ın yaklaşık dörtte birine tekabül etmektedir ve Mesnevî’nin aynı zamanda iş’ârî bir Kur’ân tefsiri olduğunu göstermektedir.

Devamı için

Salı, 16 Aralık 2014 08:02

Piyasa Mevleviliği

Piyasa Mevleviliği

Çağımız imaj ve tüketim çağı.Tüm kutsalların, inançların, dinlerin tüketildiği ve tüketim aracı olarak pazarlandığı veya sunulduğu bir çağda Mevlana ve Mevlevilik gibi değerli ¨marka¨ların bundan kurtulması mümkün değildi ve nitekim kurtulamadı.

Mevlana Pide Salonu, Semazen Büfe, Derviş Kafe, Neyzen Köfte Salonu vs. gibi isimlerin bir kısmı sahiplerinin iyi niyetle yaptıkları tercihten olabilir ama diğer dini ve manevi kavramlar gibi bunun da günlük hayatın içine çekilerek sıradanlaştırılması pek hoş olmuyor. Mevlana ismini bir pidenin önünde görmekten, pek çok insan gibi ben de pek hoşlanmıyorum. Şunu da söylemeliyim, bu tür piyasalaşma en masumu. Sofistike bir şekilde ve büyük kitlelere hitap edecek şekilde medya üzerinden yapılan pazarlama tekniklerine baktığımızda iyi niyetli bir esnafın yaptığı bir tercihi daha masum bulduğumu söylemeliyim.

Devamı için tıklayınız.

Cumartesi, 15 Kasım 2014 14:23

Mâşuk’un Nefesi nefesimizi kesti

şuk’un Nefesi nefesimizi kesti

Murat Pay’ın yönetmenliğini yaptığı Maşuk’un Nefesi isimli bir mevlithanın nasıl yetiştiğini gösteren nefis belgeseli seyrettikten sonra aklımda kalanları sizinle paylaşacağım.

Her şeyden önce belgeselin çekilme hikâyesi ile başlayayım. Murat Pay, eşiyle birlikte gezdiği sahafların birinde kelepir bir Mevlid nüshası bulur. 1 TL verip kitabı alırlar. Başlangıçta çok da önemli değildir, alınan bir çok kitaptan birisidir, derken yönetmenin eşinin annesinden, annesinin de babasından duyduğu, Mevlid’in vezinli okunuşunu hatırlar ve bir gece bir türlü uyumayan kızının başında masal kitabı yerine babasından ve babaannesinden duyduğu şekilde, failatün failatün failün vezninde  Mevlid’i okumaya başlar. Kızının sakinleştiğini ve rahatladığını görünce bu okumalar her akşam yerine getirilmesi gereken bir ödev hâline dönüşür. Bunu duyunca düşünmeden edemedim, günümüzde acaba çocuğuna geleneksel formda Mevlid ve benzeri metinleri okutarak uyutan kaç anne baba var? Benim aklıma çocuklarıma Mevlid okumak gelmedi, üstelik bildiğim halde gelmedi ve gelmediği için de çok üzüldüm. Bu arada annenin çocuğa okuduğu Mevlid’in sözleri babanın da dikkatini çeker ve anne-baba Mevlid’le yakından ilgilenmeye başlayınca küçük kızının bile dinlemekten zevk aldığı bu metinle ilgili bir proje yapmayı düşünür.

Page 1 of 8

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

© 2005 - 2017 İsmail Güleç