Denemelerim

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

294 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 46

Dün 144

Haftalık 190

Aylık 1877

Tüm Zamanlar 321984

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Semih Kaplanoğlu - İsmail Güleç
Perşembe, 26 Eylül 2019 12:58

Dünyayı iyilik kurtaracak

Geçtiğimiz hafta sonu, ikinci hafta kaldırılır endişesiyle ki bir önceki filmi öyle olmuştu, hemen Semih Kaplanoğlu’nun Oscar’a aday gösterilen filmini seyretmeye gittim. Filmin sonunda aklıma nedense Hüseyin Atlansoy’a ait olduğunu sandığım aklımda kaldığı kadarı ile şu dizesi geldi:

Zekamızla baş edebilirsiniz ama saflığımızla asla

Bu dizeyi izah etmek için film çekilse herhalde bu kadar olurdu. Filmin iki kahramanından biri olan Kübra Pir’in canlandırdığı ve benim çok başarılı bulduğum Aslı’nın zekası en az Kübra Pir kadar başarılı olan Ece Yüksel’in canlandırdığı Gülnihal’in saflığı ile baş edemedi ve teslim oldu. Bana soracak olursanız filmin özeti ve konusu bu. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Yayınlandığı Kategori Kitap ve film yazıları

Peşpeşe sayılabilecek bir zaman diliminde önce Buğday, ardından da Labirent’i seyredince sanki aynı filmin iki farklı versiyonunu seyretmiş gibi oldum. Buğday hakkındaki görüşlerimi daha önceden yazmıştım. Labirent’i de seyredince gördüğüm benzerlikleri sizlerle paylaşmak istedim.

Buğday, malum Semih Kaplanoğlu’nun dünyanın büyük sorunları içinde debelenen insana kurtulmasının ancak kendini bulmasıyla mümkün olduğunu gösteren filmi.  İki temel sorun üzerine inşa etmiş filmini Kaplanoğlu. Çevre ve insan, acaba mikro kozmos ve makro kozmoz mu demeliyim! Acaba bu iki sorun  birbirinden ayrılabilir mi? Ayrıntıları daha önce yazdığım için burada girmeyeceğim. Dolayısıyla bu yazıyı okuyacaklara ilkini okumalarını da tavsiye ederim.

Yayınlandığı Kategori Kitap ve film yazıları
Pazar, 04 Şubat 2018 15:11

Nefes olmadan buğday da olmaz

Semih Kaplanoğlu’nun Buğday filmini çok istememe rağmen ikinci haftanın sonunda vizyondan kaldırıldığı için seyredememiştim. Nihayet seyredebildim. Peşinen söyleyeyim, seyretmeseydim benim için eksiklik olurdu, bu bir. Filmi çok değerli bir deneme olarak gördüm ve genel olarak beğendim, bu da iki.

Semih Kaplanoğlu’nun bu filmi hakkında günlerce konuşulabilir, kitap yazılabilir, tezler hazırlanabilir. Muhteva bu kadar zengin olunca hakkında çok yazılıp çizilmesi de normal. Ben de tekrara düşmeden yazmaya çalışacağım.

Galasının Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılması tartışmaları farklı bir mecraya taşısa da zamanla normalleşti ve film üzerine yoğunlaştı. Filmim distopik olup olmaması, Tarkovski sinemasına öykünmesi, filmdeki göndermeler, modern insanın bunalımına önerdiği çözüm bakımından medyada epeyce tartışıldı. Eleştirileri ikiye ayırmak mümkün. Biri film  üzerine, diğeri ise Semih Kaplanoğlu’nun filmde sunduğu reçete üzerine. Eleştirmenler durdukları yere, temellük ettikleri politik ve ideolojik görüşlere göre beğeniyorlar veya eleştiriyorlar. Film hakkında genel kanaat Semih Kaplanoğlu ile aynı dünya görüşüne sahip olmayan eleştirmenler arasında bile başarılı olduğu yönünde. 

Yayınlandığı Kategori Kitap ve film yazıları

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç