Denemelerim

Etkinlik Takvimi

07 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri
14 Nis 2020;
09:00PM - 11:00PM
Enderun Sohbetleri

Kimler Sitede

115 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 11

Dün 84

Haftalık 95

Aylık 535

Tüm Zamanlar 344628

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 62

Cumartesi, 11 Ekim 2014 23:22

Devlet Dershaneleri

 

 

Geçtiğimiz sene uzun süren tartışmaların ardından alınan bir kararla dershaneler kapatılacak veya okula dönüşecekti. Eğitim içinde iki başlılığa ve okulların ikinci plana itilmesine neden olan, eğitimi sadece sınav çözme becerisine indirgeyen dershanelerin kapatılması kararını desteklemiştik. Dershaneleri eleştirmemizin bir nedeni de öğretmenlerin dershanelerde gayri insani şartlar altında çalışmalarıydı.

Gerekli yasal hazırlıklar yapıldı, bir kısmı temel liselere dönüştü, bir kısmı dönüşmeye çalışıyor. Bir kısmı da özel okul oldu. Hatta devlet çocukların özel okullara gitmesini teşvik etti. Buraya kadar herşey normal seyrinde gidiyordu. Derken gazetelerde şöyle bir haber çıktı:

Müslümanlar St Petersburg’u inşa edebilir miydi?

On beşgün önce bir vesile ile St Petersburg’a gittim. Kaldığım birkaç gün boyunca başta en büyük ve en tanınan caddesi olmak üzere şehrin caddelerini, sokaklarını dolaştım durdum. Dolaşırken şehirle ilgili garip bir duygu oluştu ve hep kendime şu soruyu sordum:

Müslümanlar böyle bir şehir kurabilirler mi?

Zihnimi epeyce meşgul eden bu sorunun cevabını düşündüm ve düşüncelerimi paylaşmak için de kaleme döktüm.

Şehir nedir?

Şehir, medeniyetle yaşıt. Medeniyet şehirle başlıyor. Medeniyet tarihi aynı zamanda şehirlerin de tarihi. Dolayısıyla şehir aynı zamanda bir gelişmişlik göstergesi. Şehirler toplumların psikolojisini yansıtan birer ayna.

Kitaplar şehri şöyle tanımlıyor: İnsan hayatını düzenlemek üzere meydana getirdiği en önemli, en büyük fiziki ürün ve insan hayatını yönelten çevreleyen yapı.

Cuma, 05 Eylül 2014 23:15

Romantizma

Romantizma


-Öğretmenim, öğretmenim!

-Efendim yavrum.

-Bir sorum var.

-Sor kızım.

-Romantizm nedir öğretmenim?

-Evet çocuklar. Arkadaşınızın sorusunu duydunuz. Kim cevap vermek ister?

-Öğretmenim iyi duyamadık.

-Soru tam olarak neydi?

-Ormantizma gibi bir şeydi sanırsam.

Salı, 19 Ağustos 2014 23:05

Dünyaya kazık çakan var mı?

Dünyaya kazık çakan var mı?

Geçtiğimiz hafta içinde bir arkadaşımızın 84 yaşındaki annesi vefat etti. Kendisine başsağlığı dilerken bize annesinin

ölmeden önceki sözlerini aktardı. Merhûme, bu dünyada yeteri kadar kaldığını, eşini çok özlediğini, öte dünyaya göç etme vaktinin geldiğini anlatırmış ve adeta kısa bir süre sonra otobüsü kalkacak yolcu gibi bavulu elinde hazır beklermiş.

Bu teyzemiz ilk okul mezunu bile değil, belki okuma-yazması da yok, varsa da sonradan öğrenmiş. Kendime, o teyzemizin hayat karşısında bu asil duruşu nerede ve nasıl kazandı, sorularını düşünürken gazetelerde gözüme bir haber ilişti.

Devamı için

Pazar, 13 Temmuz 2014 22:41

Arı Kovanına Çomak Sokmak

Arı Kovanına Çomak Sokmak

Timaş Yayınları Hatırat Kitaplığı serisinden Ahmet Yaşar Ocak Kitabı Arı Kovanına Çomak Sokmak başlıklı bir kitap yayınladı (Temmuz 2014). Haşim Şahin’in hazırladığı ve sorularıyla yönlendirdiği kitap bir söyleşi ve alt başlığı da Taşra Kökenli Bir Tarihçinin Sıradan Meslek Hayatı. Yazıya bu alt başlığa itiraz ederek başlayayım. Taşra Kökenli sözü oldum olası itici gelmiştir bana. Neden kökenli deriz, anlamam. Doğrudan taşralı diyebiliriz. Kaldı ki Ahmet Yaşar Ocak İstanbul ve Strasburg Üniversitelerinde eğitim görmüş biri olarak taşralı da sayılmaz. Kitabı okuduğumuzda sadece meslek hayatı değil, çocukluk, aile, doğup büyüdüğü yerler, tahsil hayatı da var. Aslında bu alt başlığa gerek var mıydı, bilmiyorum. Madem koyma ihtiyacı hissetmişler, bence Taşralı Bir Müverrihin Sıradışı Hayatı olmalıydı.

