Denemelerim

Etkinlik Takvimi

Etkinlik yok

Kimler Sitede

147 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 61

Dün 110

Haftalık 369

Aylık 1861

Tüm Zamanlar 306180

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Mesnevî - İsmail Güleç

Dostlarım beni uyarır bazen çok safsın diye. Karşındaki adamı tanımıyorsun, sana akıl veriyormuş ve yardım ediyormuş gibi davranıyor ama kendi menfaatini kolluyor. Sen de inanıyorsun ve ona yardım ediyorsun derler. Ben de Halik bilsin yeter, derim. Evet, saf bir tarafım var. Hatta benimkisi biraz ahmaklık düzeyinde saflık. Saflığımız bizi korur, derdim de nedenini bilmezdim. Ama şikayetçi değilim bu durumdan. Şairin dediği gibi zekamızla baş edebilirsiniz ama saflığımızla asla diyenlerdenim.

Şimdi siz bu adam kendi kendine yine ne anlatıyor diyeceksiniz yukarıdaki satırları okuyunca. İzah etmeme müsaade buyurunuz.

Birgün her zamanki gibi dersimden çıkmış, odama geçiyordum. Adetim olduğu üzere önce çaycıya uğrayıp büyük bardak çayımı aldım sonra odaya geçtim. Elimdekileri masanın üzerine bıraktım. Bir taraftan bilgisayarımı açmaya çalışırken diğer taraftan masanın üzerini toparlıyordum. Biri kısık sesle selam vererek içeri girdi bu arada. Öğrencilerden biri bir şey soruyor zannettim önce. Başımı kaldırınca uzun zamandan beri görmediğim eski bir arkadaşımı gördüm. Bu taraflarda bir işi varmış, işi erken bitmiş, bir arkadaşını görmek için üniversiteye gelmiş, onu ararken benim adımı görünce kapıdan içeri girmiş.

Yayınlandığı Kategori Mevlana ve Mesnevi

Geçenlerde bir arkadaşıma uğradım. Çay söyledi, içerken bir ara, hayırdır, dedi, artık Mesnevi’den hikayeler yazmıyorsun, hikayeler mi bitti, sen yazmayı mı bıraktın, diye sormaz mı? Şaşırdım, ne demek istiyor acaba dedim kendi kendime. Şaşkınlığım yüzüme vurmuş olacak ki şakayla karışık takıldı:

  • Kızma hoca, alıştırdın bizi hikayelere, o yüzden söyledim.

Yok, kızmadım felan dedimse de arkadaş beni teselli babında birkaç lakırdı daha etti, çayımı içtim ve müsaade isteyip ayrıldım.

Hem yürüyor hem arkadaşın dediklerini düşünüyordum. Ne Mesnevi’de hikaye biterdi, ne de ben yazmayı bırakmayı düşünüyordum. Sayılı olduğu için hikayelerin okunması bitebilir, ama her hikaye her okunuşta ilk defa okunuyormuş gibi yeni ve farklı kapılar açtığı için aslında hiç bitmez. O yüzden Mesnevi manalar ummanıdır ve içilmekle bitmez. Mesnevî’yi anladın mı okuduğun her hikâye Mesnevi’denmiş gibi gelir. Nasıl der gibi baktığınızı görür gibi oldum. Açıklayayım.

Yayınlandığı Kategori Mevlana ve Mesnevi

“Hallac’ın Bilinmeyen Bir Menkıbesi mi, Yahut Tarak-nâme mi?”,

Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi: The Journal of Turkish Studies, 18 (Bahar 2008), s. 109–122.] 

Hallâc’ın bilinmeyen bir menkıbesi mi, yahut Tarak-nâme mi?

İsmail Güleç* 

 

ÖzetLokmani Dede (ö. 1519) Menâkıb-ı Mevlâna isimli mesnevisinde aşk eri olmanın zorluklarından bahsederken verdiği Hallâc-ı Mansur (ö. 922) örneğinde bir tarağın hikayesinden bahsetmektedir. Bu hikâyede tarağın dağda bir ağaç iken nasıl tarak haline getirildiği güzel bir şekilde özetlenmektedir. Bu çalışmada bahsedilen hikâyenin Mansur’un bilinmeyen bir menkıbesi olup olmadığı tartışılacak ve tarağın macerası ile Hallâc’ın hayatındaki benzerlikler tespit edilmeye çalışılacaktır.

Yayınlandığı Kategori Akademik Makaleler

........Kitaplarım........

 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2018 İsmail Güleç