Cuma, 20 Haziran 2014 23:31

Öğrenciler okuldan atılmalı mı?

Öğrenciler okuldan atılmalı mı?

Basından öğrendiğimize göre hükümet, üniversiteden atılmayı kaldıran düzenleme için yasa tasarısı hazırladı. Yükseköğretim Kanunu'nda değişiklikler de öngören tasarı, TBMM'ye sunuldu. Tasarıya göre atılmayı kaldıran 3 yıllık düzenleme yürürlükten kaldırılacak.
Acaba bu doğru bir karar mı? Hatırlamaya çalışalım, bundan üç sene kadar önce 25. 02 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 2547 sayılı kanunun 173. Maddesine eklenen geçici 58. Madde ile üniversitelerden atılma kaldırılmış, daha önceden çeşitli nedenlerle üniversite eğitiminden uzaklaşmış ve uzaklaştırılmış olan öğrenciler için af çıkarılarak yeniden öğrenci olma hakkı tanınmıştı.

Cuma, 13 Haziran 2014 00:09

YÖK herşeye engel mi?

YÖK herşeye engel mi?

20-21 Mayıs 2014 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi evsahipliğinde Ulusal ve UluslararasıBoyutlarıyla Doktora Eğitimi

Çalıştayı başlıklı bir toplantı düzenlendi. Aralarında rektör, rektör yardımcıları, dekan, enstitü müdürleri ve yardımcılarının da bulunduğu yetmişi aşkın üniversiteden konu ile ilgilenen üç yüz akademisyen katıldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’nın katılımı ve sunumuyla desteklediği çalıştayda açılış konferanslarının ardından beş farklı oturumda doktora eğitimi farklı yönleriyle tartışıldı. Çalıştay düzenleme heyeti başkanı ve İÜ Rektör Danışmanı Prof. Dr. Rıza Güven’in çalıştayın düzenlemesinin hikayesini anlattığı açılış ve selamlama konuşmasının ardından İÜ Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet’in üniversite eğitiminin nereye gittiğini ve sorunların ancak siyasileri ikna ederek çözülebileceğini anlattığı ufuk açıcı konuşma ile devam etti.

Pazartesi, 02 Haziran 2014 23:47

Bir Yunus Emre şarihi

Bir Yunus Emre şarihi olarak İsmail Hakkı Bursevî ve şerhleri

Yunus Emre’nin meşhur ‘Çıktım erik dalına’ mısraıyla başlayan şiirini de şerheden Bursevî’nin, Rûhü’l-Mesnevî’sinde şiirlerinden en çok örnek verdiği şairler sıralamasında Aziz Mahmut Hüdâyî 50 kere ile ilk sırayı almaktadır. Onu 34 ile Muha

mmediye yazarı Ahmet Bicân ve 18 ile Yunus Emre takip etmektedir. Yunus Emre’den sonra Fuzulî, Nef’î, Veysî ve Bâkî gelmektedir.[1]

İsmail Hakkı Bursevî, 17. Asrın önemli mutasavvıflarındandır. Yüzü aşkın eseri arasında özellikle Kuran tefsiri Rûhü’l-Beyân ile Mesnevî şerhi olan Rûhû’l-Mesnevî en önemli eserleri olarak gösterilebilir. Rûhü’l-Mesnevî’yi şerh ederken Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerden bolca örnekler vermiştir. Arap edebiyatından 16, Fars edebiyatından 19 şairin şiirlerini kullanan Bursevî, Türk edebiyatından ise 49 şairden örnekler vermiştir.

Pazartesi, 19 Mayıs 2014 14:21

Hüdhüd ile karga arasındaki kavga biter mi?

Hüdhüd ile karga arasındaki kavga biter mi?

Hüdhüd, geleneğimizde ve edebiyatımızın önemli figürlerinden biridir. Kutsal kitabımızda zikredilen bir kuşun edebiyatımıza ve geleneğimize böylesine yaygın bir şekilde girmesi çok şaşırtıcı olmamalı.

Hüdhüd, Kur’an’da Neml Suresinde geçer. Bu surede, hüdhüd öncü ve kılavuz bir kuş olarak anlatılır. 16-35. ayetler arasında anlatılan olayı kısaca özetleyelim.

Cumartesi, 06 Temmuz 2013 22:43

Birisi size deve derse kızar mısınız?

Bir arkadaşımla sohbet ediyoruz. Laf döndü, dolaştı, hayvanlarla insanlar arasındaki benzerliğe geldi. Hepimiz günlük hayatta birilerini tarif ederken hayvanları kullanırız. Çok kurnaz olduğunu bildiğimiz birisine tilki, hafif bön olana öküz, çok çalışkana inek veya karınca, tenbele ağustos böceği, güçlü kuvvetli birisi mert ve yiğit ise aslan, kaba saba ise ayı, hain ise akrep veya yılan, üretken ve faydalı ise arı, uysal ise koyun deriz. Sesi güzelse bülbül, berbatsa karga gelir aklımıza. Hakaret etmek için de bir sürü hayvan ismi sıralanabilir. Bunların yanı sıra burada sayamadığım bir çok özelliği bir çok hayvana benzetebiliriz.

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç